Kendi kıskançlığınızla başetme yolları

Eklenme: 13 Haziran 2012, 09:41
Güncelleme: 13 Haziran 2012, 09:41 / 21,930 Okunma / 3 Yorum
Mehtap Kayaoğlu

Psikolojik danışmanlık hizmetini vermeye başladığımdan beri varoluş seyrini hiç bozmayan ender konulardan birisi "kıskançlık" sevgili okurlar!

Sizlerden öyle çok soru geliyor ki; aşırı kıskanç olduğunu dile getiren, bu konuda ne yapabileceğini öğrenmek isteyen, kurtulmak istemeyi içinde barındıran, bir yanı çaresizlik diğer yanı umut dolu sorular...

Kıskançlık; psikolojik açıdan bakıldığında "sende var, bende yok" duygusunun adıdır. İnsanoğlunun dünyaya gelirken cebinde getirdiği önemli duygularından birisidir. Ötekinde olan, kendisinde olmayan durumlarda devreye giren bir duygu sarsıntısıdır. Eksikliği hissedilen, yitirilmek istenmeyen, tehdit algılanan olaylarda varlığını hissettirir. Azı karar çoğu zarar misali, dozunda yaşanırsa rahatsızlık vermeyen; ileri boyutta yaşanırsa kişinin hem kendisine hem de çevresine zarar veren yıkıcı bir yapılanmadır.

Aslına bakılırsa kıskançlık, "kaynak kullanım problemi" olarak da tanımlanabilir. Günlük hayatta duygu ve ilişki kaynakları vardır. Bu kaynaklardan yeterince istifade edemediğimizi hissettiğimiz yerlerde kıskançlık başlar. Yani kardeşini kıskanan çocuk, kardeşini kıskanmaya çok meraklı olduğundan değil, anne/babasının sevgisinden yeterince istifade edemediği için kıskançlık yaşar. Çünkü anne/babasının, annelik ve babalık sürecinden yeterince faydalanamadığını, kardeşinin bu kaynaklara bolca sahip olduğunu farkeder. Derken içinde bir yerlerde kıskançlık duygusu oluşur.

Genel olarak düşünecek olursak, hiçbir duygumuz elini kolunu sallayarak tek başına gelmez hayatımıza. Birisini kıskanırken, aynı zamanda ona karşı öfke duyguları beslediğimizi de farkederiz. Yani kıskançlık duygusunu yaşıyorsa bir insan, ona mutlaka başka duygular da eşlik eder. En tipik örnek, kıskançlık cinayetleridir. Hiçbir kıskançlık tek başına cinayet işletmez! Kıskançlığa eşlik eden öfke, alınganlık, aldatılmışlık duygusu, değer görmediğine inanma, mutsuzluk, çaresizlik ve kişiyi elde tutmaya yetecek özgüvenin olmaması bir araya geldiğinde ortaya cana kıyıcılık çıkar. Anlaşılacağı üzere yeryüzünde hiçbir insanın sadece tek bir duygudan yola çıkarak davranış sergilediğini düşünmek mümkün değildir.  

Kıskançlığın raydan çıktığı durumlara "haset" diyoruz. Haset, kıskançlıktan daha tehlikeli bir durumdur. Kıskançlık bir miktar kabul edilebilir; ama haset oldukça yıkıcı bir duygudur. "Bende yok, sende de olmasın" duygusunun adıdır. Hani şu bazı şarkılarda dinlediğimiz gibi... "ya benim ol ya da kara toprağın(!)" 

Bu hatırlatıcı bilgileri kısaca verdikten sonra kıskançlık duygusuyla başetme yolları neler diye merak edenler için hemen sıralamaya başlayayım:

Öncelikle kıskançlık duygusu yaşayan kişinin, kıskançlık duygusunun farkına varması gerekir. Eşini aşırı kıskanan ve nefes aldırmayan bir beyefendi, bu fevri tavrının adını "Seven erkek kıskanır" diye koyarsa, kıskançlık duygusuyla başetmesi mümkün olmaz. Seven insan elbet kendisine ait olduğunu hissettiğini başkalarıyla paylaşmak istemez. Sahiplenme duygusuyla korumak ayrıdır, kişiye nefes aldırmayacak kadar sıkıp boğmak ayrı! Demek ki ilk kural, duygumuzun farkında olmak ve kıskançlık yaptığımızı kabul etmekten geçiyor.

İkinci olarak, kıskançlık yaşadığınız durumlardaki duygunuza çok dikkat etmelisiniz. Hangi duygu sizi kıskançlığa götürdü, ne düşünürken kendinizi nasıl bir kıskançlığın içinde buldunuz gibi. Kişi kıskançlık yaşamadan önce, kendisini o yola saptıracak yardımcı düşüncelerle harekete geçer. Hangi durum, hangi düşünce sizi kıskançlığa doğru yol aldırdı, farkına varmaya gayret edin. Böylece o yolu, yani sizi kıskançlığa götüren yolu gayet iyi tanıma fırsatınız olur. Farklı deneyimlerinizde, farklı olaylarda aynı yolu takip etmezsiniz. O yolun sizi kıskançlık duygusuna götürdüğünü bilir, kendinizi yolun başındayken kıskançlık duygusundan alıkoyabilirsiniz.

Üçüncü yöntem, kıskançlık duygunuza hangi duyguların eşlik ettiğine dikkat kesilmenizden geçiyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi, hiçbir kıskançlık duygusu tek başına gelmez. Onu farklı duygular takip eder. Diyelim ki arkadaşınızı kıskanıyorsunuz. Nedenini bilmiyorsunuz ama! Kendinize ve duygunuza dikkat kesildiğinizde, onun aldığı başarıyı kıskandığınızı düşünürken, diğer yandan kendi çalışma prensiplerinizdeki baştan savmalığa öfkeli olduğunuzu da farkedebilirsiniz. İlk etapta arkadaş başarısını kıskanmak gibi görünen durumun altından bir sürü duygu çıkar. Çalışma prensiplerinize kızmak gibi, onun kadar çalışsanız bile belki aynı başarıyı elde edecek özgüvene sahip olmadığınızı keşfetmek gibi, ders çalışmayı bilmediğiniz için başarı konusunda kendinizi çaresiz hissetmiş olmanız gibi vb. Eksiklik hissettiğiniz yanlarınızı beslediğinizde işini kolaylaşır. Benzer ayrıcalıklara sahip olduğunuzu, benzer başarıya imza attığınızı gördüğünüzde kıskançlık yapmanıza gerek bile kalmaz.

Kıskançlık yaşayan kişilerin kendilerine özgü, alışageldikleri bir düşünce biçimleri vardır. Peşpeşe olumsuz şeyler düşünürler ve masum başlayan bir görüntü insanın beyninde fırtınalar koparır. Örneğin; eşinin yanında başka bir kadın gören hanımefendi, eşiyle bu kadın arasında bir ilişki olduğundan şüphelenmeye başlarsa, inanılmaz rahatsızlık hissedeceği bir kıskançlığa da adım atmış olur. Otomatik düşünceler başlar hemen. "Yanındaki kadın kimin nesi... hımm iyice de giyinmiş süslenmiş, bak sırf kocamın dikkatini çekmek için, acaba geçen akşam geç kaldığında işim var demişti, yoksa bu kadınla beraber miydi, acaba birlikte bir yerlere gitmişler midir, orda yakınlaşmışlar mıdır, bu kadın için bizi terk eder mi, eşimle boşanmak zorunda kalır mıyım, çocuklarım babasız büyüyecek, boşanırsam etraftaki insanlar ne düşünür..." gibi.

Bu gibi birbirini takip eden, raydan çıkmış, günlük hayatta başkaları için doğru gibi görünse de bizim yaşadığımız olayla doğrudan bağlantısı olmayan tren vagonu gibi sıralanmış düşüncelere "otomatikleşmiş düşünce" diyoruz. Kıskançlık yaşayan kişiler, otomatikleşmiş düşüncelerle kendilerini kışkırtırlar ve kendi morallerini bozarlar. Bu raydan çıkmış düşüncelerin gelişmesine izin vermemek gerekir. İlk bir kaç cümle akıldan geçtikten sonra kişi kendisine gelmeli ve gerçekçi düşünmeye başlamalı. "Hay Allahh! Ne alakası var. Nerden çıkarıyorum böyle şeyleri, ne ayrılması, ne terkedilmesi... nerden nereye geldim ben böyle..." gibi.

Farklı insanların benzer tecrübeleri olabilir. Bizim hayatımız bunların aynısını içermek zorunda değil. Hatta kendi hayatımızdaki benzer tecrübelerin bile aynısını yaşamak zorunda değiliz. Dolayısıyla buna benzer durumlar yaşanmışsa hayatımızda, ne yapıp edip geride bırakmayı prensip edinmeliyiz.

İllaki otomatikleşmiş düşünceler geliştirmek istiyorsanız, iyi ve güzel düşüncelerle yapmaya çalışın. "Arkadaşlarım hep onu seviyor zaten, şuna bak kimse benimle ilgilenmiyor, beni kimse sevmiyor, bu gidişle kısa zamanda bizim arkadaşlığımız bozulur..." yerine "Arkadaşlar bugün onunla daha fazla ilgileniyor, biraz sıkıntısı var gibi, insanların onunla ilgilenmesi işe yarar umarım, geçen gün de benimle çok ilgilenmişlerdi, herkes herkesi seviyor, ayrıca herkes herkesi çok sevmek zorunda da değil aslında, arkadaşlığımız şimdilik iyi gidiyor, uzun zaman devam edeceğe benziyor, kendimize dikkat edersek bu arkadaşlık bir ömür boyu sürer, bizler tam kafa tipleriz çünkü..." gibi.

Kıskançlıktan kurtulmanın en önemli yollarından birisi de kişinin kendisine yatırım yapmasından geçer. Sosyal aktivitelere katılmak, hobiler geliştirmek, kendinizi sevdiğiniz faaliyetlerle beslemek çok önemli. Böylece olumlu bakış açısı kazanmanız kolaylaşır ve şüphecilik/kuşkuculuk üretmek için vaktiniz azalır. İnsan boşluktayken etraftaki her şeye kafasını yorabiliyor. Kendisine yatırım yapan, özgüvenini geliştiren, sevdiklerine kaliteli zaman ayıran, başkalarıyla kendisini kıyaslayıp durmayan, her insanın değerli, biricik ve özel olduğunu bilen kişiler kıskançlık yapmaz! Hatta yapamaz!

...

Kendi başınıza bunları yapmaya gayret edin. Eğer tıkandığınız yerler olursa elbette yardımcı olmaktan mutluluk duyacağım. Bununla beraber olumsuz otomatik düşünce alışkanlığı olan ve bu düşünce şeklini değiştirmekte zorlanan kişiler varsa müjde vereyim. Kurtulmanıza ve olumlu düşünmeye başlamanıza yardımcı oluyoruz. Terapilerle farklı düşünme süreçlerini kazanmanızı sağlıyoruz. Hatta hipnoz yöntemiyle bilinçdışınıza kazıdığınız olumsuz düşünceleri, olumlu düşüncelerle yer değiştirmeyi öğretiyoruz size.

Çok keyif alacağınız, iyi ki gidip yardım almışım diyeceğiniz çalışmalar bunlar. Öyle keyifli ki... herkesi kıskandırır...!

Sevgiler...

Mehtap KAYAOĞLU (Psikolojik Danışman &Psikoterapist) - Haber 7

www.yuzlesme.tv

mehtap.kayaoglu@yuzlesme.tv

mehtapkayaoglu@gmail.com

http://www.facebook.com/psk.mehtapkayaoglu

htttp://www.twitter.com/mehtapkayaoglu

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri