Mandıra Filozofu Mustafa Ali, film oluyor

'Çocuklar Duymasın'ıa bodoslama dalarak kısa sürede fenomen haline Mandıra Filozofu Mustafa Ali'yi canlandıran Müfit Can Saçıntı aslına bu rolün yazıcısıymış! Mustafa Ali'nin filmi de yolda.

Eklenme: 02 Nisan 2011 16:44 / Güncelleme: 02 Nisan 2011 16:44 / 11,822 Okunma
Mandıra Filozofu Mustafa Ali, film oluyor Haberinin Videosu

Ali Murat Güven'in röportajı

ATV'nin popüler dizisi 'Çocuklar Duymasın'ın çekirdek kadrosuna bodoslama dalarak kısa sürede hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinen sempatik aktör Müfit Can Saçıntı, milyonlarca kişinin 'çalışmanın gereksizliğine' ilişkin bilgece nutuklarını dinleyebilmek için ekran başına çakıldığı 'Mandıra Filozofu Mustafa Ali' karakterinin gerçekte tembelliği değil, 'akıllıca ve özsaygı içinde yaşamayı' öğütlediğini vurguluyor.

"Çocuklar Duymasın"da canlandırdığı "Mandıra Filozofu Mustafa Ali" karakteriyle şu sıralarda televizyon izleyicilerinin yeni idolüne dönüşmüş durumdaki bu sempatik herifin yüzüne baktıkça, beynim ve dudaklarım diziye ilişkin sorular türetip durdu; fakat aslında çok uzaklarda kalan gençlik yıllarımızın benzersiz masumiyetini hatırlayıp ürperdim o tadına doyulmaz üç saat boyunca...

- Muhterem insan Müfit Can Saçıntı, aziz kardeşim, yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra yeniden birlikteyiz... Hafif bir göbekten gayrı, pek bir değişme yok gibi zâtınızda... Öyle ki saç ve sakalda beyazlama emareleri bile göremiyorum. Bravo mu desem, maşaallah mı desem...
Muratçığım, dış görünüşe kanma, boyanın etkisi o... "Filozof" yaşça benden daha genç biri olmak zorunda; o yüzden saçları da sakalları da belli aralıklarla boyuyorum. Asıl genç kalan sensin; aynen üniversite yıllarındaki gibi zinde görünüyorsun. Benim sana "tüh tüh 41 kere maşallah" demem gerekiyor sanırım...

kullan- Sen, son 20 yıldır özellikle mizah programları için çok başarılı skeçler yazmış, halen de yazmakta olan bir senaristsin. 1990'ların ortalarında Kanal 6'da hazırlayıp sunduğun "Aranan Adam" adlı stand-up programını, bir de eski Kanaltürk'teki benzer tarzda bir başka gösterini saymazsak, pek de huyun değil(di) böyle kamera önünde uzun uzadıya boy göstermek... Fakat, şimdi ekrana bir çıktın, pîr çıktın. Nasıl oldu bu radikal dönüşüm? "Girdiğim inzivâ yeterlidir artık, halkımın bu bünyede gizlenmiş olan cevheri daha bir yakından tanımasını istiyorum" falan mı dedin kendi kendine?
O dediğini ben değil de "Çocuklar Duymasın"ın mimarı, gemimizin kaptanı sevgili Birol Güven söyledi. Birol Hoca, bundan bir kaç ay önce, şirketteki beyin fırtınası masasında, "Mandıra Filozofu" karakterinin ana hatlarını senaryo ekibini oluşturan bizlerle paylaşmaya başladığında, yeni karakterin nasıl biri olacağına dair örnekler verirken sık sık şöyle diyordu: "Aynen bizim Müfit gibi saçı başı birbirine karışmış olacak. Aynen bizim Müfit gibi paspal giyinecek, kallavî bir göbek salmış olacak. Konuşması da aynen bizim Müfit gibi peltek olacak."

Sonrasında, karakter yerli yerine oturmaya başladığında da bu kez "Bizim çok acilen Müfit'e tıpatıp benzeyen bir oyuncu bulmamız lâzım" demeye başladı Üstad. Bu toplantılardan birinde yine filozofumuz üzerine konuşup karaktere son rötuşlarını yaparken, bir anda bana döndü ve "Yahu Müfit" diye heyecanla seslendi, "Bu adamı niye sen canlandırmıyorsun ki? Arkadaşlar, baksanıza, aradığımız oyuncu zaten elimizin altında duruyor, biz de haftalardır oyuncu kim olacak diye debeleniyoruz!" Eh, biz de sonuçta emir kuluyuz burada, "Emriniz olur patron" dedik ve rolü oynamaya başladık.

- 20 küsur yıl boyunca, başta Levent Kırca'nın ekran klasiği "Olacak O Kadar" olmak üzere, mizah odaklı bir çok televizyon programı, dizi ve sinema filmine senaryolar yazdın. Gençliğinin en üretken yıllarında yalnızca sektörel sınırlar içinde tanınıp bilinen biriyken, iki ay içinde bütün Türkiye'nin tanıdığı medyatik bir simâya dönüşmek nasıl bir duygusal tepkimeye yol açıyor? Mutlu musun? Yoksa, koydu mu bu hızlı şöhret onca başarılı senaristlik yıllarından sonra? Malûm, benzeri bir süreci, sinema ve tiyatroya 50 yılını veren büyük bir usta, Tuncel Kurtiz de yaşıyor şu sıralarda... Sanat dünyasına verdiği onca emeğe rağmen, çoğu gencimizin "Ezel"e kadar böyle bir adamın varlığından bile haberi yoktu. Fakat, Ramiz Dayı rolünü üstlenince duvarlara posterleri asılır oldu, replikleri de dillerde...
Gerçekten de var böyle absürd bir durum televizyonculukta... Aynı şekilde, yeni jenerasyon "Aşk-ı Memnu" dizisini izledikten sonra kitapçıya girdiğinde raflarda Halit Ziya'nın klasik eserini görüp "Aaa, Kıvanç'la Beren'in aşklarının romanı çıkmış" diye çığlıklar atan liseli kızlarla da karşılaşıyorum. Fakat, ben kendimi hâlâ senarist olarak gördüğüm için çok rahatım. Yani, öyle ansızın havalanma durumu falan söz konusu değil... Üç yıldan bu yana, severek çalıştığım bir şirkette, işinin uzmanı adamlar ve kadınlarla, kalbimin ısındığı diziler için senaryolar yazıyorum. Senaristler pop yıldızı değildir. O yüzden, bizi bilmeleri gereken sektör profesyonellerinin dışında, geniş kitlelerin çok da yakından tanımasına gerek yoktur. Fakat, Birol Güven'in verdiği bu sürpriz görev sayesinde "şöhret âfeti"yle tanışarak, adına beyazcam denilen o meretin ne tehlikeli bir silah olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Ben özel hayatımda öteden beri bir sükûnet adamıyım, gerçekten hiç alışık değilim böyle şeylere. Hanım peynir-ekmek istiyor, süper markete giriyorum, "Aaa, siz 'Mandıra Filozofu' olan o bey değil misiniz?" diyen ve fotoğraf çektirmek isteyen müşteriler... İşe gitmek için metrobüse biniyorum, karşımda oturan amcalarda teyzelerde ânında fısıldaşmalar...

Mustafa Ali'yle ilk tanışma:



Mustafa Ali Herşeye Karşı / VİDEO
(sayfa 2'de)

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri