ERDEMİR nereye gidiyor?

Eklenme: 05 Mart 2009, 14:44
Güncelleme: 05 Mart 2009, 14:44 / 12,509 Okunma / 8 Yorum
Zülfikar Doğan

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın adeta lokomotifi konumundaki, Türkiye'nin en büyük ve en eski halka açık kuruluşlarından Erdemir'de son zamanlarda bir şeyler oluyor.

Soruyorum! Şerif Coşkun Bey ERDEMİR nereye gidiyor?

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın adeta lokomotifi konumundaki, Türkiye'nin en büyük ve en eski halka açık kuruluşlarından Erdemir'de son zamanlarda bir şeyler oluyor.

OYAK Holding tarafından özelleştirme ihalesiyle ağırlıklı kamu hissesi 4 milyar dolara satın alınan Erdemir şimdilerde "zarar" yazıyor.

"Ne var bunda canım? Dünyada ve memlekette ekonomik kriz var! Tüm şirketler zararda, yada kapanıyor, kim kâr ediyor ki?" diyebilirsiniz. Ancak devenin ayağı hiç de öyle değil!

Korhaber'de yer alan haberde de görebileceğiniz gibi, Ereğli'de, Erdemir'de, İsdemir'de, İskenderun'da "bir şeyler" oluyor.

Geçen yılın 9 aylık döneminde önemli tutarda kâr açıklayan Erdemir, son üç aylık dönemde, yani Ekim-Aralık devresinde önemli tutarda zarar açıkladı.

Bu da makul olabilir. Küresel krizin siddeti yılın sonlarında arttı, otomobil fabrikaları, beyaz eşya fabrikaları üretimlerine ara verdi vb. gerekçeler üretilebilir.

Ancak "gerekçe" ayrı şeydir, "gerçek" ayrı şeydir. Mazeretler, sebepler, nedenler, istendiği anda her konuda bulunur.

Fakat Erdemir gerçeğinin bir başka boyutu var.

Erdemir bir süre önce internet üzerinden mamullerini satmak için, ihaleleri açık-şeffaf hale getirmek için bir sistem kurdu. Bu sayede hemen tüm alıcılar, sanayiler, tüccarlar, ihaleye çıkartılan mamulleri, taban fiyatı, ne kadar ton ürünün ihaleye çıkartıldığı görüyordu.

Erdemir kendi portföyündeki alıcılarına, müşterilerine ihale duyurularını e-posta ile iletiyor, tekliflerini de alıyordu. Tabi şeffaf ihalede her şey şeffaf olduğu için ihtiyacı olan en yüksek fiyatı veriyordu. Sadece spekülasyon için teklif atanlar ise devre dışı kalıyordu. Bu işten hem Erdemir, hem de gerçek sanayici, karaborsacı-stokçu olmayan gerçek saç tüccarı kazanıyordu.

Bu sistemde açılış fiyatı duyuruluyor, örneğin 500 dolar. Teklif atanlar birbirlerini ve birbirlerinin isimlerini görmüyor. Erdemir herkese bir kod-şifre vermiş. Dolayısıyla sitem son derece güzel işliyor, açılış fiyatının üzerinde herkes teklifini veriyor, en iyi fiyatı veren malı alıyor.

Ne olduysa son aylarda şeffaf ihale sistemi, internet üzerinden herkese açık, dümensiz-dolapsız ihale sistemi askıya alındı. Ya da küçük tonajlardaki, kıyıda-köşede kalmış mamuller için "dostlar alış verişte görsün" misali tek tük ihaleler yapıldı, yapılıyor.

Asıl büyük tonajlı, ihtiyaç dahilindeki mamuller ise kimi zaman el altından, kimi zaman doğrudan çağrı yöntemiyle 3-4 firmaya verilmeye başlandı. Bunlar başta Kayserili KMC olmak üzere, Yücel Boru, Keleşsan, Kemal Kösey gibi şirketler. Kayseri Metal Center (KMC) en büyük saç tüccarı oldu. Son yıllarda aldı başını gidiyor. Büyüdükçe büyüyor.

Erdemir'in mamullerini toptan, stoktan alıp-satarak neredeyse Erdemir'e rakip oluyor. Yücel Boru haydi diyelim ki aynı zamanda sanayici ama onlar da Erdemir'in stoklarından ucuz fiyatla mamulleri alıyor, sonra da diğer ihtiyaç sahibi sanayicilere ton başına daha yüksek fiyatlarla satıyor. İhtiyacı olan da mecburen bu fiyatı ödüyor. Kemal Kösey, Keleşsan da öyle. Saç ticareti ile Erdemir'den aldıkları ucuz fiyatlı mamulleri, yüksek fiyattan satarak katmerli kazanç elde ediyor.

Burada kaybeden kim? Öncelikle stoktaki malını el altından, ihalesiz ve ucuza bu 3-4 firmaya satan Erdemir! Zaren diğer alıcılar Erdemir'e gidip mal sorduklarında da Erdemir'in yanıtı "Elimizde mal yok, ama şu, şu firmalarda var, gidin oradan alın!" oluyor. Yani Erdemir kendi mamullerinin satışı için, diğer alıcılara bir de adres gösteriyor.

Ayrıca diğer alıcılardan ağır koşullar, banka teminat mektupları, taahhütnameler, teminatlar istenirken, rivayet o ki bu 3-4 firma mamulleri peşin parasız, banka teminatsız, ya sadece çekle, ya sadece sözle hem de bayağı iyi vadelerle alıyor, stokluyor.

Şimdi sizin aklınıza bu işte bir "iyilik" olduğu gelmez mi?

Erdemir zarar yazıyor. Bu mamullere ihtiyacı olan gerçek sanayici zarar yazıyor, ya da fahiş fiyatla bu 3-4 firmadan mal alıyor. Veya fabrikasını kapatmak, işçisini işten atmak zorunda kalıyor.

OYAK Holding'in başında Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Coşkun Ulusoy. Ta yıllar öncesinden, ABD'den rahmetli Özal çağırıp, Ziraat Bankası'nın başına geçirdiğinden beri tanırım. Hem de iyi tanışırız. Güzel sohbetlerimiz olmuştur.

Türkiye'yi, ülkesini, insanlarını seven, IMF'den, Dünya Bankası'ndan fazla hazzetmeyen, hatta IMF memurunu "Ben, koskoca asırlık Ziraat Bankası'nda genel müdürüm, sen IMF'de masa şefisin, muhatabın ben değilim, sen ancak benim müdür yardımcımla, ya da daire başkanımla muhatap olabilirsin" deyip, makamından gönderen bir insandır! IMF masa şeflerinin Türkiye'ye gelip, bakanları, başbakanları, Hazine müsteşarlarını, Merkez Bankası başkanlarını "sigaya" çekmesine üzülen, içten içe kızan-köpüren bir kişiliktir.

Kendisi subay babasını küçük yaşta yitirip, yetim büyüdüğü için, yetim çocuklarının okulu Darüşşafaka'da "parasız yatılı" okuduğu için, "yetim hakkı gözeten, yetim hakkının üzerine titreyen" birisidir.

Şimdi Şerif Coşkun Bey'in başında bulunduğu OYAK, Erdemir'i aldı. Coşkun Bey, Erdemir'i bu ulusal sanayinin dev şirketini ecnebilere kaptırmamak için OYAK'ın bankasını sattı, paraları Erdemir'e akıttı. 4 Milyar dolar saydı Erdemir'e.

Erdemir'in başına da 25 yıllık Erdemirci, Oğuz Özgen'i atadı. Diğer yöneticileri de değiştirdi.

Ama şimdi, işte şimdi sizlere anlattığım şu işlere bakın! Erdemir'in malları el altından ucuza 3-4 firmaya gidiyor, gerçek ihtiyacı olanlar bu şirketlerden Erdemir mamulu almak için fark, zam, avanta, lavanta ne derseniz ödemek zorunda kalıyor. 3-4 firma kazanıyor, dolarları istifliyor, Erdemir'in kârları eriyor. Erdemir'i OYAK aldı ama, çoğunluk hissesini. Yoksa Erdemir'in milyonlarca gariban veya zengin veya geleceğini

Erdemir hisselerine bağlamış küçük, büyük ortağı da var. Erdemir zarar edince bunlar da ediyor. Temettüler gidiyor. Hele bu "el altı satış" sistemi ile Coşkun Bey'in çok hassas olduğu "yetim hakkı" birilerinin cebine giriyor. Yetimler ağlıyor, işçiler ağlıyor, gerçek sanayici - tüccar ağlıyor, hatta bir Ereğli ilçesi tümüyle ağlıyor. Ama 3-4 kişi, Erdemir'de bir kaç yönetici ya da daha fazlası gülüyor. Hem de kahkahalarla gülüyor. Zenginleşiyor, keyifleniyor, cipleniyor, BMW'leniyor.

Bunları herkes görüyor, biliyor, bir Ereğli bunu konuşuyor. Memleket açlıktan, işsizlikten, krizden inlerken, Erdemir üzerinden birileri Milyon dolarları paylaşıyor.

Ben buradan Şerif Coşkun Ulusoy'a diyorum ki, "tebdili kıyafet" yapıp bir Ereğli'ye gidin. İki üç vatandaşı, 3-5 işçiyi, 5-10 kamyoncuyu, bir kaç fabrikacıyı, dinleyin.

Bir de Kahverengi Kahve'ye gidin, iki çay içip etrafta konuşulanları, "Erdemir benden sorulur" diyenleri çaktırmadan izleyin, dinleyin. Ereğli'de, Erdemir'de neler oluyor, gözünüzle görün, kulağınızla dinleyin.

Ha, unutmadan bir de son zamanlarda Ereğli yollarında gezen iki tane "ultra süper lüks BMW'ler kimin?" diye sorun, öğrenin!

Sonra da milyonlarca küçük hissedarınıza, emekli maaşını Erdemir hissesine yatıran yatırımcılarınıza, ağlaşan yetim çocuklarınıza her şeyi anlatın, olan-biteni gerçekleri söyleyin!


Zülfikar DOĞAN / www.Korhaber.com
korhaber@korhaber7.com  

Etiketler:
Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri