Define nasıl aranır?

Hangimiz bir gömü, define bulup zengin olmanın hayallerini kurmamış, otobüste ya da kahvede define konuşulurken gayri ihtiyari kulağımızı vermemişizdir ki.

Eklenme: 13 Ekim 2009 09:29 / Güncelleme: 13 Ekim 2009 09:29 / 8,737 Okunma

Mustafa Şahin'in haberi

Biraz daha meraklı olanlar ise dedektörler (define arama cihazlar) alarak dağ bayır dolaşmaktadır. Define arama dedektörlerinin satışlarının son zamanlarda artması da gittikçe daha çok insanın define peşinde koştuğunu göstermekte.

Buna biraz da kolay yoldan para kazanma, kısa yoldan köşeyi dönme, zengin olma hayallerinin neden olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Bu sektörün içinde tanıdığım Suat hemen her hafta sonu define aramaya çıktıklarını anlatır dururdu. “Şurada bir mağara var Mustafa Bey içinde korsanların hazinesi var” veya “şurada bir kral mezarı var altında iki oda içi altın çubuk dolu” sözleri beni de meraklandırmıştı.

Onun da ısrarlarını kıramayarak bir hafta sonu ben de onların bir çalışmasına katıldım. Ne olur ne olmaz diyerek fotoğraf makinemi de yanıma aldım. İlk gün o kadar ilginç geçti ki, define peşinde koşan insanların hayallerini herkesle paylaşmam gerektiğini hissettim ve bu yazı dizisini yapmaya karar verdim. Yalnız bu kazılara katılan insanların ricasını kırmayarak onların gerçek isimlerini vermeyeceğim.

Define nedir?

Define, toprak altına saklanmış madeni para, külçe altın, gümüş ve kıymetli eşya olarak nitelendirilebilir.

Yasalarımızda define

"Bulunmalarından çok zaman evvel gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık sahibi bulunmadığı muhakkak görülen kıymetli şeyler define addolunur. Define, içine gömüldüğü veya saklandığı gayrimenkul veya menkulun sahibinin mülkü olur. İlmi bir kıymeti haiz eşyaya ait hükümler mahfuzdur. "

İslam hukuku ne diyor?

İslami bir işaret taşıyan defineler: Bunlar; bulunan ve sahibi belli olmayan mal hükmündedir. Sahibi çıkmayacağı anlaşılırsa devlet hazinesine; devlet hazinesi yoksa zengin ise fakir olan annesine, babasına verebilir. Fakir ise kendisi kullanabilir.

İslamiyet'ten önceki devre ait bir işaret taşıyan defineler: Ganimet gibi beşte biri devlet hazinesine, kalanı arazi sahibine; arazi sahipli değilse, bulana ait olur. İmam-ı Ebu Yusuf'a göre ise kalanı bulanın olur.

Herhangi bir işaret taşımayan defineler: Bazı alimler, bunun 1. kısmın hükmüne, bazıları ise, 2. kısmın hükmüne girdiğini bildirmiştir. İnsanlar tarih boyunca çeşitli sebeplerle sahip oldukları toprakları bırakarak başka topraklara göç etmişlerdir ve sahip oldukları değerli eşyalarını bıraktıkları evlerinin içine veya güvenli olduğuna inandıkları yerlere gömerek daha sonraki zamanlarda geri dönerek bunları geri almayı ummaktadırlar biz bunlara define (gömü) demekteyiz. Normalde bu tip olayların azlığı mantıklı gelsede yakın tarihe kadar savaşlar ve felaketlerle boğuşan dünyamızda toprak insanlar için koruyucu ve kollayıcı olmaktadır. Nedeni ise belirsizlik, yollardaki hırsızlık vs...

Sabah 09:00

İstanbul'un kenar ilçelerinden birinde küçük bir köy kahvesini andıran kahvede buluşacaktık. Ben saat tam dokuzda söylenen yerdeydim. Ama diğer ekibin toparlanması saat 11'i bulmuştu. 7-8 kişi olmuştuk. Bu arada arkadaşım Suat'ın babası da kahveye gelmiş sohbete katılmıştı. 35 yıldır definecilik yapan, Türkiye'nin dört bir tarafını dolaşarak define arayan ve bu uğurda milyarlar harcayan bu adamın hikayelerini dinleyince Suat'ın defineciliğin büyüsüne nereden kapıldığını da anlayacaktım.

Suat: Kayanın 4-5 metre altındaki odanın içi altın dolu

Bütün ekip kazı alanını ilk defa görecektik.Yeri bilen tek kişi Suat'tı. Onun anlattığına göre daha önce oraya makine tutmuşlardı ve makine oranın dolu olduğunu (define olduğunu) göstermişti. Hep beraber Doğan'ın minibüsüne doluşarak ormana doğru yola çıktık. Orman kenarında arabayı bırakarak 250 - 300 metre kadar yürüdükten sonra Definenin olduğu söylenen yere geldik. Burası ormanın eteklerinde küçük bir tepeydi. Yaklaşık 2.5 metre genişliğinde bir metre derinliğinde kazılmıştı. Ortasında da kaldırılması çok zor büyük bir kaya vardı. Kayanın dik durduğunu ve yan yüzünde bir oda işareti olduğunu ama daha sonra burayı bularak kazan abisi ve arkadaşlarının başkaları işareti görmesin diye kayayı devirdiklerini anlattı Suat. Kayanın 4-5 metre altında bir oda olduğunu ve odanın içinin altın dolu olduğunu söyledi. Öyle bir iştahla anlatıyordu ki herkes bir an önce kazıya başlamak için can atmaya başladı. Sanki bir iki saat içinde orayı kazıp hemencecik defineyi bulacaklardı.

Anında karar verildi

Hemen oracıkta karar verildi: "Kayaya dokunmadan kayanın altına girilecek ve oradan 4-5 metre derine inilecekti." Üç kişi arabaya geri dönerek kazı malzemelerini alıp geldiler. İki kişi de yiyecek bir şeyler almak için arabayla köy yerine gitti. Ve bismillah diyerek kazıya başladılar. Üstlerinde bulunan kaya parçasının çökmemesine dikkat ederek kazıyorlardı. Burada yeni bir şey daha öğreniyordum; kazmacı yani toprağı kazan kişiler ayrı, kürekçi yani toprağı atan kişiler ayrıydı. İş bölümü yapılmıştı. Herkes profesyonelce ve yorulanı değiştirerek sırayla işini yapıyordu. Dikkatimi çeken başka bir şey ise; mümkün oldukça gürültü çıkarmamaya çalışıyorlardı, neredeyse bir kedi kadar sessiz yapıyorlardı işlerini. Suat'a 'Neden' diye sordum. Biraz geveledi ama sonra ağzındaki baklayı çıkardı. Yaptıkları kazı izinsiz kaçak bir kazıydı.

Ve sessizce kazıldı

Ve kazı ekibi tekrar yerini alıp kazıya kaldıkları yerden devam ettiler. Bu arada ormanın içlerinden bir traktörün sesi duyuldu. Bir anda çalışma durdu. Kimseden çıt çıkmıyordu. Traktör sesi yaklaşıyordu. Bizim geldiğimiz yöne doğru giderek uzaklaştı. Ben Suat'a 'Kim bunlar köylüler mi' diye sordum. Suat 'Hayır ormancılar. Ağaç kesiminden geliyorlar. Görürlerse jandarmaya haber verirler’ dedi. O an, 'Ya jandarma beni de alırsa, rezil olurum' diye bir an düşündüm ama bu düşünceyi hemen kafamdan sildim. Traktörün sesi kesilmişti ama ormancıların ağaçları kesen testerelerinin seslerini ve bağırmalarını rahatlıkla duyuyorduk. Sessizce bir iki saat daha kazıldı. Bu arada yavaş yavaş akşam oluyordu. Suat gece çalışmanın sıkıntı yaratacağını söyleyince kazma kürek kazı yerinde bırakılarak sabah tekrar gelmek üzere kazı yerinden ayrıldık.

Onları hiçbir şey durduramaz

Bir an gitmekle kalmak arasında tereddüt yaşadım. Ama bu insanları az da olsa tanımıştım onlar bir hevesle hayallerinin peşinde kazma kürek sallayan saf insanlardı. Gazetecilik dürtüm kalmamı istiyordu. Yıllardır bu işi yapmanın rahatlığıyla kazmalar vuruldu, kürekler toprak atmaya başladı. Yarım metre kadar derinliğe kazıldığında bir sürprizle karşılaştılar, toprak zemin bitmiş kayalık başlamıştı Tekrar toplanıp konuşuldu ve kayaları kırıp kazıya devam ettiler. Anladım ki bu define peşinde koşanları hiçbir şey durduramazdı. Bir tek şey hariç. Onu da az sonra sizinle paylaşacağım. Karşılarına gelen kayayı, kırarak kazmaya devam ediyorlardı ama bu da oldukça zor oluyor, neredeyse santim santim ilerleniyordu. Neredeyse bir metre kazıldı ve toprak atıldı. Ben ise boş durmuyor arada onları tanımak için sohbet ederek resimlerini çekiyordum. Bu arada peynir, zeytin, domatesten oluşan yemekler hazırlanmış, Kenan boş durmamış bir de çay demlemişti. Evet mola zamanı gelmişti. Ortaya büyük bir gazete serildi, sofra kuruldu ve o beden yorgunluğunun verdiği iştahla yiyecekler kısa sürede tüketildi. Ama ben de bu arada ekiptekilerle iyice kaynaşmıştım. Fırsattan istifade ekiptekileri, konuştuklarımızı kafama yazmaya çalışıyordum.

 

Kaynak: Bugün

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri