Gıda Yasasına Gereksinim Var

  • GİRİŞ13.05.2013 08:15
  • GÜNCELLEME13.05.2013 08:15

Ülkemizde maalesef bu denetim eksik. Hem de ne eksik.

Üstelik çağdışı yasakçı bir zihniyetle, Gıda denetimi yapabilecek laboratuarların açılması bile yasaklanmış. Gerekçesi ise tam bir yüz karası. “Gıda Yasası olmadığı için laboratuar açılmasına izin veremeyiz” denmiş üst düzey bir bürokrat tarafından. Yapmak için kolları sıvayan laboratuarlara da hemen ve derhal gözdağı verilmiş “elinizdeki mevcut yetkileri alırız, laboratuarınızı kapatırız, size hiçbir iş de vermeyiz” diye.

Vatandaş “Lanet olsun bu zihniyete” diyor, kısa ve net bir açıklamayla. Doğru da söylüyor.

Bu çirkin zihniyetin ve uygulamanın benzerini geçmişte yaşamıştık. İçme suyu tahlili yapan bir laboratuarı Sağlık Bakanlığı hemen ve derhal kara listeye almış, çalışma izni ve diğer işlemler için gerekli laboratuar hizmetleri verenlerin listesinden çıkarmıştı. Hem kendileri gerektiği ciddiyetle analiz yapmaz, hem yeteri kadar çalışmazlar, hem de yapanları kara listeye alıp cezalandırırlar. Bu yasakçı ve cezalandırıcı mantığa ve uygulamaya artık son verilmeli, insan sağlığı için gece gündüz çalışan bu laboratuarlara da gerekli her tür kolaylık yapılmalıdır.

Vizyonsuz bürokratların, yasakçı zihniyetleri ile varılacak hiçbir başarılı hedef yoktur. Olamaz da…  Sağlık Bakanlığı yasakçı ve cezalandırıcı uygulamalarını bir kenara bırakmalı, Tarım Bakanlığı ile Sağlık bakanlığı işbirliği yapıp, önce Gıda Yasasını çıkarmalı, sonra da eldeki iki önemli laboratuarın hangi analizlere hizmet vereceğine karar verip, her ikisini de geliştirmeli ve halkın kullanımına açmalıdır.

Her iki bakanlık Gıda analizine yönelmek isteyen özel laboratuarlara da her türlü maddi ve manevi desteği vermeli, müşterek bir uygulama içine girmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti mükemmel bir yasa ile bu sorunu çözmüş ve gıda üzerindeki etkili denetimlerini yıllar önce başlatmıştır. En azından diğer konularda gerekli olan yasalarla ilgili yaptığımız gibi, Türkiye'den bu yasayı alıp kendi koşullarımıza adapte ederek uygulamaya koyabiliriz.   

Ben gıda denetimini “üretimden tüketime” diye yazdım ancak bu sözün gelimi. Gerçekte kullanılan tohumların “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” (GDO) olup olmadıklarının kontrolü ile başlamalı “Gıda Denetimi” ve bu gıdaların insan dışkısı halinde katı atık formunda yeraltı sularına katılımına kadar sürmelidir.

Günümüzde erkeklerde çok yaygın olarak tespit edilen kısırlığın nedenleri peşine düşmüş olan bilim insanları ve araştırmacılar çok ilginç bir neden üzerinde yoğunlaşmaya başladılar. Bu bulgunun kökeninde gene laboratuarlar yapılması gereken çeşitli analizlerin eksikliği yatıyor.

Kadınların doğum kontrolü amaçlı kullandıkları haplar görevlerini yaptıktan sonra gerek idrar, gerekse de dışkı yolu ile önce evlerin septik kuyularına gitmekte oradan da yer altı sularına karışmakta. Yer altı sularına karışan bu hormonlu atık sular, içme suyu olarak kullanılan kuyulara ulaşarak kuyularda bulunan suyun içinde yerini almakta. İçme suyuna dönüştürmek amacı ile yukarı çekilen bu sular, adına "Ters Ozmoz" (Reverse Osmosis) denilen arıtma ve her türlü kimyasal işlemden geçirildikten sonra mikroplardan arındırılıp, gerekli mineraller de katıldıktan sonra pırıl pırıl ve mikropsuz bir şekilde halkın kullanımına sunulmakta.

Sunulmaya sunulmakta ama bu sulara Gıda Yasası altında hormon analizi başta olmak üzere gerekli olan her tür analiz yapılamadığından, bu sular keyifle içilmelerine rağmen birçok ülkede erkeklerin kısırlığına neden olmakla suçlanmakta artık.

Ülkemizin nüfusu yeraltı sularını atık hormonlarla kirletecek denli yoğun olmasa da, hükümetimiz, Sağlık bakanlığı ve Tarım bakanlığı müştereken tedbir almak zorundadır. Bu konuda faaliyete geçmek isteyen ve gıda analizi yapmak isteyen laboratuarlara derhal izin verilmeli, ilk fırsatta da "Gıda Yasası" çıkarılmalıdır.      

Bu güne değin “Gıda Yasası”nın KKTC Meclisinden çıkmamış olması gerçekten de büyük bir eksikliktir ve eğitim düzeyi çok yüksek olan ülkemize de hiç yakışmamaktadır...

e-mail: ata@kk.tc

http://www.twitter.com/ataatun

Yorumlar2

  • mevhibe inal 13 yıl önce Şikayet Et
    gıda tekeli... aynı zamanda bu tohum-ilaç-kimya şirketleri dünyanın bütün tohum ve bitkilerini patentliyor. Doğal tedeavide kullanılan bitkilere inanların erişimi yasaklanıyor. Asya-Afrika-Ortadoğuda çiftçinin ektiği ürün ucuza ithal ediliyor, bedava GMO tohum veriliyor. Elindekini satamayan, İstediği verimi alamayan çiftçi toprağını tekele vermek zorunda kalıyor Afrikadaki gibi. Doğal tarlaların GMO tohumlarla etkilenip bozulduğu, GMO tohumların istenen verimi vermediği, gübre-ilaç -tohum fiyatlarının artiği Hindistanda çiftçiler intihar ediyor. Dünya nufusunu gıda yoluyla düşürme projesi var. Tohumu kontrol eden, gıdayı kontrol eder, gıdayı kontrol eden nufusu-hayatı kontrol eder. Su-Toprak-Tohum Milli Stratejik öneme sahip. "Seçilmişler" Dünyanın en verimli topraklarında yetişen gıdalarla beslenirken, insanlar sentetik-GMO karışımları ile obez edilip kısrlaştırıyor....
    Cevapla
  • mevhibe inal 13 yıl önce Şikayet Et
    Geç değil... 1994 Abede ilk GMO mahsul satışının kabul tarihi. O günden beri diabet-allerji-astım-obezite ve bunlara bağlı hastalıkların artığı, labaratuvar deneylerinde hayvanlarda tümörlerin-kısırlığın oluştuğu söyleniyor. Abedede yıllardır GMO karşıtı çıftçiler-kuruluşlar-bilim adamları hiç olmazsa gıda ambalajlarında etiketlensin diye uğraşıyor. Tekel şirketlerin baskı-dava-tehdit-itibarsızlaştırma-işinden etmeleri ile boğuşuyorlar. Tekel şirketlerin, gıda denetleme kurumları ve politikacılarla ilişkileri çok şaibeli. GMO iddia edildiğinin tersine daha çok sentetik kimyasal ilaç-gübre-su istiyor verim düşüyor. GMO ekimi için dünya hükümetlerine baskı yapılıyor. Avrupa-Rusya direniyor. Rus bilim insanları 3. nesil farelerin tamamen kısır olduğunu buldu. Tekel şirket, aynı anda kimya-tohum-ilaç şirketi. bunlara katılan enerji tekeli ile Afrikade geniş alanlara GMO bio-enerji tarlaları kuruluyor.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat