dikkayyyyt!

Hayatın her kademesine “askeri” bir boyut katma ritüeli üzerimizde Demoklesin kılıcı gibi sürekli sallanıp durdu.

  • GİRİŞ30.01.2012 12:02
  • GÜNCELLEME30.01.2012 12:02

12 Eylül sabahı abim ve kardeşimle paylaştığımız ve derin uykuda olduğumuz oda kapısının alışılagelmişin dışında çaldığını duyunca üçümüz birden yataktan fırlamış ve kapıya dikilen annemin mutluluktan yüzüne gülücükler yansıyarak “kalkın çocuklar ihtilal olmuş” ifadesiyle ne olup bittiğini anlamaya çalışmıştık. 

İhtilale giden sürecin ihtilali yapanlar tarafından sinsice kurgulanmaya çalışıldığından habersiz olan bizler ve annem o sabah bir bayram sevinciyle kahvaltıya oturmuştuk. Ben daha ufaktım ama abimin deli çağları, her gün bir olaya konu olacağı endişesi bütün aileyi kavurup yakmaya yetiyordu. Belki de sırf bu sebepten 12 Eylül sabahı bir bıçak gibi kesilmiş o aykırı seslerin yarattığı sükunette kendimizi güvende hissetmeye başlamıştık.

Yıllar geçtikçe ihtilalin ve arka planının aydınlanmaya başlamasıyla iç hesaplaşmalar başladı. Bir de ihtilalin, nerdeyse 12 Eylül öncesini aratmayacak boyutlarda yarattığı kaos ortamı da eklenince sorgulamaların ardı arası kesilmedi.

Bugün ihtilalin başka bir yönünden, aslında dikkatle bakılırsa biraz da komik olan bir sayfasından bahsetmek istiyorum. Lise yıllarıydı. Sınıf başkanımızın kapıya dikilip bir askerden çok fazla hazrola durup “dikkayyyyt!!!” diye ortalığı inletmesinden anlardım milli güvenlikçi dediğimiz apoletlerinin ne anlama geldiğini bilmediğimiz askeri kıyafetli birinin gelip hiç anlamadığımız bir dilde garip garip şeyler anlatmasını..

Hayatın her kademesine “askeri” bir boyut katma ritüeli üzerimizde Demoklesin kılıcı gibi sürekli sallanıp durdu. O derste bir yandan askerin soğuk duruşunu öbür yandan bizim duruşumuzun düzenli olarak sonradan detaylarını çok iyi öğreneceğimiz merkezlere rapor edilmesini çok acı bedeller ödeyerek öğrendik.

Militarizmin genç beyinlere ve onların bir daha izlerini asla silip atamayacakları ruhlarına nüfuz etmesini sağlayan en önemli yollardan biri olan “milli güvenlik” derslerinin okullardan kaldırıldığını, askerlerin artık okullarda ders veremeyeceklerini, bu konunun sosyal bilgiler dersleri kapsamında ilgili sivil öğretmenler tarafından verileceğini, tesadüfen Başbakanın salı günkü grup toplantısını izlerken öğrendiğimde, 12 Eylül sabahı annemin heyecanla bizi uyandırmak için tıklattığı kapı gümbürtüsüyle daha yeni uyandığımı hisseder gibi oldum. Bunu da gün yüzüyle duydum ya artık ölsem de gam yemeyeceğim bir makamdayım dostlar!..

Ömrüm boyunca sınıf başkanımızın kapının önünde komutanı beklerken ceketinin düğmelerini ters iliklemiş olmasını ve avazı çıktığı kadar “dikkayyyyt!!!” diye bağırınca bütün sınıfın “şak şuk” silah omza! yaparcasına sıralara çivi gibi çakılmalarını unutmayacağım. Belki  bu da bir hasrettir adı bir türlü konamayan kimbilir… Belki de Yılmaz Erdoğan kelimelere sığdırmaya çalışmıştır bu hikayeyi:

Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,

adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra ..

 

Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim ..

Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım ..

çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece

Dr. Hamid Aydın - Haber 7
dr.hamid@estetistanbul.com
twitter.com/hamidaydin

Yorumlar1

  • Gültekin Gedikli 7 yıl önce Şikayet Et
    dikkayyyyt!. Dikayyyt!
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat