Kalın: Erdoğan Kürt seçmenin güvenini kazandı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, Kürt seçmenin güvenini kazanmıştır" değerlendirmesini yaptı.

  • GİRİŞ19.04.2017 13:09
  • GÜNCELLEME19.04.2017 13:09
Kalın: Erdoğan Kürt seçmenin güvenini kazandı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu demokratik reformları, yatırımları, kamu düzenini ve terörle mücadeleyi desteklemektedir. Kürtler ile PKK arasında kesin bir ayrım yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, Kürt seçmenin güvenini kazanmıştır." değerlendirmesini yaptı.

Kalın, Daily Sabah gazetesindeki makalesinde, pazar günü milyonlarca vatandaşın sandıklara giderek parlamenter sistemin yerine cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirilmesini de içeren anayasa değişiklik paketini oyladığını anımsattı.

Yüzde 86'ya yaklaşan katılımla gerçekleştirilen halk oylamasında seçmenlerin yüzde 51,4'ünün "evet" oyu kullandığını ifade eden Kalın, böylece Türkiye'nin modern siyasi tarihinde yeni bir sayfa açıldığını belirtti.
Kalın, halk oylamasının birkaç önemli sonucunun bulunduğuna dikkati çekerek, 16 Nisan'ın Türk demokrasi tarihinde bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.

Tarihte ilk kez ülkenin hangi sistemle yönetileceğine darbecilerin değil milletin karar verdiğini vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

"1960'da yaşanan askeri darbeyle Türkiye'nin demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devrilmiş, cumhurbaşkanlığı makamının siyasi partilerle bağı koparılmış ve takip eden yıllarda birçok zayıf koalisyon hükümetini ortaya çıkaran sakat bir parlamenter sistem tesis edilmişti. Parlamenter sistem, seçilmişlerin askeri vesayet rejiminden daha zayıf olmasını garanti altına alarak vesayetçilerin politika belirlemesine, beğenmedikleri hükümetlere istifa baskısı yapmasına ve hatta seçilmişleri devirmelerine imkan tanıyordu. Ülkemiz, 2002'den itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde siyasi istikrara kavuşmuş olmasına rağmen, 16 Nisan'a dek Türkiye'nin yeniden başarısız koalisyon hükümetlerince yönetildiği döneme dönme riski bulunuyordu. Pazar günü anayasa değişikliğini kabul eden milletimiz, tercihleriyle Türkiye'nin gelecek istikrarını garanti altına aldı."

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, Kürt seçmenin güvenini kazanmıştır"

Kalın, 2019'da sandıklara yeniden gidildiğinde, milletin doğrudan kendisine karşı sorumlu olacak cumhurbaşkanını ve parlamentoyu belirleyeceğinin altını çizdi.

Yürütmenin başı olarak seçilecek cumhurbaşkanının, ülkeyi 5 yıl süreyle yönetmek için seçmenin çoğunluğunun desteğini kazanmak zorunda olacağını belirten Kalın, "Yeni sistemde Meclisin de yürütmeyi bağlayacak yasalar çıkarmak, cumhurbaşkanları hakkında soruşturma açmak ve hatta onları görevden almak gibi geniş yetkileri bulunuyor. Güçlü fren ve denge mekanizmalarının bulunduğu bu sistemde, cumhurbaşkanı ve parlamento temel konularda uzlaşma sağlamak için birlikte çalışmak durumunda olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Kalın, halk oylamasının bir başka önemli sonucunun ise Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde anayasa değişiklik paketine yönelik desteğin beklentilerin üzerine çıkması olduğuna dikkati çekti.

Henüz kesinleşmeyen sonuçlara göre 2015 seçimlerinde AK Parti'nin yüzde 24,8 oy aldığı Muş'ta, seçmenlerin yüzde 50,8'inin "evet" oyu kullandığını aktaran Kalın, "Diyarbakır, Siirt, Van ve Mardin gibi illerimizde aynı yönde değişim yaşandı. Bu gelişme, Kürt seçmenin PKK terörünü ve HDP'nin terörü aklama politikasını açıkça reddettiğini gösterdi. Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu demokratik reformları, yatırımları, kamu düzenini ve terörle mücadeleyi desteklemektedir. Kürtler ile PKK arasında kesin bir ayrım yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, Kürt seçmenin güvenini kazanmıştır." ifadesini kullandı.

"Avrupa'nın yaptıkları Türk kamuoyunda tepkiye yol açtı"

Kalın, son olarak Batı medyası ve bazı Avrupa devletlerinin, Türkiye'de ciddi itibar kaybına uğradığını görmek gerektiğine vurgu yaparak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Avrupa'nın, referandum kampanyası sırasında yaptıkları Türk kamuoyunda tepkiye yol açtı ve Türkiye'nin, Avrupa ile gelecekte nasıl bir ilişki kuracağı hakkında soru işaretleri yarattı. Açıkçası Avrupalı liderler, yalnızca 'hayır' kampanyasını destekleyerek referanduma müdahale etmekle kalmadı. Aynı zamanda diplomatik kuralları hiçe sayarak anayasa değişikliğini destekleyen ve aralarında Türk bakanların da bulunduğu isimlerin, yurtdışında yaşayan milyonlarca vatandaşımızı bilgilendirmesini engelledi.

Referandum sürecinde, Avrupa'nın uyguladığı çifte standartlar da gündeme geldi. Avrupa Birliği'nin, İtalya'da siyasi istikrarı tesis etmek için seçim kanununun değiştirilmesine destek verdiğini hatırlayan birçok Türk vatandaşı, aynı Avrupa'nın Türkiye'de atılacak benzer adımlara neden şiddetle karşı çıktığını merak ediyor."

Bu süreçte uluslararası medyanın da Türkiye'yi anlayamadığını, referandumun sonucunu doğru tahmin edemediğini ifade eden Kalın, "Anayasa değişiklik teklifini dikkatlice okuyup anlamak yerine, birçok muhabir ve yorumcunun bazı sonuçlara ulaştıklarına ve referandumu 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı itibarsızlaştırmak için yeni bir fırsat' olarak gördüklerine şahit olduk. Batılı gazetelerde yayımlanan haberleri ve yorumları okuyan birçok Türk, sanki 'hayır' kampanyası tarafından dağıtılan broşürleri okudukları izlenimine kapıldı. Sonuç olarak uluslararası medyanın gerçekleri yansıtmaması, uluslararası kamuoyuna taraflı bir perspektif sunulmasına neden oldu. Bundan sonra 'gazetecilik' adı altında siyasi aktivizm yaparak mesleklerine ihanet ettikleri gerçeğiyle yüzleşmelerini umuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Gözlemci heyetlerinin tarafsızlığı konusunda ciddi şüphe uyandırıyor"

İbrahim Kalın, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisince (AKPM), Türkiye'ye gönderilen gözlemci heyetlerinin de aynı sorunla malul olduğunun görüldüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:

"Pazartesi günü açıklanan ön raporda, referandumun teknik yönlerinin iyi yönetildiği vurgulandı ancak 'kampanyanın eşit olmayan koşullarda yapıldığı' iddia edildi. Bu arada raporu yazan heyetin bazı üyelerinin, Türkiye ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK'ya sosyal medyada açıkça destek verdikleri ortaya çıktı. Bu durum, gözlemci heyetlerinin tarafsızlığı konusunda ciddi şüphe uyandırıyor.

Kamuoyunun, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine desteğinin kısa sürede yüzde 30 seviyelerinden yüzde 51'e gelerek 25 milyona ulaştığını hatırlamakta fayda var. Önümüzdeki dönemde yeni sistemin Türkiye'ye sağlayacağı faydaları ve geleceğimizi daha güvenli hale getirdiğini gören birçok kişinin, anayasa değişikliğine destek vermeye başlayacağına şüphe yok. Aynı zamanda bir yandan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş için yasal değişiklikler tamamlanırken, diğer yandan Türkiye, pazar günü yapılan referandumun ışığında iç ve bölgesel meselelerle ilgili daha hızlı ve etkin adımlar atabilecektir."

SON 24 SAATTE NELER OLDU?

Yorumlar3

  • meçhulbey 7 ay önce Şikayet Et
    bütün yatırımlar büyük şehirlere oluyor. ama malasef hepsini kaybetti. ama doğu illeri çoğunluğunda kazandi.. ona rağmen yatırım hiç yok. varsa yoksa bati ha bati
    Cevapla
  • Kozanalı 7 ay önce Şikayet Et
    Tabi Avrupanın elli yıllık projesi olan Kürt türk düşmanlığı şu saatten sonra suya düşmüştür Kürtler ve Türkler aynı ümmetin insanlarıdır on iki asırdır bu topraklardadır.Ancak müminler kardeştir.Kahrol kafir avrupa ,İsrail,Amerika,ermenistan......
    Cevapla
  • ali 7 ay önce Şikayet Et
    galip olan allahtır.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun