Seçim öncesi adaylara uyarılar: İşte 10 altın kural

Haber 7'ye özel yaptığı açıklamalarda bulunan Algı Yönetimi Uzmanı Engin Şenol, seçime hazırlanan belediye başkan adayları için 10 altın kuralı açıkladı.

Seçim öncesi adaylara uyarılar: İşte 10 altın kural
Seçim öncesi adaylara uyarılar: İşte 10 altın kural
GİRİŞ 11.02.2019 11:28 GÜNCELLEME 11.02.2019 12:08
Bu Habere 2 Yorum Yapılmış

Haber 7/ÖZEL

 

 

Bildiğimiz kadarı ile son 3 ayda 25’in üzerinde il  ve 100’ü aşkın ilçe gezdiniz. Yani sahadasınız. 31 Mart Yerel Seçimlerine 50 gün kala  gözlemleriniz nedir?

Sahada kendi buluşları ile propaganda teknikleri geliştirmiş kıdemlilerin ve  bu işin bilimsel yönüne bakıp bunu uygulayan yeni kuşak siyasetçileri görmek mümkün. Kesin olan bir gerçek var ki bu seçimin bütçesi biraz dar. Makro baktığımızda belediyeciliğin ilk uygulaması Tanzimatla birlikte kurulan bugün ki Beyoğlu Belediyesi’nden bu yana hep bir modernleşme aracı olmuştur. Bu yüzden 31 Mart seçimleri önemlidir. Bir de 15 Temmuz sonrası artık başka bir Türkiye var. Ülke yeni bir sosyolojik süreç yaşıyor. Cumhur ve Millet İttifakı şeklinde iki blok seçime giriyor. İttifak sebebi ile -hiçbir araya gelemez- denilen parti tabanları birbirine yaklaştı. Partiler arasında oy geçişkenliği arttı. Parti tabanları belli yüzdelerle partiler arasında gelip gidiyor. Tabanı kaybetme korkusu var. Tabi bunu önlemek için parti yönetimi ve yerel yönetimde revizyonlar yapıldı. Görüldü ki hizmet etmek ve yatırım kitleyi yanında bulundurmaya yetmiyor. İçe ve dışa dönük seçmene  ataklar var.  

 

 

KARARSIZ SEÇMEN ORANI YÜKSEK

 Türkiye seçim işleyişinde  çok köklü bir değişim yaşanıyor. Bayraksız, müziksiz, kulakları sağır eden müzik, boş bulunan her yere yapıştırılmış afişler yok. Hele bu seçimde plastik hammaddeli ürün faciası yaşanmıyor. Çok katılımcı bir seçim havası yok. Aday adaylarının adaylıklara geçiş sürecinde Ak Parti nispeten daha disiplinli ve erkenden bu zor süreci tamamladı. CHP ise malum. Beklenen veya beklenmeyen ittifaklar yaşanıyor. Fakat kesin olan bir gerçek var ki 31 Mart yerel seçimleri daha öncesi hiçbir seçime benzemeyecek. Zira kararsız oranı çok yüksek ve seçmen rengini belli etmemek noktasında daha kararlı. Çok sürpriz sonuçlar çıkabilir. Unutmamalı ki genel seçimleri lider kazanır ve lider kaybeder. Yerel seçimleri ise aday kazanır. Aday seçilemezse parti kaybeder.  

Seçmen beklentisi farklılaştı mı sizce?

Kesinlikle evet. Seçilecek belediye başkanlarından talepler artık spesifikleşti. İmar, yerleşim felsefesi sosyal yaşam alanları, çarşı kültürü, şehir planlamalarında adalet beklentisi (18 uygulamalarındaki adaletsizlikler çok tepki topladı), gençler için yapılacak projeler, kadınların mutfağına dokunacak alış-veriş kolaylıkları gibi çok yeni beklentiler ortaya çıktı. Proje soruyor sokaktaki vatandaş.Tabi içinin dolu olmasını sorguluyor. Vaat dönemi geçildi. İçi  doldurulamayan projeler anında eleştiri alabiliyor. Özellikle bazı büyükşehirlerde, ilçelerde partiden çok birey ağırlığı, aday kişiliği  öne çıkıyor. Vizyon, kültürel birikim, doğaya bakış, ekonomik durumu, deneyim, katılımcı yapısı, işbirliği başarısı, projeleri ve bunların kaynak açıklaması, hitabeti, pozitif kişiliği yani iletişim gücü ilk sırada değerlendiriliyor. Yani hitabet  yoksa adayın işi zor.  

Seçmende bir bilinçlenme söz konusu o zaman:

Eski seçmen NEDEN sorusuna yatkındı. Şimdi iise NASIL sorusunda. Aslında bu soruyu soran adaylarda da bir adım öne geçiyor. Kalan 55 günde seçim çevrenizin düşüncelerini  köklü değişikliğe taşımak kolay değil. Fakat algılarını değiştirebilirsiniz. Bunun temel şartı çok iyi bir ekibinizin olması Unutmayalım ki hiçbir imparatorun  en yakın generallerin  başarısının ötesine geçemez. Yerel seçimlerde  aday çok önemli. Bu kesin kural ama iyi adayı da taşıyacak saha ekibi  en az aday kadar hayati. Burada dikkat edilecek husus ekipte iyi-başarılı, iyi-başarısız, nötr- başarılı (Şans ve başkasından çalanlar) nötr-başarısız, art niyetli-başarısız diye sınıfladığımız 6 kategoriden çıkan yönetim ekibi çok önemli. Ekipte asla art niyetli- başarısız adam olmamalı. Eğer bir adayın etrafı topyekün gayret içinde değilse seçim kazanılmaz. 

SEÇMEN SİZİ SEÇMEYECEK, SİZ ONU SEÇECEKSİNİZ

Birde adaylardaki yanılgı şu: Beni seçmen seçecek. Hayır seçmen sizi seçmek zorunda değil. Önemli olan sizin onu seçmenizdir. Seçmen her  zaman haklıdır ve hizmete talip olmak tüm bireylerde aynı duyguyu uyandırmaz. Adaya il, ilçe,belde fark etmez. Seçim bölgenin sorunlarına, geleceğine, refahına talip olmalı. Öyle bir strateji oluşturun ki kendinizi seçmen için gerekli kılmalı. Sebep-Sonuç ilişkisi. Öyle projeler ortaya koyun ki sizi zorla seçsin, oy vermeye mecbur hissetmeli. İddialı ama içi dolu projeleriniz olsun. Geçmişte gördük ki yanlış adayların parti gücü ile seçildiği yerlerde kendini maalesef putlaştıran isimler türedi. O koltuğa oturma çabasında gece-gündüz yanında olan arkadaşlarına başkan seçildikten sonra selam vermeyen başkanlar gördük. Bu makam imtehanı zordur.  Başarılı işlerde tabi ki övünebilirsiniz ama bunun bir sınırı var. 

YÜREKLERE İNMEDEN SEÇİM KAZANILMIYOR

Seçmeni anlamanın yolu seçmen gibi düşünmekten geçer. Sahneden seçim kazanılmıyor. Dokunmadan, yüreklere inmeden başkan olunmuyor. Hele gençlere ve kadınlara ulaşamayan adayın hiç şansı yok. Unutmayalım ki iktidar olmak yerelde insifiyatifi elde tutmaktan geçiyor .Özellikle gençleri ve kadınları  mutlu etmezsen, onları özel hissettirmezsen, bunlarla özel bir bağ kuramazsa adaya  oy vermeyecek. Bundan sonra ki genel seçimlerde de bu olacak. Özellikle Y kuşağı ve ardından gelen Z kuşağı (ki bunlara kristal kuşak) diyoruz. Siyaset kurumun bunlarla işi zor. Bu yüzden adayın  önce bölgesindeki fotoğrafı doğru çekmesi, bu fotoğraftakileri doğru tanımlaması, iyi okuması, doğru bir ekip kurması, gerçeklere oturmuş bir strateji oluşturup ve seçim kampanyası yapması şart. Bu kampanyada görev alanların  kendi alanında uzman olmalı. Hatır için orada bulunmasın. Mahalle, cadde, sokak, hatta apartman apartman, daire daire, ev ev planlama yapıp burada yaşayanlara ulaşmaları gerekiyor. Adı üzerinde yerel seçim. 

Dijital Dünyayı iyi kullanmalı. Gençlere ulaşmanın yolu bu. 

Hatta anne-baba, gençlere ayrı ayrı   farklı içerikli mesajlar vereceksin. Hatta direkt oy istemeyin. Evin hastası, öğrencisi, doğum yapanı, ihtiyaçlı olanı bilecek ve buna göre hareket edeceksin. Özellikle “50 gün kaldı. Bunu nasıl başaracağım?” diye sorular geliyor.  Zaten 50 bin’in üzerinde nüfusa sahip seçim bölgelerinde bire bir seçmenle temas kurmak artık zor. Mecburen sosyal medyayı kullanacaksınız. Şu andan itibaren gençlere ulaşmanın yolu dijital platformlar. Fakat bu çöplüğe dönmüş paylaşımlarla değil. Özel app uygulamaları dahil farklı yollar geliştirmek gerekli. Sosyal medya maalesef gerektiği gibi değerlendirilemiyor. Tabi teknoloji ve içerik uzmanlığı gerektiği için şu an adayların bundan yararlanma oranı yüzde 20 civarında. Tekrar vurgulamak istiyorum. Gençlere ve kadınlara ulaşıp kendini ikna eden ve gönül mesajı verebilen, bunu başaran   31 Mart’da başkan seçilecek. Seçmen eski seçmen değil. Siyaset stratejisinin bir bilim dalı olduğuna inanmayan “Partim nasıl olsa yeterli güç. Aday  gösterildim seçilmem garanti. Zaten alternati1imde yok . Mecbur verecekler” diyen adaylar hayal kırıklığı yaşayacaklar. Bu birilerinin adamı olup, Genel merkezde bulduğu arka ile aday olan ama başkan olması için bireysel yetenekleri bulunmayan isimler siyasetin maalesef çirkinliğini oluşturuyor. Hitabet yok, işletme bilgisi yok, yöneticilik yok, proje nedir bilmeyen ama ilişkilerle başkan olan kişilerin faturası partiye ağır oluyor. Örneklerini görüyoruz. Liyakat bu ülkenin geleceğinde en büyük sorun. Makamları hak eden işgal etmeli. Bu Türk siyasetinde çok ciddi bir yara.  Çün ki siyaset yapmak siyaseti bilmek ile aynı anlamda değildir. 

Adaylar artık sokakta. Fiili uygulamalar yönünden net tavsiyeleriniz nelerdir?

Sahada gördüğüm şu: Ak Parti sistemleştirdiği Seçim Koordinasyon Merkezi tecrübesi ile disipline yapı ile bir adım önde. CHP ve diğer partiler daha aday belirme telaşından kurtulamamış durumda. İstifalar, tepkiler bir müddet devam edecek. DSP yeniden adaylarla hafızalara hatırlatıldı.  Fakat yerelde iş biraz daha değişiyor. Her seçim aynı her seçim farklıdır. İster büyük şehir, ister küçük veya orta büyüklükte il, kalabalık veya az nüfuslu ilçe, belde olun. Mutlaka yönlendirilmemiş, bilimsel temellere oturtulmuş, sonuçları ile doğru analizler yapılmış bir DURUM TESPİT ANKETİ yaptırmaları ve durumu yine anketlerle takip etmeleri gerekiyor.  

TÜCCAR ANKET FİRMALARI SİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATIR

Tabi araştırmanın amacı, hipotezleri, sınırlılıkları, varsayımları, tasarımı, uygulaması katılımcıların seçimi ve analizleri, sonuç- önerileri ile gerçek bir anket olmalı.  Bu doğru bir ekip yani kamuoyu araştırmalarında tecrübe sahibi anket firmaları tarafından yapılırsa size mevcut durumun fotoğrafını ortaya koyar. Bu size nerede olduğunuzu, nerede durduğunuzu, nerede görüldüğünüzü, nasıl hareket etmeniz gerektiğini, nelere dikkat etmenizde fayda olduğunu gösterir. Yani bir çeşit yol haritası çıkarmanız için doneler sunar. Gerçek ve disipliner bir anket size kendinizle, seçim bölgenizle ilgili tram değerlerini yani  gerçek bir fotoğraf olarak sunar. Ne var ki Anadolu’da bir anlamda sahte kamuoyu anket firmaları cirit atıyor. Bunu suistimal eden  ve adayın istediği sonucu çıkaran anket tacirlerine dikkat diyorum. 5-10 bin lira’ya anket olmaz  Çok komik rakamlara “ Ver parayı istediğin sonuçlu anketi al”  hizmeti sunuyorlar. Tabi 31 Mart akşamı hayal kırıklığı yaşatacakları da kesin. Birde seçim zamanı türeyen, halka ulaşmayan, etkisi olmayan yerel yayınlar var tabi. 31 Mart seçimlerinde adayların  bütçeler dar. Bu da gerçek.   

SEÇİM KAMPANYASI UZMANLIK İŞİDİR

Kampanyanızı mutlaka bir uzman planlasın. Kriz yönetimi, siyasi reklam üretme, broşür, simge geliştirme, siyasi etkinlik planlama, uygulama, dijital seçmen davranışlarını analiz etme sosyol  sorumluluk projeleri planlama, sosyal medyayı kullanma gibi konularda mutlaka profesyonel destek almaları gerekir. Zira halk  31 Mart parti geçişkenliği kolay hareket edip  kendine yakın hissettiği adaya oy verecek. Birde halk ya kazanmasını istediği ya da kazanması istemediğinin karşısındaki oy verme eğiliminde. Tabi ki seçim sahada kazanılacak. 

Yerel seçimlerde öne çıkan unsurlar nelerdir?

Tabi ki ülkenin genel konjonktürü mesela ekonomik durum etkiler. O bölgenin sosyal- psikolojik  faktörleri önemli. Adayın karizması, gelir dağılımındaki yelpaze, kültür ve inanç değerleri, iktidar partisinin o güne kadar ki performansı, rakiplerin duruş ve çözüm üretimleri gibi onlarca unsur sayılabilir. Doğrudan ve dolaylı tesir eden faktörler var. Fakat belirlenen adayın projeleri, davranış şekilleri, samimiliği, içtenliği, yürekten davranışları seçmeni doğrudan etkiler. Zira ne kadar eğitim alırsanız alın, kişisel gelişim kurslarına giderseniz gidin iletişim samimiyeti anında ortaya çıkarır. Ruhsuz iletişimi halk anında anlar ve teşhisini koyar. Adayın, güvenlik, umut, iş, namus, sağlık, ekonomi, eğitim ve imar gibi konulardaki söylemleri doğrudan güçlü bir beklenti oluşturan başlıklar.Birde yerelde hemşehricilik önemli hatta bazen belirleyici faktör olabiliyor. Fakat belki de en önemlisi belediye başkan adayı yaptığı veya yapacağı işi rüyasında gören kişi olmalı.  

Belediye başkan adayları işte size seçim anahtarı 10 altın kural: 

Önce tarafsız ve gerçek sonuçları veren bir anketle işe başlayın. Bu seçim sürecinin olmazsa olmazı.  

1. Seçim bölgenizdeki gençler ve kadınları yeniden keşfedin. Gençlere akıl ve gönülle yaklaşın. 
2. Sosyal medya sihrini farklı içerik üretimleri ile çok iyi kullanın. Filmler, videolar, ilginç içerikler 
3. Seçim bölgenizdeki can alıcı noktaları tespit edin, üzerinde iyi çalışın ve onları sık kullanın.
4. Rakibinizi günlük takip edin ve atraksiyonların çok iyi takip etin. 
5. Mevcut durum, rakip, geri dönüşler konusunda anketi asla ihmal etmeyin ve bunu düzenli yapın. 
6. Mutlaka duygu yüklü, sempatik bir hikayeniz mutlaka olsun.
7. Hep pozitif, içten ve sempatik olun. Ayrım yapmadan herkesimin  gönüllere girin.  
8. Sloganınızı iyi seçin. Bunun sokakta reytingini ölçün. Tuttuğunu görürseniz değiştirmeyin. 
9. Seçmeninizi sandığa mutlaka götürün. “Nasıl olsa benim. Çantada keklik” diye görmeyin. Tabanı ihmal etmeyin.  
10. Seçim bölgenizdeki her an nabzı elinizde tutun. Güven telkin edin. 

ETİKETLER
Engin şenol
YAZDIR
YORUMLAR 2
  • Türkiye 6 ay önce Şikayet Et
    Kısacası bu arkadaş, milleti kandırın, yalan söyleyin, hikaye uydurun, bu millet duygusaldır, duygularını kullanın, umut verin o umutla yaşasınlar.. Bu millet artık yemiyor, sandıkta herkes ne olduğunu, kimin kim olduğunu anlatacak...
    Cevapla
  • messut 6 ay önce Şikayet Et
    doğru katılıyorum eyt
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Külliye'de samimi anlar! Erdoğan kabul etti
Bakan Pakdemirli'ye THK'dan tam destek geldi