Gecikmiş bir hamle

.

  • GİRİŞ12.06.2019 11:02
  • GÜNCELLEME12.06.2019 11:02

Ülkemizde en çok sorulan iki soru varsa biri şudur: Nerelisin? Diğeri de ‘nasılsın’ olabilir.

Yeni biriyle karşılaştığımızda, taksiye bindiğimizde, askerde, iş hayatında, velhasıl gündelik hayatın her yerinde bu soruyu sorar veya cevaplarız: Nerelisin?

Karşımızdaki hemşehri çıkınca, uzun ve samimi bir sohbetin kapısı aralanıyor demektir. Hiç görmediğimiz bu kişi, o andan itibaren tanıdık hale gelir.

İstanbul’un nüfusunu oluşturan iller sıralamasına bakıyorum. Sivas, Kastamonu, Giresun, Malatya, Tokat, Amasya diye uzayıp giden bir liste var.

Bu insanların ekseriyeti, doğdukları yere memleket, bulundukları yere gurbet der. Tatil deyince akla öncelikle ‘köye gitmek’ gelir. Emekli olunca köye dönme planları yapılır. Köy mezarlığına gömülmek vasiyet edilir: “Beni burada bırakmayın.” Doğulan ile doyulan yer arasında gidip gelen bir hayat. Baba ocağı ve ekmek kapısı… Burada bir aidiyet sorunu yoktur, köklerine tutkuyla bağlılık vardır.

İstanbul’da sayısız il, ilçe ve köy derneğinin olması, sadece dayanışma duygusuyla açıklanamaz. Özünü ve mahalli gelenekleri koruma, bir arada olmaya çalışma, birbirlerini haberdar kılma gayretidir bu. Önceden dernekçilik konusunu millî kaynaşmanın önündeki engellerden biri olarak görürdüm. Bazı kimselerin buralardan güç devşirmesi, nüfuz alanı oluşturmaya çalışması vesaire. Kuşkusuz böyle yapanlar da çıkar. Fakat yaşım ilerledikçe konuyla ilgili fikirlerim de değişti. Artık daha iyi anlıyorum.

Ayrıca meselenin hiç de hafife alınamayacak tarihî bir arka planı var. Bugün Anadolu’da birçok şehir arasında yaşanan rekabet veya terslik, beylik dönemlerinden kalma bir mirastır. Mesela Candaroğulları Beyliği’nin iki şubesi bulunuyor: Kastamonu ve Sinop. Son seçimlerde bu şehirlerde belediyeyi hangi partiler almış, bir bakalım.

İstanbul’un o büyük nüfusunu sadece çalışmak, tutunmak için Anadolu’dan gelenler oluşturmuyor. Bayrampaşa’da bir otobüs yazıhanesi görmüştüm. Camında Hasköy yazıyordu. İlk bakışta İstanbul’da bir semt gibi anlaşılıyor. Hayır. Bulgaristan’da Türk nüfusun yoğunlukta olduğu bir yerleşim yeri. Yani Haskova. Bu örneği şunun için veriyorum: Bayrampaşa nüfusunun ciddi bir kısmı Rumeli kökenlidir. Bunu bilmek ve ona göre adım atmak gerekiyor.

Belirleyici bir ayrıntı: Hemşehri dayanışması ile sonu ayrımcılığa varan hemşehriciliği birbirine karıştırmamak lazım. Peki, karışınca ne olur?

Cumhur İttifakı’nın İstanbul’daki belediye başkan adayları çoğunlukla iki şehirli dar bir bölgeden seçilmişti. İlçelerin nüfus dengesi ve sosyolojisi pek dikkate alınmadı. Benzer şekilde, büyükşehir belediyesinin iştiraki olan kuruluşların tepe kadroları neredeyse hep aynı şiveyle konuşuyor. Ortak şikâyetlerden biri de budur. Söylemiş olalım.

Bir başka hakikat: İstanbul, dünyada en fazla Kürt nüfusun yaşadığı bir şehir olmaya doğru gitti, gidiyor. Kürt seçmenin gönlüne dokunmadan seçim kazanmak iyice zor hale geldi. Evet, en örgütlü ve sistemli seçmen grubundan bahsediyoruz.

Cumhur ittifakını oluşturan partiler, şimdi yeniden hemşehri bahsini keşfetmiş görünüyorlar. İstanbul’da en çok nüfusu olan on beş ilin milletvekilleri, hemşehri profilleri, dernek ziyaretleri falan. Yazmak istemediğim halde yazıyorum: Daha samimi olunabilir.

Hemşehri derneklerine ulaşma çabası, nasıl olsa kazanıyoruz ile nasıl kazanacağız arasındaki farkın ne demek olduğunu gözler önüne seriyor. Gönül şunu isterdi: Bu dernekler ve hemşehriler, 31 Mart seçimleri öncesinde hatırlansın. O vakit doğru, anlamlı, isabetli ve ikna edici bir iş yapılmış olurdu.

YENİŞAFAK

Yorumlar3

  • İbrahim TENİKECİ 1 hafta önce Şikayet Et
    Hak yerini bulucak inşaallah
    Cevapla
  • İbrahim TENİKECİ 1 hafta önce Şikayet Et
    Kastamonu
    Cevapla
  • Ali Akın 1 hafta önce Şikayet Et
    Bu görüşlerin çoğuna katılıyorum.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat