Bu nasıl bir tencere?

  • GİRİŞ29.02.2012 09:16
  • GÜNCELLEME29.02.2012 09:16

CHP’nin meşhur kurultay tenceresi” bir kez daha (yanlış oldu iki kez diyecektim) kaynadı ve içerisinde “Yeni CHP”nin tüzüğü pişti. Herkese hayırlı uğurlu olsun…

Benim vurgulamak istediklerim ise bu kurultayların ve Kılıçdaroğlu’nun kafama yatmayanları ve zihnimde açtığı sorularla ilgili.

Mesela Sayın Kılıçdaroğlu “Kimdir CHP’li?” sorusunu cevaplarken, öyle bir yelpaze çizdi ki, en genişinden; açıkçası ben şaşırmadım çünkü “muhafazakarlık” kısmı eksik olmakla birlikte eskisinde de aynıydı. Tek merakım, en muhafazakarından en solcusuna kadar uzanan bu yelpazeyi aynı kabın içerisinde nasıl bir lezzete dönüştüreceğidir. Birde yelpazeye dâhil edilen, her biri ayrı davanın sanıkları var ki onlar da “lezzete lezzet” için eklendi sanıyorum.

CHP’yi ruhlarında temsil ettiği ifade edilen portreleri bir araya getirmenin imkânsızlığı hiç düşünülmemiş gibi. Bu iflah olmaz anlayış herhalde yeni dönemde de devam edecek.

Değişimi, kendi içerisindekilere bile inandıramayan bir anlayışın “Ne kadar değişti(?)ği de” ayrı bir sorudur. En başta Kılıçdaroğlu’na “Kendine güveniyorsan bu yeni tüzükle kurultaya git ve kendin için de güven oyu al.” diyen Berhan Şimşek’i ve onun gibi düşünenleri dahi ikna edemediği ortadadır.

Konuşma da, belirli bir mantık kontrolünün üzerine çıkarak duygusallaşan yanlar da vardı. Mesela, söz yine CHP’nin “tekel”inde gibi olan “laiklik vb.” konulara geldiğinde, değişim vadeden Genel Başkan hemen eski anlayışın seslendiricisi oldu ve “CHP değişmez ve dönüşmez” dedi. Peki, dönüşmesin ama değişmeyen bir parti nasıl yeni olacak?  

Ayrıca İktidardan, bütün kesimleri memnun etmesini bekleyen bir muhalefet anlayışının da, kendisine çıkarması gereken bir ders olduğu kanaatindeyim. Özellikle Yeni Anayasa yapımı sürecinde “toplumun yüzde yüzünün memnun edilmesi” gibi bir imkânsızı dayatan anlayışın temsilcileri daha fazla ibret almalı herhalde.

Elbette gönül yüzde yüzü memnun etmekten yanadır ama yaşanmış siyasal ve sosyal gerçekler bunun imkânsız olduğunu da göstermektedir; diktatörler bile bunu başaramamıştır. Aynı düşüncede birleşen insanları dahi şu ya da bu sebeple aynı metin üzerinde uzlaştıramıyorsanız bunu, çok dinli ve kültürlü bir yapıda nasıl başara bilirsiniz.

O zaman insaf çizgisinde bir yaklaşımı, dayatma ve inat siyasetine galip kılmak gerekmez mi? Ayrıca insanın, kendisinin başaramadığını başkasından talep etmesi de hakkı mıdır?

Ayrıca bir şeyi daha ifade etmek istiyorum; aslında bir istek belki.

Bana göre Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarında ki dil sürçmeleri dolayısıyla “şiir, atasözü” gibi alıntılara hassas yaklaşması gerekir. İlla da kullanacaksa bol antrenman muhakkaktır.

Tekme tokat kurultay salonundan dışarı atılan bir milletvekilini ve delegelerin yüzde yirmi beşini engellenmesini de eklersek “demokratik(!)” kurultayların panoramasını tamamlamış oluruz.    

İsmail Öz - Haber 7
sosyologioz@hotmail.com
www.ismailoz.org

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat