AK Parti Kuran kursu yıktı mı?

Piyalepaşa Kuran Kursu’nun yıkılması ile ilgili tartışmalar seçim propagandalarına da yansıdı. AK Parti gerçekten Kuran kursu yıktı mı? İşte suçlamanın perde arkasındaki gerçekler:

Eklenme: 17 Temmuz 2007 16:45 / Güncelleme: 17 Temmuz 2007 16:45 / 62,020 Okunma / 291 Yorum

Piyalepaşa Kuran Kursu’nun yıkılması hep farklı yönlere çekilmeye çalışıldı. Topluma yıkımın nedenlerinden çok yıkım anında olanlar gösterilmeye çalışıldı. Bu kurs Süleyman Hilmi Tunahan Efendi’nin sevenleri tarafından kullanıldığı için bir anda büyük bir şayia oluştu.


´Ak Parti Kuran Kursu yıktı.´ Benim zavallı amcam teyzem de işin aslını nereden bilsin koca koca hoca dediğimiz adamlar yalan söyleyecek değil ya deyip içlerinden Ak Parti’ye buğz ediyorlar. Peki bu yıkım neden yaşandı?


İŞTE YIKIMIN PERDE ARKASINDAKİ GERÇEKLER


Şimdi konuyla ilgili Nusret Bayraktar’ın (eski Beyoğlu Belediye Başkanı, İstanbul Milletvekili) 5 Mayıs 2007 günü TBMM’de yaptığı konuşmayı meclis tutanaklarından aynen veriyoruz.


Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 5. Yasama Yılı
100. Birleşim 05/Mayıs /2007 Cumartesi


Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Nusret Bayraktar, İstanbul milletvekili. (AK Parti sıralarından alkışlar)


Buyurun Sayın Bayraktar.


NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 1394 sıra sayılı, Yunus Emre Vakfı Kanunu Tasarısı’yla ilgili, 2′nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.


Millî birlik ve beraberliğimizin çimentosu olan ve her yerde, her zaman iftiharla yâd etmiş olduğumuz ve en önemli zamanlarda âdeta hep beraber sarıldığımız yüce değerlerimizden biri olan Mehmed Âkif Ersoy’la ilgili kanun tasarısı dün, Yunus Emre’yle ilgili kanun tasarısı bugün, inşallah, gelecekte de Mevlânâ gibi, Hacı Bektaş-ı Veli gibi bizim gerçek değerlerimizi, kültürümüzü, insanımıza, günümüze ve geleceğimize köprü olacak değerlere ulaşacak şekilde sahip çıkabilme çalışmalarını birlikte yürüteceğiz.


Böyle güzel bir kanun tasarısı dolayısıyla emeği geçenleri kutlarken, böyle güzel bir olayı, millî bir duyguyu, dinî ve kültürel anlayışlarımızın da ortaya konduğu bir ortamda, Anavatan Partisi sözcüsü Sayın İbrahim Özdoğan -ayrıldılar… Lütfen, ayrılmazsanız sevinirim- böyle bir günde, doğru bilmediği bir gerçeği, kamuoyuna ve Türkiye Büyük Millet Meclisi sayesinde bu çatıda, bir kere daha akıllara koymak için, yanlış bir ifadeyi kullandı. Düzeltme gereği duydum, onun için özellikle söz aldım.


Nedir bu? Böyle bir, millî değerlere, kültüre, inanca saygıda bulunan Hükûmetimizin temsilcileri ve Parlamentomuzun üyeleri ve özellikle Kültür Bakanımıza atfen, Akdamar Kilisesi’nin açılışıyla ilgili övgüyü söylerken “anlayışınız ve zihniyetinizde, İstanbul Kasımpaşa’da Kur’an Kursu’nu yıkan bir anlayış…” dedi.


Olayın aslını, bu vesileyle Türk milletine ve yüce Meclisimize aktarmak istiyorum. Çünkü, Kasımpaşa’daki Piyale Paşa Kur’an Kursu ve Camisi ile ilgili, 1994 yılında, benim o bölgede belediye başkanı bulunduğum andan bu yana neler olup bittiğini nokta nokta bilenlerden biriyim. Bir sorumluluk hissi içerisinde açıklıyorum.


Piyale Paşa Camisi, Mimar Sinan tarafından yapılan, İstanbul’un ve Türkiye’nin en önemli tarihî ve kültürel ibadethanesidir. Haliç’ten İplikçi deresi vasıtasıyla sandallarla dahi ulaşılabilen Fatih Camisi gibi büyük bir cami. Ama, ne yazık ki, uzun yıllardan bu yana, ona gerçek sahiplik yapılamadığı için, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz veyahut Kültür Bakanlığımız veyahut bütçemiz veyahut belediyelerimiz gerçek sahipliğini yapamadığı için, Fatih Camisinin orta avlusuna bir Kur’an kursu kondursaydık ne diyeceklerdi? Kırk beş yıl önce orada bir Kur’an kursu yapılmış, caminin avlusuna ve kırk beş yıl önce olduğu için, zaten, dayanıklılığı açısından da tartışma konusu olduğunu, muhtemel bir deprem olduğu takdirde yıkılabileceğini, Mimar Sinan’ın o kültürel, sanatsal eserinin bahçesine bunun yakışmadığını, buranın mutlaka boşaltılarak başka taraflara taşınması gerektiğini o dönemlerde ben başlatmıştım, ve Kur’an kursu yöneticileriyle bir anlaşma yaptık. Dedik ki: “Size ayrı bir yer gösterelim, oraya sizi taşıyalım, burayı boşaltalım, çevirelim. Büyükşehir Belediye Başkanımız da bize destek verecek. Bu Cami’nin etrafını tamamen boşaltacağız. Vakıflar Genel Müdürlüğüyle birlikte de böyle tarihî eserleri onaracağız.” Onlar, dediler ki: “Nereye taşıyacaksınız? Nereyi istiyorsunuz?” 150 metre hemen aşağısında bir arsaları vardı. Orada imar durumları da müsaitti. “İnşaatları yapın, biz, size, Vakıflar kanalıyla destek vereceğiz…” ve altı katlı binayı yaptılar, oraya taşındılar. Dediler ki: “Bize bu yetmeyecek.” Emir Efendi’de, Kulaksız’da, Emir Efendi Camisi’nin hemen arkasında “Beyoğlu İnsan ve Çevre Vakfı” diye benim kurduğum bir vakfın öncülüğünde, 400 metrekare temelli, altı katlı, asansörlü, kaloriferli, sosyal tesisli, modern bir binayı yaptık. Bunu da bunlara tahsis ettik, meşru olarak. “Tamam, bundan sonra boşaltacağız” dediler ve sürekli istismar ettiler, istismar ettiler. Benim dönemim bitti, benden sonra Kadir Topbaş Bey aynı şeyi devam ettirdi. Dedi ki: “Artık, siz bunu boşaltmalısınız.” “Tamam, ama, bize yine yetmeyecek” dediler. “Yetmeyecekse, Sinan Paşa Camisi’nin yanında da kaba inşaatı bitmiş bir yer vardır; maliyetine, size, bunu da tahsis edelim, gelin, oraya gelin” denmiş olmasına rağmen, “tamam” dediler söz verdiler ve netice itibarıyla, on iki yıl bizi oyalaya oyalaya bu noktaya gelindikten sonra, Kültür Bakanlığımız ve Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın, hassasiyetle, tarihî ve kültürel eserleri korumaya matuf atmış oldukları adımların devamına yönelik Piyale Paşa Camisi’nin aslına uygun bir hüviyete kavuşturulması için, o binanın artık yıkılması gerektiğini, daha fazla istismar etmemeniz gerektiğini söyleyerek… “Tamam” dediler, “boşaltıyoruz” dediler. Ne zaman ki, dozerler oraya geldi, bir istismarcı, provokatörler geldiler “efendim, bunlar Kur’an kursu yıkan…”


(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)


NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.


BAŞKAN - Sayın Bayraktar, isterseniz bu süre içerisinde de konudan bahsedelim.


Buyurun.


NUSRET BAYRAKTAR (Devamla) - Tabii, ben başta bu konuyu anlattım, ama çok önemli olduğu için, bir iftiraya matuf kalınmıştır, bunu burada anlatmam gerekiyor.


İşte, din istismarcılığının ne olduğunu anlamak açısından, bazı sağ gazetelerde de yazıyorlar “bunlar Kur’an kursu yıkan…”


Değil arkadaşlar, biz, daha güzelini, daha iyisini, plana, programa, projeye, zamana, çağdaşlığa, anlayışımıza, kültürümüze uygun olarak yaptık, verdik. Bu eski eserleri de onarmaya yönelik bu işlemleri yapıyoruz. Bunu, kimse istismar etmesin. Türkiye’de de CD’yle dağıtarak “bunlar Kur’an kursu yıkan insanlar” diyerek, böyle, arkadaşlarımızın söylediği gibi, yüce çatının bu önemli kürsüsünden anlatmanın yanlış olduğunu, hele hele Yunus Emre adına -o Yunus ki dizeleriyle, anlatımlarıyla, yaşantısıyla insanlarımıza barışı, sevgiyi, hoşgörüyü, kaynaşmayı, dayanışmayı, geleceği, ümidi ve sevgiyi aşılayan bir anlayışın ortaya konduğu bir ortamda- böyle, gerçek dışı olayları anlatmanın üzücü olduğunu belirtmek zorundayım.


Bu vesileyle, kanunun hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)


Aşağıdaki bağlantıdan konuşmanın Meclis sitesindeki kaynağına ulaşabilirsiniz :


http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_g_sd.birlesim_baslangic?P4=19908&P5=h&page1=38&page2=38

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri