ABD ile Rusya arasında gizli anlaşma! Kafa karıştıran Türkiye sorusu - YAZDIR

Kanal 7 Ankara Temsilci Mehmet Acet, bugünkü köşe yazısında Suriye'deki ABD-Rusya ilişkisini kaleme aldı. 2015 yılında Rusya'nın ABD'nin talebiyle Suriye'ye girdiğini hatırlatan Acet, şu anda gelinen durumu, Türkiye'nin ne yapacağını ele aldı. Acet yazısında, 2015 yılındaki ABD-Rusya ortaklığının ardından tam 4 yıl sonra gerçekleşen Putin-Pompeo görüşmesinin şifrelerini anlattı.

  • GİRİŞ16.05.2019 15:57
  • GÜNCELLEME16.05.2019 15:59

İşte Mehmet Acet'in "Paylaşamayacağım somut adımlar attık" adlı köşe yazısı;

 

 

2015 yılının Eylül ayı başlarında Suriye’deki Esed rejimi, savaşın başından bu yana en zor dönemini yaşıyordu.

Muhalifler Suriye topraklarının yüzde 70’ini ele geçirmişler, rejimin başkenti Şam’ın surlarını dövmeye başlamışlardı.

 

 

Durumun farkında olan Beşar Esed, çareyi S.O.S. vermekte buldu.

Açıklama yaptı, "Daha fazla dayanacak gücüm kalmadı" dedi.

Bu gelişmelerin gölgesinde 2015 Eylül ayının son haftasına girilirken Türk istihbaratına, Suriye’deki savaşın gidişatını kökten değiştirecek olan bir bilgi ulaştı.

Ruslar, kısa bir süre içerisinde Suriye’ye müdahale edecek, hava saldırılarına başlayacaktı.

İstihbarat doğru çıktı.

30 Eylül’den itibaren Ruslar, terörle mücadele adı altında sözde Daiş hedeflerini, fiiliyatta ise Türkiye’nin de destek verdiği Özgür Suriye Ordusu’nun bütün mevzilerini ağır şekilde bombalamaya başladı.

İlerleyen zaman içerisinde muhaliflerin gücü zayıfladı, kendi rejiminin geleceğini Ruslara havale eden Esed, "yattığı yerden" zafer kazanmış oldu.

RUSLARI SURİYE’YE ABD GETİRMİŞ

Suriye’nin, düşününce insana ıstırap veren şu yakın geçmişine dair bu hatırlatmaları yapmamızın mühim bir gerekçesi var.

Suriye’deki şartların değişmesi nedeniyle, 2015 sonrası Türkiye’nin karşılaştığı ağır güvenlik konularıyla da yakın ilgisi bulunan, bugün içinse "gerçekte" tam olarak ne olduğunu anlamamıza yardımcı olan bir ifşaatın karşımıza çıkmış olması.

"İfşaat" dediğimiz konuyu bir haber metni üzerinden anlatmaya başlayalım:

Bir önceki ABD Başkanı Obama döneminde Savunma Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı yapan Andrew Exum, 2015 yılında Beşar Esed rejiminin aniden düşmesinden endişe eden ABD’nin Rusya ile görüştüğünü açıkladı.

Exum, o tarihte Obama’nın "Esed rejiminin aniden düşmesinin hem Suriye’de tamamen belirsizliğe neden olmasından, hem de İsrail’in güvenliğini tehlikeye atmasından endişe ettiğini" kaydetti.

Devamında Obama talimat veriyor, Ruslarla temasa geçiliyor.

Ne için?

Rusların Suriye’ye müdahale edip, savaşın gidişatını değiştirerek rejimi kurtarması için.

SURİYE’DE ABD RUSYA PASLAŞMASI "AÇIK SIR" İDİ ALENİLEŞMİŞ OLDU

Planın bir parçası olduğu kendi ifşaatlarıyla ortaya çıkan dönemin Müsteşar Yardımcısı Exum, bu plana "Yıkıcı Başarı" adını koyduklarını söylüyor.

Ne demek yıkıcı başarı?

Suriye’nin bütün enerjisini tüketmek, şehirlerini taş devrine döndürmek, bu şekilde de İsrail’in güvenliğini garanti altına almak!

2015 Eylül sonrası Rusya’nın Suriye’de rejimle birlikte işlediği ağır katliamların uzaktan sessizce ama gülümseyerek izlenmesinin gerekçesini de bu şekilde anlamış oluyoruz.

Rusların Suriye’ye ABD ile bir anlaşma dâhilinde girdikleri bilinmeyen bir şey değildi.

Ankara’daki güvenlik makamları ile konuştuğumuzda bu görüşü o dönemlerde de dillendiriyorlardı.

Ama bu bilgi bir tür "open secret/açık sır" konumundaydı.

Alenileşmesi, bizzat oyun planının içerisinde olan bir kişinin açıklamalarıyla olmuş oldu.

Peki, bu hikâye bize, yani Türkiye’ye ne anlatıyor?

Amerika’nın sözlü duruşu ile fiili duruşu arasındaki çelişkilerin ne kadar ağır maliyetler üretebileceğini anlatıyor mesela.

Suriye özelinde suya götürüp susuz getirdiğini, yüzüne gülerken arkandan ne kadar gaddarca işler çevirebildiğini falan anlatıyor.

ABD, 2015 Eylül ayında Rusları Suriye’ye girmeleri konusunda teşvik etmemiş olsaydı, Türkiye için de son 4 yılın hikâyesi, bambaşka şekilde gelişecekti.

POMPEO/PUTİN GÖRÜŞMESİNE DİKKAT!

Aşağı yukarı 4 yıl öncesine ait bir hikâyeden söz ediyoruz ama ABD/Rusya işbirliği bahsinde bugüne dönük yeni hareketlenmeler olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir.

Soçi’de yapılan Putin/Pompeo görüşmesinden söz ediyorum.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, "yeni bir sayfa açma" niyetiyle gittiği Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Putin ile dikkat çekici bir görüşme yaptı.

Görüşmenin Suriye bahsiyle ilgili kısmı ise üzerinde durmayı daha bir hak ediyor.

Buluşmayı anlatan haber metninde geçen bir cümleyi aktaralım:

"Soçi’de Putin’le yaptıkları görüşmede Suriye konusunda pek çok özel anlaşmaya ulaştıklarını, somut adımlar attıklarını fakat bu adımları paylaşamayacaklarını söyledi."

Şöyle bir not düşerek yazıyı tamamlayalım:

Pompeo’nun "Paylaşamayacağım" dediği somut adımlar arasında Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren "Güvenli Bölge" konusu da var mıdır acaba?