Üniversitelerde başörtüsü serbest, ya sonra?

Eklenme: 13 Aralık 2012 09:54
Güncelleme: 13 Aralık 2012 09:51 / 5,294 Okunma / 2 Yorum
D. Ali Taşçı

Yorulduk. Millet yoruldu, ülke yoruldu, inanın. İnançlarla, anlayış ve değer yargılarıyla bunca zamandır bu denli kavgayı kaldırabilecek başka milletler, başka toplumlar bulmakta zorlanıyor insan.

Örtüden söz ediyorum. Artık anlaşılmadı mı örtünün dini bir vecibe olduğu? Dini kural ve değerlerin kıyasıya tartışılması toplumu derinden yaralar; bu yaralar zamanla kangrene dönüşebilir. İnanırsınız, kabullenirsiniz ve yaşarsınız. İnançlara ve onun hayata dönük yüzüne karşı çıkarsanız, kavgalar çıkar, ayrışmalar baş gösterir; huzursuzluk ve mutsuzluk doğar. Bilmem ki bütün bunlar kimin işine yarar? Bir toplumu mutsuz, huzursuz etmek hiç kimsenin, grubun, anlayışın hakkı değildir ve olamaz.

Evet, üniversitelerde bugün örtü serbest; ama bugün! Yarına kimin garantisi vardır, soruyorum? Maalesef ülkemizde, iktidarlarla beraber temel anlayışlar da değişiyor; değişiyor ne demek; karşı anlayışlara adeta savaş ilan ediliyor. 28 Şubat bu değil miydi? Toplumun derin dokularını zedelemek, hatta bombalamak. Demek ki perde arkasında birilerinin işine gelmektedir.

Ülkemizde siyasi partiler arasında, kanımca, araç kavgasından çok, amaç kavgası sürüp gitmektedir. Ne demektir bu?

Batı'daki bir ülkenin siyasi partileri arasında derin ayrılıklar, bir araya gelemez ayrışmalar söz konusu değildir. Komünistler, sosyalistler de iktidar olabilir; faşistler de, liberaller de. Araçlar değişir, ama ülkenin gidişi değişmez; yani ülke kulvar değiştirmez; çünkü anlayışlar, kendi uygarlık temelleri üzerinde gelişmektedir.

Bizdeyse, devlet zihniyetinin halkına karşı adeta bir korkusu, dolayısıyla da çekincesi vardır: “Ya bu halkın değer yargıları bir gün resmileşirse?” Demokrasi mi? Halktan korkanların demokrasiyle bir işi olabilir mi?

Bizdeki siyasi partiler arasında da amaç kavgası sürüp gitmektedir. Nedir bu?

Bizdeyse, iktidar olan siyasi partiler, kulvar değiştirmeyi kendilerine iş edinirler. Bunun nedeni olarak da rayların zemine oturmadığından, yönünün ters istikameti gösterdiğinden söz edilir.

Bunun nedenini bulmak zor değildir. Yüzyıllarca belli bir inancı, anlayışı, değer yargısını sürdürmüş bir millet, tarihinin bir noktasında derin kırılma, anlayış ve değer değiştirme ameliyesiyle baş başa kalınca, adeta zihinlerde müthiş bir heyelan ve deprem yaşamıştır. Bu yaşadıklarının enkazını henüz tam temizleyememiş olduğundan, yöneticilerine karşı şüpheci gözüyle bakmaktadır. Yasaların, onu koruyamayacağından endişe etmektedir. Bütün darbeler ve özellikle 28 Şubat bunun en somut delilidir. 28 Şubat'ta, yasayı yapanlar, keyifleri geldi yaptıkları yasaları, halklarının aleyhlerinde değiştirmişler ve toplumun inançlarını zedelemeye kalkışmışlardır. Aslında yasaları falan değiştirmemişler, “Ben yaptım, oldu.” yasasını gündeme sokmuşlardır.

Medeniyet çizgisinin yönünü değiştirmiş toplumlarda kavga eksik olmaz. Ana damar budur, gerisi teferruattır.

Üniversitelerde başörtüsü serbest de ya sonrası?

Yani üniversitede okurken Allah'ın farzını yerine getireceksiniz, ama hayata bunu yansıtmak olmaz mı deniliyor? Üniversitede yemek yemek serbest, ama hayata atılınca yemek yasak, demekten bunun ne farkı vardır? Yemek yapmak serbest, yemek yasak! İnançlılara karşı bir empati yapsın birileri. İnançlı biri için Allah'ın emirleri candan da üstündür. Yemezseniz vücudunuz ölür, dünyayı kaybedersiniz; fakat inançlarınızı yitirir ve yaşamazsanız ruhunuz ölür ve ebediyeti kaybedersiniz. Bunu hangi imanlı insan kabullenebilir?

Özde ve özelde inançlarını yaşayıp, kamusal alanda bu inançlarını yaşayamayan halkın sorunları, ülke için en önemli sorundur ve çözümü için zaman kaybı, tamir edilemez sonuçlar doğurabilir. Tabiri caizse, Aslolan sudur, borular sudan sonra gelmektedir.

Evet, önümüzde çözülmesi gereken en önemli sorun, kamusal alanda başörtüsü serbestisidir. Üniversitelerde başlarını örten kızlarımızın, kamusal alanda da aynı örtüleriyle milletlerine hizmet edebilmeleri yolunda adımların atılmasıdır. Bu toplumsal ve bireysel çelişki giderilmedikçe, huzur denilen kavramı yakalamamız imkânsızdır; çünkü huzur, ruhun kalıba döküldüğü yerlerde yeşeren maverai bir açılımdır. Bu açılımın bir an evvel olması duasıyla.

D. Ali Taşçı - Haber 7

dalitasci@hotmail.com

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri