Marmara Denizi'nde deprem tehlikesi

Marmara Denizi'nde fay hattıyla ilgili ilk çalışmayı gerçekleştiren Fransız gemisinin, Marmara Denizi'nde kurulacak deniz altı gözlem istasyonlarıyla ilgili yaptığı çalışmanın sonuçları açıklandı. Bilim adamlarından tehlike uyarısı geldi.

Marmara Denizi'nde deprem tehlikesi
Marmara Denizi'nde deprem tehlikesi
GİRİŞ 15.12.2009 15:08 GÜNCELLEME 15.12.2009 15:08

Beyoğlu'ndaki Fransız Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, uzun yıllardır Marmara Denizi'nde yürütülen araştırmaların ana hedefinin İstanbul'u bekleyen deprem riski olduğunu söyledi.

Marmara Denizi'nin, 1999 depreminden önce araştırılmadığını, o tarihten itibaren yapılan araştırmalarla da dünyanın en çok araştırılan denizi haline geldiğini anlatan Prof. Dr. Görür, bu süreçte iki ulusal, yedi uluslararası gemiyle yürütülen çalışmaların da sonuçlandığını anımsattı.

Prof. Dr. Görür, bu araştırmalarla, Marmara Denizi altındaki fay sisteminin geometrisi, boyutları, birbirleriyle olan ilişkileri, olası kırılmanın nasıl olacağı, İstanbul'un hangi bölgelerinin nasıl etkileneceği gibi konulara ışık tutulduğunu da belirterek, son araştırmayla da Marmara Denizi tabanındaki fayların bazı bölümlerinde gaz ve sıvı çıkışları olduğunun tespit edildiğini vurguladı.

Marmara Denizi'nde açığa çıkan gaz ve sıvının, denizaltında gözlem istasyonları kurularak kimyasal ve fiziksel olarak gözlemlenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Görür, ''Marmara Denizi'nde kimyasal ve fiziksel değişimleri gözlemek bir bakıma deprem süreci başladığında depremin ayak seslerini önceden duymak anlamına gelir'' dedi.

ESONET projesiyle tüm Avrupa denizlerinde kurulmak istenen deniz altı gözlem istasyonlarının, bu denizlerdeki deprem başta olmak üzere doğal tehlikeleri gözlemleyeceğini dile getiren Prof. Dr. Görür, bu projeye Marmara Denizi'nin de eklenmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Proje çerçevesinde Marmara Denizi'nde kurulması planlanan gözlem istasyonlarının İTÜ, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesince işletileceğini kaydeden Prof. Dr. Görür, bu konuda yetkili kurumların ve merkezi yönetimin desteğini beklediklerini de söyledi.

-''DEPREM TEHLİKESİ KAPIDA''-

Prof. Dr. Görür, Fransız araştırmacıların, Marmara Denizi'nin tabanına öncelikli olarak iki deprem istasyonu kurulmasını önerdiklerini  belirtti.

Bilim adamlarının, 1999 depreminden sonra Marmara'da 30 yıl içinde deprem olacağını söylediğini anımsatan Prof. Dr. Görür, ''Artık Marmara'da deprem alarmı verildi. Deprem tehlikesi kapıda ve bu tehlike de geçmeyecektir. Bu alarmın ülkeyi yönetenlerce de ciddi alınması lazım'' diye konuştu.

-''MARMARA DENİZİ'NDE GAZ VE PETROL ÇIKIŞI VAR''-

Fransa Deniz Araştırmaları Enstitüsünden (IFREMER) Prof. Dr. Lois Geli de, Le Suroit gemisinin 4 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi vererek, denizaltında faya yakın noktalarda gözlem istasyonlarının kurulmasının önemine işaret etti.

''Marmara Denizi tabanında gaz ve petrol çıkışları olduğunu tespit ettik'' diyen Geli, bu çıkışların Küçükçekmece'nin güneyinde ve Tekirdağ ile Silivri arasında zirve yaptığının görüldüğünü anlattı.

Prof. Dr. Geli, gözlem istasyonlarının da bu bölgelere kurulmasını önerdiklerini söyledi.

IFREMER'den Prof. Dr. Roland Person da Marmara Denizi'nin ESONET projesi içinde yer almasının önemine dikkati çekerek, istasyonların sadece deprem için değil, çevre ve küresel ısınma konusunda da bilgi vereceğini dile getirdi.

-İSTASYONLARIN 2011'DE FAALİYETE GEÇMESİ PLANLANIYOR-

İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Çağatay da, Fransızların önerdiği denizaltı gözlem istasyonlarından birinin Küçükçekmece'nin 12 kilometre güneyine, diğerinin de Marmara Adası'nın 15-20 kilometre kuzeyine kurulmasının planlandığını belirterek, ayrıca bir pilot istasyonun da Gebze'nin beş kilometre güneyine kurulduğunu anlattı.

''Gerekli kaynaklar bulunursa istasyonların 2011 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor'' diyen Prof. Dr. Çağatay, istasyonların işletme giderleri de dahil beş yıllık maliyetinin 10 milyon avro olacağının da hesaplandığını kaydetti.

Prof. Dr. Çağatay, Marmara'nın tümünün deprem riski altında olduğunu, ancak fayın nereden kırılacağını kimsenin bilmediğini de söyledi.

Toplantıya Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Herve Magro da ev sahipliği yaptı.

KAYNAK: AA
YORUMLAR 4
  • Erdem Alphae 16 yıl önce Şikayet Et
    KOCgillerden Alaliya. TOKI diye birsey kuruldu ve Turkiyenin her bir sehrine devlet guvencesiyle binalar insa ediyor.. Bu kadar kisa zamanda Isntanbulu sil bastan insa etmesi imkansiz.. Bir diger nokta ise acilim sayesinde Turkiyenin dogusu kalkindirilarak gocu tekrardan oraya cekmek ve Turkiyenin istanbul merkezli bagimliligini kirmaktir ki olasi bir depremde Istanbuldan baska alternatiflerde olsun.. Allah dusunesin diye akil veriyor.. Ah su seytana uymaktan bir vazgecseniz...
    Cevapla
  • eylemcı 16 yıl önce Şikayet Et
    eğer 7 şiddetinde bir deprem olursa. marmarada bence 1 milyon insan ölür bu deprem kaçınılmaz ne zaman olacağı belli değil...1 milyon insan ölür dememdeki neden marmarada 1999 daki depremde 100 binlerce bina hasar gördü ve güya tamir edildi.. sen orta hasarlı binayı tamir edersenolası 7 lik depremde kesin yıkılır...ben marmara 1999 depremini dün gibi hatırlıyorum Allah kıyamete kadarda öle felaket yaşatmasın
    Cevapla
  • ALAİ KOC 16 yıl önce Şikayet Et
    AÇILIMCILARA............ Açılım gibi ne olduğu belirsiz saçma sapan işlere para ayıracağınıza Türkiyenin her yönden bel kemiği olan istanbulu deprem rizikosundan korumak için gerekli cihazlara ve alt yapı çalışmalarına harcama yapın.Doğuya yapılan yatırımlar zaten yeter.Değer mi bildiler?istanbul çökerse Türkiye felç olur. Bunu göremiyormusunuz?Bu kadar da umursamazlık?İnat uğruna ülkeyi harcamayın.Halen anlamadınız mı kimsenin birşeyi hazmedeceği ve de hazmettiği falan yok.Rüyadan uyanın artık aymazlar...
    Cevapla
  • adb 16 yıl önce Şikayet Et
    HİCRİ YENİ YIL BAŞLIYOR. TEBRİK EDERİM. 1 MUHARREM 1431. 17 ARALIK PERŞEMBE.. Muharrem ayı tarih boyunca kişiler, devletler bazında çok önemli dehşetli olayların olduğu bir ay olup, bir nevi senenin özetidir. Bu ayda olan gelişmelerin devamı sene içinde kendini göstermektedir. Peygamber Efendimiz "Dua belayı defeder" buyurmaktadır. Allaha c.c. karşı hesap veremeyecek bin türlü rezillikler (faiz, zina, içki,gıybet v.s.) etrafımızda var. Allaha c.c. bu ayda daha çok yalvaralım, maçla filmle, tıka basa çeşitli yemeklerle ömrümüzü zayi etmeyelim, maddi ve manevi hayırlar üzere olalım.
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Altın fiyatları sıkıştı! Alım fırsatı mı, kaçış sinyali mi? Uzmanından çarpıcı analiz!
Altında yönü FED belirleyecek: Kritik tarih 17 Haziran