Çoğunluk gerekçeyi yazdı, hani muhalifler?

....

  • GİRİŞ21.05.2019 12:42
  • GÜNCELLEME21.05.2019 12:42

Önce bir hakkı teslim edelim..

 

 

Geçmişten bir örneği hatırlatarak, hakkı teslim edelim..

Yıl 1992.

 

 

DYP-SHP koalisyon hükümeti kurulmuş.

O tarihte Adalet Bakanı müsteşarı üçlü kararname ile değiştirilebiliniyor.

Seyfi dede..

Kendi ekibinden birisini Turgut Özal’a kabul ettiremediği için..

Kanun değişikliği yapıyorlar..

Daha önce bakan, başbakan, cumhurbaşkanı onayı ile ataması yapılan müsteşar düzenlemesini..

Bakan-başbakan onayı ile yapacak hale geliyorlar.

Cumhurbaşkanını bypass eden düzenleme değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılıyor..

Tarih 25.6.1992.

Seyfi dede, Anayasa Mahkemesi kararını bekler mi?

Anında atamayı yapıyor..

Adalet Bakanı müsteşarı Arif Yüksel’i müsteşarlıktan alıp, yerine Seyfi dede ekolünden Yusuf Kenan Doğan’ı müsteşar yapıyor. Başbakan Süleyman Demirel’in de katkısı ile.. Ama Cumhurbaşkanı’na götürmeden..

Anayasa Mahkemesi’nde açılan iptal davası, 

Yaklaşık bir yıl sonra karara çıkıyor..

29.4.1993’de..

“İptaline” diyor..

Kanunların iptali, geriye yürümeyeceği için, atı alan Üsküdar’ı geçmiştir..

Kanunun iptali, Seyfi dede ekolünden olup müsteşarlık koltuğuna oturan kişinin konumunu değiştirmez..

Ama ilginçtir..

29 Nisan 1993’de verilen Anayasa Mahkemesi’nin kararının gerekçesi, bir yıl, hatta iki yıl, hatta 2,5 yıl açıklanmaz..

Tâ ki, Yusuf Kenan Doğan müsteşarlıktan alınmak istenince..

Anayasa Mahkemesi, alelacele iptal gerekçesini Resmi Gazetede yayınlatır..

Tarih, 17.10.1995’tir..

Böylece..

Müsteşarı değiştirmek isteyenler, Seyfi dede ekolünden birisini müsteşarlıktan almak isteyenler.

Seyfi dedeye dava takibi için vekaletname de çıkarmış olan Süleyman Demirel’den onay alsın..

Onay alamazsa, müsteşarı değiştiremesin..

Yani özet şu:

Turgut Özal Cumhurbaşkanı iken, müsteşarın değiştirilmesinde Cumhurbaşkanı onayına gerek yok dediler..

İstediklerini müsteşar yaptılar..

Sonra..

Yeni gelen bakan, o müsteşarı değiştirmek istediğinde..

2,5 yıl önce verilen iptal kararını önüne koyup, “Cumhurbaşkanının (O tarihte Süleyman Demirel) onayı olmadan, müsteşarı değiştiremezsin” dediler..

Hukuku bu kadar paspas ettiler..

Bu kadar alçakça işlere imza attılar..

Karar verip, gerekçesini yıllarca yazdırmadılar..

Sonra, işlerine geldiği için, gerekçeyi bir haftada yazdırıp, Resmi Gazete’de yayınlatıp, onun da üzerinden menfaat devşirdiler..

Şimdi o güruh..

Kalkmış, Yüksek Seçim Kurulu kararının gerekçesini niye açıkladı-açıklamadı tartışması yapıyor..

Alın işte..

YSK, usul kanunlarında, diğer mahkemeler için getirilmiş olan 15 günlük süre daha dolmadan..

Dün itibari ile gerekçeli kararını hazırladı..

Çoğunluk üyeleri açısından söylüyorum..

200 sayfalık gerekçelerini hazırlayıp, bitirdiler..

“İstemezük”çüler memnun oldular mı?

Ne gezer?

Düne kadar, “YSK toplantısında, seçimin yenilenmesi yönünde oy kullanan 7 üye, müzakerede tek kelime etmemiş. Muhalif olan 4 üye konuşmuş” diyerek, seçimin yenilenmesini isteyenlerin aslında bir gerekçeleri olmadığını, emirle hareket ettiğini iddia edenler..

Şimdi..

“Ohaa.. Bu ne ya.. 200 sayfalık gerekçe mi olur? Kitap mı yazıyorsunuz, karar gerekçesi mi?” demeye başladılar..

Durun beyler, durun.

Daha bu, iyi günleriniz..

O “200 sayfalık” gerekçe açıklanıp, her bir gerekçe yüzünüze tokat gibi yapıştıkça..

Kaçacak delik arayacaksınız..

Ama bunlarda utanma yok..

“Ha ha.. Anladık, uzun tutuyorsunuz ki, karambole gelsin” diye, uzun gerekçeye de itiraz etmeyi sürdürdüler.

Evet, seçimde hırsızlık olduğunu belirten 7 üye, dün sabah itibari ile gerekçelerini yazdılar.. Bitirdiler.

Peki..

Seçimde hırsızlık yok diyen 4 üyenin gerekçesi nerede?

Kızılca kıyamet kopuyordu..

“Kardeşim, bunlar gerekçelerini bilmeden mi kararlarını verdiler. ‘Seçimin yenilenmesine’ diye karar açıkladılar ama. Bir haftadır, 10 gündür, gerekçesini yazamadılar..” diyorlardı..

Şimdi dün itibari ile..

Seçimin yenilenmesi yönünde oy kullananlar, gerekçelerini bitirdiler..

Ama bakıyoruz, toplantı sırasında uzun uzun konuştukları, bilgili oldukları, haklı oldukları, çoğunluğu konuşamaz hale getirdikleri iddia edilen 4 muhalif üye, henüz gerekçelerini tamamlamamışlar..

“Biz biraz daha çalışalım” deyip..

Dün itibari ile gerekçelerin açıklanmasına yönelik kamuoyunun beklentisinin önünü tıkamışlar..

Bakalım, bugüne yetiştirebilecekler mi?

Kısa karar açıklandığı 6 Mayıs günü..

Muhalif olanlar da, gerekçelerini yazmaya başlayabilirlerdi..

Anlaşılan, başlamamışlar..

Denilebilir ki, “Çoğunluğun ne dediğine bakacaklar, sonra muhalif olmanın gerekçesini açıklayacaklar!”

İyi de bey abiler..

Muhalifler, kararlarını verirlerken, çoğunluğu dinlemediler ki..

Çoğunluktaki üyeler, hani hiç konuşmamışlardı ya..

Konuşmadıklarına göre..

Muhalifler, neye muhalif kaldılar?

Yoksa.. Neye muhalif olduklarını bilmeden mi oy kullandılar?

Öyle gibi görünüyor..

Tıpkı. İsminin önünde prof etiketi olan hukukçuların..

“YSK gerekçesini açıklamadan seçime gidilecek. Bekleyin göreceksiniz” diye, insanları iddialaşmaya koyuluyorlardı..

Şimdi YSK gerekçesini hazırladı..

Muhalifler bekleniyor..

Ama hiç kimse, o profesörün rektörü, ne YÖK’teki bir yetkili, o prof’a sormuyor: “Sen şaklaban mısın, öğretim üyesi misin? Üç gün önce, ‘Gerekçe açıklanmayacak’ dedin. Gerekçe açıklandı, kısacık bir özür bile dilemedin!”

Sahi, o prof ve benzerleri..

Akşamdan kalma kafa ile.. “YSK’da yedek üyelerin sayesinde iptal kararı alındı. Yedek üyeler katılmasaydı, seçim iptal olmuyordu” yalanını da atmadılar mı?

Attılar.

Gerçek tam tersi çıktı mı? Çıktı.

Rektör veya YÖK’ten bir yetkili, o hukuk profesörüne sordu mu, “Sen kasap mısın, hukuk profesörü mü? Yedek üyeler ne oy kullandığını bilmiyorsan, işkembeden ne sallıyorsun?”

 Dün sorulmadı.. Bugünden sonra da, bu yalanların hesabı sorulmayacak..

Yine iş, millete düşüyor..

23 Haziran’da okkalı bir tokadı, profesörü ile rektörü ile YÖK’ü ile.. Hepsine birden vuracak..

Binali Yıldırım’ı seçip, hepsinin defterini dürecek.. Beklentim bu!

YENİ AKİT GAZETESİ

Yorumlar7

  • ÜNAL 4 hafta önce Şikayet Et
    chp bir bardak suda fırtına kjopartan. partidir. en iyi bildikleri iş. tantana şamata kargaşa. ve ülkemizin kalkınmasını engellemek.. bak izmirde millete 1994 teki istanbul chpli nurettin sözen zamanı gibi tankerle su. midem bulandı. içiyorlarmı aceba o suyu. chp hile gasp işinde ve yalan söylemekte uzmanlaşmış. yatırım kelimesi duyamaz olduk chp nin kargaşa çıkarmasından dolayı.. istemezukçular türkiyenin ayaklarına pranga vurmak için gaflet delalet ve hıyanet ierisindeler
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • vatansever.. 4 hafta önce Şikayet Et
    İNŞAALLAH...dileğimiz bu...
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Faruk İLHAN 4 hafta önce Şikayet Et
    Okkalı cevabı hep seçimde halk mı verecek. O kurumların; mevzuatına göre ve yalan haberin kurumları ve adli mercilerce hesabı sorulmadıkça önünde o prof yazanların o konuma nasıl geldikleri irdelenmedikçe bu cesaretleri devam eder.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • hurşit GÜNDOĞAN 4 hafta önce Şikayet Et
    chp geçmişinde Başbakan ve iki kıymetli bakanı asmış meşhur çete başı selim başol u ve heyetini unutmuş olabilir Amma bu aziz millet ve arkasında chp nin bu ihtilalin ve masum üç Devlet Adamının aslılmasındaki amacın millete göz daği vermek olduğunu ve dramı unutmaz.Hayır ama bugün kudurmuş gibi sağa sola çete ,çete diyerek ysk üyelerine saldırıyor.hırsızlık ortada ama bu ARSIZLIK neyi gizlemek için diye düşünüyoruz.,,,,
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Recep Yaşar 4 hafta önce Şikayet Et
    inşallah.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat