ABD ile mutabakat zayıf adımlarla ilerlerken

.

  • GİRİŞ10.09.2019 09:25
  • GÜNCELLEME11.09.2019 08:34

Geçen ay Ankara’ya gelen ABD heyetiyle yapılan Kuzeydoğu Suriye anlaşması, küçük adımlarla ilerliyor.

 

 

Helikopterlerle yapılın ortak devriyenin ardından Pazar günü yine iki ülkenin zırhlı birlikleri karadan benzer bir faaliyet yürüttü.

Şimdilik bu kadar…

 

 

Eğer aşama aşama uygulanacağı söylenen anlaşma bundan çok daha fazlasını vaat etmiyorsa, bu durum, Ankara açısından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sözlerine de yansıyan yeni bir hayal kırıklığı anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün Malatya’da bu yeni duruma dair dikkat çekici açıklamalar yaptı.

Açıklamaların bütününe baktığımızda, Cumhurbaşkanı’nın ABD’ye karşı güvensizlik duygusunu koruduğunu, anlaşmanın gidişatına dair ise fazla ümitli olmadığına işaret ediyor.

Erdoğan, "Bu iş öyle 3-5 helikopter uçuşuyla, 5-10 araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir. Orada 1 milyon kişiyi iskan edebilmek için şehirleri ve kırsalıyla tüm bölgeyi fiilen güvenli hale getirmiş olmalıyız" diyor.

Bu ifadelerin satır arasında geçen bir ifade önemli ve üzerinden ayrıca durmayı hak ediyor.

Nedir o ifade?

“Şehirleri ve kırsalıyla tüm bölgeyi fiilen güvenli hale getirmek”

İçeriği gizlenen anlaşmanın artık alenileşen kısmında sınır hattı boyunca 5 kilometre, Tel Abyad ile Rasuleyn arasındaki bölgede ise 14 kilometre derinliğe kadar Güvenli Bölge’nin oluşturulması fikri bulunuyor.

Türkiye açısından tatmin edici olmasa bile, ABD tarafının bu kadarını kabul etmesi yola çıkmak için yeterli sayılmış görünüyor.

İkinci bir konu yerleşim yerlerinin ne olacağı sorusu.

PKK/YPG kaynakları, ABD’nin Tel Abyad, Rasuleyn gibi yerlere Türkiye’nin girmesine rıza göstermediğini söylüyor.

Buna karşılık, Ankara’da müzakereleri yürüten çevrelerden, bu konuda da, yani yerleşim yerlerinin de Güvenli Bölge kapsamına alınması konusunda da ABD heyetinin yeşil ışık yaktığı izlenimi yansıyor.  

Her durumda, Erdoğan’ın sözlerinde karşılığını bulduğu haliyle Türkiye’nin sınırın karşısındaki bu yerleşim yerlerindeki YPG işgalinin sona ermesi konusundaki kararlılığını sürdürüyor olması önemli.

Erdoğan’ın ifadelerine yansıyan ikinci bir konu daha var ki, bu da ABD’ye karşı güvensizlik ikliminin devam ettiğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı’nın aynı programda kullandığı şu ifadeler, Ağustos ayında yapılan anlaşmayı yetersiz bulduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor:

"Fırat'ın doğusundan başlayıp Irak sınırına kadar uzanacak bir güvenli bölge oluşturmak için Amerika ile görüşme halindeyiz. Amerika'yla da görüşüyoruz ancak bu konuda bizim istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda tekrar görüyoruz. Biz bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken onlar terör örgütüyle bizi aynı zeminde idare etmenin hesaplarını yapıyorlar. Anlaşılan o ki müttefikimiz bizim için değil, terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz."

Dikkat edildiyse Cumhurbaşkanı bu ifadelerinde bir anlaşma ya da mutabakattan değil, devam etmekte olan ‘görüşmelerden’ söz ediyor.

Ortada nihai çerçeveyi çizen bir mutabakat olmadığı zaten bilinen bir şey ancak, mutabakatın bu haliyle de ‘pek bir şey ifade etmediğini’ Erdoğan’ın sözlerinden anlayabiliyoruz.

Şu aşamada, yine Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği gibi önce Eylül’ün üçüncü haftasında New York’ta yapılması muhtemel yeni bir Erdoğan/Trump görüşmesini ve o görüşmenin sonuçlarını beklemek dışında bir seçenek yok gibi görünüyor.

Ay sonunda ne olabileceğini ise Erdoğan’ın şu sözleri ortaya koyuyor:

"Eylül ayı bitmeden Fırat'ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır.”

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat