“Beka sorunu”nun hikayesi

....

  • GİRİŞ08.03.2019 10:11
  • GÜNCELLEME08.03.2019 10:11

Güneydoğu’da siyasi alanın terör örgütü PKK’nın etkisi altına alınmasının hikayesi çok eskilere uzanır.

Bu süreci anlamak için 1980 darbesine kadar gitmek gerekir.

Devletin kapıları 1980 darbesiyle FETÖ’ye açıldı; silahlı bir terör örgütü olarak PKK’nın örgütlendirilmesinin başlangıcı da aynı tarihlerdir.

FETÖ’yle devleti ikiye böldüler, PKK’yı da kullanarak Türkiye’yi tam ortasından çatlatmak istediler.

Kürtleri PKK’ya terk eden 1980 darbesiyle devlette hızla güç kazanan, devlet içinde devlet özelliği kazanan FETÖ yapısı oldu. FETÖ devlet içinde “Paralel devlet” özelliği kazandı, PKK da toplum içinde Kürtçülüğe dayanarak “Paralel yapı”oluşturdu.

***

Devlet, bu proje terör örgütlerinin farkına vardığında hasar büyüktü.

ABD güdümlü bu terör örgütlerinin yanı sıra siyasal ve toplumsal alan 5. kol faaliyeti gören yan örgütlerin işgali altına girmişti.

Güneydoğu’da siyasi alan PKK ve HDP ile yan kuruluşları tarafından ele geçirilirken, Batı’da da siyasi alan CHP, İP, Saadet gibi irili ufaklı yapılar FETÖ’nün güdümü altına alındı.

***

AK Parti Güneydoğu’nun birinci partisi çıkarak siyasal alanı terör örgütünün işgalinden kurtarmaya çalışırken CHP, Güneydoğu’yu bilinçli bir siyasetle PKK/HDP’ye terk etti.

CHP’nin Güneydoğu’da neden varlık göstermediği şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. CHP-İP-Saadet Partisi PKK/HDP ile ittifak kurarak aslında Türkiye’de millete siyasal alanı daraltma stratejisini uyguluyorlar.

“Erdoğan HDP’li seçmene ‘terörist’ diyor” yaygarasının altında Kürt seçmeni PKK/HDP arkasında konsolide etme yaklaşımı yatıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın asla böyle bir ifadesi olmamasına rağmen ısrarla, koro halinde bu yalanı tekrarlıyorlar.

***

Cumhurbaşkanı’na bu iftirayı atmalarının sebebi Erdoğan’nın proje terör örgütü olarak PKK’yı içeride ve dışarıda tasfiye etmesi ve siyasal alanı PKK’nın yan kuruluşu olan HDP’nin işgalinden kurtarmasıdır.

Gerçek şu: Devleti FETÖ işgalinden, siyasal alanı PKK/HDP işgalinden kurtardığı için Erdoğan hedef tahtasına konuldu.

***

Muhalefet koalisyonu, 31 Mart kampanyasını Erdoğan liderliğinde devletin milletle bütünleşmesinin önüne geçmek temelinde yürütüyor.

Milleti bölmeyi başarabilirlerse “Güçlü Türkiye”nin de önüne geçmiş olacaklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, mitingden mitinge koşarken tek kaygısı ve endişesi millete bu gerçeği anlatmak ve bu büyük resmi göstermektir.

Erdoğan’ın duyduğu “beka kaygısı” işte budur.

AKŞAM GAZETESİ

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat