Ak Parti BDP ile nasıl müzakere edecek?
- GİRİŞ02.05.2012 12:16
- GÜNCELLEME02.05.2012 12:16
Başbakan Erdoğan “terörle mücadele, siyasetle müzakere” deyince başlangıçta ben dahil hemen herkes aynı şeyi anladı.
Ak Parti hükümeti bir taraftan PKK ile anlayacağı dilde mücadele ederken, öbür yanda BDP ile bir masanın etrafında oturup, müzakere ederek, pazarlık ederek Kürt sorununu kalıcı bir şeklide çözme çabası içerisinde olacak.
Kendi namıma itiraf ediyorum.
Yanlış demeyiyim ama eksik anlamışım.
Başbakan’ın bu konularla yakından ilgilenen başdanışmanı Yalçın Akdoğan’la konuşurken “siyasetle müzakere” den neyin murad edildiğini şimdi daha iyi anladığımı zannediyorum.
“Siyaset deyince bunun içinde sadece BDP yok. Elbette BDP bu konuda önemli bir muhatap. Ama CHP ve MHP’nin ne söylediği de önemli değil mi? Siyasetle müzakere denilince sorunun demokratik siyaset yöntemiyle çözülmesini kast ediyoruz. Sanki masanın bir tarafında Türkleri temsilen biz, Kürtleri temsilen de BDP olacak. Bunu böyle anlayanlar var. Ama bu böyle değil.” dedi Akdoğan.
Yine Akdoğan’ı ifadesiyle “bu böyle değil”in şöyle bir gerekçesi var.
“Eğer bütün müzakereler sadece BDP ile yapılacak olsaydı, BDP’nin Kürtlerin tek temsilcisi olduğu varsayılmış olurdu. Halbuki, mesela Ak Parti, Kürtlerden BDP’ye göre daha fazla oy almaya devam ediyor. O zaman onlar namına da BDP mi muhatap olacak?”
Makul bir soru değil mi?
Bu cümlelerden hükümetin işi yokuşa sürdüğü anlamı da çıkmamalı.
Çünkü, ‘siyasetle müzakere’nin çerçevesi olabildiğince geniş tutulsa da, AK Parti BDP ile her şeyi konuşmaya hazır bir görüntü veriyor.
PKK’NIN EYLEMSİZLİK KARARI ALMASI YETERLİ DEĞİL
Bir başka konu da PKK’nın silahları.
Geçenlerde Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani PKK’ya ‘silahlara veda’ çağrısı yapınca, Başbakan Erdoğan hemen Katar’dan ses verdi.
“PKK silahları bırakırsa operasyonlar durur” dedi Erdoğan.
Mesaj gayet açıktı.
Peki ya PKK, silahları bırakmak yerine eylemsizlik kararı alır, ya da Türkiye içindeki militanlarını sınır dışına taşırsa bu, Ankara’nın kabul edebileceği bir şey olur mu?
Başbakan’ın kurmaylarına göre Ankara artık bu seçenekleri kabul etmiyor.
Geçmişte PKK’nın pek çok kez taktik nedenlerle eylemsizlik kararları aldığı, bundan böyle silah bırakma dışında kalan seçeneklerin kabul görmeyeceğini anlatıyor konuştuğumuz kişiler.
TOP PKK’NIN ÖNÜNDE
Peki, sorarım size, buraya kadar yazdıklarımdan Ankara’nın yeniden şahinleşmeye başladığı sonucu çıkar mı?
Hayır çıkmaz.
Ancak şu çıkar.
Ankara, Ak Parti hükümeti, PKK ve Kürt sorununa kalıcı bir çözüm bulmak için iradesini sağlam tutuyor ve yürüttüğü stratejiye uygun bir söylem kullanıyor.
Artık bu konularda gizli saklı bir şey de kalmış değil.
Her şey ‘open secret’ yani açık sır haline dönüştü.
Ak Parti hükümeti Kürtlere anayasal haklarının verilmesi, Kürtçe eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi başlığı içine girecek konularda sağlam adımlar atmaya hazır bir görüntü veriyor.
Bu konularda tek kırmızı çizgi, atılacak adımların Türklerle Kürtler arasındaki birlik ve beraberliği bozacak sonuçlar doğurmaması.
Büyük sorun şu:
PKK, daha fazlasını istiyor.
Açıkçası, dağdan inip Kürtleri yönetmek istiyor.
Geçenlerde bir gazeteye demeç veren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bunu söyleyenlerin konuyu çarpıttığını iddia etmişti.
İnşallah öyledir.
Ama bizim konuştuğumuz ilgililer de başka şeyler söylüyor.
Anladığım kadarıyla top şimdi PKK’nın önünde duruyor.
Örgüt, neyin yapılacağını, neyin yapılamayacağını kavrar ve ütopik hayaller kurmaktan vazgeçerse, kısa süre içinde herkesi mutlu edecek bir netice gelebilir.
Geçenlerde sohbet ettiğim BDP’li bir başka vekil, “Suriye krizi büyümezse bu iş Haziran’a kadar çözülür” diyerek iddialı bir cümle kurdu.
Bakalım ne olacak.
Yorumlar2