Askerin bildirisi için kim ne dedi?

Genelkurmay'ın açıklamasını toplumun farklı kesimleri milletin iradesine doğrudan müdahale edilmesi olarak değerlendirdi. Sert bildiriye gazeteci ve sivillerin tepkileri şöyle:

Askerin bildirisi için kim ne dedi?
Askerin bildirisi için kim ne dedi?
GİRİŞ 29.04.2007 11:30 GÜNCELLEME 29.04.2007 11:30

Genelkurmay’ın cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylamasından sadece beş saat sonra açıkladığı gece yarısı bildirisi Ankara’da şok etkisi yarattı. Uykusuz gecenin ardından muhalefet liderleri sağduyu ve aklıselim çağrısı yaptı. Sivil toplumdan gelen tepkiler daha sert oldu.

Anayasal düzene müdahale edildiği belirtildi. Emekli Askeri Hakim Kardaş ‘Hükümet sorumluları emekli edip yargılamalı’ dedi.

Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş: Çok sert bir müdahale. Bir muhtıra niteliğinde. Asker zaten siyasete sürekli müdahele ediyor. Şemdinli olayında hükümetin geri durması bir kırılma yarattı. Hükümetin daha önce verdiği tavizler var. Bu rejim zaten askeri refaühiyet altında nevi şahsına münazır bir rejmidir. Demokratik midir? Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye ulaşabilmesi askerin siyasetin dışına çıkartılmasıyla mümkündür. Bu şekilde Türkiye’de ne demokrasiyi, ne hukuk devletini ne de ifade özgürlüğünü söylemek mümkün değildir. Cumhurbaşkanı seçimine müdühale ediliyorsa bu doğrudan siyasete müdahaledir. Bu 28 Şubat’da yapılan postmodern darbe gibi postmedern müdahaledir. Anayasal düzene müdahale var. Hükümet bu suçu işleyenleri önce emekli edip, sonra yargılamalı. Sosyal Demokrasi Vakfı Onursal Başkanı Ercan Karakaş: Tabii normal demokratik bir sistemde böyle bir uyarı askerden gelmez, gelmemeli. Demokrasilerde çizgi seçimdir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı önemli. Umarız ki yargı hiçbir açıklamadan etkilenmeden kendi kararını hukuk kurallarına ve Anayasa’ya göre versin.

Sami Selçuk (Eski Yargıtay Bşk.): Bu aşamada herkes serinkanlı olmalı

Bu aşamada herkes serinkanlı olmalı, bu sorun akıl, sabır, sağduyu, sağgörü, uzlaşma anlayışıyla çözülmeli diye düşünüyorum. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e de görev düşüyor. Kurumlar arasında uzlaşmayı sağlamalı. Türkiye bu tartışmalardan herhangi bir hasar almadan yoluna devam etmeli. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yargı süreci bu tartışmalardan etkilenmez. Yargıçların görevi devleti değil hukuku kurtarmaktır. Anayasa Mahkemesi hukukun içinde kalarak bir karar verecektir. Cumhurbaşkanı seçim sürecinin geleceği, bu karara göre belirlenecektir.

Prof. Semih Gemalmaz: Bunun ne demek olduğunu çözemedim henüz? Böyle şeyler bu ülkede oluyor işte...’

Prof. Ahmet İyisel: Türk demokrasisi açısından son derece üzüntü verici bir durum. Muhtıranın, müdahalenin varlığını üzüntüyle karşıladık. Demokrasi kısmen askıya alınmış durumda. Demokrasi yaralandı. Yaralanmış bir demokrasi tedavi edilmesi gerekir.

Bu durumda yapılması gereken seçime gidilmesi ve cumhurbaşkanının yeni meclis tarafından seçilmesidir. Ancak köşk seçimi bir referandum halini almıştır. Bu referandum açıklamayı yapanların istemeyeceği bir şekilde sonuçlanırsa işler daha da karışabilir.

Prof. Dr. Ahmet Çiğdem: Türkiye’de demokratik sürece müdahale edilmiştir. Toplum olarak herkese görev düşmektedir. Hukuka sahip çıkılmalı ve cumhurbaşkanlığı seçim süreci aynen devam etmelidir.

İnönü muhalefette olsa bildiriyle karşı çıkardı

CHP’li Tarhan Erdem, muhalefeti askerden uzak durmaya çağırırken ‘İsmet İnönü muhalefette olsaydı bu bildiriye karşı çıkardı’ dedi. Erdem iktidar ve muhalefete tavsiyelerde bulundu: İktidar partisi askere yaklaşmalı, muhalefet de askerden uzaklaşmalıdır. Ancak bugün gelinen noktada ise tam tersi yaşanmaktadır. İsmet Paşa muhalefette olsaydı ne yapardı diye düşünürseniz İsmet Paşa askerin tebliğinin karşısına çıkardı.

Soli Özel (Bilgi Üniversitesi): En üzücü olanı muhalefetin tavrı
En üzücü olanı, muhalefetin ortada bir sivil mücadele varken gelen bu askerî müdahale karşısında 'sivillerin alanına karışmayın' türünden net bir tavır almaması oldu. AB'nin üyelik ilkelerine uymayan bir davranış olarak gördüklerinde şüphe yok. Pazartesiden itibaren başlayacak süreci iyi izlemek gerekir. Burada ABD'nin bu hafta sonu 'krizi aşacak mekanizmalar olur' diye ümit ettiğini, zaten gergin olan bir ortama daha fazla gerginlik unsuru katmamayı tercih ettiğini sanıyorum. Fakat, herhalde ABD 1980'de olduğu gibi Türkiye'de siyasetin parametrelerinin ordu tarafından çizilmesine onay vermeyecektir.

Ahmet Gündoğdu (Eğitimciler Birliği Genel Başkanı): Bazı siyasiler çanak tutuyor
Millet iradesinin önünü kesme gayretlerini üzüntüyle karşılıyoruz. Bazılarının Anayasa ve hukuk ilkelerini zorlayarak demokrasi dışına çıkma özlemleri var. Maalesef bu süreçte bazı siyasetçilerin de yer alması bizi üzüyor. Genelkurmay açıklamasından daha tehlikeli olan bazı siyasetçilerin bu tür açıklamalara çanak tutan söylemleridir. Türkiye'nin istikrarını bozacak oyunlar oynanıyor. Bu oyunlara kimse fırsat vermemeli. Turgut Özal seçilirken CHP'nin takındığı tavır ortadayken Anavatan'ın bu partinin peşine düşmesi hiç yakışmadı.

Bülent Orakoğlu (Eski istihbaratçı): Türkiye'de irtica tehlikesi yok
Türkiye'de irtica tehlikesi bulunmuyor. Türkiye bu kadar dış tehditle muhatapken, askerin siyasete müdahale etmesi doğru değil. Siyasetin içinde bir sorun varsa, bunun siyaset tarafından halledilmesi gerekir. Cemil Çiçek'in aynı şiddette cevap verdiği gözüküyor. Bu ülkede askerî vesayet rejimi var, bunun çözümü de demokrasinin yerleşmesi ve siyasetin birlikte hareket etmesi. Muhalefet partileri yarın iktidar olacaklarını unutmamalı ve ona göre davranmalı. Bu ordu içinde birilerine mesaj olabilir. Genç subayların tatmin edilmesi için yapılmış bir açıklama.

STK'lardan tepki

Şanlıurfa’da aralarında Mazlum-Der, İHD ve Memur-Sen’in de bulunduğu sivil toplum örgütlerine üye kalabalık bir grup ortak basın açıklaması yaparak Genelkurmay açıklamasına tepki gösterdiler. Açıklamada ‘Askerin siyasete müdahalesi kabul edilemez’ dediler.

Gazeteciler ne dedi?

Gazeteciler, Genelkurmay’ın açıklamasını değerlendirdi. Ardından hükümetin bundan sonra ne yapması ve nasıl çözüm üretmeleri konusunda görüşlerini paylaştı.

Taha Akyol (Milliyet): Demokrasi fayı kırılırsa ekmek küçülür

Türkiye'de demokrasi, fabrikadaki işçinin, bürodaki beyaz yakalının ekmeği haline gelmiştir. Türkiye'de insanlar bir şeyler uğruna ölmek yerine bu dünyanın nimetleri için yaşamak istemektedir. Siz idamı yasaklayarak şeriatı getiremezsiniz. Avrupa Birliği müktesebatını kabul ederek şeriatı getiremezsiniz. Bu dinamikleri görmeniz lazım. Tablonun bütününü görelim. Yarısını değil. Tablonun bütününden bakınca Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda yürüdüğünü görürüz. Burada aydınlara ve askerlere yakışan soğukkanlı davranıp çıkış yolları aramaktır. Taraflardan birinden yana tavır koyup kılıç çekerseniz yanlış yaparsınız. (CNN Türk'e yaptığı açıklama) 

Sıcak darbe olursa sokağa çıkıp direneceğim

Hasan Celal Güzel:
Bu antidemokratik bir darbe işaretidir. Biraz şerefi haysiyeti olan herkesin bu saçma sapan bildiriye karşı çıkması lazım. 1.5 metrelik bir başörtüsünden dolayı Türk tarihine böyle bir muhtıra verildi. Yazıklar olsun.. Sıcak darbe olursa sokağa çıkacağım ve direneceğim.

Yazar Çetin Altan: Ben 60 senedir böyle kaç tane şey duydum. Çocukluğumda duyduklarımı 80 yaşında tekrar duyuyorum. Bunun bedeli büyük oluyor. O yıllarda 10 yaşında olan çocuklar şimdi aynı melodiyi değişik plaklarla dinliyorlar. Burada asıl sorun niye gelişmiş olamadığımızdır. Gelişmiş olmadıkça bu kavgalar devam edecek. Genelkurmay’ın gece yarısı açıklama yapmasına ben demokrasilerde böyle açıklamalar olur mu diye bakarım. Her şey şeffaflaşsa ne Genelkurmay’ın açıklamaları böyle olur ne de kutuplaşmalar.

Yazar Abdurrahman Dilipak: Askerlerin siyasete müdahalesi hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir davranıştır, suçtur. Bundan sonra bu darbe bastırılacak çünkü halk bunu kabul etmeyecek. Halk bunu bastıracak. Yine AK Parti tek başına iktidar olur.

Cengiz Çandar (Referans): Hükümet dik ve vakarlı davranıyor
Hükümetin açıklaması Genelkurmay açıklamasının saldırgan ve kutuplaştırıcı üslubuyla kıyaslandığı zaman devlet ciddiyeti, sorumluluğu ve vakar var. Ve gerilimi aşağıya çekmeye yönelik ama bir anlamda gayet dik duran, demokrasiyi öne alan, devletin kurumları arasındaki hiyerarşik yetki ve sorumlulukları hatırlatan çok usturuplu uygun bir açıklama. Son derece isabetli buluyorum. Hükümetin ya diz çökerek bu yüz kızartıcı durumu teyit etmesi beklenecekti. Ya da demokrasiye ve devlet içindeki kurumların hiyerarşik yapısına bir kez daha vurgu yaparak ulusal onuru iade etmesi gerekiyordu. İkincisini yapmıştır. (NTV'ye yaptığı açıklama)

Aslı Aydıntaşbaş (SABAH ): Türkiye'de yepyeni bir durum oluştu
Hükümetin bildirisini şu ana kadar hükümetlerin askerden gelen metinlerden farklı yere koymak lazım. Erbakan döneminde hükümetin 'Ordumuz bizim gözbebeğimiz gibi' bildiriler vardı. Daha sonraki hükümetlerde hiçbir cevap vermeme eylemi oldu. AK Parti de askerden gelen açıklamalara bugüne kadar pek cevap vermiyordu. Ancak bu bildiri çok farklı. Cumhuriyet'in siyasi tarihi açısından da öyle. Birçok anlamda askere aynı ölçüde sert bir mesaj diyebiliriz. Demokrasi açısından biz Anayasal süreç ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkıyoruz, diyor. Bu polislerin tanklara çıkması değil tabi. Devlet geleneğinde, üslubunda alınmış bir metin.

Oral Çalışlar (Cumhuriyet): Türkiye'nin sigortaları çözüm bulur
Hükümet, Genelkurmay'ın açıklamasına karşı sessiz kalmak yerine aynı sertlikle karşılık vermeyi tercih etti. Ama her zaman bu gerginliklerin arkasından bir çözüm yolu üretilir. Türkiye'nin sigortaları bir çözüm üretir. Bundan sonra ortalık sakinleşmeye başlar diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanının bu şekilde seçilmesini içine sindiremeyenler var. Buna Genelkurmay da katıldı. İki taraf da stratejik hesaplar yapıyor.

Demokrasi tehlikede

Nazlı Ilıcak (Takvim) Bunun Abdullah Gül’ün şahsıyla alakası yok. Milli Görüş çizgisinden gelen bir kişi, AKP’nin merkezinde olan bir kişiyi cumhurbaşkanı olarak görmek istemiyor. Türkiye demokrasiyle yönetiliyorsa cumhurbaşkanı seçimine askerin müdahale etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi ne yapılacak, millete gitmek lazım. Bu tip müdahalelerden sonra millet tam aksi istikamette oy kullanıyor. 12 Eylül’de Kenan Evren’in ‘katiyen seçmeyin’ dediği Turgut Özal tek başına iktidar oldu.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı falan beklemeden derhal genel seçime gidilmesi lazımdır. Demokrasi tehlikededir. Bu sorunu size getiriyorum bu sorunu siz halletmelisin diye millete başvurmak gerekiyor. Sayın Başbakan bu durumu halka şikayet etmelidir.

Yazar Hasan Cemal: Askerin siyasete açık bir müdahalesidir. Bunun adına ister muhtıra, ister yarı darbe deyin. Darbelerle yarı darbelerle, askeri muhtıralarla Türkiye’yi gerecek ve bölünmüşlüğü arttıracak yeni tohumlar atmıştır. Seçime gidilen yol açılmalıdır.

ABD’nin yerini kim dolduracak

Mahir Kaynak:
Bu açıklama beklenmeliydi. Cumhurbaşkanı toplumsal mutabakatla seçilmeli. Toplumda etkin olan güç odaklarının kabul edebileceği bir aday olmalıdır. Buna dikkat edilmedi. Sadece Meclis içi dengeler gözetildi. Dünya konjonktürüne dikkat etmek lazım. Özal döneminde siyasilerle asker anlaşamadığı için Irak’a girilemedi. Önümüzdeki dönemde Silahlı Kuvvetler’in rolü olacak. ABD Irak’tan çekilince yerini kim dolduracak. Asker-siyasi arasında karşıtlık ortaya çıkarsa politikalarımızın uygulaması zorlaşır. Örnek Özal dönemi...

AÇIKLAMA YAKIŞIKSIZ

Mustafa Karaalioğlu (Yeni Şafak)

Anayasanın 2. maddesinde tanımlanan Türkiye’deki rejim koordinatlarına bütün kurumlar, Genelkurmay Başkanlığı kadar saygılıdır. Hükümetin tavrı tartışmayı bitirmeye yönelik, doğru bir tavırdır.

Türkiye seçime gidecek, hükümet zaten seçime gitmek istiyor. Ancak Türkiye bu açıklamanın zoruyla değil, doğal yollarla gitmeli. Genelkurmay’ın açıklaması yakışıksız ve Türkiye’nin başını dışarıda öne eğen bir açıklama oldu.

MECLİS OLAĞANÜSTÜ TOPLANSIN

Mehmet Altan (Star)
Bu müdahale parlamenter demokratik sisteme müdahale. Parlamentoya ve seçilmiş olan herkese müdahaledir. Bütün siyaseti partilere müdahaledir. Oy vermiş herkese, yargı sistemine, demokrasiye müdahaledir. Demokrasinin gerği yapılmalı. Parlamentonun bunun kabul edilemez olduğunu olağanüstü toplanarak söylemesi gerekir. Suç işlediyse yargı devreye girer. Askere yer yoktur. Asker müdahale etmez.

SÜRATLE SEÇİM KARARI ALMALI

Oktay Ekşi (Hürriyet):
Hükümetin bu tablo içinde yapacağı en doğru şey, süratle erken seçim kararı almak. Prosedürü ona göre gözden geçirmeli. Genelkurmay’ın açıklamalarının neden yapıldığı görülüyor.

Cüneyt Ülsever: Bu doğrudan doğruya TBMM iradesine yön verme çabasıdır. Açık amaç da Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının istenmemesidir. Demokrasi yara almış, zedelenmiştir.

Mehmet Barlas: Türk Silahlı Kuvvetleri kendi içindeki huzursuzlukları bastırmak için böyle bir bildiriyle işi nötralize etmeye çalışmış olabilir. Türkiye’de hukukun üstünlüğüne vurgu yapılır ama üstünlerin hukuku geçerlidir. Bunun kabulu ise mümkün değildir.

Can Baydarol: 21. yüzyılda böyle bir açıklamanın insaf ölçüleriyle bağdaşır bir yanı yok.

Fehmi Koru: Askerlerin şikayetini dile getireceği yer MGK’dır. Devlet terbiyesinde işleyiş böyledir. Şikayetlerin böyle kamuoyuyla paylaşılması anlamsız.

Ali Bayramoğlu: Kabul edilemez bir açıklamadır. Demokrasiye yol alınırken böyle bir müdahaleyi içimize sindiremeyiz. Bu açıklamanın reddedilmesi gereklidir.

YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Çamlıca Camisi'nin açılmasına sayılı günler kaldı
Siyasilerin görmediğiniz arşiv fotoğrafları