Sadece dinin tatmin edebildiği ihtiyaçlar
- GİRİŞ03.03.2012 09:19
- GÜNCELLEME03.03.2012 09:19
Sadece Dinin Tatmin Edebildiği İhtiyaçlar ve Özelleştirilmiş Din
Andrew M. Greeley: “Dünyevileştirilemeyen insan”
Din konusunda bizi sürekli Batı’yla karşılaştıranlara kendi argümanları üzerinden bir yazıyla hitap etmek istedim. Bu yazı, dinin olmazsa olmazlığını anlatmaya çalışırken, tamamen batının ve batılı bilim adamları tarafından oluşturulmuş bir bilim dalı olan sosyolojinin bilimsel verileri üzerinden bir anlatım sergileyecektir.
Sanayileşme süreciyle birlikte yükselen bir anlayış vardır; bu anlayışa göre din: “Güçsüz insanların daha fazla itibar ettiği bir yaşam biçimidir.” O nedenle de insanlar ve toplumlar güçlendikçe din olgusu tamamen ortadan kalkacak, dine ve Tanrıya olan ihtiyaç azalacaktı.
Antropolog Anthony Wallace (1966) dönemin geçerli anlayışını, daha sonraları bu şekilde özetlemiştir: “Dinin, evrimsel geleceği, onun sona ermesidir. Doğa kanunlarına bağlı olmaksızın doğayı şekillendiren doğaüstü varlık ve güçlere inanış yıpranacak ve sadece ilginç bir tarihî hatıra haline gelecektir. Bilimsel bilginin insanlar için giderek daha yeterli hale gelmesi ve yayılması sonucu doğaüstü güçlere inanış yavaş yavaş yok olmaya mahkûmdur”.
Peki, gerçekten böyle mi oldu dersiniz? Elbette hayır.
İnsanlar, sanayileşme sonrasında kendi elleriyle heba etikleri, “küresel ısınma, enerji kaynaklarının paylaşımı vs.” dünyanın ürettiği doğal felaketler sebebiyle yeni çaresizliklerin kıskacında kıvranırken, yeniden kendisinden daha güçlü olan bir varlığa yönelme ihtiyacı içerisine girmiştir.
“Laiklik” söz konusu olduğunda bizdeki tanımların nasıl da yanlış oluşturulduğunu, yine bize hedef olarak gösterilen batıdaki yorumlara bakınca anlayabiliriz.
O, Batı’da ki ABD, Hollanda, İngiltere, Fransa, Avustralya gibi ülkelerde dindar yaşayanlara, dini simgeler barındıran kıyafetler giyenlere ayırımcılık anayasal bir suçtur. Hatta bazı örneklerde devlet, kiliseleri tamamen özerk olarak bırakmıştır; kendi ekonomileriyle yaşarlar ve devletten destek almazlar. Hollanda örneğinde ise devlet, uygun gördüğü dini cemaatler ait olanlar dâhil her projeyi maddi olarak destekler ve ayırım yapmaz.
Bize yıllarca “dini dışlayan bir Batı” varmış gibi lanse edildi. Fakat gerçekler hiç de öyle değildi.
Bu gün birçok farklılıkla savrulan, kendisini insanlara karşı sorumlu hissetmeyen bir insan figüründen bahsedebiliyorsak bunun en önemli sebebi dine daha az önem veren insanlardır. Peter Berger de, “güncel olaylara ilişkin analizlerinde dini göz ardı edenlerin, büyük bir tehlikede oldukları” sonucuna varmaktadır (Berger, 1996).
“Bazı ihtiyaçlar vardır ki bunlar sadece din tarafından tatmin edilir.” Bu söz ABD’li bir din sosyoloğu olan Andrew M. Greeley’e aitir. Onları da şöyle ifade ediyor.
-Din insana “Mutlak meselesi”nin üstesinden gelebilecek bir inanç sistemi sağlar.
-Din üyelerinin nihai bağlılıklarını paylaştıkları ve bu vasıtayla kendilerine temel güçlü dayanaklar sağladıkları genel gruba ait olma duygusunu taşıyan şahıslar üretir.
-Din insan hayatının geri kalan kısımlarını cinsiyetin büyük ve yaygın gücüne entegre etmeye çalışmaktadır.
-Din insana gerçek ve mutlak olan güçle gönülden ilişkiye gireceği bir yol gösterir. Bu ilişki daha ziyade mistik ve vecde aittir.
“Din tarafından tatmin edilen bu ihtiyaçlar da hiçbir zaman değişmeyecektir.”
Bazılarının, “dine olan ihtiyaç azalıyor” diye okuduğu, günümüzdeki din algısını Wuthnow şöyle ifade ediyor: “Bazı durumlarda bu dönüşüm, “ruhaniyet”e, yani geleneksel, kurumsallaştırılmış dine nazaran daha bireysel, özelleştirilmiş ve esnek bir dine yönelik artan ilgi olarak açıklanmaktadır.” (Bu konu ayrıca bir yazı gerektiriyor.)
Sonuç olarak: Dine olan ihtiyaç toplumlarda zamana, ekonomik gelişmişliğe, coğrafi şartlara ve kültürel özelliklere göre değişiklikler arz etse de, bazen azalıp bazen çoğalsa da hiçbir zaman yok olmamıştır; görünen odur ki yok da olmayacaktır.
Çağdaşlığa giden yolu “dinsizlik” olarak okuyanlara…
Kaynaklar:
- 1. Christian Smith-Robert D. Woodberriy “Din Sosyolojisi” Çeviri: İhsan Çapcıoğlu Anakara Ü. İlahiyat Fakültesi
- 2. Recep Şentürk “Yani din sosyolojileri” Gelenek Yay. Birinci Baskı İstanbul 2004
İsmail Öz - Haber 7
sosyologioz@hotmail.com
www.ismailoz.org
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol