Fethullah Gülen kasetleri ilk bana geldi

Birand'ın, 'Gülen kasetlerini TSK'dan servis etti' itirafı gündeme bomba gibi düştü. Dönemin güçlü habercisi Reha Muhtar kasetlerin kendisine geliş öyküsünü yazdı

Eklenme: 03 Haziran 2011 06:35 / Güncelleme: 03 Haziran 2011 06:35 / 37,258 Okunma / 23 Yorum

Reha Muhtar'ın köşe yazısı

Son günlerde ilginç itiraflarda bulunuyor Mehmet Ali Birand...

Geçmişi ve medyayı sorgulayan itiraflar bunlar...

Dün bu itiraflardan birini Medya Mahallesi programında Ayşenur Aslan’a soru sorarak yapıyor...

Programda Mehmet Ali Birand “Bizim için Genelkurmay herşeyden önemliydi” derken, Ayşenur Aslan itiraz ediyor:

“Bizim için öyle değildi... Biz onların dediklerini yapmıyorduk ATV Haber’de...”

Mehmet Ali Birand, bu söze soruyla cevap veriyor:

“Nasıl yapmadınız?.. Fethullah Gülen’in kasetlerini yayınlamadınız mı?..”

Ayşenur Aslan’ın pek de beklemediği şok bir açıklama bu...

Birkaç saniye düşünerek cevap veriyor Ayşenur Aslan:

“Fethullah Gülen’in kaseti gizli çekim miydi ki?.. Değildi... Ayrıca biz sana yönelik haberleri yayınlamadık...”

“O ayrı bu ayrı...” diyor Mehmet Ali Birand...

Muhatabıyla biraz orta yolu bularak, ısrar ediyor söylediklerinde...

***


Önce şu noktayı belirteyim...

Mehmet Ali Birand’la çok ağır tartışmalar yaptım...

Çok daha ağırını da yapardım, ancak birşeyler tuttu elimi...

Gitmedi kalemim...

Fakat gazetecilik, “her olayı kendi içinde doğrusuyla eğirisiyle değerlendirebilme sanatıdır...”

Mehmet Ali Birand’ın son itiraflarının gerçekliği ve doğruluğu tartışılabilir...

Ancak “samimi” olduğu kesindir...

Mehmet Ali Birand bu açıklamaları yaparken, yüzde yüz doğruları aksettiremese de kendi açısından “samimidir...”

Onun bu noktada samimiyetini sorgulamak yanlıştır...

***


Fethullah Gülen’in yayınlanan kasetleri konusuna gelince...

Mehmet Ali Birand o zamanlar köşe yazarlığı ve program yapıyordu, olayı tam bilmeyebilir...

Tarihe kayıt düşmek açısından anlatayım...

Bu kasetler, o zamanlar hemen her olayda olduğu gibi ilk kez başında bulunduğum SHOW Haber’e geldi...

Kimin ürettiğini bilmem, ancak kaseti getirenler Mehmet Ali Birand’ın söylediği gibi “askerler” değildi...

Fethullah Gülen’in müridi olduğu anlaşılan birkaç kişiyle sohbet baabındaki konuşmasını içeriyordu...

Sohbetin samimiyetiyle söylenmiş birçok söz vardı...

Ayşenur Aslan yanlış söylüyor...

“Bunlar gizli çekim değildi” diyor...

“Gizli çekimden ne anladığınıza bağlı” bu...

O çekim, bir dost sohbetinin kayda alınması...

Fethullah Gülen’in açık, kamuya yönelik bir konuşması değil kesinlikle bu konuşma...

***


Dost ya da yakın müritleriyle sohbetini birisi kaydetmiş...

Fethullah Gülen’in kayıttan haberi var mı yok mu belli değil...

Ancak bu çok önemli değil...

Kasetlere baktım, izledim ve bir süre düşünüp, şimdi kim olduğunu hatırlamadığım haber merkezindeki arkadaşlara “Biz bu kaseti şu anda yayınlamayacağız” dedim...

Canlı yayında rüşvetin bile SHOW Haber’de yayınlandığı günlerdi...

Erbakan’ın masasında duran “rakı kadehinin” ona ait olup olmadığını sorduğumuz, Refah Partili milletvekillerinin kamuya açık salonlarda, Hac’da “ağır salvolarla dolu sallamalarının” kasetlerini tereddütsüz yayınladığımız günlerdi...

***


Bunları yayınlıyorduk, çünkü bunları söyleyenler, bir dost sohbeti samimiyetiyle değil, kitlelere açık bir belagat ustalığının şehvetiyle bu konuşmaları yapıyorlardı ve karşılarındaki insanlar onları huşu içinde dinliyordu...

Fethullah Gülen’in kaseti böyle bir kaset değildi...

İkincisi ve benim için daha önemlisi Fethullah Gülen hakkında zaten arka arkaya davalar açılıyordu...

Fethullah Gülen Türkiye’yi terketmek üzereydi ya da terketmişti...

“Sansasyonel bir haberden ziyade, psikolojik bir harbin” parçası gibi göründü o anda bana o kasetler...

***


Bir gazetecinin “vicdanı”nın sesini dinlediği çok tarihi anlar vardır...

O sırada Fethullah Gülen bugünkü gibi güçlü ve kudertli değildi...

Tukaka edildiği günlerdi...

Bu tip kasetleri yayınlamak prim getirirdi, yayınlamamak değil...

Üstelik rating de getirirdi...

Arkasından da “gündelik başarı” elbette...

Fethullah Gülen’in ne cemaatine, ne düşüncelerine, ne de dünya görüşüne herhangi bir yakınlığım yoktu...

Tersine uzak olduğum söylenebilirdi...

Fakat bu bir duygudur...

Bir yerlerde “bu kaseti yayınlamanın salt bir gazetecilik olayı olmadığını” hissedersiniz...

Belliydi ki, bu özel sohbeti içeren kaset, yeni açılacak davalara zemin teşkil edecek ve bombardıman daha da artarak sürecekti...

Oysa zaten, bir süreç başlamıştı ve bunun daha fazlası “psikolojik savaştı...”

İlk kez bana gelen ve o günlerde sadece bende olan o kasetleri yayınlamaya vicdanım el vermedi...

Salt gazetecilik gibi gelmiyordu bana bunları yayınlamak...

Bir psikolojik savaşın parçası olduğunu hissediyordum...

Yazının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Vatan

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri