'Parayı nereye yatıralım'ın altın kuralı!

Eklenme: 13 Ağustos 2011 10:04
Güncelleme: 13 Ağustos 2011 10:04 / 7,194 Okunma / 1 Yorum
Hakan Göksel

Ekonomi ile haşir neşirseniz, bir de piyasalar çalkantılı dönemden geçiyorsa en çok duyduğunuz soru 'Parayı nereye yatıralım?' oluyor. Sonra da o cevaba inanmıyorlar...

Ekonomi ile biraz haşir neşirseniz, bir de piyasada çalkantıların yaşandığı dönemse size sorulan soru her zaman aynı oluyor. Tavsiye bekleyenlere görüşünüzü bildirdiğinizde ise verilen tepki hiç değişmiyor...

Dolar, Avro ve altında geçtiğimiz hafta art arda gelen rekorlar sonrasında en çok duyduğum soru 
'Sence yatırımı neye yapalım?' oldu.

Birikimlerini artırmak isteyen, kriz dönemlerinde parasını katlamak ya da fırsatçılık peşinde kolay para isteyenlerin bu merakını giderdiğinizde cevabınız hiçbir zaman karşınızdakini tatmin etmiyor.

Kısa vadede ya da günübirlik çok kazandıracak yatırım tavsiyeleri vermek ciddi uzmanlık gerektiriyor. ‘Paramı nereye yatırmalıyım?’ sorusunu soranlara, kazanmanın altın kuralının öncülüğünde tavsiyelerde bulunursunuz. 

Bu kural 'bir malı alırken kazanmak'tır. Borsada da, altında da, dövizde de bu böyledir. Uzmanların yatırımcılara öncelikli tavsiyesi eğer bu piyasalarda yeterliliğe sahip değilseniz, ve yatırımlarınız en az birkaç ay vadeli ise düşerken alıp yükselirken satın’ şeklindedir.

Ama bu tavsiyeler hiçbir zaman küçük yatırımcıda karşılık bulmaz...  Küçük yatırımcı 'düşenin dostu olmaz' deyip yükselen ne varsa parasını o yatırım aracına yatırmaya eğilimlidir...

Sonrasında ise borsada direnç, dövizde zirve, altında rekor seviyelerden satış yapmayı ıskalar... Ya cüzzi karla işin içerisinden sıyrılır ya da bir miktar zarar etmiş olarak satışa geçer...

Dolayısıyla kısa vadede geri dönüş düşünmeyen yatırımcı için bu dönemde 'borsa için doğru zaman' önerisinde bulunmak doğru olacaktır. Uzmanlar borsa için 48 bin desteğinden bahsediyor.

Cuma günü borsa 52 bin seviyesinden kapandı.  Küresel dalgalanmanın birkaç ay sonra durulacağını da göz önüne alırsak orta ve uzun vadede yatırımcıları borsaya yönlendirmek yanlış olmayacaktır...

KUR İHRACATÇIYI DA RAHATSIZ ETMEYE BAŞLADI

Merkez Bankası'nın döviz ihaleleri, dövizdeki aşırı yükselmelerin önünü alacaktır! Türkiye piyasalarında rekor kıran dolar ve avro ilk zamanlarda ihracatçıyı memnun etse de uzun vadede kurla ilgili endişelerini artırdı.

Dövizin aşırı yükselmesini ilk başlarda sevinçle karşılayan ihracatçılar, bugünlerde kurdaki bu aşırı oynaklığın sıkıntısını öngörüyor... Dövizdeki aşırı oynaklığın bir an önce bitmesi gerektiğini dillendiriyorlar...

AVRUPA KEMER SIKTI BU KEZ DE BÜYÜME KRİZİ ÇIKTI

ABD'nin borçlanma limitini yükseltmesi dünya piyasalarına nefes aldırdı. Şimdi dünyanın gözü kulağı AB ülkelerinin krizinde… Amerika da gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa'da İtalya ve İspanya'yı krizin vuracağı endişeleri piyasaları düşündürüyor.

Avrupa Merkez Bankası da İtalyan ve İspanyol tahvilleri toplamaya başlayarak değerlenmenin önüne geçmeye çalıştı.

Fransa AB'nin en güçlü ülkelerinden biri, fakat birinci çeyrekteki yüzde 0,9 büyümenin ardından ikinci çeyrekte gelen yüzde 0 büyüme oranı Fransa'yı da kara kara düşündürüyor. Üstelik kredi notunun düşürülmesi dedikoduları da Fransa'yı tehdit eden nedenler arasında... 

AB bir yandan kriz nedeniyle kemer sıkma politikalarına ağırlık vermek isterken bu kez de durgunluk tehdidi ile karşı karşıya... Kısacası Avrupa'nın krizi bir süre daha devam edeceğe benziyor.  

Avrupa ülkelerinde kemer sıkma politikaları talepte yaşanacak bir daralmayı beraberinde getirecek. Türkiye ihracatının büyük bir kısmını ABD ve AB ülkelerine yapıyor. Bu ülkelerde olumsuzlukların Türkiye'yi etkileyeceği kaçınılmaz görünse de Türkiye bir kriz beklentisi içerisinde değil.

ALTINDA BALON TARTIŞILIYOR

Uluslararası piyasalarda güvenli liman olarak altına olan rağbet, altının günlerce üst üste rekorlar kırması ile karşılık buldu. 12 yıldır sürekli yükselme eğilimindeki altın için artık dünya balon tartışmalarını konuşuyor. Soros gibi dünya çapında büyük fonları yöneten yatırımcıların altına alternatif olarak tarım arazilerine yönelmesi de altın fiyatlarında düşüş sinyali olarak da algılanabilir...   
  
‘BENİM BİR NOT HAYALİM VAR’

Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye karşı tutumu bir dönem en çok dillendirilen şikayetler arasında yer alıyordu. Bugün aynı durumu yaşayan ABD ve AB ülkeleri de bu kuruluşları ciddi olarak sorgulamaya başladı. Yeni, bağımsız kredi derecelendirme kuruluşları kurulması da ülkelerin gündemine geldi.

Bazılarına göre hayal olsa da kredi notu nedeniyle ABD'yi ya da AB'yi terk edecek yatırımcının yeni limanı Türkiye olabilir. Türkiye için uzak ihtimal görülse de 'benim bir not hayalim var!'

Türkiye'nin sıfırcı hocalardan şikayetçi olduğu dönemde yüksek cari açık not artırımının önündeki engel olarak karşımıza çıkmıştı. Alınan tedbirlerle cari açık yılın ikinci yarısında düştüğünde Türkiye not artırımını yeniden gündeme getirebilir...  

KÖŞEMİZİ ZENGİNLEŞTİREN BAŞLIKLAR

İlk yazımda makro ve mikro gelişmeler sonrasında köşeyi zenginleştirecek başlıklara yer vereceğimden bahsetmiştim... Bu yazımda Garanti'nin gelenekselleşmiş bayram kredisi reklamı, Afrika'ya yardım seferberliği, kitap önerim ve sizden gelen ve yazın dediğiniz konu var...  

* 'Beğendiğim ve daha iyi olabilirdi dediğim reklamlar'

GARANTİ 5 BİN TL KREDİDE FAİZİ 1O BİN TL KREDİDE TAKSİDİ

Ramazan Bayramının yaklaşması ile geleneksel hale gelen bayram kredileri reklamları ekranlarda yer almaya başladı. Bu konuda başarılı örneklerden biri Garanti Bankası'nın bayram kredisi...

'Yüzde 0,39 faizle 5 bin TL mini paket; 200 liradan başlayan taksitlerle 10 bin TL' kredi veren bankanın internet sayfasına girip baktığınızda neden 5 bin lirada faizi 10 bin lirada taksit miktarı 200 TL'yi kullanması dikkatlerden kaçmıyor...

Her ne kadar televizyon reklamları sırasında, karınca büyüklüğünde ekranın altında akan yazılar gerçeği yeterince görmemize imkan vermese de internetten öğrenmek mümkün...

Garanti'nin 60 ay vade ile verdiği bayram kredilerinde ilk 10 bin liralık paket 1. yıl 200 liradan başlasa da sonraki her yıl yükseliyor. İlk 12 ay 200 Tl ödeyen müşteri ikinci yıl 232 lira üçüncü yıl 269 lira dördüncü yıl 312 lira ve beşinci yıl 362 lira ödüyor.

Üstelik faiz oranı da yüzde 1,33 ve! Masraflarla birlikte yıllık toplam maliyet oranı yüzde 20 civarında...   5 bin lirada ise oranın verilmesi yine dikkatlerden kaçmıyor. 12 ay vadeli 5 bin lira kredinin taksit miktarı 429 lira... Masraflarla birlikte yıllık toplam maliyet oranı yüzde 22'lerde...

Bize de sormak düşüyor hani tüketici aldatılmayacaktı?

* 'Sosyal Sorumluluk Alanında Alkışları Hak Edenler'

AFRİKA SEFERBERLİĞİ ALKIŞI HAK EDİYOR!!

Afrika'daki 40 milyonu aşkın insanın ve özellikle de çocukların, kuraklığın da etkisiyle açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere  Kızılay, Kimse Yok mu, İHH, Deniz Feneri  gibi yardım kuruluşlarının yanı sıra diğer sivil toplum örgütleri, meslek odaları, Diyanet İşleri Başkanlığı, özel sektör, medya kuruluşları, sanatçılar  ve vatandaşlar duyarsız kalmadı.

Ülkenin cumhurbaşkanından tutun öğrencilerine kadar herkes elinden geldiğince kimileri duası, kimisi harçlığı, kimisi parasıyla sahip çıktı. Hiç tanımadıkları, dillerini, dinlerini, kökenlerini, yaşayışlarını bilmedikleri insanlara yüreklerini açan Türkiye, kurumları, mesleki kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ile en fazla alkışı hak ediyor...

* 'Bugünlerde ne okuyorum?'

ON ÜÇ YIL SONRA

Özellikle büyük şehirde yaşıyorsanız, hayatın hızlı akışı karşısında kendinize ve kitaplara zaman ayırmak gittikçe zorlaşıyor...

Toplu taşıma araçları, bekleme salonları okuma mekanları oluveriyor. Özellikle iletişim teknolojileri başta internet olmak üzere okumaya zaman ayırmak özel meziyet istiyor.

Bir de okuduğunuz kitap biraz kalınsa, 3 gün sonra 'kim kimdi' deyip başa dönüyor ve sonrasında ise kitabı bir tarafa bırakabiliyorsunuz... 

İşte son dönemde bu koşuşturma içerisinde elimde Can Yayınları'dan çıkan Danilov Beşlemesi'nin ikinci kitabı olan  Jasper Kent'in kaleme aldığı '13 yıl sonra' isimli kitap var. Tarihi fantezi roman türünde bugüne kadar yazılmış romanlar içerisinde 6. büyük yapıt olarak değerlendiriliyor...

* 'Sevgili!' Basın Bunu da Yazın’ dedikleriniz'

‘İŞKUR’A 10 FAKÜLTE MEZUNU ALINIYORSA 2 YÜKSEK OKUL ALINSIN’

Türkiye’de işsizlik konusunda yaşananlar yürek burkuyor. Her biri kendi içerisinde ayrı bir trajediyi barındırıyor. Kahramanmaraş’tan bize yazan 29 yaşındaki bir okurumuzun tüm umutlarının tükendiğini yazdıklarında fark edebiliyorsunuz. 

Meslek lisesi mezunu okurumuz iş bulmakta zorlanınca kendi işini kurmuş! Okurumuz 1999 yılında endüstri meslek lisesinden sonra iki yıllık elektronik bölümünden mezun olmuş. Üniversiteye giriş sınavlarında İmam Hatipliler gibi o da mağduriyet yaşamış.

Fakülteleri 3 yıl deneyip sonuç alamayınca bu kez polis olmak için çabalamış . Okurumuz yaşadıklarını şu cümlelerle anlatıyor: ‘20 Yaşından bu yana hep polis olmak istedim ilk sınav hazırlık sorusu almaya gittiğimde boyum kısa kilom yetersiz diye karakolun kapısından geri çevirdiler. Gururum, onurum incindi kabullenemedim.

Zamanla önümüz açılır dedim, bekledim. Üniversite mezunlarına polis olabilme şansı tanındı’ dediler sadece 4 yıllık üniversite mezunu kabul ettiler. Yine ümitlerim bir bir soldu. Lise mezunu olsam bundan daha kolay iş bulurdum sanırım. Bir üniversite mezunları ( 4 yıllık) birde Orta öğretim lise mezunları inanın iki yıllıklardan daha kolay iş buluyorlar. Mesele 2 yıllıklara gelince kimseden ses yok” diyor…

Türkiye bir tarafta ‘meslek lisesi, memleket meselesi’ kampanyaları yürütürken diğer tarafta meslek lisesi mezunları iş diye feryat ediyor.  

2008 yılında kendi şirketini kuran okurumuz, 2011 yılında evini, arabasını, banka hesaplarını kaybetmiş. Şimdi sosyal güvencesi olmadığını söylüyor.

Okurumuz İŞKUR’a alınacak ve işsizlerin iş bulması için bir nevi koçluk yapacak 2 bin memur alımı için durumu araştırdığında şu sonuçla karşılaşmış: “2000 memur alımıyla alakalı haberler çıktı.
Araştırdım, yine lisans mezunları, yine KPSS barajı, kiminde kontenjan veya referans olayları... Utanmasam çıkıp meydanda ağlayacağım.  Allah rızası için bu konuyu gündeme getirinde, 10 tane fakülte mezunu alıyorlarsa 2 tane yüksek okul mezunu olanlara hak tanısınlar
.’
Bizden duyurması...

hakan.goksel@haber7.com

Twitter:hakan_goksel

Kaynak: Haber7

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri