AK Parti'nin misyonu

Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun önceki gün Grup Toplantısında yaptığı konuşma içerik açısından önemli hususlar içeriyordu.

  • GİRİŞ13.04.2016 11:46
  • GÜNCELLEME15.04.2016 08:22

Davutoğlu ilk defa bir Ak Parti tanımı yaptı. Doğrusunu gerekirse bu tanım söylediği her şeyden daha önemli geldi bana. 
Bendenizin de eskiden beri sık sık Ak Parti’ye neden umut bağladığımızı dile getirip duymuşluğum vardır. O umudumuzu boşa çıkaracak hal ve hareketler gördüğümüzde de eleştirdik. Israrla, bu hizmet hareketi bireysel çıkarların tatminine vasıta kılınmaması için uyardık. 

Evet, biz bu partiyi hayrın tecellisinin bir kapısı bildik. 80 yıldır devam etmekte olan iman, ihya ve hayra hizmet çabalarının, siyaset bahçesinde meyve vermesine imkân verecek bir hizmet hareketi… elhamdülillah ümitlerimiz pek de boşa çıkmadı. Zira bu zamanda bir hükûmetin tüm hizmetlerinin ve mensuplarının pir u pak ve günahsız olmalarını beklemek reel değildir ve ahlaki de değildir… Sermayenin tamamen kirlendiği bir zamanda temiz süt bulmanın da mümkün olmadığı gibi.   

Zannedersem Üftade hazretlerine ait bir menkıbedir. Yahut Ebulvefa hazretlerine! 

Pirin süt satan (sütçü) bir müridi varmış. Bir türlü gerektiği miktar kadar süt satamazmış. Bir gün şeyhine gelip dert yanmış, “Üstadım neden kimse benden süt almıyor, bu hususta bana himmet eder misin?” diye sormuş.
Üftade hazretleri bir iki gün müsaade istemiş. Manen o müridinin halini murakabe etmiş ve görmüş ki müridi, hakiki katışıksız süt satıyor. Yani tas tamam helalinden bir süt… merak etmiş neden böyle katışıksız safi temiz bir sütü kimse almaz?

Manen denilmiş ki senin müridinin sütünün hak ettiği para halka yok. Halktaki para kirli. O zat da sütünü biraz kirletirse maksadına hasıl olur.
Üftade hazretleri hayret etmiş. Ertesi gün müridini çağırmış. “Evladım” demiş, “sütüne biraz su kat!” 

Mürid şaşkın şaşkın şeyhinin yüzüne bakmış, “Nasıl böyle bir şeyi benden istersin” der gibi…

Şeyh demiş ki:

-Evladım sen sütünü satamamaktan şikayetçi değil misin?

-E ben sana diyorum ki git sütüne biraz su akt öyle sat bakalım!

Müridin aklı basmaz ama şeyhinin istediğini yapar. Ertesi gün bir damacana sütüne bir sürahi su katar. Süt, süt… deyimeze, utanır demeye, içinde su olduğunu biliyor ya.  Bir de fark eder ki insanlar süt alıyorlar. Hayret eder. Sütünü tam bitiremezse de o gün epeyi satar.

Ertesi gün sütüne iki sürahi su katar. Bakar ki öğleye varmadan sütünü bitirdi. Sonra üç sürahi, dört sürahi, derken bir gün yarı yarıya su basar sütüne. Evden çıkar. Daha uzaklaşmamıştır karşıdan bir başka sütçü paytonu ile çıkagelir. O sütçü bizim sütçü ile karşılaştığı için çok mutludur. Der  ki:

-Kardaşlık bugün müşterimin biri çok fazla süt istedi. Her gün süt vermek zorunda olduğum müşterilerimin bır kısmına veremedim. Şu sütünü bana devretsen de müşterilerime mahcup olmamayayım. 
Bizim sütçü der ki, “ama ben bunu parekende satıp bir şeyler kazanmak işitiyorum.!”

Adam “tamam” der “parakendi fiyatın abana devret, diyorum zaten”.  Bizim sütçü hiç yorulmadan sütünü o gün bi temamiha satar ve doğruca şeyhine gider. 
“Üstadım şöyle yaptım böyle oldu böyle yaptım şöyle oldu… yarı yarıya su katıp satınca da böyle odu” der ve hikmetini öğrenmek ister.
Şeyhi ona der ki, “Evladım bu zamanda kimsede senin temiz ve helal sütüne verecek kadar temiz ve helal para kalmamış ki Allah o parayı sana nasip etsin. Sen sütünü kirlettiğin miktarda kirli para da gelip seni buldu!
Daha 1700 lerde durum bu ise, şimdi bir takım aklı evvelrerin kalkıp mahza hhayr olan bbir ilişki veya ticaret beklemeleri hakikaten ahmaklıktır. Bediuzzamanın siyasette “ehveni şer olanı tercih etme” düsturu da buna binaendir.

Dolayısıyla bir millet neye layık ise onunla idare olunur. Millet kendisini topladıkça, niyetini ve amellerini düzelttikçe onu idare edenler de düzelir. Nitekim önceki bir yazımda bu konuya temas etmiştim. Milletin dinine sarılması nispetinde bizim siyasetin de düzeldiği yönünde… 

Dün Sayın Davutoğlu’nu dinlerken o yüzden keyif aldım. Bir zamanlar üst düzey AK Partililere söylediğim, “Siz bizim Ak Partiye yüklediğimiz misyonu bilseydiniz, geceleri rahat döşeğinizde yatamazdınız” dediğim anı hatırladım.  Ona yüklediğim misyonun en üst düzeyde dile getirilmesi,  kabul görmesi beni Ayasofya için de umutlandırdı. Davutoğlunun, "Türk siyasi tarihinde büyük çığırlar açan AK  Parti hareketi, bugün yeni bir çığırın eşiğinde" sözünü iyi anlayalım. O çok şey anlatıyor. 

Bu yeni çağ inşallah Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığı çağ olacaktır. Çünkü bu millet adına yeni bir çağ denilecek dönem, Ayasofya’nın açılmasıyla başlar. Ayasofya, Müslüman Türk halkının mukadderatına vurulan tasmanın kilididir. O kilit kırılmadıkça, Asya’nın bahtı açılmaz. Ayasofya’nın açılması aynı zamanda “meşveret ve şura’nın siyasi hayatımızda hakiki bir esas olmaya başlayacağı dönemin kilididir. 
O kapalı olduğu sürece, Batının islam dünyası üzerindeki Hegamonyası devam ediyor demektir. Batı 1900 lerin başında bizim ocağımıza incir dikti. Dükkanımızı kapattı ve Ayasofya’yı müzeye çevirerek mühürledi. Şimdi o mühür kırılmadıkça bizim yurtlarımıza bahar gelmeyecektir. 

Diriliş dizisinin geçen bölümünde, Deli Demir’in –ki o sanayiyi temsil ediyor dizide- damadı olan delikanlının, kayınpederinin yerine körüğün ve örsün başına geçip Ertuğrul ile birlikte kılıç yapmaya kalkışması tuhaf bir şekilde bende, yeni dönem başladı inşallah diye bir umut vermişti içime…  ben hep ısrarla Davut döneminin açılması gerektiğini söyleyip durdum. Davut dönemi başlar başlamaz beniisrailin (yani inananların) yaptığı ilk işi kılıç yapmak olmuştu. 

“Biz siyasetin nesnesi olmaya değil siyasetin öznesi olmaya geldik, siyasetin öncüsü olmaya geldik. Biz tarihin nesnesi değil tarihin öncüsü olmaya geldik. Onun için mazlum milletlerin sesi bizim sesimizdir.” 
Curchill, Hayim Naom’a, “Sen Türk milletini Batı için bir tehlike olmaktan çıkar, ne istiyorsan verelim” demişti. Onun için, Cumhuriyet kurulur kurulmaz Di Kurumumuz Agop efendiye, Tarih kurumumuz da Muiz efendiye teslim edilmişti. Ta ki millitein beynini, istidadını ve fikrini bulandırıp islam ile alakalarını kessinler. 123 Eylül, 28 Şubat hep o ilk iradenin hortlamasının neticesi idi… Türk milletini ebediyyen kayıt altında tutmak.
Başaramadılar elhamdülillah. Ak Parti, bir siyaseten de o niyyetleri tar umar etti ve şimdi bizim bağlarımız yeni bir çağın filizlerini açmaya başladılar.
Ben de Sayın Davutoğlu’un üslubu ile “Selam bu güzel insanlara!”, “Selam bu güzel çabalara!” demek istiyorum. 

Açık ve net söylüyorum Ayasofya’yı açacak olan “Halkın beklediği Mehdi”dir.  Halkın beklediği “siyaset âleminde çıkacak Mehdidir!” zira. Onun tanımanın remzi Ayasofya’yı açmaktır. Nasıl ki, “Süfyanın sembolü secdeye mani serpuş” idiyse… Siyaset âleminde zuhur edecek Mehdinin sembolünin bir diğeri de tüm Müslümanları aynı hassasiyet ile kucaklamasıdır.  Ayasofya açıldığında, gidin bu işlerin tezahür etmesine hizmet eden zatın elini öpün ve ona biat edin. Çünkü o Mehdidir! 

Oturdukları yerde ahkâm kesen müsveddelerinin kulakları çınlasın!

Duyduğum kadarıyla hükümetin Ayasofya’nın açılması ilgili ciddi bir çabası varmış. Zaten de basit bir bakanlar kurulu karar gerekiyor. Hem siyaseten ve tarihen de Ayasofya’nın açılması vakti geldi. Korkmasınlar, dünyanın tepkisi, şu anda içinde bulunduğumuzdan daha fazla bir yalnızlık getirmez! Mucizeler asrında yaşıyoruz zira! Bir ölsek yirmi dirileceğiz. Yirmi ölsek üçyüz dirileceğiz. İslam dünyasının bağımsızlığı ve hilafetin devamı için asırlarca bayraktarlık yapan şu milletin elinden alınan Devlet istikbaldeki bir sadetle telafi edilecektir diye vaad vardı. Şimdi onun vaktidir. Şöyle demişti o zaman Bediuzzaman “Rüyada Bir Hitabedi”: 
“Eskiden beri Allah’ın adını yüceltmek, tek vücut olan İslam dünyasının bağımsızlığı ve bekası için kendisini feda etmeye görevli bilmiş, hilafete bayraktarlık etmiş bu İslam devletinin (Osmanlının) felâketi, İslam aleminin gelecektik saadetiyle telâfi edilecektir. Zira, şu musibet, hayatımızın abı hayatı olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişaf ve ihtizazını (islam kardeşliğinin yeniden doğup gelişmesini) hârikulâde tacil etti. Biz incinirken âlem-i İslâm ağlıyor. Avrupa ziyade incitse, bağıracaktır. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üç yüz dirileceğiz. Harikalar asrındayız üç gün ölümden sonra meydanda dirilenler var…” (Sünuhat, ss. 55-57 (mealen)) 
Merak etmeyin, Avrupa’dan bir itiraz ses çıksa dünyanın dört bir tarafından bin tane taraftarlık sadası yükselecektir. Eğer siz Ayasofya’yı açarsanız! 

Evet, Türkiye bu misyonu üstlenmeye hazır hale gelmiş bulunuyor. Zira artık Türkiye gerçekten mazlumlar safında. Bunu da sayıklayıp durdum, Türkiye mazlumlar ve dışlanmışlar safına geçmeden kaderden kendisine düşen payı alamayacaktır diye. 

Şimdi Türkiye tam o noktada duruyor. Tam vaktidir kendisi olmak için!  Birinci Cihan Harbinde mağlup edildiğinde, bu milletin payına parlak bir istikbal, bizi mağlup edenlere de müşevveş, karışık ve karanlık bir geçmiş düşmüştü! O payımızı almanın vaktidir inşallah!

Allah kendi inayetiyle bu milletin önündeki karanlıkları bulutları kaldırıyor, kaldıracak inşallah. Yeter ki halk rahmani çizgisini korusun ve siyasetçiler de onlara hizmet etmeyi şiar bilsin!

Selam ve dua ile...

Mehmet Ali Bulut - Haber7.com

 

Yorumlar49

  • Ademoğlu 3 yıl önce Şikayet Et
    Mehmet Ali bey hiç bir dayanağı olmadan Ayasofyayı açan mehdidir demişsiniz!. İnsanları dayanaksız bilgiler ile yanlış yönlendiriyorsunuz. Artık dayanaksız istikbal taşları bıraksanız hayrınıza olacak. Çünkü şimdiye kadar attıklarınız hep yanlış başı yardı. Kendi dünyanızda kurguladığınız şeylere önce kendiniz inanıyor sonra onu desteklemek için malumatınızı kullanıyorsunuz ve hataya düşüyorsunuz. Dün F.G nin mehdi olduğu zannıyla bir sürü hata yaptınız.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Mehmet geyik 3 yıl önce Şikayet Et
    Sürece tam uyum sağlamışsınız,yaşadınız gibi inanıyorsunuz artık.Eski yazılarınızın gözlerinden yaşlar akıyordu sanırım.Öngörülerinizin ne jadar kısır ve tamamen politik konjüktüre göre olduğunu azıcık akledenler elbette görür...Senin Davut da öyle oldu.Yalakalığı bırakıp,zalimlere karşı dik dur,dünya metaı geçicidir...ya da..dilsiz şeytan olmanın kurtuluşu varsa onu söyle,biz de eğilelim zalimlere...Yakında İsrailin meziyetlerinden bahsederseniz hiç şaşırmıyacağım,malum konjüktürel derinlik! Allah dan kork!Titre! ...ve ilmin haysiyetini koru,ves selam..
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • misafir 3 yıl önce Şikayet Et
    hmm..hocam o zaman süte su katmaya devam edelim..elhamdülillah.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • muharrem 3 yıl önce Şikayet Et
    Umitvar ettiniz inşaallah bizleri o günleri Rabbim görmeyi nasip etsin
    Cevapla
  • xxx 3 yıl önce Şikayet Et
    hocam cok güzel gelişmeler var katilıyorum fakat ak partililer devletin malını millettin hakkını yemeleri yolsuzlukları bir gorsen kafayı yersin cok cıddi söyluyom
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat