Fatih Çarşamba´da kıyafet devrimi

´Nefs´ bir zamanlar ´İstanbul´un Mekkesi´ diye anılan Çarşamba´da da şalvarın, cüppenin tahtını sarsmış. Bir dönem kapışılan ´Yavuz Sultan Selim´ tarzı bol şalvarlar, yerini artık daha dar ve telefon cepli yarım şalvarlara bırakmış. Kenzo, Armani

Eklenme: 13 Ağustos 2006 08:00 / Güncelleme: 13 Ağustos 2006 08:00 / 16,255 Okunma / 15 Yorum

İsmail Saymaz´ın haberi


´Maalesef nefse yeniliyoruz´ diyor A.İ., ´Şalvar giyen de az, cüppe giyen de...´ A.İ., Tayyip Erkek Giyim Mağazası´nda terzilik yapıyor. Diktiği onlarca şalvar, cüppe ve hâkim yaka gömleğin içinde belli ki ´gençliğine´ kıyamıyor: V yaka tişört ve dar keten pantolon giyiyor.


Çarşamba, şöyle bir görüntüydü aslında: Cüppeli, şalvarlı, sakallı, dudakları bir duayı terennüm eder gibi titrek bir adam. Yanında ya da daha çok arkasında peçesine sığdırdığı gözleriyle eşini çıplak topuklarından tanıyan kara çarşaflı bir kadın. Bu, İstanbul´un Mekkesi´ydi. Ta ki, uygulayıcılarının ´post-modern´ diye tabir ettiği 28 Şubat 1997 tarihindeki darbeye değin. Peki ya sonrası?


Tayyip Giyim, Çarşamba´ya ´yönünü´ veren İsmailağa Camii´nin altında. 20´ye yakın benzerinden farklı olarak, daracık bir mahzene benziyor. A.İ.´nin dikiş makinesi, cüppeler, takkeler arasında modernizmi temsil
ediyor. A.İ, her ne kadar on yılını verse de bu dükkâna, daha genç ve henüz 25´inde. Seyrelttiği çember sakalı, ona bir mütedeyyin gençten çok, bu mahallenin ´temiz yüzlü, eli yüzü düzgün delikanlısı´ havası veriyor.

Çarşamba stili budur
A.İ., şalvarları gösteriyor önce. Bu, Çarşambalı terzilerin geliştirdiği ´dört pilili´ pantolonlara yarım şalvar deniyor. Yarım şalvar, pantolondan hallice, şalvardan dar bir giysi. A.İ., ´Aslında 10 yıl önce sadece şalvar giyilirdi. Çünkü. Peygamberimiz ve sahabesi bu şalvarları giyermiş.´ A.İ.´nin ´sünnet´ diye işaret ettiği altı pilili şalvara ´Yavuz Sultan Selim´ adı verilmiş. Bu şalvar, tahtını yitirince yarım şalvar üretilmiş: ´Artık giyilmiyor. Çünkü Çarşamba´dan çıkınca yadırganıyor. Medreseler kapatıldıktan sonra öğrenci de kalmadığı için artık giyeni yok. Şimdiki gençler ya yarım şalvar giyiyor ya hiç giymiyor.´


´Yavuz Sultan Selim´i tahttan eden yarım şalvar, gençlerin ısrarı üzerine, orijinalinde hiç bulunmayan bir cep telefonu cebine kavuşmuş. M.Y, ´Gençler nefsine hâkim olamıyor. Buna ben de dahilim. Namaz kılıyorum ama cüppe giymeye cesaretim yok. Yaşlılar yine şalvarını giyiyor.
Ama eskiden, siparişlere yetişemezdik. Haftada 60-70 Yavuz Sultan Selim istenirdi. Şimdi haftada ya bir ya hiç...´


Şalvarı gömlek tamamlıyor. İki tür gömlek var: Safari ve kanedyen. Cüppeninse üç türü var: Hâkim yaka, buhara yaka ve ceket yakası. Sünnete tümüyle uyanlar, geniş bir U´yu andıran buhara yaka cüppeleri giyiyor. En yaygını ceket yaka. Takke ve sarıksa artık sokakta pek giyilmiyor. Daha çok namaz sırasında kullanılıyor.


Tayyip, Bursevi ve Nur gibi erkek giyim mağazalarının sayısı 20´yi buluyor. Bu mağazalar yalnızca Çarşamba´ya değil, Anadolu´ya, hatta Almanya, Hollanda ve Avusturya´dan gelen cemaat mensuplarına mal veriyor. A.İ., buna rağmen hem nefsin galibiyetine hem de bu galiyetin, güç kaybettirdiği mesleğine üzülüyor.

Bir gençlik işareti: Ferace
Beş metrekarelik dükkânda, sağda düğün kıyafetleri var: İşlemeli, incecik, uzun ve rengârenkler. M.Y., Burak Giyim Mağazası´nda tezgâhtar. Daha 18´inde. Semtteki 40 kadar ´İslami´ kadın giyim mağazasında olduğu gibi, ne çarşaf takıyor, ne de erkeklerle konuşmaktan sakınıyor.


Düğün kıyafetlerinin yanında çarşafın altına, ev içinde giyilen elbiseler var. Fiyatları 20-80 YTL arasında. M.Y., ´Beş yıldır bunlar yeğleniyor. Yaşlıların giydiği kalın kumaştan elbiseler artık tezgâhın arkasında. Eskiden tam tersiydi´ diyor.


Yan rafta siyah ya da diğer renklerdeki çarşaflar asılı. Peçeli ve iğneli diye ikiye ayrılıyor çarşaflar. M.Y., peçeli çarşafların, çekici görünmek isteyen kimi kadınlarca tercih edildiğini söylüyor: ´Bir bakıyorsun, kalem çekmiş, kirpiklerine rimelini sürmüş, ayaklarında topuklu ayakkabılar. Böylesi de var. Genç kızlarsa kara çarşaftan çok, kolu-yakası işlemeli feraceyi tercih ediyor. Gençler yaşlılara benzememek için kara çarşaf değil, ferace alıyor. Gençliklerini belli etmek istiyorlar.´


Türban satışlarıysa düşüşte. Fatihlileri buluşturan Çarşamba Pazarı´nın esnafından Ferhat Koçak´sa satışlardaki düşüşten dolayı şaşkın: ´Eskiden 1000´i geçirdi satışımız. Şimdi ancak 350´de kalıyor. Eski satışı arıyoruz. Elden ne gelir.´

Kenzo, Armani ´iman ehli´ olmuş
Çarşamba, hacıyağı ve gülsuyu çağını geride bıraktı. Parfümeri raflarında, o küçücük, genellikle çiçek işlemeli şişelerde Suudi Arabistan´dan getirilmiş parfümler dizili: Beyaz Misk ve Zehrat´ül Haliç, Nesimi Harem erkekler arasında klasik Isparta Gülü´nün iktidarını alaşağı ederken, kadınlar Kerime, Harare ve Kurtuba´ya müptela olmuş. Dunnlob,


Armani, Kenzo ve Davidoff gibi o bildik kokularsa bu ´Müslüman´ mahallesinde alkolden arıtılarak ´iman ehli´ olmuş. Ağırlıklı olarak hacıların sürdüğü Reyhan, Isparta Gülü, Gülnar ve Cuma Rüzgârı, gençlerce tercih edilmiyor.


Çarşamba her ne kadar değişse de ´direndiği´ kalelerini de vermeye niyetli değil. ´Biz erkeklere değil, kadınlara satış yaparız´ diye vurguluyor, Ma´ruf Kuyumculuk´un sahibi Kenan Turna. Erkekler bazen nişan ya da nikâhta altın yüzük alırmış. ´Takmak için değil elbette, hatıra olsun diye.´ Kadınlar da İslami kurallar gereği ´ziynetlerini´ eşlerinden başkasına gösteremeyeceği için ancak ´birikim´ için altın alınıyor.


(Radikal)

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri