Müzisyenden katil olur mu?

Eklenme: 19 Eylül 2013, 09:47
Güncelleme: 19 Eylül 2013, 17:23 / 2,201 Okunma / 4 Yorum
Mehmet Ercan

Yazının hemen başında belirteyim ki, yazımın özünde müzisyenliğin önemini anlatmaya çalıştım; ki anlatabildiğime de inanıyorum.

Konu şu :

Ya ben çok denk gelmiyorum ya da cidden TV'ler şu sıralar ağalı-gelinli, oğullu-topraklı, hanlı-hamamlı diziler çekmez oldular.

Hani bir dizi ile birlikte topyekûn bir bölgenin böyle olduğunu kanaat getirmeye başladığımız dizilerden bahsetmeye çalışıyorum; yani tamamen yanlış bir algıdan.

Mesela ben ülkemizde bölge insanı denilen bölgede doğmuş biri olarak, dizilerde yayınlanmakta olan o aile türüne hiç denk gelmedim. Tamam kabul bunların tamamı senaryo ama dizilerde aktarılmak istenen senaryo değil gerçeğin böyle olduğu mesajı.

Neyse ki bunların arasında nadiren de olsa iyi bir diyaloğa, repliğe denk gelmem mümkün.

Yine böyle dizilerden biri. Sahne şöyleydi:

Çekim dış gece; konağın genişçe bahçesi. Yaklaşık 60 yaşlarında bir ağa ve onun 20'li yaşlarında toy oğlu. Sahnede geçen diyalog ise, konakta ise işlenmiş olan bir cinayet ve bulunmaya çalışılan katil zanlısı.

Güngörmüş geçirmiş ağa ve oğlu konuşurken, kendilerinden 30-40 metre ileride, konağın kahyası içli içli mey çalmaktadır.

Ağanın oğlu, babasına; "baba, katil kahya olabilir mi" diye bir soru sorar. Ağanın cevabı ise şudur: "Biraz dinle bak, nasıl mey çalıyor, sence böyle mey çalan biri cinayet işleyebilir mi?" Ve sahne değişir.

Yazımın sonunda belki yazıya dair "Eee. Ne anlamalıyız şimdi?" gibi bir düşünce olabilir diye ben bir fikir vermeye çalışayım. Çocuklarımızın bir enstrüman çalabilmesi için mümkünse yönlendirmeye, hayata biraz da müzisyen açısıyla bakmalarına yardımcı olmaya çalışalım.

Yaklaşık 3 yıl önce bir kış ayında, kara yollarıyla Kayseri'den Istanbul'a arkadaşım Levent'le Kırşehir'den geçiyorduk. Aracı kullanan bendim ve durup Levent'ten de inmesini istedim. İndik ve etrafımıza bakındık. "Levent burası neresi?" diye sordum. "Kırşehir abi" diye cevap verdi.

"Peki ne görüyorsun?" diye sorduğumda Levent, "Yani pek bir şey görmüyorum abi, ne görmeliyim ki?" diye cevap verdi.

"İşte Levent, şu an bir şey görmediğin bu Kırşehir'de (ki buradaki  - bir şey -  görmüyor olmamız, Kırşehir'in kendimizce İstanbul'a olan kıyasıdır, yoksa Kırşehirimiz tabi ki güzide illerimizden biridir) bundan 20/30 yıl önce daha da bir şey yoktu. Ama ayakları çıplak, toprağa temas halinde yaşayan Neşet diye biri; yüzlerce esere imza atarak, ki bunların onlarcası birçok sanatçı tarafından seslendirilen hit eserler haline gelmiştir.   Teknolojinin bu denli gelişmemiş olduğu o yıllarda, bir insanın kendi gönlüyle başbaşa kalarak, ‘Gönülden gönüle bir yol vardır görünmez' demesi suretiyle gönülden gönüle yollar inşa etmiştir". Dedim. Hani serde radyo programcılığım var ya, bu nedenle tespit yapmam gerektiği bilinciyle tespitimi Kırşehir'de bıraktım ve Istanbul'a döndük. Neşet Ertaş'a rahmet dileklerimle.

Uzun lafın kıssası; hayata müzisyen penceresinden bakmak, detaylarda gizli hayatı biraz daha algılamaya yardımcı olacaktır kanaatindeyim. Eğer ki aynı kanaatteyseniz, tekrar etmekte fayda var; mümkünse, şartlarınız el veriyorsa, çocuklarınıza müzisyen olmaları konusunda yol verin.

Mehmet Ercan - Haber7

ercan@mehmetercan.com.tr

@_mehmetercan

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri