ABD ve NATO’nun S 400 ağrısı

ABD ve NATO’nun S 400 ağrısı

.

  • GİRİŞ14.09.2017 09:23
  • GÜNCELLEME14.09.2017 09:23

Rusya’dan da Türkiye’den de gerekli açıklamalar yapıldı, S 400’ler tamam gibi. Yakında gelecek ve Anadolu’da konuşlanacak. Böylece, Türkiye’nin hava savunma sistemindeki önemli bir eksik giderilmiş olacak.

ABD rahatsız, hop oturup, hop kalkıyor. Avrupa huzursuz. Kılıçdaroğlu gibi bazı tipler de kıvranıp duruyor…

Niye?

Cumhurbaşkanı Erdoğan net olarak söyledi: Kendi göbeğimizi kendiniz kesiyoruz diye! Asıl rahatsız oldukları bu. Türkiye bağımlılıktan kurtuluyor, sabun gibi ellerinden kayıyor. Artık silahları bahane ederek bizimle oynayamayacaklar. “Verdik, veririz, vermiyoruz” diye Çin işkencesi yapamayacaklar. Savunma sanayiindeki zafiyetlerimizi kullanamayacaklar.

Tabii ki bu gerçeği söyleyemiyorlar. O yüzden de çeşitli bahanelerin arkasına sığınarak, bu tarafa doğru atışlar yapıyorlar. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Navert de aynen böyle davrandı. “Endişeli olduklarını” söyledi:

-Bu silahlar NATO’ya uyum sağlamıyor.

NATO, ABD demek! Sözcünün söyledikleri doğru. Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemini güçlendirmek için S 400 füzeleri alması, ABD’nin menfaatleri ve yürüttüğü küresel politikalarla uyum sağlamıyor. Hele hele bunu Türkiye yaparsa, adamları son derece rahatsız ediyor.

Yunanistan da NATO üyesi bir ülke. O yaptı, Rusya’dan S 300 füzeleri aldı. 2013 Yılında da test etti. Amerika çıtını çıkarmadı. Ayrıca, bugün Yunanistan’ın elinde Rus yapımı Tor M 1 ve Kornet’ler var. Onlar alırsa NATO’ya uyum sağlıyor, bunu biz yaptığımız zaman ise olmuyor! Bizdeki Kılıçdaroğlu gibi tipler de sadece ABD menfaatlerinden ibaret bu saçma sapan tezlerin üstüne atlayıp, avukatlığını yapıyor.

Ayrıca, biz ilk olarak Rusya’dan silah almıyoruz ki! Daha önce de zırhlı piyade araçları satın aldık. Miktar küçük ve menfaatleri zedelenmediği için, o zaman seslerini çıkartmadılar. Ama S 400’ler söz konusu olunca adeta çıldırdılar.

***

S 400’ler NATO’ya uyum sağlamıyor, öyle mi?..

Peki, NATO üyesi bir ülkeye yönelik düşmanca tavırlar NATO’nun kuruluş felsefesi ve kitabıyla uyum sağlıyor mu?

Mesela, NATO’nun kitabında, ihtiyacı olan bir müttefike silah satmamak, o silahları baskı ve şantaj aracı olarak kullanmak var mı?

Ya da NATO için müttefik bir ülkede gerçekleştirilen darbe girişimini desteklemek olağan bir faaliyet mi?

NATO’da dinamo konumunda olan ülke, Fetullah Gülen gibi bir terör örgütünün liderini kendi topraklarında barındırarak, koruyup kollayabilir mi?

NATO’da, YPG türü terör örgütleriyle işbirliği yapmak, müttefiklerden esirgenen silahları onlara parasız vermek adetten midir?

NATO üyeleri, haksız, hukuksuz ve keyfi kararlar alarak, müttefik ülkelerin vatandaşları hakkında tutuklama kararları verebilir mi?

NATO bir ittifak mıdır, yoksa sadece ABD menfaatleri doğrultusunda çalışan nalıncı keseri midir?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Onlara verilecek cevaplar, aynı zamanda Türkiye’nin neden S 400’lere yöneldiğinin de açık bir cevabı olacak!

Şimdi kimse hikaye anlatmaya kalkmasın. Kılıçdaroğlu gibi tipler de çıkıp, onun bunun avukatlığına soyunmasın. NATO’nun ve ABD’nin 1963 Yılı’nda bize yaptıkları belli…

Aralık Ayı’nda Kıbrıs’ta kanlı olaylar patlak vermişti. Rumlar, soydaşlarımıza karşı katliamlara başladılar.1960 Antlaşması’na göre, Türkiye “Garantör Devletti” ve bir şeyler yapması gerekiyordu.

Doğal olarak Kıbrıs’a müdahale kararı verildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, 7 Haziran’da Kıbrıs’a çıkartma yapacak ve soydaşlarımızı korumaya gidecekti.

Ama yapamadı!

Çünkü, 5 Haziran 1963’te ünlü “Johnson Mektubu” geldi. ABD Başkanı, NATO’yu da işin içine sokarak, Türkiye’yi tehdit etti. Son derece küstah bir dil kullanarak, kendilerinin izni olmadan o harekâtın yapılamayacağını yazdı. “Size o silahları biz verdik, kullanamazsınız” dedi. Türkiye’nin böyle bir adım atması halinde, NATO’nun verdiği bütün taahhütlerin ortadan kalkacağı tehdidinde bulundu.

İşte mesele budur!..

ABD, bugün de aynı sistemi devam ettirmeye çalışıyor. Dün olduğu gibi bugün de ipleri elinde tutmak ve bize sürekli olarak kendi menfaatlerini dayatmak istiyor. Bugünkü S 400 meselesinin özü budur!

Halen anlayamayan var mı?

Akşam

Yorumlar5

  • yorgun yorumcu 5 gün önce Şikayet Et
    Nato bu günki açıklamalarına bakarsak, dünyadaki silah pazarı, çin abd rusya avrupa arasında paylaşılmış olup, bir iki hır mır çıksada perde arkasında kazan kazan sistemi üzerine anlaşılmış olabilir mi? yani 15 temmuzdan sonra batıya kızan türkiye onlara nispet yapsada sonuçta yine büyük silah pazarının edilgen ülkesinden birisi olmuyor mu? yani katar a, ypg ye, arabistana batı silah satacak, kalan yerlerde çin ve rusya satacak ama gene silah pazarının müşterisi değil miyiz? yarın rusya derse ki benim s 400 umu öyle keyfince kullanamazssın derse ne yapacağız?
    Cevapla
  • Abdurrahman Serdar 6 gün önce Şikayet Et
    Sonuç cümlesi ile tam tesbit. Dost mu sandın sahtekar gavurları sen, bunlar tek millettir. Bu füzeler kurrulduktan sonra, S-1400 füzelerini de biz yapmıya başlarız. Artık, ecelin ölüm faydası yok
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • ylç 6 gün önce Şikayet Et
    Emin Abi daha nasıl anlatılır ki çok teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • deli..dolu 6 gün önce Şikayet Et
    gayet Açık ve NEET anlaşılmıştır.,işin en acı tarafı kendilerini devamlı yıllarca Atatürkçü azledip,de batının nato,nun MANDALIĞINI istemeleri hani Gazi Paşa,nın düstürü karekterim bağımsızlıktı demek hepsi hikaye imiş sözde Atatürkçüler için asıl mesele Türkiyenin her ama her alanda özellikle Askeri alanda %yüz yerli ve Milli olması gözlerini korkutmuştur.,
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • erdal yiğit 6 gün önce Şikayet Et
    Biz bunları anladık ta siz daha yeni mi anlıyorsunuz günaydın günaydın.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun