Çoğal'a göre AB yolunu kapatan mesele

Araştırmacı-Yazar Nejat Çoğal, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunun tıkanmasını hangi nedene bağladı? İşte Çoğal’a göre Türkiye’nin AB yolunu kapatan mesele:

Çoğal'a göre AB yolunu kapatan mesele
Çoğal'a göre AB yolunu kapatan mesele
GİRİŞ 10.11.2010 00:30 GÜNCELLEME 10.11.2010 00:30
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Türk Ocakları Genel Merkezi Akademik Çalışma Grubu’nda bu hafta, Araştırmacı-Yazar Nejat ÇOĞAL “Kıbrıs’ta sona mı yaklaşılıyor?” konulu söyleşisinde, Kıbrıs’ın son zamanlarda gündemi meşgul ettiğini ve artık Türkiye-AB ilişkileri denildiğinde akla ilk olarak Kıbrıs’ın geldiğini vurgulayarak sözlerine başladı.

“Maalesef Rum-Yunan tarafının Kıbrıs meselesini AB platformunda çözme senaryosu başarıya ulaşmış gibi görünüyor.” diyerek konunun ilk olarak “Kıbrıs’ta sonuna gelen süreç nedir?” ikinci olarak “Kıbrıs’ta nasıl bir son olabilir?” olmak üzere iki başlık altında incelenebileceğini ifade eden Nejat ÇOĞAL, ardından gelinen noktanın anlaşılabilmesi için Kıbrıs’ta günümüze kadar yaşanan süreçten bahsetti.

-Kıbrıs dışında Dünyada bu kadar uzun sürüp de çözülemeyen başka bir siyasi mesele olmadığını söyleyen ÇOĞAL, Kıbrıs meselesinin son 20 yılını değerlendirdi. Nejat ÇOĞAL sözlerini şöyle sürdürdü: “Kıbrıs Rum kesimi 1990 yılında tam üyelik için AB’ye müracaatta bulundu. Bu müracaatın esas nedeni Kıbrıs’ın AB platformuna taşınması ve sorunun bu kanaldan Rum kesiminin lehine çözülmek istenmesidir.

-AB ULUSLARRASI HUKUKA AYKIRI DAVRANDI

-AB, 1993 yılında uluslar arası anlaşmalara aykırı olmasına rağmen bu başvuruyu kabul etti ve Türkiye’nin tepkilerine rağmen 1997’de Lüksemburg zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi ile katılım müzakerelerine başlama kararı aldı. 1999 Helsinki zirvesinde Kıbrıs ve Ege koşulunu gündeme getirmek suretiyle Türkiye’ye adaylık statüsü verildi ve ardından Rum-Yunan tarafının AB üzerinde baskıları arttı.

-2002’de yapılan Kopenhag zirvesinde Rum-Yunan tarafının Türkiye’ye 1. Annan Planı’nın kabul edilmesi için baskı uyguladığını vurgulayan ÇOĞAL, 1. Annan Planı’nın Kıbrıs Türk tarafının temel haklarını hiçe sayan bir plan olduğunu söyledi. Ancak Türk tarafının direnmesiyle Annan Planı’nın kabul edilmediğini ifade etti. ÇOĞAL, 16 Nisan 2003’e gelindiğinde ise Atina’da Kıbrıs Rum kesimi ile katılım antlaşmasının imzalandığını dile getirdi. 31 Mart 2004’te 5. Annan Planı’nın kabul edilmesi sonucunda 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda Türk tarafının %65 oyla evet demesine karşın Rum tarafının Planı %75 oyla reddettiğini söyleyerek, Türklerin uzlaşmacı yaklaşmasına rağmen aldatıldıklarını vurguladı.

-TALAT’IN POLİTİKALARI KIBRISLILARCA KABUL GÖRMEDİ

-ÇOĞAL, 2005’te KKTC’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mehmet Ali Talat’ın seçilmesiyle Kıbrıs sorununun AB perspektifi ile çözüleceği görüşünün Kıbrıs’ta yönetime geldiğini ve Rum Kesiminde de 2008 yılı başlarında Hristofyas’ın Başkanlığa seçilmesiyle Talat-Hristofyas arasındaki görüşme sürecinin başladığını söylerken, Talat ve Hristofyas’ın federasyon konusunda birleştiklerini ve Kıbrıslı liderlerin haftalık olarak, kapalı kapılar ardında kapsamlı çözüm için toplantılar yaptıklarını dile getirdi.

-Nejat ÇOĞAL sözlerini şöyle sürdürdü: “Derviş Eroğlu’nun 2009 yılında Başbakan, 2010 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Mehmet Ali Talat’ın uyguladığı politikaların Kıbrıs Türk halkı nezdinde kabul görmediği anlaşılmıştır. Halen bu görüşmelere Eroğlu ve Hristofyas arasında devam edilmektedir.

-TÜRKİYE’NİN AB’YE KATILIM SÜRECİ TIKANMA NOKTASINA GELDİ

-Türkiye’nin AB’ye katılım süreci Kıbrıs nedeniyle tıkanma noktasına gelmiştir. 2010 Aralık tarihinde yapılacak zirvede bir kriz çıkabilir ve Türkiye’nin bu krizi aşması gerekmektedir. 2004’te hazırlanan ve Kıbrıslı Türklerle AB üyesi devletlerin doğrudan ticaret yapabilmesini sağlayan Doğrudan Ticaret Tüzüğü, bugüne kadar Kıbrıs Rum kesimi tarafından veto edildi. Şimdi ise AB Komisyonu bu tüzüğün uygulanması taraftarı, ancak halen Avrupa Parlamentosu Başkanlık Konferansı’nda görüş için bekleyen Tüzüğün, Rumların oybirliği ile karar alınması gerektiği yönündeki ısrarı nedeniyle -ki 27 AB ülkesinin oy birliğini sağlamak mümkün görünmemektedir- uygulanmaya girmesi çok zor görünmektedir.”

-TÜRKİYE, LİMANLARINI RUM GEMİ VE UÇAKLARINA AÇABİLİR

-Türkiye’nin AB üyelik müzakere sürecinin devam etmesini istediği ve bu sebeple Kıbrıs meselesinde bir adım atılmaya çalışıldığını dile getiren ÇOĞAL, Türkiye için 18 faslın halen engellenmekte olduğunu ve bu nedenle müzakere sürecinin tıkanma noktasına geldiğini, Türkiye’nin AB sürecinde önünün açılmasıyla, muhtemel bir Kıbrıs krizinin de önlenebileceğini söyledi. Türkiye’nin AB sürecinin önünün açılabilmesi için üç senaryo üzerinde durulabileceğini açıklayan ÇOĞAL’ın ifade ettiği birinci senaryoya göre Türkiye Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile katılım süreci arasında ilişki kurmayarak AB Aralık Zirvesinden önce limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açabilir. İkinci senaryoya göre Hristofyas ile Eroğlu anlaşır ve anlaşma sonucunda hazırlanan plan Ada’nın her iki kesiminde eş zamanlı olarak yapılacak referandum sonucunda kabul edilir ise Türkiye önündeki Kıbrıs şartı kalkar. Üçüncü senaryoya göre de Doğrudan Ticaret Tüzüğü AB Konseyinde görüşülür, oy çokluğu ile kabul edilir ve Türkiye limanlarını açar. Böylece Aralık zirvesinde bir kriz çıkmaz.

-Uluslar arası toplumun KKTC’yi tanımadığı, buna karşın Rumların egemenliğindeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni’ Ada’nın tek meşru hükümeti olarak tanımaya devam ettiği sürece adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözüme gidilemeyeceğini belirten Nejat ÇOĞAL, Ada’da muhtemel bir çözümsüzlüğün ise Kıbrıs’taki mevcut statünün korunması ve KKTC’nin uluslar arası toplum tarafından tanınması anlamına geleceği için Kıbrıs’ta varılacak bir sonun aslında yeni bir başlangıç olacağını ifade ederek sözlerini bitirdi.     

www.reyhaber.com

YORUMLAR 1
  • muhammet ziyat 7 yıl önce Şikayet Et
    bunlar mazeret. bunlar mazeret. türkiyeyi abye almazlar
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Türkiye'den ABD'ye net yaptırım mesajı
Kaşıkçı olayında ses kayıtlarına ulaşıldı! 'Yaşamak istiyorsan sus'