Bırakın FETÖ avukatlığını, samimi dindarlara sahip çıkın!

Bırakın FETÖ avukatlığını, samimi dindarlara sahip çıkın!

.

  • GİRİŞ19.05.2017 12:01
  • GÜNCELLEME19.05.2017 12:01

ABD Başkanı Trump, İzmir’de FETÖ operasyonları kapsamında tutuklanan papaz Andrew Brunson ile ilgili ricada bulunmuş..

28 Şubat sürecinde imamların, dindar insanların, başörtülülerin, imam hatip mezunlarının hem devletten tasfiyesi hem de özel işyerlerinde etkisizleştirilmesi için amansız bir mücadele veren Emin Çölaşan, ise “tutuklu papaz”da hemen işi sulandırmaya kalkışmış..

Diyor ki: 

“Fetullah’ın papazı da varmış” 

Bilmiyormuş gibi..

Daha doğrusu, aptalı oynayarak..

Oysa içli dışlı olduğu generallerden bilmesi gerekir..

Feto’nun, kendisini gizlemek için içki içen mürit generalleri oluyor da, papazı niye olmasın?

Feto’nun bikini giyen abla satüsünde sempatizanları olur da, papazı niye olmasın? 

Feto’nun solcu hakim ve savcıların kurduğu dernekte (YARSAV) başkanlık yapan şakirti olur da, papazı niye olmasın?

Feto’nun kendisi, gidip Papa ile kucaklaşmadı mı?

Yanındaki adama, Papa’nın elini öptürtmedi mi?

Daha neyi arıyorsunuz ki?

“Emin Çölaşan aptalı oynuyor” derken, desteksiz atmıyorum..

Çok güçlü delillerim var..

Emin Çölaşan, dünkü yazısında FETÖ’nün papazı da olduğu iddiasını garipseyerek yazarken..

Kendisi suçüstü oluyor..

Ve bize, “FETÖ’nün Emin’i olur da, papazı niye olmasın?.. FETÖ’nün Sözcü’sü olur da, papazı niye olmasın?” dedirtiyor..

Nedir bana bunu söyleten?

Emin Çölaşan’ın kendi köşesinde üç gün önce yayınladığı bir FETÖ’cünün mektubundaki gerçeklerle hiç ilgisi olmayan iddiaların tekzip edilmesi..

Üç gün önce Emin Çölaşan, “Bir annenin dramı” diyerek, FETÖ’cü olmakla suçlanan bir kadının mektubunu yayınlıyor.

Ne hikmetse..

Bu FETÖ’cü suçlamasına muhatap olanlar..

Eğer gerçekten samimi dindarlar ise..

Kendilerine daha yakın görmeleri gereken Akit’e mektup yazacaklarına..

Din karşıtlığını hepimizin bildiği, Sözcü gazetesinin Emin Çölaşan’ına yazıyorlar..

Amaçları ne?

“Doğru mu, yanlış mı” diye hiçbir araştırma yapmadan mektubu yayınlayacak yere göndererek..

Eski yıllarda Fetullah Gülen’e etmedik hakareti bırakmamış olsa da..

Şimdi ittifak halinde olan Emin Çölaşan gibi birisine yollayarak..

Sorgusuz sualsiz yayınlatarak..

Hükümete vurmak.

Algı oluşturmak..

Nitekim de, bu yapıldı..

“Bir annenin dramı” diye o mektup yayınlandı..

Ama mektupta yazılanlar için de, başsavcılığın tekzibi, Feto’nun avukatlığına soyunan Emin Çölaşan’ın dünkü köşesinde yayınlanmak zorunda kaldı..

Ne diyor başsavcılık?

“Mektubu yazan kadının kocası için eve gidilip, o bulunamayınca eşinin gözaltına alınması doğru değil” diyor..

Ve gözaltına alınan “8 aylık çocuk sahibi anne”nin telefonunda ByLock olduğu belirtiliyor..

Bank Asya hesaplarında, özellikle 17 Aralık sonrasında artan bir hesap trafiği de belirtiliyor ama..

FETÖ bağlantısı sebebi ile kapatılan üç şirkette çalışma kaydı tespit edildiği belirtiliyor ama..

Onlar işin teferruatı..

Önemli olan, ByLock..

Bir anne..

ByLock ile ne yapar?

Niçin telefonuna ByLock yükler?

“Ev kadını” olduğunu söyleyen birisi, ByLock ile ne yapar?

Evet, bu soruların hiçbirisi sorgulanmadan.

Araştırılmadan..

“Bir anne” mektubu yazıyor..

 Emin Çölaşan da anında gazeteye koyuyor.

Sonra da, başsavcılık tekzip ediyor..

Tekzip yayınlanıyor ama..

Altına da şu notu koyuyor, Çölaşan:

“Sekiz aylık bir bebeğin anasıyla birlikte tutuklanıp sağlıksız cezaevi koğuşlarına tıkılmasını hiç kimse içine sindiremez.”

O zaman şöyle soralım bu Feto’nun avukatı Emin’e..

“Bir anne” diyerek, yalanlar içeren mektubunu yayınladığın o kadına.

Ve 8 aylık çocuğuna..

Gerçekten insanlık namına sahip çıkıyorsan..

Senin o yazının yayınlandığı Feto’nun Sözcü’sünde, birinci sayfada, dün yayınlanan “Anaokulu öğrencilerine takkeli-sarıklı eğitim!” başlıklı haberin mağduru çocuklara ne zaman sahip çıkacaksın?

FETÖ’cü olunca, “Doğru mu yazıyor, yalan mı yazıyor” demeden..

Her yazılanı doğru kabul edip, mektubu yayınlayıp, devleti suçluyorsun..

Ama FETÖ’cü olmayan, kendi halinde dindar insanların 6 yaşındaki çocukları söz konusu olunca..

Gazeten başta olmak üzere..

Hemen dindar anne babaları, çocukları topun ağzına koyup, saldırıyı başlatıyorsunuz: “Takkeli-sarıklı, gelinlikli eğitim verildiği ortaya çıktı. Aile Bakanlığı soruşturma açtı.”

Vay riyakarlar vay..

Hani siz, vicdanlı idiniz?..

Suçlu olup olmadığına bakmaksızın, insanların içine sindirebileceği ve sindiremeyeceği fiilleri sorgular ve ona göre hareket ederdiniz?..

Siz Sözcü olarak..

Ve Sözcü’nün yazarları olarak..

İçinize sindirebiliyor musunuz, 6 yaşındaki çocukların fotoğraflarını yayınlayıp, onların yüzlerini buzlayıp, suçlu imişler gibi afişe etmeye?..

Nasıl bir ahlaksızlıktır bu?..

Nasıl bir vicdansızlıktır?..

“Çocuklar sizin mi? Size ne, takke takmalarından? Size ne başörtü takmalarından” diyeceğim de..

Orayı geçtik..

Adamlar bir de, küçücük çocukları, suçlu imişler gibi afişe ediyorlar..

Çocukların fotoğraflarını yayınlayıp, “Aile Bakanlığı soruşturma başlattı” diyorlar..

Ama kabahat bu riyakarlarda değil..

Aile Bakanlığı’nda..

Sözcü’nün muhabiri aradı diye..

“Soruşturma başlattık” diyerek..

Yarın bu haber hakkında, o çocukların velileri Sözcü gazetesine dava açtığında..

“Hakim bey.. Bakanlık soruşturma açmış.. Biz de haberini yaptık. Ne bilelim, takke takmanın, başörtü takmanın suç olmadığını?.. ‘Suç imiş ki, bakanlık soruşturma açmış’ diye düşündük, haber yaptık. Çocukların fotoğraflarını da, bu sebeple yayınlamıştık” diyerek kendilerini savunacaklar..

Çağrım, Sözcü’nün yönetimine.

Sözcü’nün tüm yazarlarına..

“6 yaşındaki çocukların, (buzlanmış da olsa, fotoğraftakiler kendilerini biliyorlar) böylesi bir haberde fotoğraflarının yayınlanmış olması içinize siniyor mu?”

“Siniyor” diyorsanız..

Yazıklar olsun sizlere..

“Sinmiyor” diyorsanız..

Bırakın şu FETÖ avukatlığını da..

Gerçek dindar insanlara sahip çıkın..

yeniakit

Yorumlar2

  • Ercin 1 hafta önce Şikayet Et
    Bari bende size yazayim. Anlamadigim acayip seyler oluyor 15 temmuzda beraber sokaga ciktigimiz arkadasimi bile gorevden aldilar inanin su anda baltayi daha cok kendi ayagimiza vuruyoruz
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • ERDOĞAN 1 hafta önce Şikayet Et
    16 temmuz saat 02.00 den sonra bütün fetöcüler kuyruğu kurtarmak için sokaktaydı.Duruma göre tavır alıyorlardı.Sabah darbeleri bastırılmasaydı askerlerin yanında onları kollama yapıyor olacaklardı.bunu göremiyorsanız sempatizan olabilirsiniz.Adam tüm kartlarını o gece oynamadı.2. hamle için yedeklediği kuvvetleri hala saklanıyor. ACIMAK YOK...
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun