Ak Parti, özel yetkili mahkemelere neden dokunuyor?

Eklenme: 11 Haziran 2012, 09:28
Güncelleme: 11 Haziran 2012, 13:44 / 15,437 Okunma / 4 Yorum
Mehmet Acet

Dün sabah Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'la yaptığımız program öncesi, yaklaşık on gündür biriken sorular nedeniyle kafamın fiziki ağırlığının neredeyse ikiye katlandığı gibi bir his içerisindeydim.

Programa başladık, bütün sorularımı sordum ve bir saat sonra aynı kafa, eski 'ağırlığına' geri dönmüş gibi oldu.
Çünkü kafamdaki sorular, zor sorulardı:
-AK Parti, Özel Yetkili Mahkemeler'in yetkilerini sınırlandırmak için neden harekete geçmişti?
-Ergenekon, Balyoz gibi yürüyen darbe davaları, soruşturma safhasındaki 28 Şubat yargılaması, yapılacak olan düzenlemeden zarar görecek mi, düzenleme sonrası darbeciler salı mı verilecekti?
-Hükümetin başka işi mi yoktu ki, Özel Yetkili Mahkemelerin işine karışıyordu?
-Ak Parti, 'içeriden' intikam yeminleri edenlerin ses kayıtları ortalığa saçılmış iken onları kurtararak kendi ayağına kurşun mu sıkıyordu?
-Hükümet, pusulasını şaşırmış aklını peynir ekmekle, hatta zeytin, katık, kavurma ve sucukla mı yemişti?

BOZDAĞ: AK PARTİ DARBECİLER LEHİNE BİR LAHZA NEFES SOLUMAZ

Bozdağ'a bütün bu soruları tek tek sordum.
Doğrusu, O’nun verdiği cevaplar, benim açımdan net ve ikna ediciydi. 
Kendisinin yapılacak olan düzenleme sonrası darbe davalarından tahliyeler olup olmayacağı yönündeki sorularıma (ki en fazla buradan eleştireler geliyor) verdiği cevaplarla başlayalım.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, bu iddiayı çok net bir şekilde yalanladı ve şöyle dedi:

"Darbe teşebbüsü, demokrasiye, milli iradeye karşı iddia edilen suçlara ilişkin yargılamalar, yapılan düzenlemelerden kesinlikle halel görmeyecektir.”

“Dün hangi saiklerle mahkemeler karar veriyorlarsa, o kararları vermelerine veya aksi bir karar vermelerini gerektirecek bur durum varsa onu vermelerine bugün engel olmadığı gibi, bu düzenlemelerden sonra da engel bir durum yoktur. Sanki suçlar, cezalar değiştiriliyormuş, tutukluluk nedenleri kaldırılıyormuş, tahliyeler oluyormuş gibi bir hava yaratılmak isteniyor. Fevkalade yanlış bir durum."

Bozdağ, bu konularda hükümete ve Ak Parti’ye yöneltilen eleştirileri haksız buluyor.

Darbelerle mücadele ederek bugünlere gelmiş olan bir iktidarı, demokrasi dışı güçlere ‘yol verecek’ işler yapmakla suçlamanın kendilerine hakaret anlamına geldiğini söyledi.

Ve bu konuda sorduğum sorulara, çok keskin sözcükler seçerek yanıt verdi.

Mesela şu cümleye dikkat buyurmanızı isterim:

“Darbe teşebbüsü iddiasıyla yargılanan ve yahut bu ülkede darbe yapmayı kendi aklından tasarlayan, düşünen birileri varsa veya ileride olacaksa, onların lehine Ak Parti bir lahza dahi nefes solumaz. Bunu herkesin bilmesi lazım.”

“DARBELERLE MÜCADELE SİYASİ İKTİDARIN SAĞLADIĞI İKLİM SAYESİNDE MÜMKÜN OLMUŞTUR”

Bozdağ, yaptığımız programda, darbelerle mücadelenin ve askeri vesayetin sona ermesinin Ak Parti’nin ortaya koyduğu siyasi irade sayesinde mümkün olduğunu söyledi ki, ben de bu konuda son derece haklı olduğunu düşünüyorum.

Eğer böyle bir siyasi irade ortaya konmamış olsaydı, bu yargılamalar mümkün değil, yapılamazdı.

En iyisi bu konuda da sözü O’na bırakalım:

“Bugün Türkiye darbelerle, muhtıralarla yargı yoluyla bir hesap soruyorsa, bu hesabı soran ortamı, iklimi yaratan ve bu yolları açan güç siyasi iktidardır ve Ak Parti’dir. Bu sadece özel yetkili mahkemeler sayesinde değil, bir iklim sayesindedir. Mahkemeler dün de vardı, savcılar dün de vardı, bizim ceza kanunumuz dün de vardı, ceza usul kanunumuz dün de vardı. Peki neden 28 Şubat olduğunda yargı mensupları Genelkurmay’a gidip ayağa kalkıp paşaları alkışlarken bir soruşturma başlatmadılar. Şu an soruşturmayı başlatanların o zaman bir kısmı hakim ve savcıydı. Hukuk aynı hukuk, yargı aynı yargıydı.”

“YENİ VESAYET MAKAMLARININ OLUŞMASINA İZİN VERİLEMEZ”

“Yargı vesayeti hiçbir şeye benzemez” diyen Bozdağ, uzun uzun Ak Parti’nin iktidarı boyunca yargıdan kaynaklanan vesayet anlayışına karşı verdiği mücadeleleri anlattı.

Özellikle Danıştay’ın verdiği ‘yerindelik’ kararları geçmişte yürütme organının elini kolunu bağlardı.

Bozdağ, 12 Eylül 2010’da halka götürülen ve kabul edilen anayasa paketinin içerisinde “mahkemelerin yerindelik kararı veremeyeceğine” dair bir hükmün konulmuş olmasını da buna bağlıyor.

Ve MİT krizinde olduğu gibi yargının yerindelik kararı vermesinin anayasaya aykırı olduğunu dile getiriyor.

ÖYM’DE YAPILACAK DÜZENLEMENİN İKİ GEREKÇESİ

Peki bu düzenlemeler neden yapılıyor?

Bozdağ’ın sözlerinden Ak Parti’nin, Özel Yetkili Mahkemelerle ilgili özellikle iki gerekçeyle böyle bir düzenleme yapma ihtiyacı duyduğu anlaşılıyor.

1-Hükümet, içeriden ve dışarıdan bu mahkemelerin kimi tasarruflarıyla ilgili şikayetleri aldı, soğukkanlı bir şekilde değerlendirdi ve savcıların kullandığı bazı yetkileri sınırlandırma kararı verdi.

2-7 Şubat’taki yargı-MİT krizi, hükümeti ‘yerinden hoplattı’

Oslo görüşmelerinin yargı konusu edilmesi siyasetin alanına doğrudan bir müdahale olarak yorumlandı ve yargıya sınırlarını hatırlatma ihtiyacı duyuldu.

“YAPILACAK OLAN DÜZENLEMELER USULE AİT”

CMK 250 inci maddede yapılacak olan düzenlemenin içeriği konusunda hiçbir şey söylemedi Bozdağ.

Anladığım kadarıyla yapmak istedikleri şeyi sağlayacak bir formül bulunmuş durumda.

Ancak çerçeve konusunda nihai karar verilmediği için bunu kamuoyuyla paylaşmaktan uzak duruyor.

Ancak program da birkaç kez tekrarlamasından anlıyoruz ki, yapılacak olan düzenleme yargılamaların usulüyle ilgili olacak.

Son sözü yine Başbakan Yardımcısı’na bırakalım.

- “Bakalım yapacağımız düzenlemeyi açıkladığımız zaman bize bu eleştirileri yapanlar ne diyecek”

Mehmet Acet - Haber 7

mehmet.acet@kanal7.com.tr

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri