Çeçenistan'da son durum nedir?

Çeçenistan'dan geçtiğimiz hafta dönen Resul Tosun, son günlerde bu ülke ilgili tartışmaları yorumdı ve orada neler gördüğünü anlattı:

Eklenme: 25 Kasım 2009 16:36 / Güncelleme: 25 Kasım 2009 16:36 / 9,798 Okunma / 2 Yorum

Resul Tosun'un köşe yazısı

Ve Çeçenistan

Çeçen gruplar arasında yazı yazmamaya özen gösterdim. Fakat Hakan Albayrak kardeşimin Salı günkü yazısından sonra bu yazıyı kaleme almam şart oldu.

Çünkü Çeçenistan'dan Çarşamba günü döndüm.

MİR Ajans sahibi Seyfullah Türksoy bey beni Çeçenistan'nın başkenti Grozni'ye davet etti. Grozni havaalanının uluslar arası uçuşa açılacağını ve ilk seferi de Medine-i Münevvere'ye hacı götürerek gerçekleştireceğini söyledi.

Gitmeden önce ilgili olduğunu düşündüğüm bazı arkadaşlardan bilgi aldım. Çeçenistan'daki gelişmelerin Moskova merkezli bir imaj hareketi olduğunu söyleyen arkadaşlar gitmemem istikametinde telkinde de bulundular.

Bir gazeteci olarak haberi mahallinde görmenin ve değerlendirmenin daha mantıklı olacağını düşündüm ve Türksoy'un davetini kabul ederek geçen hafta bugün Çeçenistan'a gittim. Heyetimiz 9 kişilik basın mensuplarından oluşan küçük bir heyetti.

İlmel yakın bildiğim Çeçenistan'ı aynel yakın görünce nasıl bir bilgi kirliliği içinde olduğumuzu gördüm ve üzüldüm.

Çeçenistan'ın büyük bir bölümünü gezdim. Gezdiğimiz yerlerde de yer yer heyetten ayrılarak çarşı pazar dolaştım, sokaktaki insanlarla muhatap olmaya çalıştım. Çünkü heyet halinde gidenlerin sadece yetkililerin istediği mekanlara götürüleceği, istedikleri insanlarla görüştürülecekleri ve gerçeğin görülmesine engel olunacağı iddiaları vardı. Çok karamsar bir tablo çizilmişti.

Çeçenistan denince hafızamda son savaşta yakılmış, yıkılmış harabeye dönmüş açlık ve kıtlıkla boğuşan mahrumiyet içinde bir Çeçenistan görüntüsü vardı.

Abartmıyorum Grozni'ye indiğinizde gelişmiş bir Avrupa şehrine indiğiniz zehabına kapılıyorsunuz. Grozni adeta yeniden inşa edilmiş, yollar yapılmış çevre düzenlemesi gerçekleşmiş, pırıl pırıl tertemiz bir şehir. Öte yandan da harıl harıl devam eden inşaatları görüyorsunuz. Bu temiz ve düzenli şehrin Avrupa şehirlerinden farkı şehrin göbeğinde şehrin en güzel en gösterişli en ihtişamlı ve en merkezi yapısının bir cami olmasıdır. Geniş bir alanda yeşillikler içinde dört minareli Sultan Ahmet Camii benzeri bir cami. Hacı Ahmet Kadirov Camii. Hemen yanı başında İslam Üniversitesi onun karşısında müftülük binası.

Çeçenlerin geleneksel giyim kuşamları ve insanı duygulandıran onurlu davranışları dikkati çekiyordu. Kiminin başında Çeçen kalpağı, çoğunun başında da Kadiri takkesi!

Bu sene Çeçenistan'dan 3 bin kişi hacca gidiyormuş. Biz ilk kafilenin törenine katıldık.

Hacı uğurlamasının yapıldığı şehrin merkezindeki Hacı Ahmet Kadirov Camii'ne gittiğimizde binlerce Çeçen'i cami avlusunda, bahçesinde ve içinde hararetle koşturduğunu gördük. Avluya girdiğimizde ortada bir zikir halkası vardı. O meşhur ritmiyle tüylerimizi diken diken eden Çeçen versiyonuyla Kadiri zikri.

Çeçenler lisanı halleriyle 'Biz kimliğimize sahip çıkıyoruz' diyorlardı. Bu durumu imaj çalışmasıyla izah etmek biraz zor.

Cumhuriyetin dört bir yanında tamamını Türk mühendis, mimar ve ustaların yaptığı devasa camiler bu bölgeye mührünü vurmuş. Bu camilerin ibadete açılanlardan birkaçını ve inşaatı devam eden diğerlerini gördük.

Bu kalıcı eserlerin imaj çalışmasıyla izahı da bana pek inandırıcı gelmedi.

Hakkında çok şey yazılıp söylenen, internet sitelerinde videoları gezen Cumhurbaşkanını da iki kez gördük. Bir konutunda bir de havaalanında hacıları uğurlarken. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov, 1994 yılında Milli Görüş'ün tertip ettiği İstanbul'daki Fetih Şöleni'ne Çeçenistan mücahitleri adına katılan Ahmet Kadirov'un oğlu. Ahmet Kadirov Çeçenlerin Dağıstan'a saldırısında mücahitlerle yolunu ayırmış. Savaş sonrası Çeçenistan'a cumhurbaşkanı olmuş ve 2004 yılında bir suikastta hayatını kaybetmişti. Şimdiki cumhurbaşkanı onun oğlu. 33 yaşında başında takkesi elinde tespihi, şen şakrak, sevecen bir Kadiri dervişi. Öyle görünüyor. Moda deyimle pozitif enerji saçan bir kişilik sergiliyor.

Yönetimdekiler hakkında duyduklarımızdan sonra onların dinle diyanetle alakası olmayan bürokratlar diye düşünmüştüm. Oysa şu anda yönetimde olanların da birinci savaşta diğerleriyle omuz omuza savaşmış mücahidler olduğunu gördüm. Cumhurbaşkanlığı köşkündeki çalışanların çoğu sakallı takkeli Müslümanlar. Laikçi biri onları görse Çeçenistan'da irtica hakim olmuş yaygarasını kopartır.

Anadolu Ajansı, TRT ve Sabah grubu cumhurbaşkanıyla uzun söyleşiler yaptılar, merak edilen her şeyi sordular ve cevapları kaydettiler. Bir kısmını Haber7. com'da gördüm.. Ben de görüştüm ve kafama takılan soruları sordum.

Görülen o ki birinci savaşta omuz omuza cihad edenler arasında Dağıstan'a müdaheleden sonra görüş farklılığı zuhur etmiş. Bir grup silahlı mücadeleye devamı tercih ederken öteki grup -ki şu anda Çeçenistanın yönetimini elinde bulunduranlar- 'Anlaşmayı bozan taraf biz olmamalıyız, biz burada ölüyoruz dünya seyrediyor, bağımsızlığımızı ilan ediyoruz hiçbir Müslüman devlet bizi tanımıyor, öle öle insan kalmadı, gücümüz tükendi, başarı şansımız yok oldu, bari gelecek nesilleri kurtaralım, ülkemizin daha fazla tahrip edilmesine sebep olmayalım' görüşünü benimsemiş.

Her ikisi de Müslüman olan bu farklı görüşteki iki gruptan birinin yanında ya da karşısında olmanın, anlaşmazlığı körükleyeceğine kanaat getirdim.

Bizlere taraf olarak ihtilafı körüklemek değil, doğruları savunup yanlışları ikaz etmek düşer diye düşünüyorum. Bu iki grubun hataları da sabıkaları da olabilir. Onların hatalarıyla uğraşmanın ne bize ne de Çeçen halkına faydası vardır.

Moskova'nın Çeçenistan üzerinden bir imaj çalışması yaptığı ve bu ziyaretlerin lobi amaçlı olduğu iddiası da tutarlı görünmüyor. Orada gördüğüm kadarıyla Müslümanlar lehine yapılan öylesine köklü yatırımlarla ve icraatlarla imaj çalışması yapılmayacağı gibi bu kadar basit organizasyonlarla da piar çalışması yapılmaz. Piar çalışmasına ne hacet birkaç ay sonra Çeçen hava yolları İstanbul seferlerini başlatıyor. Herkes gidip görecek.

Bu konuda konuşmak isteyenlere önce Çeçenistan'ı görmelerini tavsiye ederim. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların hataya düşmeleri mukadderdir.

Kimseyi savunuyor değilim. İhlallere karşı elbette ki gereken tepki gösterilmeli/göstermeliyiz. Ama ölçüyü de kaçırmamalıyız. Birilerine olan tavrımız bizi adaletsizliğe sevk etmemeli.

Ayrıca lobicilikle itham edilen Seyfullah Türksoy beye de haksızlık etmeyelim. Yıllardır kendi imkanlarıyla programlar yapan mütevazi firmasına cirminden büyük cürüm yüklemeyelim lütfen. Komik oluyor.

Resul Tosun - Yeni Şafak
resultosun@ttmail.com

Etiketler: çeçenistan
Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri