Emekli maaşına yapılan zam miktarı açıklandı

Emeklilerin gözü Başbakan Erdoğan'daydı. Erdoğan grup toplantısında emeklilerin maaş zammını açıkladı. Erdoğan sözlerine küresel krizin Türkiye'ye etkilerini anlatarak başladı, seçim iddiaları için net konuştu.

Eklenme: 05 Ocak 2010, 13:35 / Güncelleme: 05 Ocak 2010, 13:35 / 140,291 Okunma / 177 Yorum

BAŞBAKAN ERDOĞAN, 2010 YILININ İLK ALTI AYINDA EN DÜŞÜK SSK, BAĞKUR VE TARIM EMEKLİSİNİN MAAŞINA YÜZDE 20,4, EN YÜKSEK EMEKLİ AYLIĞINA DA YÜZDE 4,5 ORANINDA ARTIŞ YAPACAKLARINI AÇIKLADI

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılının ilk altı ayında en düşük SSK, BAĞ-KUR ve tarım emeklisinin maaşına yüzde 20,4, en yüksek emekli aylığına da yüzde 4,5 oranında artış yapacaklarını belirterek, ''İlk altı ay için emekli aylıklarında en az 63,  en yüksek 101 lira artış olacak. 601 lira olan en düşük SSK emeklisi aylığı bu artışla 683 liraya, en düşük tarım SSK emekli aylığı 480 liraya, en düşük esnaf emeklisi aylığı 555 liraya, en düşük BAĞ-KUR tarım emeklisi aylığı da 380 liraya çıkıyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başbakan olduğu dönemde emekli maaşlarına 75 ve 100 lira seyyanen zam yapıldığını anımsatarak, sonraki yıllarda da emekli maaşlarının enflasyon üzerinden artırıldığını söyledi.

2002'nin Aralık ayından 2009'un Aralık ayına kadar en düşük SSK emeklisinin maaşının reel bazda yüzde 27,6, BAĞ-KUR emekli esnaf aylığının yüzde 71,7, BAĞ-KUR emekli tarım aylığının yüzde 161,3 ve memur emekli aylığının da yüzde 15,8 artırıldığını bildiren Erdoğan, bu artışların enflasyondan arındırılmış, enflasyonun üzerine yapılmış reel artışlar olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, bu artışlarla yetinmediklerini belirterek, ''Emeklilerimizin çok daha fazlasını hak ettiğini biliyoruz ve imkanlarımızı zorlayarak onların şartlarını daha da iyileştirmenin mücadelesini veriyoruz'' dedi.

2010 yılının hemen başında emekli aylıklarını yeniden belirlediklerini, ahde vefanın bir göstergesi olarak ücretleri ciddi olarak artırdıklarını ifade eden Erdoğan, bu artışın, SSK işçi emeklileri, tarım emeklileri, BAĞ-KUR kapsamındaki esnaf ve tarım emeklileri olmak üzere 7 milyon 327 bin 800 kişiyi kapsadığını bildirdi.Erdoğan, şöyle konuştu:

''2010 yılının ilk altı ayı için en düşük emekli aylığını yüzde 20,4, en yüksek emekli aylığını da yüzde 4,5 oranında artırıyoruz. 2010 yılı içinde temmuz ayındaki yüzde 3'lük TÜFE artışlarıyla birlikte en düşük aylık alan emeklimizin maaşı yüzde 24,2, en yüksek aylık alan emeklimizin maaşı da yüzde 7,6 oranında artıyor. Bu iyileştirme ile emeklilerimizin aylıklarında ilk altı ay için en az 63 lira, en çok 101 lira artış olacak. Yılın tamamında ise emekli maaşlarına en az 74 lira, en çok 172 lira artış yapıyoruz. 601 lira olan en düşük SSK emeklisi aylığı, yeni artışla 683 lira, en düşük tarım SSK emekli aylığı 403 liradan 480 liraya, en düşük esnaf emeklisi aylığı 476 liradan 555 liraya, en düşük BAĞ-KUR tarım emeklisi aylığı da 306 liradan 380 liraya çıkıyor.''

"ŞİMDİ YENİ BİR ŞEY DAHA GÜNDEME GETİRMEYE BAŞLADILAR. NE DİYORLAR? SEÇİM. İNANIN BİR AKLI SELİM SAHİBİ İNSAN, BU ÜLKEYİ SEVEN BİR İNSAN BU İFADEYİ KULLANMAZ'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim tartışmalarıyla ilgili olarak, ''Aklı selim sahibi insan, bu ülkeyi seven bir insan bu ifadeyi kullanmaz. Her şey gayet başarılı şekilde yürürken, kalkıp da böyle bir ifadeyi ortaya atmak, Türkiye sevdası değil, ancak 'Türkiye'ye karşı ben nasıl bir tuzak kurarım?' budur. Ama işin başında 5 yıllık iktidar kendisine verildiği halde 3,5 yılda kaçan iktidar yok'' dedi.

Erdoğan, 7 yıl boyunca her yıl başında koydukları hedeflerin hemen hemen tamamını yakaladıklarını, bazılarında hedeflerin üzerine çıktıklarını belirtti. Küresel krizden öncede de 7 yıl boyunca ulusal ya da uluslararası krizlere şahit olduklarını anlatan Erdoğan, ''Bakın, yanı başımızda Irak'ın işgali, terör saldırıları, seçimler, kapatma davası. Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi ekonomiyi derinden etkileyecek gelişmeler, badireler yaşadık. Ama Türkiye, güçlü ekonomik yapısı, güçlü  iktidarıyla kriz yönetimindeki başarısıyla tüm bu belirsizlik noktalarını aştı ve hedeflerine, bugünlere ulaştı'' diye konuştu. 

Erdoğan, 2010 yılının ilk günlerinde karamsarlık, kötümserlik yüklü yorumlar, açıklamalar, analizler yapıldığını, aklıselim olanların da olumlu şekilde güzel açıklamalar yaptığına işaret ederek, şöyle konuştu:

''Lütfen dikkat edin, 7 yıl boyunca her yıl başında bunu yaptılar. Her seferinde yanıldılar ama bu karamsarlıktan vazgeçmediler. Her seferinde yanıldılar. Şimdi yeni bir şey daha gündeme getirmeye başladılar. Ne diyorlar? Seçim. İnanın bir aklı selim sahibi insan, bu ifadeyi kullanmaz. Bu ülkeyi seven bir insan bu ifadeyi kullanmaz. Her şey gayet başarılı şekilde yürürken, kalkıp da böyle bir ifadeyi ortaya atmak, Türkiye sevdası değil, ancak 'Türkiye'ye karşı ben nasıl bir tuzak kurarım?' Budur. Ama işin başında 5 yıllık iktidar kendisine verildiği halde 3,5 yılda kaçan iktidar yok. Milletinin verdiği vekaleti sonuna kadar kullanacak bir iktidar var. Bakın 8. yıla girdik. Onlar aynı alışkanlıklarını devam ettiriyorlar, varsın devam ettirsinler. Biz kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Ama onlar şunu bilmiyorlar; bir yatırımcı ülkesinde yatırım yaparken önce istikrara bakar. Küresel sermaye bir ülkeye giderken, önce o ülkedeki istikrara, güvene bakar. İstikrar, güven varsa o ülkede gelir, yatırım yapar, eğer yoksa yatırımı yapmaz. Siz eğer bu ülkede muhalefet olarak yapacağınızı değil de yaralamak için, olumsuzluk adına ne konuşulması gerekiyorsa, bunu konuşursanız, bu millet size oy vermez, sizi iktidar yapmaz, bunu böyle bilin. Milletim soruyor, 'Peki arkadaş sen ne yapacaksın?' diyor. Sen ne yapacağını söylemiyorsun ki...''

-''2010 YILI TÜRKİYE İÇİN, 2009 YILINDAN ÇOK DAHA PARLAK BİR YIL OLACAK''

Erdoğan, bu kesimlerin ''2010 zor geçecek'' dediklerini ve felaket senaryoları çizdiklerini, daha yılın ilk gününden itibaren ''öldük, bittik, tükendik'' edebiyatı yaptıklarını kaydederek, ''Ya bunlar ciddi bir özgüven eksikliği içindeler ya da gönüllerinden geçeni söylüyorlar. Açık söylüyorum, inanarak, bilerek söylüyorum; 2010 yılı Türkiye için 2009 yılından çok daha parlak bir yıl olacak. 2010 Türkiye için başarılarla dolu bir yıl olacak. 2010, Türkiye'nin gücünün de itibarının da içeride ve dışarıda artmaya devam ettiği bir yıl olacak'' dedi.

2010  yılı ve sonrasında da tüm hedefleri tutturacaklarına, hedefleri aşacaklarına yürekten inandığını dile getiren Erdoğan, hata payı olabileceğini vurguladı. Aynı inançla yine gece gündüz çalışacaklarını, heyecanla, coşkuyla, aşkla, sevdayla, kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü.

''Bütün geçen süre içinde, 7 yılı geride bıraktık, 8. yılın içindeyiz, hiçbir zaman milletinin cebindeki paraya göz diken bir iktidar olmadık. Ama bizden önceki iktidarlara şöyle bir bakın. Gözleri her zaman vatandaşının cebindeki parada oldu. İşçisinin, memurunun, köylüsünün, BAĞKUR'lusunun cebindeki parada oldu. Sürekli bunlar para basmadılar mı? Darphane, bunlar sıkıştığı zaman para asmıyor muydu? Niçin bunlar 6 tane sıfırı getirip birin yanına koydular. Bunun sebebi neydi? Açık kapama değil miydi. Peki bu sıfırlar konurken benim işçimin, memurumun, vatandaşımın, köylümün cebindeki para erimiyor muydu? Aynı güneş karşısındaki kar topu gibi eriyordu. Şimdi utanmadan, sıkılmadan çıkıp, bizi vatandaşının, memurunun, işçisinin cebindeki paraya göz dikmekle itham ediyorlar. Hayır, rakamlar ortadadır. Biz hiçbir zaman enflasyon denilen canavara vatandaşımızı mahkum etmedik. Hiçbir zaman vatandaşımızın cebindeki parayı, enflasyon oranının altına asla düşürmedik. Tam aksine, hep enflasyonun üstünde ve değeri artan bir parayı vatandaşımıza kazandırdık.''

''21 BANKA BATARKEN İKTİDARDA MHP-DSP-ANAP VARDI. 'ÇOK BAŞARILIYDINIZ DA 5 YIL  İKTİDARDA KALMANIZ GEREKİRKEN 3,5 YILIN SONUNDA HÜKÜMETİ BIRAKIP, NİÇİN KAÇIP GİTTİNİZ' DİYE ADAMA SORMAZLAR MI?''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 banka batarken iktidarda MHP-DSP-ANAP koalisyon hükümetinin bulunduğunu hatırlatarak, ''(Çok başarılıydınız da 5 yıl iktidarda kalmanız gerekirken 3,5 yılın sonunda hükümeti bırakıp, niçin kaçıp gittiniz?) diye adama sormazlar mı?'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, sözlerine 2010 yılını kutlayarak başladı. Geçen yılın, dünya için zor ve çetin bir yıl olduğunu belirten Erdoğan, 2008'de başlayan küresel finans krizinin, 2009 yılında etkisini ağırlaştırarak hissettirdiğini ve bir çok ülkede telafisi uzun sürecek tahribata neden olduğunu anlattı.

''Küresel ölçekte yaşanan, hem de çok ağır yaşanan krize rağmen 2009 yılı, Türkiye için o ölçekte zorlu, o ölçekte çetin bir yıl olmamıştır'' diyen Erdoğan, kriz etkisini tüm dünyada ağırlaştırırken, kendisinin, ''Kriz bizi teğet geçecek'' dediğini anımsattı. Erdoğan, bu sözlerinin günlerce, haftalarca, aylarca hafife alındığını ve bu ifadeleri üzerinden çok sayıda olumsuz yorum yapıldığını anlattı.

-''BEN, 'KRİZ TEĞET GEÇECEK' DERKEN; BEKLENTİLERİMİ İFADE ETMEDİM. TÜRKİYE EKONOMİSİNİN SAHİP OLDUĞU GÜCÜN, DİRENCİN, BÜYÜKLÜĞÜN FARKINDA OLARAK BU TESPİTİ YAPTIM''

Erdoğan, ''Ben, o gün 'Kriz teğet geçecek' derken; bir temenniyi dile getirmedim, içimden geçeni söylemedim, beklentilerimi ifade etmedim. Tam tersine Türkiye ekonomisinin sahip olduğu gücün, direncin, büyüklüğün farkında olarak bu tespiti yaptım. Benim bu tespitimi OECD, IMF, Dünya Bankası gibi bir çok uluslararası kuruluş da paylaşıyor ve 2010'dan itibaren Türkiye'nin en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alacağını teyit ediyorlar'' diye konuştu.

Şu anda tüm dünyada küresel finans krizinin gerileme eğilimine girdiğini, umutların arttığını, iyimser beklentilerin çoğaldığını anlatan Erdoğan, başta ABD ve Avrupa olmak üzere krizin ortaya çıktığı ülke ve bölgelerden olumlu sinyaller alınmaya başladığını söyledi. ''Bizim de umudumuz, krizin bir an önce aşılması, tahribatın telafi edilmesi ve küresel büyümenin pozitife dönüşmesi yönündedir'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye, G-20 zirvelerinde olsun, IMF, Dünya Bankası toplantıları ve diğer platformlarda olsun, artık ekonomik tezlerini çok güçlü şekilde ifade eden, uyarıları dikkate alınan, performansı çok yakından izlenen ülke konumuna yükselmiştir. Bu yeni durumu, sizlerin, aziz milletimizin, ekonominin tüm aktörlerinin bilmesini ve bu özgüven içinde olmasını hasleten rica ediyorum.

Dikkat ediniz, krizin başladığı günden itibaren ABD'de 158 banka battı. Bizde ise tek bir banka bile batmadı. Neden? Çünkü 7 yıldır çok sağlam, dirençli ve denetim altında bir bankacılık, finans sistemi inşa etmek için mücadele verdik. Bunun sonucu olarak tek bir bankamız bile batmadı, ciddi bir zorluk da yaşamadık. Bankacılık sektörü sermaye yeterlilik oranı Rusya'da yüzde 18,5, ABD'de yüzde 13,5, Japonya'da yüzde 13,4, Almanya'da yüzde 13 iken, bizde bu oran yüzde 20,4... 2001 krizinde bu ülkede tam 21 banka, fona devredildi. Kimlerin iktidarı döneminde olduğunu biliyorsunuz. Bu bankaların neden olduğu zarar, benim milletimin cebinden çıktı. Bunu o bankaların patronları, şurası burası değil, benim milletim ödedi. 2008 yılından bu yana ise çok daha büyük ve küresel ölçekte kriz yaşanıyor. Türkiye'de tek bir banka yine, hala batmadı, sıkıntı, zorluk yaşamadı. Niye? Ciddi manada bir denetim ve takip mekanizması, disiplin var.''

-''KÖTÜMSERLER KARANLIK TABLO ÇİZMEKTE ISRAR EDİYOR''-

Erdoğan, işsizlikte de aynı durumun yaşandığına işaret ederek, ABD, Avrupa ülkeleri ve Japonya'nın, işsizlikte tarihi seviyede yüksek oranlara ulaşırken, Türkiye'de aldıkları önlemler sonucunda işsizliğin en son yüzde 13.4 seviyesinde kaldığını söyledi. 7 yıl önce göreve geldiklerinde bu oranın yüzde 10.7 olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye'de bugün kötümserler, hala karanlık bir tablo çizmekte. Krizi istismar etmekte ısrar ederken; dünya otoriteleri, Türkiye'nin krizden en hızlı çıkan ülke olduğunu teyit ediyorlar zaten. 21 banka batarken iktidarda kim vardı? MHP-DSP-ANAP vardı. 'Çok başarılıydınız da 5 yıl iktidarda kalmanız gerekirken 3,5 yılın sonunda hükümeti bırakıp niçin kaçıp gittiniz' diye adama sormazlar mı? Çünkü sizin işiniz değil bu, yapamazsınız. Ama bizler kararlı şekilde ilk dönemi tamamladık, şimdi de yine ikinci dönemi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Şimdi bunların derdi ne? 'Acaba bize bırakılsa da yeniden gelip, o alıştığımız bazı malum işleri yapsak...' Yok, benim milletimin artık bir kere sütten ağzı yandı, şimdi yoğurdu üfleyerek yiyor.''

-''YAPAMAZSINIZ, BAŞARAMAZSINIZ DEDİLER''-

Erdoğan, IMF ve OECD'nin, Türkiye için büyüme tahminin yüzde 3,7 olduğunu, diğer finans kuruluşlarının ise yüzde 3,8 ile yüzde 5, 5 oranında büyüme tahmininde bulunduklarına işaret ederek, ''Bizim ise kendi tahminimiz çok mütevazi, yüzde 3,5. OECD tahminlerine göre Türkiye, 2010 yılında 30 ülke arasında Güney Kore'den sonra en fazla büyüme kaydedecek ülkedir. Tespit bu. 2011'de ise 30 ülke arasında en fazla büyümeyi Türkiye'nin kaydedeceği ifade ediliyor. Bunu biz söylemiyoruz. Eylül 2008'den beri dünya genelinde 87 adet kredi notu düşüşü gerçekleşirken, sadece 17 adet kredi notu artışı yapıldı. Türkiye, kredi notu artırılan  17 ülke arasında yer almıştır. Bütün sıkıntılara  rağmen...'' diye konuştu.

Geçen yılın ekonomik verilerinin yavaş yavaş şekillenmeye başladığını, dün enflasyon ve ihracat verilerinin açıklandığını hatırlatan Erdoğan, 2008'de 10.6 olarak gerçekleşen enflasyon oranını, 2009'da yüzde 6,5'e kadar çektiklerini söyledi.

Dünyadaki genel düşüşle birlikte, Türkiye ihracatının da gerilediğini, ancak bu gerilemeye rağmen ihracatı yaklaşık 102 milyar dolara ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, 2009 boyunca Türkiye'nin, ilgili kesimlerin gayretleriyle ihracatı 100 milyar doların üzerine çıkardığını ifade etti.

Erdoğan, 2008 yılı sonunda, Varlık Barışı uygulamasını başlattıklarını, bunu 31 Aralık 2009'a kadar uzattıklarını hatırlatarak, süre kapsamında 64 bin beyanname verildiğini bildirdi. Erdoğan, 26 milyar 950 milyonu yurt dışından, 20 milyar 353 milyon lirası da yurt içinden olmak üzere 47 milyar 302 milyon lira beyan edildiğini kaydederek, bu beyanlar üzerinden tahakkuk edilen vergi miktarının ise 1,5 milyar lira olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''(Yapamazsınız, başaramasınız, sonuç alamazsınız) dediler, işte sonuç ortada. Belki daha fazla da olabilirdi. Ama bu kadarıyla bu yılın sonuna ulaştık. Türkiye çok güçlü şekilde güven veren, istikrarlı bir ülke olarak bu neticeyi yakalıyor. Eğer bu güven olmasaydı, bu neticeyi alamazdık. Küresel krizin Türkiye üzerindeki etkisi sınırlı olmuştur. Bu sınırlı etkiyi de inşallah geride bırakacak, büyümeye, gelişmeye, ilerlemeye her alanda, her boyutuyla devam edeceğiz'' dedi.

TEKEL İŞÇİLERİ İLE İLGİLİ SERT TEPKİ 

''ANA MUHALEFET PARTİSİ GENEL BAŞKANI KALKIP DA 'SİZİ BEN PARTİMİN OTOBÜSÜNE ALIP ONDAN SONRA DA PARTİME GÖTÜREBİLİRİM' DER Mİ? BU HANGİ NEZAKET KURALINA SIĞAR, BUNUN DEMOKRATİK MÜCADELE İÇERİSİNDE YERİ VAR MI?''

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin eylemini ''istismar ve kışkırtma'' olarak niteleyerek, ''Burada da bir spekülasyon var. Olayın bizzat içindeyim, yaşamışım. Olay tamamen ideolojiktir'' dedi.

 

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gerek 2001 krizi, gerek ondan önceki krizlerin büyük çoğunluğunun, Türkiye'nin kendi iç meselelerinden doğduğunu, dünya kriziyle alakasının bulunmadığını söyledi.

Yine tüm bu krizlerin ithal politikalarla, harici yöntemlerle, uluslararası kuruluşların destekleriyle aşılabildiğini ifade eden Erdoğan, ''Ama bugün Türkiye, yüzyılın en büyük küresel krizini kendi imkanlarıyla, yöntemleriyle, tamamen milli ve yerli politikalarla çözüyor'' dedi.   

''Küresel kriz var'' diyerek çalışanlara yüklemediklerini, ücretleri kesmediklerini, yükü sosyal kesimlerin sırtına yüklemediklerini dile getiren Erdoğan, 7 yıl boyunca işçinin, memurun, emeklinin ücretini enflasyona ezdirmediklerini, enflasyon, vergi, yüksek faiz yoluyla alın terini gasp edenlerden olmadıklarını kaydetti. Erdoğan, şuları söyledi:

''Göreve geldiğimizden bu yana devletin borçlanma faizi yüzde 63'den tek haneli rakama indi. En son yüzde 9. Aradaki fark çok açık ortada. Yüzde 54 gibi fark var. Bu fark, halkın cebinde kaldı. Enflasyon yüzde 30'du, şimdi yüzde 6,5. Aradaki fark vatandaşın cebinde kaldı. Maaşlardaki artışın yanında bu enflasyon farkını da koyacaksın. Eğer biz olmasaydık, enflasyona gidecekti bunların çoğu. Benim esnafım, Halk Bankasından kredi alırken yüzde 46 faiz ödüyordu. Şimdi tek haneli rakamlara indi. Ziraat Bankası, çiftçiye kredi verirken yüzde 59 faiz alıyordu, şimdi tek haneli, 7 ile 13 arasında değişiyor. Bu uygulamayı biz getirdik. Şimdi hangi yüzle kalkıp da çiftçiyi, işçiyi, memuru, esnafı aldatıyorsun. Tablo ortada. Verilen kredi miktarlarına, kişilere baktığımız zaman mukayese edilir gibi değil. Bire beş, bire on kat fark var. Tüm bunlar bizim memurumuza, işçimize, çiftçimize, köylümüze olan yaklaşımımızın farkıdır. Bizler bu bankalarımızı da batırmadık, iflas ettirmedik. Koskoca Ziraat Bankası çöküme gidiyordu. Halk Bankası batmaya gidiyordu. Vakıfbank aynı şekilde. Ama şimdi bu bankalarımızın hepsi finans sektöründe rekabetin içindeler. Hem hizmet veriyorlar hem de güçlü olarak durumlarını gerek içerde gerek dünyada koruyorlar.''

-''VATANDAŞI BÖYLE SOYMUŞLAR''-

Başbakan Erdoğan, 7 yıllık iktidarları boyunca çalışanların hem ücretleri hem de demokratik hakları noktasında azami hassasiyet içinde olduklarını ve bu hassasiyetin gereklerini yerine getirdiklerini, getirmeye de devam edeceklerini söyledi.

Göreve geldiklerinde, zorunlu tasarruf hesabında biriken 13,5 milyar liralık ana para ve nemayı ödediklerini anımsatan Erdoğan, birilerinin bunu unutturmaya çalıştığını onun için tekrar ettiğini ifade etti. Başbakan Erdoğan, ''Bütün iktidarlar, bu meseleyi hasır altı etti'' dedi. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Bunlar benim TEKEL işçimi, diğer işçimi, memur kardeşimi seviyordu da niye ödemediler? Size bugünün parasıyla 13,5 milyar liradan bahsediyorum. Hiç gündemde yoktu, Konut Edindirme Yardımı (KEY) kesintilerini biz gündeme getirdik. İnanın doğru düzgün bir kayıt bile yapılmamış. Bunlar vatandaşı böyle soymuşlar. Kayıt mayıt yok. Ulus'ta Emlak Bankasının tozlu arşivlerinden çuvalları araştırıyoruz. Tek tek her bir evrak incelendi ve hak sahipleri tespit edildi. Şu an itibariyle yaklaşık 5,5 milyon hak sahibine 2,5 milyar lira ödeme yapıldı. Diğer hak sahiplerini de tespit işlemleri yapılıyor. Onları da ödeyip bu borçtan kurtulacağız. Hangi iktidar? CHP, MHP, ANAP iktidarı mı yaptı? Hangisi yaptı? Biz yaptık, biz... AK Parti iktidarı.''

Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile devrim niteliğinde bir reformu gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, demokratik haklarını geliştirmek, standartlarını yükseltmek için de önemli adımlar attıklarını, atmaya da devam ettiklerini söyledi.

Bir işçinin şikayetiyle ilgili işlemin önceden 8 ayda tamamlanırken, şimdi bu süreyi 15 güne indirdiklerini, 1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edildiğini, asgari ücretin tarihinde ilk kez bu kadar fazla artış kaydettiğini belirten Erdoğan, ''Ama bakıyorsunuz muhalefet bunların üzerine saldırıyor. Niye? Bekara karı boşamak kolay. Yaptıkları bu. 'Şu anda risk, yönetim, şu, bu' diye bir şey yok. Bol keseden atıyorlar. Gördük sizin iktidar dönemlerinizi. Ne verdiğinizi de gördük. Sen para bastın, verdin, ondan sonra modern hırsızlıkla benim vatandaşımın cebindeki parayı çaldın. Ama biz bunları yapamayız. Bizim paramızın dünya paralarını karşısında bir değeri olacak, yeri olacak. Şimdi Türk Lirası dediğiniz zaman durum farklı'' dedi.

Erdoğan, 2002 sonunda 184 lira olan net asgari ücretin, 1 Ocak 2010 itibariyle net 577 liraya çıkardıklarını, bunun da yüzde 214 artışa denk geldiğini anlatarak, ''Emeği insanın en kutsal değeri olarak görüyoruz ve bu anlayışımızın arkasını dolduruyoruz'' diye konuştu.

-TEKEL İŞÇİLERİ-

Başbakan Erdoğan, TEKEL işçilerinin eylemine de değinerek, ''Bu eylemi bir kışkırtma vesilesi olarak görenlere, bu eylemi istismar edenlere, bu eylem üzerinden hükümeti hedef gösterenlere soruyoruz; İşçi, memur, ücretliler, dar gelirliler için ne yaptınız? İşçiyi, emekliyi bu kadar severdiniz, emeğe bu kadar saygı duyardınız da iktidarda olduğunuz dönemlerde, şu zorunlu tasarruf niçin ödenmedi, KEY'ler neden ödenmedi? Asgari ücreti sefalet ücretine neden döndürdünüz? İşçinin demokratik hakları bu kadar umurunuzda mıydı? Peki 1 Mayıs'ı o zaman siz tatil etseydiniz. Niye tatil etmediniz?'' dedi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yapılan sadece istismardır, TEKEL işçileri üzerinden kışkırtmadır. Burada da bir spekülasyon var. Olayın bizzat içindeyim, yaşamışım. Olay tamamen ideolojiktir. Bir ana muhalefet partisinin genel başkanı kalkıp da Türkiye'de şu anda bir numaralı sendika Türk-İş, oranın önünde toplanan 300-500 tane TEKEL işçi var, onların arasına gidip 'Sizi ben partimin otobüsüne alıp ondan sonra da partime götürebilirim' der mi? Bu hangi nezaket kuralına sığar? Bunun demokratik mücadele içerisinde yeri var mı? Böyle şey olur mu? Partinin damgalı otobüsüyle al 'oraya götüreceğim' de. Güya onunla oy devşirecek. Böyle bir mantık, anlayış olmaz. Bu, işçiye sizin samimi olduğunuzu göstermez. Yiğit işte gerek, işte... 'Ne yaptın bugüne kadar, ne verdin' diye sorarlar. Ben isterdim ki o TEKEL işçileri çıksınlar, 'Sen iktidarın döneminde ne verdin bize onu söyle', birisi de bunu desin.

İki yıl önce bağlı oldukları Tek Gıda İş'in başkanıyla Türk-İş'in Başkanı görüşme talep etiler, makamıma davet ettim. Maliye Bakanım da yanımda. Görüşme sonunca şunu söyledik; biz özelleştirme kapsamında artık TEKEL'in tamamını özelleştiriyoruz. Özelleştirirken ihbar ve kıdem tazminatınızı kuruşu kuruşuna ödeyeceğiz. Ama bakın burada bir şeyin istismarına fırsat vermeyin. Dediler ki 'seçimleri atlatalım, seçimden sonra biz bu işi çözeceğiz.' Bakın isterseniz 4-C kapsamına girmek isteyenler olursa orada da çalıştırmaya devam ederiz. Biz, bizden önceki iktidarların 4-C kapsamına almadığı işçileri de TEKEL değil, diğer özelleştirmeden doğan işçileri de 4-C kapsamına almış bir iktidarız, onları da dışarıda bırakmadık, biz buyuz. 4-C kapsamında çalışanlarla ilgili yeni düzenleme yaptık. TEKEL'li işçilere söylüyorum; bizden istedikleri neydi? 10 ayı 11 ay yapın. Yıllık çalışma süresini 10 aydan 11 aya çıkardık.''

-''DİNLEN DE KENDİNE GEL''-

İlkokul mezunlarının maaşlarını yüzde 17,4 artışla 772 liraya, lise mezunlarının maaşlarını 15,8 artışla 856 liraya, yüksek öğrenim mezunlarının maaşlarını yüzde 14.3 artışla 938 liraya çıkardıklarını belirten Başbakan Erdoğan, ''Bakın bizden önceki hükümetlerin yaptığını yapmadık. Özelleştirmeler sonucunda işçiyi sokağa terk etmedik. Yoksulluğa, çaresizliğe terk etmedik. Onlara sahip çıktık ve imkanlar dahilinde ücretlerini iyileştirmeye devam etik'' dedi.

Meseleye en başından beri iyi niyetle, samimiyetle yaklaştıklarını, imkanları azami derecede zorladıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşçilerimizin durumlarını iyileştirmek için gayret sarf ettik. TEKEL'li işçi kardeşim ihbar, kıdem tazminatını alıyorsun. Bir defa bu paralarını değerlendir. Bankada mı, farklı bir yerde mi değerlendirirsin, değerlerdir. Oradan sana bir şeyler gelecek. 4-C'den de alacaksın. Böylece geçim koşulların, sosyal güvencede de bir kaybın söz konusu değil, o da aynı şekilde devam edecek. O zaman yapmak istediğin ne? Adama bunu sorarlar. Ha, şu; 'Biz bunların hiç birini istemiyoruz.' Ne istiyorsun? İstediğimiz 'Bizi aynı şekilde aynı koşullarla başka yerde çalıştır.' Kusura bakma. Biz her meslek erbabını olması gereken yerde çalıştırıyoruz, çalıştırmaya da devam edeceğiz. Burada kimse kaydıhayat şartıyla devletin kapısını artık kendisi için 'buraya girdik, kapağı attık, bundan sonra artık korkma', böyle görmemeli. Devlet başarıyla yönetilmeli ve tüyü bitmemiş yetimin hakkı yedirtilmemeli. Bir diğeri farklı yerde farklı bir şekilde çalışırken, burada farklı beklentiler içerisine girmek yanlıştır. Onun için hiçbir zaman hak ve hukukun zedelenmesine göz yummadık ama hiç bir zaman da popülizm yapmadık. İşte bakıyorsunuz CHP'nin, MHP'nin milletvekilleri, gidip bu kardeşlerimin arasına karışıyorlar, orada bağırıyorlar, çağırıyorlar, hakaret ediyorlar. Partimizin kapısına geliyorlar. Bu parti teşkilatının yapmış olduğu bir şey değil ki... Bu, hükümetin tamamen hakka, hukuka bağlı bir şekilde uygulamaya koyduğu bir karardır ve bu kararı kesinlikle uygulayacak. Depolar boş depo, bu depolarda üretim filan yapılmıyor. Tütün işlemesi şu anda bir kaç yerde yapılıyor onlar da bitecek. Bunlar boş depo. Bu boş depolarda 10 bin kişi istihdam ediliyor, yazık değil mi? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı ne olacak? Buna rağmen diyorum ki; gelin 4-C'ye alalım. Yine açıkta kalmayın. Burada istihdam edelim ama topluca kıdem ve ihbarlarını da para olarak verelim. Buyur. Hakkaniyetle olaylara yaklaşmaya çalıştık, adaletle meselelere eğilmeye çalıştık. Bundan sonra da aynı hassasiyeti göstermeye devam edeceğiz. Ben, TEKEL işçisi kardeşlerimizin bunu iyi görmelerini ve bizim iyi niyetimizi, samimiyetimizi görmelerini istiyorum. İstismara alet olmamalarını kendilerinden özellikle rica ediyorum. Bu, bir tuzaktır ve gelenler sadece bu tuzağın aktörü olarak geliyor. Bunu iyi bilmelerini istiyorum. Sayın Baykal, bir zamanlar SEKA'ya da gitti biliyorsunuz aynı şekilde. SEKA'da da yanına topladı 30-35 milletvekilini ve 'burayı kimse kapayamaz' dedi. Sayın Baykal git SEKA Parkında iyice dinlen de kendine gel. O gezdiğin SEKA da müze oluyor. Bunlar hep popülizmin peşinde koştular. Biz, gerçeklerin peşinde koşuyoruz. Ülkemizi nasıl sıçratacağız, bunun gayreti içindeyiz.''

Kaynak : Haber 7-AA

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri