Atanamayan öğretmenler

Eklenme: 11 Mart 2012 07:36
Güncelleme: 11 Mart 2012 07:36 / 1,887 Okunma / 1 Yorum
Sedat Laçiner

Devlet adım adım ana istihdam alanı olmaktan çıkıyor. Eskisi gibi “hamili kart yakinimdir” denilerek işe yerleştirmeler KPSS ve benzeri sınavlar sayesinde olabildiğince azaldı.

11 Mart 2012 Pazar    Ancak devlet eğitim ve güvenlik başta olmak üzere bazı alanlarda hala en büyük işveren konumunda. Her yıl on binlerce yeni öğretmen alınıyor. Son 10 yılda 316 bin 687 öğretmen ataması yapılmış, 157 bin öğretmen ise emekliye ayrılmış. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e göre öğretmen açığı en az 126 bin.

Bu yıl da devlet on binlerce yeni öğretmen ataması yapacak, önümüzdeki yıl da, ondan sonraki yıl da. Ne var ki öğretmenlerin atanamama sorunları yine devam edecek. MEB isterse bu yıl 200 bin öğretmen atamasını birden gerçekleştirsin, eleştirilerden yine de kurtulamayacak. Çünkü sadece geçen yıl KPSS’ye giren öğretmen adaylarının sayısı 230 bini aştı. İş için Milli Eğitim Bakanı’nın gözünün içine bakan adayların sayısının 500 binden fazla olduğu söyleniyor. Hatta bazılarına göre bu sayı 1 milyonu buluyor. Pek çok öğretmen adayı ise öğretmenlikten umudunu keseli çok oluyor.

Kısacası sadece MEB’in atamalarıyla iş bekleyen öğretmen adaylarını eritmek imkânsız. Şimdilerde Bakan Dinçer ve ekibi hummalı bir çalışma içinde. Çözümlerden biri Eğitim Fakültelerinin mezun sayısını azaltmak, böylece yeni aday baskısını kesmek. Bir diğer çözüm ise Eğitim Fakülteleri dışından gelen adayların sınavlara girmesine mani olmak, böylece sadece öğretmenlik eğitimi almış olanları istihdam etmek. Çünkü adayların çok büyük bir kısmı kendi alanlarında iş bulamayıp sonradan öğretmenlik formasyonu alan Fizik, Kimya, Fransızca vb. bölümlerden mezun olanlardan oluşuyor.

Önce üniversiteler

Aslına bakarsanız ne yaparsanız yapın sorunun özü istihdam sorunudur. Bu yöntemlerle MEB üzerindeki baskıyı belki azaltabilirsiniz, ancak aynı sayıda işsiz mezun bu kez başka alanlarda hükümet üzerinde baskı oluşturmaya devam edecektir. Oysa ki bizde Fen-Edebiyat (FEF) mezunları öğretmenliği tek çare görürken, ABD’de benzeri bölüm mezunları birçok farklı alanda çok rahat iş bulabiliyorlar. Benzeri bir durum Eğitim Fakülteleri için de geçerli. Demek ki sorunun özünde mezunlar ile istihdam arasındaki arz talep dengesizliğinden çok, gerçek hayat ile uyumlu nitelikli üniversite eğitimi sorunu var. Başka bir deyişle ister FEF, isterse Eğitim Fakültesi mezunu olsun, bizim çocuklarımız yeterince iyi bir eğitim alamıyorlar. Örneğin yabancı dilleri çok zayıf. Eğer FEF veya Eğitim mezunları yeterli İngilizce’ye sahip olabilselerdi sadece Türkiye değil, tüm dünya onlar için istihdam sahası haline gelebilirdi.

Yazının devamı için tıklayın >>>>

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri