Türkiye'nin ununda kıl yokmuş!

Eklenme: 21 Ekim 2013 08:54
Güncelleme: 21 Ekim 2013 08:57 / 8,404 Okunma / 14 Yorum
Mehmet Ali Bulut

“Türkiye'nin ununda kıl yokmuş!” demeyi ne kadar isterdim.

"Türkiye'nin ununda kıl yokmuş!" demeyi ne kadar isterdim.

Çünkü şu hadiseyi öğrendiğimden beri lalettayin yerden ekmek alamıyor, yiyemiyorum. Yetkililerin beni ikna edeceğini ummuştum. Ama hayfa. Daha da midemi bulandırdılar.

‘Unda kıl var' yazısını yazarken, ben L-Cystein üreticilerinden/satıcılarından ve o mamulün ülkeye sokulmasına müsaade eden bakanlıktan tepki gelir sanmıştım. Hatta ummuştum ki bizim un üreticileri ve fırıncılar ayağa kalkar, onları bu hale mecbur bırakan Tarım Bakanlığının üzerine giderler.  

Fena yanılmışım. ‘En ilginci' olamamakla birlikte -çünkü bilimsel rapor olarak gönderilen metin çok daha ilginç-, en tehditkâr tepki, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonundan geldi. Kendilerini hem savcı, hem hâkim yerine koyarak, derhal bir tekzip yayınlanmasını ve bir hafta yayında kalmasını arzu etmişler… Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla Erhan Özmen Bey böyle farmen buyurmuşlar!

Oysa "hayır kardeşim unda L-cystein falan yok, ahan da raporu!" dese işi bitirecekti. Yahut "Evet bizim unlarımızda da L-cystein var ama bizim kullandığımız L-cystein, kaz tüyündendir veya büyük baş hayvan boynuzundandır" deseydi ben müthiş sevinecek ve o açıklamayı alıp manşetten duyuracaktım..

Ama uncularımız bu yolu seçmedi. Doğrudan suçlamaya, "vay efendim bize iftira ediyorsun" demeye getirdiler. Hatta Erhan bey öyle üst perdeden ahkam kesiyor ki, kendisini hakim yerine koyarak, yazımın derhal internet ortamından silinmesini ve gönderdiği metnin tekzib başlığıyla -hem de bir hafta yayında kalmak şartıyla- yayınlanmasını istiyor.

Başka emriniz var mı Erhan Bey!

Niye kolay yol varken zora başvuruyorsunuz? Telaşınız ne? Nedir o bir de "mahalleliyi" yanına alarak öyle tafralar filan! Bu paniğiniz suçluluğunuzdan kaynaklanıyor olmasın?

Bir de nedir o "rica ederim" filan… Erhan Bey siz rica edemezsiniz. Siz hizmet makamısınız ben isterim, siz arz edersiniz…

Benim muhatabım uncular değildi. "Uncular kıl katıyor" demedim. Genel anlamda "tüm dünyada unun iyi yoğurulması için L-Sistan diye bir madde katılıyor ve bu katılan madde de şunlardan şunlardan üretiliyor" dedim. Bunun gerçek olup olmadığına, gerçekse bir çaresinin arınmasına çalışacağınıza "Hııı dilini keserim!" triplerine girmeniz bana çok ilginç geldi.

"Efendim uncular bu yazıdan zarar görmüş!" 

Delil yok, kanıt yok, belge yok…

Peki Erhan bey, beyaz un insanlığın baş belası olmuş, kimse sizden hesap soruyor mu? Dünya Sağlık örgütü bile ürettiğiniz mamulden rahatsız. Tüm diyetisyenler ve doktorlar sizin ürettiğinizden rahatsız. Kimse yakanıza yapışıyor mu?

Gidin herhangi bir diyetisyene size ilk söyleyeceği şey "beyaz undan uzak dur!" diyecektir. Bu böyledir diye "Vay siz insan sağlına zarar veriyorsunuz diye gelip yakanıza yapışan oldu mu? Yahut bunu böyle söyleyen yalan mı söylüyor? Hayır! Ben sağlık bakanlığının yerinde olsam o tür unları millete dayatan sizlere dava bile açarım!

"Unda kıl var' yazısından bu kadar rahatsız olduğunuza göre sanırım siz de biliyorsunuz bu işin içinde bir kıl olduğunu ve onun açığa çıkmasından korkuyorsunuz!

Savunmanız çok komik olmuş Erhan Bey… Kusura bakmayın öyle parasını kendinizin verdiği danışmanlardan gelen ‘bilimsellik' komedisi metinlere karnımız tok. Bu memlekete tüm sıkıntılı ürünler, bilimsellik putunun arkasına saklanılarak sokuluyor.

L-Cystein maddesinin hangi safhada una katıldığını bilmiyordum. Ama sizin telaşınızdan kanaat ettim ki siz katıyorsunuz. Şimdi ben de buradan hükümete sesleniyorum. Eğer una katılan L-cystein mamulünün neden üretildiğini millete açıklamazlarsa, tüm ülkeyi ayağa kaldıracağım. Göreceksiniz.

O yazıyı yazarken muhatabım ne sizdiniz ne fırıncılar. Bir ilaca ver yansın ederken eczacıları suçlamadığım gibi... Derdim cidden siz değildiniz, mevzuattı! Ben, milletin yediği temiz olsun derdinde idim. Siz alındığınıza göre demek ki artık muhatap sizsiniz!

Ben daha çok mevzuat hazretlerini suçlamak istemiştim. Hamurun iyi yoğrulması unlu sanayi mamullerinin uzun ömürlü olmasını istemek tabii ki hakkınızdır. Siz karınıza ve faydanıza bakarsınız. Ekmeğin sağlıklı ve helal olmasını hükümet, mevzuatla ve kanunlarla tanzim eder. Una ne katılacak ne katılmayacak, mevzuat belirler. Ben de tam o noktada yetkililere dokundurmak istemiş ve neden insanlarımıza domuz veya insan kılı içeren katkı maddelerini yediriyorsunuz demeye getirmiştim. Ama anlaşıldı ki bütün bu işler sizin başınızın altından çıkıyormuş. Yoksa bu kadar öfkelenmenize, tehdit etmenize gerek yoksu. Demek ki nasır sizin ayağınızda imiş!

Bana "Mevzuat böyle, Türkiye'ye ithal edilen L-cystein bu, ne yapalım" deseydiniz, yine muhatabım siz olmayacaktınız! Üstelik de Türkiye'de bir ürünün  "Mevzuata uygun" olmasının aynı zamanda "helal ve hijyenik" anlamına gelmediğini bile bile…

Mevzuata uygun mamul üretmek, sizi vicdanen temize çıkarmaz. Mevzuata uygunluğun aynı zamanda ‘dini teamüllere uygunluk' anlamına gelmediğini siz benden daha iyi biliyorsunuz… Bizim mevzuatımızın materyalist batının, yani özellikle -domuz  etini mubah sayan/ hatta  yer yer dayatan- AB mevzuatının tercümesi olduğunu beliyoruz.  Bunun en güzel örneklerinden biri de yüzde 99(!)'u Müslüman olan bir ülkede TÜRK GIDA KODEKSİ ETİKETLEME YÖNETMELİĞİ Zorunlu etiket bilgilerini düzenleyen 8. Maddenin İ  bendi.   Şöyle der: "Hacmen % 1,2'den fazla alkol içeren içeceklerde hacmen gerçek alkol miktarı"nın altında alkol eklenen ürünlerin etiketine, içerdiği alkol ve miktarını yazma zorunlu değildir". Şimdi siz bir Müslüman olarak bu bürokrasinin düzenlemelerine nasıl güvenebiliriz. (Bakınız http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111229M3-7.htm)

Sonra;  

Birçok kurumun adını alt alta yazıp beni korkutacağınızı mı sanıyorsunuz. Bir gazeteci için "görev alanları ve sorumluluklarını çiğnedi" gibi, ancak bir hâkimin vereceği hükmü siz nasıl verebiliyorsunuz ki, böyle keyfi taleplerde bulunabiliyorsunuz?  O saydığınız kurumlar sizin işbirlikçileriniz mi ki?

Bir mamulün haram olup olmaması Tabipler Birliğini ne ilgilendirsin? Onun alanı sağlık!. Canı kurtarmak için haram olan bir maddeyi de bir tabip kullanabilir.  Nitekim sağlık alanında haram olan domuzdan yararlanıldığı biliniyor. Ama o zaruret halidir. Sizinkisi ise keyfi! Siz nimet üretiyorsunuz. Dinin hükümlerini de gözetmek zorundasınız!

Ben 43 yıllık bir gazeteciyim. Yaklaşık 30 küsur yıldır da yazıyorum. Hiç tekzip almadım. Aksine Türkiye Etik Ödülü almış ender gazetecilerden biriyim. Hak hukuk konusundaki titizliğimi, sizin menfaatiniz için bile bozmam.  İnsanın hakkına en çok riayet eden biri olarak bilinmeyi, en şerefli meziyet bilmişim.

Elbette zaman zaman düzeltme talepleri ben de aldım ve yanıldığımı gördüğümde muhatap istemese de o düzeltmeleri yaptım ve yaparım. Pekâlâ, basit ve samimi bir içerik dökümü ile her şeyi halletmek mümkünken zor yola başvurmanız, açık ve net olarak ürününüze güvenmediğinizi gösteriyor!

Eğer benim kül hakkındaki cehaletim(!) - unu yanacak kadar yüksek ısıda öğütmezseniz böyle bir şey de olmayacak ya ne ise!-  sizi, vicdanınızda temize çıkaracaksa ben cehaletimi kabul ederim. Her gün yeniden ve birçok konuda cahil olduğumu zaten öğreniyorum. Öğrenmek, cehaletinizi giderme ihtiyacındandır zaten!.

Hem, un konusunda uzman olmamam, sizin yaptığınız yanlışı söylememe mani midir? Bir cahil(!) de yanlışı fark edemez mi?  Gerçekten paniğinizi anlayamadım. Kendinizi cidden suçlu konumuna düşürüyorsunuz!

Evet, yapmanız gereken çok basit. Çıkıp milletin önüne diyeceksiniz ki "Biz una L-cystein katmıyoruz". Hepsi bu! Bunu yapmak yerine ‘mahalleliyi' imdada çağırmak, neyi örtmek içindir Erhan Bey?

Sizi temin ederim ben yanılıyorsam kendimi tekzip etmekten sakınmam. Ama inanın hiç inandırıcı olamadınız. Hatta var olan küçük küçük şüphelerimi de izale ettiniz bu yaklaşımınızla! Şimdi daha ciddi inanıyorum ununuzda bir problem olduğuna…

Sayın Özmen, sizden sahici bir cevap istiyorum. Una L-cystein katılıyor mu katılmıyor mu?

Evet, hayır! Gerisi sizi  çoook aşan bir meseledir. Dünya çapında bir sinsi oyundur çünkü una (hars'a) ve gıdalara insan tabiatını mesh edecek katkı maddelerinin katılması işi! Ben oklarımı onlara atmıştım ama ses sizden geldi. Şu ayete bir göz atın bakalım ne anlayacaksınız:

"İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır. Yeryüzünde iş başına geçti mi orada fesat çıkarmaya, ekini (un ve un ürünlerini) ve ( o yapısı bozulmuş ürünlerle) zürriyeti kökünden kurutmaya (ifsat etmeye)  çalışır. Allah fesadı sevmez." (Bakar, 204-205)

Eğer biraz zahmet edip(http://www.vrg.org/blog/2011/03/09/l-cysteine-in-bread-products-still-mostly-sourced-from-human-hair-duck-feathers-hog-hair/) veya (http://foodaries.com/2011/06/l-cysteine-in-your-food-comes-from-human-hair-and-duck-feathers/) herhalde kendi ürettiğiniz una kattığınız E 920, E921 ve E910 içeriklerini öğrendiğinizde siz de yemeyeceksiniz, eminim!

ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL(!) RAPORU

Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi amblemini kullanarak, güya bilimsel bir rapormuş ve Üniversiteden geliyormuş gibi -benim yazı, o üniversiteyi neden bu kadar ilgilendiriyor bilemedim. Her halde sayın öğretim üyemiz (Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Sertaç Özer) danışmanlık yapıyor unculara, ayıp değil ya- hava verilerek, L-cystein ile ilgi bir şeyler yazmış.  

Ben buradan,  Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nin sevgili dekanına soruyorum: Sevgili hocam, Sayın Sertaç Özer adıyla gönderilen -güya rapor- fakültenizin resmi raporu mu? Yoksa Sayın Özer kardeşimizin, danışmanlık sıfatıyla gönderdiği bir yazı mı? Bundan haberiniz var mı, bunu bilmek istiyorum?

Çünkü böyle bir açıklama üniversite adına yapılıyorsa çok ayıp. Sıradan bir internet kullanıcısının bile L-cystein konusunda çok daha doyurucu bilgi verebileceğine inanabilirsiniz. Böyle bir metnin, fakültenizden bir doçentin imzasını taşıyor olması beni şaşırttı. Bilim ve teknoloji üniversitesine hiç de yakışmamış zira!

Bir kere metnin bilimsel hiçbir yönü yok. Zanlar üzerine kurulmuş. Şöyle diyor, Özer Bey:  

"Sistein nedir: L-Sistein (E-920) doğadaki mevcut proteinlerde bulunan ve proteinlerin temel yapıtaşı olan aminoasitlerden bir tanesidir.

Nasıl Üretilir: Üretimi, hammadde kaynağı olarak: a)Hayvansal proteinler ve tüyler kullanılarak,

b)Bitkisel hammaddeler kullanılarak fermantasyon yolu ile yapılabilmektedir.

Unlu mamuller sektöründe, glüten direnci yüksek olan unlarda, hamur işlemede kolaylık sağlaması ve açılabilir niteliğin geliştirmesi amacı ile ilave edilebilecek olan indirgen…"

Bunu sıradan insanlar da biliyor zaten. Ben de aynısı söylüyorum:  Bu hayvanlardan maksat, insan kılıdır, domuz kılıdır, kaz ve ördek tüyüdür ve tabii büyük baş hayvan boynuzudur. Yapay olarak üretildiği de biliniyor, ama çok pahalı olduğu için tercih edilmiyor…

Ayrıca, Sayın öğretim üyesinin ifadelerinde L-cysteinin unda kullanıldığı zaten itiraf ediliyor. Biz de diyoruz ki "unda L-cystein var". Ve L-cysteinin üretildiği kaynaklardan en ucuzu insan kılıdır. Sayın Özer bilimsellik namusu üzerine yemin edip diyebilir mi ki, "Türkiye'de kullanılan L-cystein, ‘helal gıda kodeksine uygundur?"

Ben yapmayacağına, vicdanının buna elvermeyeceğine inanıyorum!

Efendim L-Cystein, "fırın ürünlerinde kullanılması çokça uygulanan bir yöntem değil"miş! Peki ülkeye bu kadar L-Cystein girdiğine göre hangi mamullerde kullanılıyor söyler misiniz?   

 Sonra doçent bey şöyle buyuruyorlar:

"Son dönemlerde Gıda Sektörüne yapılan saldırılara eklenen bu son halka gerçekten ilginç, şaşırtıcı ve bilimsel verilerden uzaktır"

Sevgili hocamız ben bilimsel olmak zorunda değilim. Bir gazeteci olarak diyorum ki unda L-Cystein kullanılıyor. E920, E921 diye anılan bu katkı maddesinin unsan ve domuz kılından üretildiği söyleniyor. Bunu gazetecilik lisanıyla aktarıyorum; unda kıl var diye… Siz ‘yoktur' diyebilir misiniz? İsminizin önüne koyduğunuz DR. Sizi hakikati söylemekten alı koymasın!

Hem artık istibdat çağı geride kaldı. "Ben ve üretici ne diyorsa o!" diyemezsiniz. O dönemler geçti artık. Bana neleri yedirdiğinizi bilmek hakkımdır. Sağlık ve inancımı ilgilendiren bir konuda konuşma hakkı sadece üretici ve sözde bilim adamlarına ait olamaz! O tavırlar, materyalist çağda kaldı. Rusya'da bile kalmadı. Demek ki hala bazı üniversitelerimizde kalmış! Yoksa bir gazetecinin bir meselede fikrini söylemesi niye sizi zıvanadan çıkarsın! Cahil benzetmeleri falan! Sizin yaşadığınız günler kadar kitap okumuşluğum vardır. Efendim "una kül katılmazmış". Bal gibi katıyorsunuz, unu yakarak… Bizim köyün eski su değirmencisi kadar bile undan ve un yapmaktan  nasip almamışsınız!

Yok L-Cystein şöylemiş de böylemiş de zaten her üründe kullanılmazmış da… Allahtan artık gerçek balçıkla sıvanamıyor: İşte E 920 L-Cystein için söylenenler(http://www.food-info.net/tr/e/e920.htm ):

"E920 domuz dâhil olmak üzere hayvansal kaynaktan elde edilir. Bu nedenle Müslümanlar, Yahudiler, Hindular ve etin yanı sıra süt ve süt ürünleri de yemeyen vejetaryanlar kullanımından kaçınır." denilmekte, bu ürünün ekmek ve unlu mamullerde un işleme ajanı ve stabilizör olarak kullanıldığı açıkça beyan edilmektedir.

Bu madde ile ilgili Corinne Gouhet'in Additifs Alimentaires adlı eserinin 95. Sayfasındaki E920 ile ilgili bölümde bunun ekmek ve unlu fırın ürünlerinde kullanıldığını belirtmektedir.

Ayrıca, İsmail Tokalak'ın Dünyada Gıda ve İlaç Terörü adlı eserinin 62. Sayfasında aynen şunlar yazılıdır: "E920 sistain diğer bir un işleme ajanıdır. Başta domuz olmak üzere hayvan kılı, tavuk tüyü ve insan saçından elde edilir."

 Ve uzun araştırmaların ardından Türkçeye kazandırılmış en iyi gıda kodeksi kitabı sayılmaya layık Kemal Özer beyin Yediklerimizin İçinde (NE) Var ?  adlı eserinden bir iki alıntı:



Ben ömrümde çok mail aldım kurumlardan ama bu kadar komedi olanını almadım. Bir sürü kurum adı yazılarak güya haklılığını göstermeye çalışıyor veya beni korkutuyor. Bilimsel diye sundukları metin tam bir komedi. Üniversitenin adının kullanılması ise skandal!

Bir kere konunun üniversite ile bir alakası yok. Yazdığı raporun basitliği kendisini de ikna edememiş ki sanırım bu eksikliği Üniversite antetliyle kapatmak istemiş!

Sonra Uncular Federasyonu hangi hakla Başbakanlıktan bu tür yayınların önceden durdurulmasını isteyebiliyor? Acaba Başbakanlık Basın Danışmanlığı veya Basın Enformasyonu kendi büroları mı sanıyorlar. Demek yazım cidden birilerini rahatsız etmiş. Yoksa niye bu kadar tedirgin olsunlar ki!

Kusura bakmayın sevgili hocam, o rapor benim gibi bir cahili(!) bile tatmin etmemişken konunun uzmanlarını hiç etmez. Gelin, isterseniz ikimiz arasında kalsın o metin. Yayınlamayayım da kariyeriniz zarar görmesin. Olmaz mı?

Sevgili hocam sizin yapacağınız en güzel iş, danışmanlık yaptığınız insanlara açık olmalarını salık vermektir. Muhteviyatında ne varsa, batılı bir titizlikle göstermelerini ve yazmalarını sağlamaktır.

Sık sık yurt dışına çıkarım. Oralarda üzerinde  ‘helaldir' diye yazan veya "kosher"  ürün olduğunu gösteren bir işaret gördüğümde çekinmeden yiyebiliyorum. Ama bu ülkede üzerine bir de yemin billah koysalar şüphem geçmiyor.  Neden biliyor musunuz???

Bunu ben cevaplamayayım. En  iyisi siz bunu kendi vicdanınıza sorun, o size söyler!

Ahlaklı bir üretici, ürünün içeriği ve gördüğü işlemleri ürünün etiketine tam ve eksiksiz yazar. E 920, E 921 gibi vatandaşın asla bilmediği şeyleri, es geçeceksiniz sonra da "biz temiz üretim yapıyoruz" diyeceksiniz!

Bizde hiçbir fırın veya un üreticisi bunları yazmaz, yazmıyor. Bu ülkeye sürekli E920 giriyor. ( http://magaza.hammaddeler.com/L-Sistein-5-kg,PR-15125.html  

Peki, uncular ve fırıncılar kullanmıyorsa bunları kim kullanıyor?

İşte gıda hammaddesi sağlayan siteni konu hakkındaki dokümanı http://www.hammaddeler.com/index.php?view=article&catid=35%3Aaminoasitler&id=46%3Asistein&format=pdf&option=com_content&Itemid=281 Bu da satışı  http://magaza.hammaddeler.com/Sistein,LA_5836-2.html#labels=5836-2

Eğer siz, bizde kullanılan L-Cystein'in yapay bakterilerden üretildiğini söylüyorsanız, o zaman daha vahim bir iş var. Yani o zaman GDO belası da işin içine girmiş demektir.

Yazık bu memlekete!  Üreticisine bakınız bilim adamana bakınız!

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri