Saadet'li 4’lü ittifakın oy oranı nedir?

Eklenme: 09 Mart 2011 08:01
Güncelleme: 09 Mart 2011 08:01 / 69,884 Okunma / 202 Yorum
Prof. Dr. Osman Özsoy

Erbakan'ın vefatından önce hazırlıkları başladığı iddia edilen AK Parti karşıtı Saadet'li 4'lü ittifakın muhtemel oy oranı, barajı geçebilirler mi sorusunu da beraberinde getirdi. İşte sayısal tablo...

Eski Bakanlardan Yaşar Okuyan, Saadet Partisi lideri Erbakan’ın vefatından bir gün sonra CNN Türk’de katıldığı bir programda, “Erbakan vefat etmeseydi, bugün hastanede AK Parti’ye karşı oluşturulacak ittifak için girişimleri konuşacaktık” dedi.

 Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek de, 12 Haziran'da yapılacak genel seçim öncesi ittifak arayışlarına ilişkin, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi (BBP), Türkiye Partisi (TP) ve Demokrat Parti (DP) arasında ittifak görüşmelerinin sürdüğünü açıkladı.

Bu tür bir ittifakın sandıkta şansının ne olduğuna geçmeden önce, bu tür süreçlerde siyasetin genel tablosunun nasıl seyrettiğine bakmakta yarar var.

Bugünlerde Ankara hareketli...

Milletvekili aday adaylığı için başvurular başladı.

2002 seçimlerine kadar milletvekili olmak isteyenlerin önünde, seçilebilme umudu vaat eden en az 5 partili seçenek olurdu. Bu 5 partinin aday listesinde ilk sıralarda yer alan isimler, sandıklar açılıp oylar sayılıncaya kadar büyük heyecan yaşarlardı.

Geçti artık o günler...

Rahmetli Özal sağlığında iken gün gelecek 2,5 parti 2,5 gazete kalacak demişti de, gülüp geçmişlerdi. İşin siyasi tarafa bakan öngörüsü bir bakıma gerçekleşti.

Türkiye 2002 seçimlerinde sandığa giderken, o sırada Meclis’te grubu bulunan 5 partinin hepsi Meclis dışında kaldı. Yeni bir siyasi dönem başladı.

Türkiye 22 Temmuz 2007 seçimlerine giderken, memleketin en okumamış cahili bile, Meclis’e en fazla 3 partinin gireceğini görebiliyordu. Kahin olmaya gerek yoktu.

3 ay sonra 12 Haziran 2011’de yapılacak seçimde Meclis’e yine en fazla 3 partinin gireceğini, bırakın ülkemizdeki insanları, Kenya’da yaşayıp Türkiye ile uzaktan dumanla haberleşen kabileler bile biliyor artık.

Bu 3 partinin dışında sandığı sarsacağını iddia eden partiler ise, propaganda amacıyla araçlarla sağa sola giderken, hiç olmazsa depoya benzin koyacak kadar kendisine gaz verdikleri işadamlarından destek alabilmek için işin doğası gereği durumlarını biraz abartacaklar. Seçimi aldık, alıyoruz diyecekler. Destekçilerine gaz verecekler ki, araçlarına gaz koyabilecek kadar işleri yoluna koyabilsinler. Alışılagelmiş siyasette böyle olur bu işler. Dilenciye 50 kuruş verirken cennete giden yolu araladım moduna geçen insanlar, fani dünyanın kirlenmiş yollarından geçerken bir siyasi partiye 500 TL parayı başka hangi motivasyonla versinler.

Sözün kısası şu: Siyaset yapılacak kanallar azaldı...

Adaylar, 12 Haziran’da yapılacak seçimde AK Parti, CHP veya MHP’den aday olabilme şansı bulabilirse, seçilebilme şansları var. Olağanüstü bir durum olmazsa (hepimiz faniyiz, bu nedenle beklenmeyen ölümler, kıyametin kopması vs. gibi şartlar dışında) şu an görünen tablo bu.

Diğer partilerden aday olanların da kazandıracakları var ama, onlar da bu adaylar için afiş basan matbaacılar, seçim malzemesi üreten eşontiyoncular ve yaptıkları miting sırasında satış yapan işportacılar. Haliyle dinamik ekonomimiz için bu da bir kazanç.

Bu arada bir dost hatırlatması da yapalım. Bu 3 partinin dışında diğer partilere hizmet veren tüm esnaf vb. bütün işkollarına, hangi işi yapacak olurlarsa olsunlar, paralarını peşin almalarını öneririm. Yoksa 13 Haziran sabahı adayların 7 ced sülalesinden birine bile ulaşamazlar. Görmedim, duymadım, bilmiyorum sözcükleri en çok seçimin ertesi günü kullanılır bu ülkede. Bu konularla ilgili envai çeşit örneğe, konuyla ilgili kitaplarımızda yer verdik.

Olası ittifak tablosu...

12 Haziran’da yapılacak seçime giderken tablo bu kadar net olunca, bu 3 partinin dışındaki diğer partilerden bazılarının ittifak yaparak barajı aşabilme arayışına girmesi de yine işin doğasında var. Fakat bu girişimi yaparken, Refah Partisi, MHP (o zamanki adıyla MÇP) ve Millet Partisi’nin 1991 seçimlerindeki ittifakını örnek almaları, her iki dönemin koşulları siyaset sosyolojisi çerçevesinde değerlendirildiğinde, sağlıklı bir karşılaştırma olmaz. Ülkenin şartları, seçmen algıları ve dünya artık çok değişti.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 27 partinin seçime girme şartlarına haiz olduğunu açıkladı. Büyük bir rakam... Meclis’e şu an ki tablo ile 3 parti girecek göründüğüne göre, diğer 24 partinin mevcut sürece sadece seyirci kalacağını düşünmek de siyasetin doğasına aykırıdır. Bu partilerden her birinin, hiç olmazsa seçimler vasıtasıyla il ve ilçe teşkilatlarında heyecan oluşturacak kadar bir hareketliliğe ihtiyacı var.

Gelelim istatistiki verilere...

Yukarıda, “seçim süreçlerinde siyasetin doğası gereği yapılan açıklamalar vardır” demiştik. Nitekim Demokrat Parti Genel Başkanı Zeybek, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi (BBP), Türkiye Partisi (TP) ve Demokrat Parti (DP) arasında ittifak olursa;“Biz bu ittifakla birinci parti olur, tek başımıza iktidara geliriz...” dedi.

Bu arada şunu da not edelim. Sayın Zeybek, böyle bir ittifakta daha baştan sıkıntı oluşturacak gereksiz bir açıklama da yaptı ve“Saadet’in Başbakan adayı da benim” dedi.

Lütfen öyle hemen gülmeyin. Bakanlık yapmış koca koca insan bunlar. Yalan söylüyorlar, sallıyorlar demek bize yakışmaz. Biz sayısal veriler üzerinden durumu izah etmeye çalışalım.

22 Temmuz 2007 seçimlerinde AK Parti %46.58, CHP %20.88, MHP %14.27, DP %5.42, Genç Parti %3.04, SP %2.34, BTP %0.52, HYP %0.51, İP %0.37 oy aldı.

 Yukarıda ittifak yapacağı iddia edilen partilerden DP ve Saadet’in oy oranı toplamı 7,76. Buna BBP’nin yüzde 1’lik oyunu da ilave edersek en fazla yüzde 9’a karşılık gelir.

Şu anda ne Saadet’te Merhum Erbakan var, ne de BBP’de Merhum Yazıoğlu...

Her iki parti de ilk defa karizmatik liderinden yoksun girecek seçim atmosferine.

Silivri konusunda Ne Demokrat Parti lideri Zeybek’in nerede durduğu belli, ne de Türkiye Partisi lideri Şener’in. Hatta Silivriseverler kampına da çok uzak sayılmazlar.

Seçime giderken Türkiye Silivri üzerinden yeni bir siyasi kamplaşma yaşayacağına göre, oluşturulacak mevcut ittifak aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık ikileminde kalacak.

Bu ittifak siyasi olarak nerede duracağı konusunda kontrpiyede kalacak. Silivri karşıtı olsalar ağababalarını, yandaşı görünseler seçmen kesimlerini kaybedecekler.

Üstelik, Saadet lideri AK Parti’yi eleştirirse kendi seçmeni rahatsız olmaz belki ama, ittifaka dahil diğer liderler AK Parti’yi eleştirirse gönülleri AK Parti yanında olur.

Bu nedenle kişisel kanaatımız şu:

Sadece AK Parti karşıtlığı üzerinden kurgulanmaya çalışılan bu ittifak, Silivri ekseninde dönecek olan seçim atmosferinde ve Gandi Kemal’e sunulacak sınırsız medya desteği nedeni ile, AK Parti’ye karşı çıktığı ölçüde seçmen aşınması yaşıyacak.

Bu sebeple, değil bu 4 parti, yanlarına 10 parti daha da alsalar, barajı geçme ihtimali görünmüyor. Üstelik, oluşacak kamplaşma sürecinde şu anki matematiksel toplamlarını bile bulamama ihtimali yüzde 80 görünüyor.

Dün AK Parti’ye 19 belediye başkanı katıldı, 7’si Saadet Partili... Erbakansız Saadet’e Saadetlilerin uyumu zor olacak. Saadet hele AKP karşıtı bir ittifaka girerse, Ecevit sonrası DSP gibi olacak.

Sayın Kurtulmuş’a bu süreçte tavsiyemiz şu: Ortalık toz duman olacak. Daha sonraki seçim süreçlerine siyasi oluşumunu hasarsız taşımak istiyorsan, bu kavgaya şu an taraf olma. Bize görünen manzara şu an itibari ile bu...

Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7
www.osmanozsoy.com.tr - http://twitter.com/ozsoyosman

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri