Başbakan'ın ABD gezisinden ne çıkar?

  • GİRİŞ16.05.2013 08:22
  • GÜNCELLEME16.05.2013 08:29

Sevgili Turgay'ın ilk kitabı Mehdix, hem yüksek satış oranları, hem de içeriği ve fantastik diliyle piyasayı sallamıştı.

Bir iki hafta önce çıkan ikinci kitabı ‘Sır Küpü' de, Turgay'ın parlak zekası ve sıra dışı sezgileriyle biçimlendirdiği bir eser ve tıpkı ilk kitabı gibi benzer bir etki bırakacak gibi görünüyor.

Şu Dünya'da, devletler ve medeniyetler arası ilişkilerde görüp şahit olduklarımız dışında, görünmeyen, ya da görebilenlerin görebildiği ölçü de kendini fark ettiren bir başka dünya olduğunu yeterince tecrübe etmiş olmalıyız. 

İşte bu yüzden en basit haliyle "ne oluyoruz? Nereye gidiyoruz?" türü sorularla meşgul olurken, ya da ‘Arka Dünya'da neler olup bittiğiyle ilgili kafa patlatırken, zaman zaman Turgay'ın dünyasına da dalmanız size yardımcı olabilir.

Ama ayaklarınızın yerle sürtünme mesafesini açmadan…

 

Reyhanlı saldırıları, çözüm süreci, Türkiye'nin dış politikasının algılanış biçimi gibi konularda da bilip gördüklerimiz dışında bambaşka dinamikler olduğunu kabul etmeliyiz.

Bu noktada Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin son 11 yılda yaşadığı hızlı dönüşümü, görünmeyen alanda yaşananları da işin içine katarak yorumlayabiliriz.

 

11 yıl önce Ak Parti iktidara geldiğinde soğuk savaş döneminde kendisine dikilen yamalı elbiseyi giymeye devam eden, kendisine biçilen rolü oynayan, etrafında olup bitenlerle ilgili söyleyecek sözü pek olmayan ve de olmaması istenen edilgen bir Türkiye bulmuştu.

İlk dönemde bu pozisyonu değiştirecek güç olmadığı için kontrollü bir politika izlendi.

Ama sonraki yıllarda önemli kırılmalar oldu.

2006 yılında Ak Parti hükümetinin Türkiye'nin çevresinde olup bitenlerle ilgili ‘ben de bir şeyler yapmak istiyorum" demeye başladığı dönemlerde, bugün Türkiye'nin dış politikasına yön veren önemli isimlerden birine, "bize bir rol biçmek istiyorlar, bu rolün dışına çıkmayın diyorlar değil mi?" diye sorduğumda "aynen öyle" cevabını almıştım.

Bush döneminin son dönemi, Türkiye'nin ‘kendi başına politikalar üretme çabaları' nedeniyle ABD'deki Türkiye politikasını üretenlerin kızgınlığıyla geçmişti.

2007 yılı ve Obama'nın iktidara geldiği süreçte ABD'de tarihte görülmemiş ölçüde Türkiye konuşuldu.

Türkiye'ye yeterince yansımadığı halde, o yıllar ‘Türkiye ile ilişkiler nasıl olmalı?" sorusu etrafında yapılan hararetli tartışmalarla geçti.

Bu tartışmaların sonunda, Obama göreve geldikten sonra alışık olmadığımız bir şey yaptı ve ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye'ye yaptı.

Model ortaklıktan söz etti.

Eniştem beni niye öptü dedirtecek ileri laflar kullandı.

Elbette bunun bir sebebi vardı.

Obama yönetiminin ilk döneminde Türkiye, İslam ile demokrasiyi bir arada yaşatabilen, yumuşak gücünü Müslüman coğrafya üzerinde kullanabilen kendine özgü özellikleri nedeniyle ABD için Dünya'nın en önemli ülkelerinden biri haline geldi.

BU TÜRKİYE FAZLA OLMAYA BAŞLADI

Ama zamanla Türkiye'nin Arap ve İslam ülkeleri üzerinde kullandığı ‘nüfuz alanı' Obama yönetiminin hayal ettiğinin çok ötesine geçti.

Örneğin, CİA Arap Baharını yakalayamadı.

300 milyonluk Arap sokağının Türkiye'nin görünmeyen gücünden ilham alarak Batı'nın ve ABD'nin işbirliği yaptığı otoriter yönetimlerden kurtulmaya başlaması, Türkiye'nin ‘model ortaklığından' yararlanmak isteyenleri ürkütmeye başladı.

İsrail'in Arap Baharı'nın etkisi ve Mavi Marmara olayıyla yalnızlaşması, Türkiye'nin çözüm süreci rüzgarını arkasına alarak Kuzey Irak'la ‘ihtiyaçtan daha fazla yakınlaşması!' ile ABD ile çıkarların daha fazla çatışmaya başladığı bir döneme girdik.

Düne kadar, "Kuzey Irak'lı Kürtler'le yakınlaşın" diye telkinde bulunan ABD yönetimi, Türkiye Kürt fobisini yıkıp derinlikli anlaşmalar yapmaya başlayınca, tuhaf ve hiç de inandırıcı olmayan enstrümanlarla bu yeni ilişkiye karşı çıkmaya başladılar.

Düne kadar, biz ABD'lilere "Irak'ın toprak bütünlüğüne zarar vermeyin" diye telkinde bulunurken, bugün sırf Kuzey Irak'la ilişkileri düzeltip derinleştirdiğimiz için ABD'liler bize dönüp "Irak'ın toprak bütünlüğünü tehlikeye sokuyorsunuz" demeye başladılar.

Sanki dünya tersine dönmüş de haberimiz yok gibiydi.

Ama sadece bu başlık bile Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin ne kadar hızlı bir şekilde farklılaştığını gösteriyor.

Türkiye, Obama'nın ikinci döneminde de ABD için önemini koruyan bir ülke olmayı sürdürse de, ilişkilerin eskisinden daha farklı bir yönde ilerleyeceğini öngörebiliriz.

Gelinen noktada ABD, Türkiye'nin daha fazla güçlenmesini istemiyor.

Çünkü Türkiye'nin daha fazla güçlenmesi, ABD'nin Ortadoğu'dan daha hızlı bir şekilde çekilip küçülmesi gibi bir sonuç ortaya çıkaracak.

Bu nedenle Suriye gibi zor meselelerde ABD'den fazlaca ümit beklenmemesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Artık Türkiye ve ABD Ortadoğu'da çıkarları düne göre daha fazla çatışan iki ülke haline gelmiştir.

Bu nedenle Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisinin sonuçları konusunda fazla ümitli olmamak gerekir diye düşünüyorum.

Mehmet Acet - Haber 7
mehmet.acet@kanal7.com

Yorumlar2

  • mehmet arslan 13 yıl önce Şikayet Et
    hiç bir halt çıkmaz. abd kamuoyu suriye deki muhaliflere çok karşı. onlara destek veren cumhuriyetçide olsa demokratta olsa büyük y kaybına uğrayacak. o yüzden amerika imajını bozmadan bir şekilde geri adım atmanın yolunu arıyor. ABD başkanı için amerikan halkından başka kimse bağlayıcı değildir. erdoğanın yapabileceği birşey yok.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • adam turk 13 yıl önce Şikayet Et
    EN GÜÇLÜ SİLAH İNSANİ DEĞERLER OLMAYA BAŞLADI. dünyayı silah ve para gücüyle sömürenlerin sonu geldi. bizi sadece insani değerlerimiz ayakta tuttu, kardinal külahının yerine osmanlı kavuğu boşuna tercih edilmedi. bırakın arapları tüm dünya bize bağlanmak isteyecek, avrupada,rusyada çinde esasen insani değerleri menfaate alet ettiler, tayyip erdoğan mesela araplara ne verdiki sevgiden başka bunca seviliyor? göreceksiniz,avrupa asya rusya tüm bu iklime girmek isteyecek, çünkü insani değerlerin bitişinden bitirenlerde muzdarip, kimsenin zerre kadar malında gözümüz yok, petrol,dolar, maden, hesabı yapmıyoz..
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat