Mumcu partisinin kararını açıkladı

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Meclis'teki oylama ile ilgili açıklama yaptı. Erkan Mumcu, partisinin 1'inci tur oylamaya katılmayacağını açıkladı.

Mumcu partisinin kararını açıkladı
Mumcu partisinin kararını açıkladı
GİRİŞ 27.04.2007 14:34 GÜNCELLEME 27.04.2007 14:34

Anavatan Partisi, iktidar partisinin ısrar etmesine rağmen Meclis'teki bugünkü oylamaya katılmayacaktır. Milletvekillerimiz bu konuda serbesttir. Benim eğilimim ve tavsiyem milletvelkillerinin bu oylamaya katılmamalıdır. Benim eğilimime uyan arkadaşlarımla siyasi yolculuğumuz devam edecektir. Siyasi sorumluluğunu üzerine alan arkadaşlarımıza diyecek bir şeyimiz yoktur. Bu kadroya devlet emanet edilemez.


"BU MECLİS, CUMHURBAŞKANINI SEÇMEYE TEŞEBBÜS ETMEDEN SEÇİME GİTMELİDİR"


ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu, TBMM'nin, cumhurbaşkanını seçmeye teşebbüs etmeden seçime gitmesi gerektiğini belirterek, "Seçimden tazelenmiş bir millet iradesini alarak gelmeli ve cumhurbaşkanını seçmelidir" dedi.


Mumcu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, çok zor bir karar süreci yaşandığını belirterek, bugün Türkiye'nin içine sürüklendiği durumda, iki iyiden birini seçmek tercihiyle karşı karşıya olmadığını söyledi. Erkan Mumcu, "Ne yazık ki Türkiye bugün iki kötüden birini seçmeye mecbur edilmiş durumdadır" dedi. 367 tartışmalarının ışığında bakıldığında ANAVATAN'ın kilit ya da anahtar parti konumuna gelmiş olmasının kendilerinin istediği bir şey olmadığını kaydeden Mumcu, tam tersine böyle bir sürece gelinmemesi için ellerinden gelen her şeyi büyük bir gayret ve samimiyetle iki yıldır ısrarla yerine getirdiklerini söyledi.


Cumhurbaşkanlığı seçiminin krize dönüşmesinin çok muhtemel olduğunun altını çizdiklerini hatırlatan Mumcu, çözümün anayasada değişiklik yapılarak cumhurbaşkanını halkın seçmesi yönünde olduğunu ilan ettiklerini kaydetti. AK Parti'ye bu yönde çağrıda bulunduğunu, bu konuda ön koşulsuz işbirliği yapmaya hazır olduklarını ifade ettiklerini hatırlatan Mumcu, ancak yok sayıldıklarını, görmezden gelindiklerini belirtti.


Bu iki yılda Türkiye'nin iki kutupluluğa sürüklendiğini de dile getirdiklerini ifade eden Mumcu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yazdıkları mektupta YÖK reformu, üniversitede devlet tekelinin kaldırılması, dışarıda kalan bir milyon genç için yüksek öğretim imkanlarının açılmasını içeren Türkiye'nin öncelikli reform ihtiyaçlarının altını çizdiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanlığında beş artı beş modeline geçilmesini de kapsayan, önerdikleri düzenlemelerin Türkiye'nin demokratikleşebilmesi için ihtiyaçlar olduğunu ifade eden Mumcu, işbirliği taleplerinin ön koşulsuz olduğunun altını çizdi.


Başbakan'ın, bugün parti sözcüleri ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in de açıkladığı gibi "10. Anayasa Paketi" adı altında bu reform taleplerini kabul ettiklerini ve bunları bu yasama yılı bitmeden gerçekleştirmeye hazır olduklarını ifade ettiğini hatırlatan Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Başbakan'a teşekkürlerimi sunuyorum. Çünkü, iki yıldan beri milletime izah edemediğim bir sorunun cevabını kendileri vermiş oldular. Millet bana soruyordu, 'Neden AKP'ye gittin, neden AKP'den ayrıldın?'. Ben milletimizin ekmek, hava, su kadar muhtaç olduğu demokratikleşme gerçekleşebilsin, bu değişimi bu reformları gerçekleştirebilecek bir Meclis gücü oluşsun diye AKP'ye gitmiştim. Bunların gerçekleşmeyeceğini gördüğüm gün, bana sunulan bütün imkanları terk edip muhalefetteki onurlu yerimi aldım. Şimdi iki yıl sonra, daha önce ön koşulsuz olarak işbirliği teklif ettiğim konuda hiçbir cevap alamazken cumhurbaşkanlığı seçiminin arifesinde seçime katılmamız karşılığında bu tekliflerimizin kabul edildiğinin söylenmesi, en azından vatandaşlarımızın, benim neden orada olduğum ve bugün neden orada olmadığımın delili olarak kendi vicdanlarında değerlendirebilecekleri bir husustur."


Yine ön koşulsuz olarak bu girişimlere destek vereceklerini bildiren Mumcu, "Ancak bu beş yılı milletin kendilerine bir reform gücü olsun diye emanet ettiği kudreti, bir emanet olduğunu unutarak şahsi ikbal ve türlü kayırmacılık heveslerinde kullananlar, tam da bugün Meclis'in görev süresinin bitmesine iki ay kala ANAVATAN'ın bu teklifini kabul ettiklerini söylüyorlar" diye konuştu.


KARANLIK BAKİ OLMAYACAK


Millete göstermek istediğinin bu olduğunu ifade eden Mumcu, "Ama, Allah büyük Allah... Hakikat eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Karanlık hiçbir zaman baki olmayacaktır" dedi. TCK'nın 312. maddesinin Başbakan Erdoğan ve arkadaşlarının siyaset yasağını kaldıracak şekilde çıkmasının mücadelesini kendisinin ve partisinin verdiğini belirten Mumcu, "Ama, bizim onların söz haklarını savunduğumuz platformlarda konuşmamızı yasaklayanlar onlar oldu" diye konuştu. Kararlarını şahsi duyguları ya da çıkar beklentileri ile vermediklerinin altını çizen Mumcu, cumhurbaşkanlığı gibi çok önemli bir makama seçilmenin kılık kıyafet tartışmasına dönüştürülmesinin kendisini yaraladığını bildirdi. Mumcu, "Cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir makama seçilecek kişinin kimliğinin eşinin kılık kıyafeti üzerinden tartışılması ayrıca utanç verici bir manzaradır" dedi.


CHP'nin bu konudaki tutumunu eleştiren Mumcu, önemli olanın insanların değerleri üzerinden siyaset yapmamak olduğunu belirtti. İktidar kanadının bu tartışmalardan medet uman yaklaşımının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Mumcu, şunları kaydetti: "Sayın Başbakan ve yakın arkadaşları için 'Cumhurbaşkanı olmak istiyorlar ise eşleri peruk taksın Çankaya'ya öyle çıksınlar sözü' ne kadar incitici, yaralayıcı, haksız bir insan hakkı ihlali ise, Sayın Başbakan'ın üniversite öğrencileri için 'peruk taksınlar girsinler' sözü de bir o kadar inciticidir ve bu sözün sahibi Sayın Başbakan sözlerini unutmuş, kaderin garip cilvesi Türkiye'deki on binlerce üniversite öğrencisine reva gördüğü şey kendi kaderi haline dönüşmüştür. Bundan kahroluyorum ama milletimiz gerçekleri görmelidir."


SEÇİM HUKUKEN MEŞRUDUR


Cumhurbaşkanı seçiminin demokratik meşruiyetinin olmayacağını defalarca ilan ettiklerini hatırlatan Mumcu, "Bu seçim, hukuken meşrudur. Anayasa bu seçimin yapılabilmesine amirdir. Ortaya çıkan 367 tartışmaları bana göre hukuken yersizdir. Ama, gelinen nokta bizi bir sorumlulukla karşı karşıya bırakmıştır. Bu sorumluluk bu tartışmaların gerçekliği açığa çıkmadan, sorumluluğu tek başına üstlenerek AKP'nin gösterdiği adayı Cumhurbaşkanı seçmek veya seçmemek sorumluluğudur" diye konuştu.


Erdoğan'ın heyetini, yöneticilerini toplayıp, bir an önce seçim turlarına başlamadan erken seçim kararı alması gerektiğini kaydeden Mumcu, "Bu Meclis, Cumhurbaşkanı'nı seçmeye teşebbüs etmeden seçime gitmelidir. Seçimden tazelenmiş bir millet iradesini alarak gelmeli ve cumhurbaşkanını seçmelidir" dedi.


İktidar seçmekte, CHP de Anayasa Mahkemesi'ne götürmekte ısrar ederse, Türk demokrasisinin yara alacağını kaydeden Mumcu, Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin başvurusunu kabul etmesi halinde seçim sürecine girileceğini söyledi. Mumcu, milletin Çankaya'ya kimin çıkacağına, önüne gelen sandıkla kendi iradesi ile karar vereceğini belirtti. Ülkeyi kamplaşmadan kurtarmanın yolunun sandığı milletin önüne koymak olduğunu kaydeden Mumcu, "aksi halde yedi yıl boyunca cumhurbaşkanlığı makamının tartışmalı hale geleceğini" ifade etti.


Mumcu, şunları söyledi: "Anavatan Partisi, iktidar partisinin ısrar etmesi durumunda bugün yapılacak cumhurbaşkanlığı oylamalarına katılmayacaktır. Anayasa gereği bağlayıcı karar alamayacağımız bellidir. Milletvekillerimiz bu karara, partinin bu eğilimine yani benim şahsımda genel başkanın şahsında temsil edilen bu eğilimine uyup uymamakta serbesttirler. Bu benim onlara tanıdığım bir serbesti değil, anayasanın onlara tanıdığı bir serbestidir. Sözde değil, özde demokrat olmanın yolu Anayasa'ya ruhuyla bağlı olmaktadır. Biz ruhuyla bağlıyız. Ancak bir şeyin altını çiziyorum. Benim eğilimim ve arkadaşlarıma tavsiyem Genel Kurul'a katılmamalarıdır. Benim tavsiyeme uyan, dikkate alan arkadaşlarımla siyasi yolculukta onların bütün veballerini, sorumluluklarını üstlenmek benim boynumun borcudur. Ancak, siyasi sorumluluğunu kendi üstüne alan arkadaşlarım için söyleyecek bir şeyim yoktur. Milletimiz için hayırlı olanı seçtiğimizi düşünüyorum, vicdanım rahattır."


Bu kararında, şahsen gördüğü olaylar ve insanların kimliklerine ve kişiliklerine ilişkin gözlemlerinin etki ettiğini bildiren Mumcu, "Bu kadroya devlet emanet edilemez" dedi.


 

YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Kur'an-ı Kerim üzerinden çirkin provokasyon!
Varank'tan sert tepki: Asıl şizofren suçluya rol biçendir