Barzani'nin ve Erdoğan'ın PKK'ya çağrısı

  • GİRİŞ23.04.2012 10:02
  • GÜNCELLEME23.04.2012 10:02

Geçen hafta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve Ankara’da gazetecilere yaptığı açıklamalar, PKK ve Kürt sorunuyla yakından ilgilenenleri heyecanlandırdı.

Barzani ilk defa “kem küm” demeden konuştu ve tavizsiz bir dil kullanarak PKK’ya ‘silahlara veda’ çağrısı yaptı.

Şöyle dedi: “Silah çağı geride kaldı, artık silahla bir yere varılamaz. PKK silah yöntemini sürdürürse sonucuna katlanır. Silahı seçerse Kuzey Irak’ta kalmasına müsaade etmem. PKK beni dinlerse iyi eder. Onlara karşı baskı, nasihat, konferans ne gerekirse bütün yöntemleri kullanacağız”

Mesut Barzani’nin PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığı konusunda değişik dönemlerde farklı tonda açıklamaları olduğunu biliyoruz.

Ancak yukarıdaki cümleleri kendisinden ilk defa duyuyoruz.

Bu da demek oluyor ki, ortada yeni bir durum var.

Daha doğrusu, PKK’nın silah bırakması konusunda Kuzey Irak Yönetimi’nde ilk defa böylesine ciddi, kararlı bir tutum olduğu görülüyor.

ATALAY: BARZANİ BUNU YAPABİLİR, GÖRECEĞİZ

Barzani’nin açıklamalarının hemen ardından Başbakan Erdoğan’ın (belli ki planlı bir şekilde) PKK’nın silahları bırakması halinde operasyonların biteceğini açıklaması, Ankara’nın Barzani’nin son hamlesini ciddiyetle takip ettiğini gösteriyor.

Dün Kanal 7’de Başkent Kulisi programı için bir araya geldiğimiz Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a, Barzani’nin açıklamalarını sordum.

Bakanın sözlerinde temkinli bir iyimserlik havası vardı.

“Biz bu konularda uzun bir tarih yaşadık. (2007’den bu yana Barzani’ye yapılan çağrıları kast ediyor) İhtiyatlı beklentiler içindeyiz. Ankara’da yapılan açıklamaları önemli görüyoruz. Göreceğiz, Türkiye görmek istiyor.”

“AÇIKLAMIYORUZ, YÜRÜTÜYORUZ…”

Belli ki bu konularda kapalı kapılar ardında çok önemli bir trafik yürüyor.

Biz de anlamaya çalışıyoruz, neler oluyor diye.

Ancak Bakan Atalay, dün hiç olmadığı kadar ketumdu.

Hem yayın sırasında hem de yayın dışında.

Bir ara BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak’ın “Başbakan bir planı varsa açıklasın, silahların susmasını biz de istiyoruz” dediğini hatırlattım.

Bunun üzerine şöyle dedi Atalay: “Biz açıklamıyoruz, yürütüyoruz…”

Bununla birlikte Atalay’ın sınırlı sayıda kelimelerden kurduğu bazı cümleleri ve işaret dilinden, ‘yürütülen şeyler’ konusunda bazı ipuçlarına ulaşmak mümkün oldu diyebilirim.

Mesela, normal şartlarda programda olmamasına rağmen Türkiye’ye gelme ve görüşmeler yapma talebi Barzani’nin kendisinden gelmiş.

Barzani, Türkiye’ye gelmeden önce de Washington’da ABD Başkanı Obama ile görüşmüştü.

“Herhalde ABD’de kendisine bir şey denildi ki Türkiye’ye gelip konuşmak istedi kendisi?” deyince olumlama anlamında başını salladı Atalay.

“Öncesinde de Başbakan Erdoğan’ın Seul’de Obama ile yaptığı uzun bir görüşme vardı” diye devam ettim.

Bu cümleme de olumlama anlamında başını salladı Beşir Bey.

Sonra Barzani’nin bu son kararlılık gösterisini anlamlandırmamıza yarayacak birkaç cümle kurdu.

“Kuzey Irak yönetiminin dış dünyaya çıkış yapabileceği tek ülke Türkiye. İran’la aralarında sorunlar var. Irak merkezi yönetimi ile yaşadıkları sorunlar ortada. Suriye konusunda da onlarla ters düşmüş durumdalar. Yüzlerini dönebilecekleri tek ülke Türkiye kaldı.” dedi.

“SİLAHLAR SUSSUN ADIMLAR ATILIR”

Barzani’nin PKK’ya silah bıraktırma işini başarıp başaramayacağını göreceğiz.

Diğer yandan Hükümet, PKK’nın silahlara veda etmesi halinde Kürt sorununa kalıcı çözümler getirecek yeni cesur adımlar atmaya hazır gibi görünüyor.

Atalay’a “şiddet biterse ne yapacaksınız?” diye sorunca şu yanıtı aldım.

“Şiddet sona ererse işimiz daha da kolaylaşır. Dil konusunda, Anayasal güvenceler konusunda gerekli adımları atarız. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda da birlik ve beraberliği bozmayacak şekilde adımlarımızı atarız”

Açıklanmayan, ama arka planda emin adımlarla yürütülen bir süreç.

Önümüzdeki bir iki ay, tarihi nitelikte çok önemli gelişmelere gebe olabilir.

Yazın bir kenara.

Kürt sorunun nihai çözümüne çok yakın bir yerlerde olabiliriz.

Mehmet Acet - Haber 7

acetmehmet@hotmail.com

Yorumlar4

  • naci usta 14 yıl önce Şikayet Et
    DUDU DURDU BİR DUR BAKALIM OSMANLI TÜRKMÜYDÜ. fatih sultan mehmet ümmetin padişahıydı onuda kendi ırkçı faşift saflarınıza çekmeyin fatih tüm müslümanlar sever türke mal olmayacak kadarda büyük sizin aldıgınız hiç birşey yok islam kumandanlarını aldıklarını kurtuluş şavaşı bahanesiyle ulus devlet kurmak için peşkeş çekmekten başka osmanlı dünyanın yarısı iken şu an haps olduğumuz alanıda görmezsiniz birde asıl ayrılıkçı türklerin avantaya konma meselesini çözmemiz lazım son osmanlı vahdettini hazretlerini ingiliz gemisine bindirip ajan ilan ettiginizde son osmanlı mirasıda yediniz utanmadan birde konuşuyorsunuz
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • dudu durdu 14 yıl önce Şikayet Et
    son osmanlı. bana işyerinde durup dururken orta asyadan niye geldiniz kürdistanı niye aldınız gibi saçma sapan şeyler soran yarı türk yarı kürt kendini ve tarihi bilmezler var. Bunun üzerine ben de fatihin fethettiği istanbulda ne işiniz var diye soruyorum. Biz anadoluyu kürtlerden almadık. Bizans gelince zaten onlar ıraka ve irana gitmiş durumda idiler. Biz bizanstan alıp yurt yaptık. Osmanlı balkanlara gittikçe doğuda türkmen yoğunluğu azaldı yerine kürtler gelmeye başladı. Bu saygısızlığı yapanlara cevabını da vermek lazım.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • son osmanlı 14 yıl önce Şikayet Et
    dudu durdu. yanlış düşünüyorsun bu düşünce tarzı kutuplaşmaya neden oluyor.bilmem kaç asır önceye gidip buraya ilk biz geldik siz sonra geldiniz demek iki çocuğun kavgasına benzer.2.dünya savaşından sonraya gidip kurtuluş savaşında bütün kardeş halkların mücadelesinden başlarsan düşünmeye sorunu çözersin kendi adına.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • dudu durdu 14 yıl önce Şikayet Et
    ayrılıkçı kürtler çok saygısız. türkler anadoluyu bizanstan aldı. Türkler anadoluyu aldığında doğuda kürt mürt yoktu. bizanstan kaçan kürtler iranda ırakta yaşıyordu. Abdülhamit hanın kürtleri destekleme politikası yüzünden kürtler doğudan batuya göçle boşalan yerlere yerleşmeye başladılar. şimdi de 1000 yıldır orda yaşıyormuş gibi yaygara koparıyorlar. türkün en zor sınavında kurtuluş savaşında bile ingilizlerle fransızlarla işbirliği yapıp isyan çıkarmakta sorun görmediler. anadoluya iyi niyetle gelmedikleri 100 yıl önceden belliydi. Ama türklerin eli de armut toplamıyor. Devletin sorunu çözmesini bekliyor. Biz şu kadar nüfus olduk artık ayrılalım mayrılalım yok. Kimin toprağını kimden ayırmaya cüret ediyorsun ey saygısız ayrılıkçı. Benim atalarım senin beleşe gelip beleşe devlet sahibi olman için mi bizansa karşı savaşıp şehit oldu? Devlet kesinlikle bunlara taviz vermemeli. Ayrılıkçılar geldikleri yere Iraka geri dönsün.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat