Hiç imamdan oyuncu olur mu?
- GİRİŞ23.05.2012 08:44
- GÜNCELLEME23.05.2012 08:44
Ulusalcı cenah, yakın zamana kadar Başbakan Erdoğan’dan “imam” diye söz ederdi...
Burada, sadece İmam Hatipliliğe vurgu yoktu...
Bir “istiskal” ve “aşağılama” çabası da vardı...
Liyakati ne olursa olsun, hangi başarıdan gelirse gelsin, hangi tecrübeyi temellük ederse etsin, değil mi ki hayatının bir dönemini “İmam Hatip Lisesi öğrencisi” olarak geçirmiş, kafadan suçlu ve mücrimdir...
Hemen hepimizin kulağında, “Bizi bir imam mı yönetecek? Mustafa Kemal yetiş, neredesin!” sözü yankılanmaktadır.
Kimi bürokrat atamalarında da bu patolojik itirazla hep karşılaştık...
Falanca kurum bir imama teslim edilmiş...
Bilmem ne bakanlığının uzman kadrosuna şu kadar imam atanmış...
Belediye Meclisini imamlar ele geçirmiş...
Liyakat ve yeterlilik değil, “İmam Hatiplilik” bahis mevzuu edildi hep...
Ülkenin en parlak yüksek okullarından iyi dereceyle mezun olmuş, lisansüstü yapmış, dünyanın sayılı üniversitelerinde okumuş, sayısız sınava girmiş çıkmış ve sonunda “başarmış” hemen her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının başına tebelleş oldu bu durum...
Kökeninde İmam Hatiplilik mi var?
Yafta hazırdır:
İmam bakan... İmam genel müdür... İmam profesör... İmam encümen...
İlginçtir, “imam” sözcüğünü suçlama ve karalama sıfatına dönüştüren haberlerin çoğu, “internet andıcı soruşturmasına” konu olan resmi (!) yayın mecralarından çıkıyordu... Oradan da “dolaşıma” sürülüyordu...
Uzattığımın farkındayım...
Tiyatro sanatçısı Ahmet Yenilmez’in “İmam Hatip mezunları devlet tiyatrolarına alınmadı, sınavları iptal edildi” iddiasına girizgâh olarak yazdım bu satırları.
İmam Hatipliler gerçekten de devlet tiyatrolarına alınmadı mı?
Yazının devamını okumak için tıklayınız
Ahmet Kekeç / Star
Yorumlar4