PKK’nın güvendiği dağlara kar mı yağıyor-2-

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

ABD ve onun öncülük ettiği Batılı emperyalist güç odakları ve Rusya, Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasıyla alakalı olarak imzaladıkları mutabakatlara bağlı kalmadıkları ve verdikleri sözleri yerine getirme konusunda samimi olmadıkları bilinen bir gerçektir. 

Türkiye’yi hedef alan bölgedeki terör unsurları, NATO içinde müttefikimiz olan bazı Batılı ülkeler ile çok yönlü ilişkiler içinde olduğu Rusya, ayrıca kısmen de olsa İran tarafından farklı versiyonlarla desteklendikleri artık sır değil.

NATO bu tavrıyla sorumluluklarını yerine getirmediği gibi üye ülkeler arasında ideolojik bir yaklaşım sergilediği açıkça görülmektedir.

NATO, Rusya’ya karşı NATO üyesi olmadığı halde Ukrayna için tüm imkanlarını seferber ederken, Polonya’ya nereden atıldığı bilinmeyen ve boş araziye düşen iki roket için 5. Maddeyi devreye sokma tehdidinde bulunurken, yıllardır sürekli saldırılara uğrayan ve terör tehditleriyle karşı karşıya olan Türkiye’ye için 5. Maddeyi işletmemesi kendini inkârdır.

Bütün bu hukuk dışı girişimlerle saygınlığını kaybeden NATO ve kurucu lider ülkesi ABD,  Türkiye’nin ulusal güvenlik tehdidine karşı sürdürdüğü mücadele konusunda kendilerinden müsaade alınması beklentisi içinde olmaları ise utanç vericidir.

Türkiye, terörle mücadele operasyonları konusunda “müttefikleri ve bölgedeki aktör ülkelere karşı sorumluluğunu yerine getirme adına bilgilendirir, ancak operasyon için hiçbir ülkeden müsaade istemez” diyerek küstah beklentileri boşa çıkarmıştır.

Washington’un veya Moskova’nın Türkiye’nin Suriye’de yeni bir askeri operasyon düzenlememize şiddetle karşı olması veya yapılacak operasyonların  bölgedeki ABD ve Rusya’nın çıkarlarına aykırı olması Türkiye’nin değil onların sorunudur.

Türkiye’nin olmazsa olmaz şartı, Türkiye için tehdit oluşturan terör örgütlerinden oluşturulan yapının varlığı ve vatandaşlarının güvenliğidir.

Türkiye operasyonlar konusundaki kararlılığını net bir politik tavırla ortaya koyması ABD ve Rusya başta olmak üzere bölge üzerinde hesapları olan aktör ülkelerin terör örgütleriyle bağlantılarını azaltma veya yeni seçeneklere yönelmeye başladıkları görülmektedir.

Türkiye’nin başlatması beklenen kara harekatının korkusunu yaşayan bölgedeki taşeron terör örgütleri ile destekçileri olan ülkeler arasında ise gizli pazarlıklar devam ediyor.

ABD ve Rusya besledikleri ve Türkiye’ye karşı kullandıkları terör örgütlerinden kurtulmak için yeni seçeneklere yönelmeleri dikkat çekmektedir.

Türkiye’nin sert tavrı ve dünya siyasi dengeleri açısından Türkiye’nin desteğine ihtiyacı olan ABD ve Rusya’nın terör örgütleriyle ilişkilerini azaltması PKK -YPG ve SDG gibi terör örgütlerinde şok etkisine sebep oldu. 

ABD ve Rusya’nın Türkiye’nin operasyonlarını önlemek için Türkiye’nin tezlerine yakın teklifler sunmaları terör örgütlerinde ihanete uğradıkları görüşü hakim.

Çaresizlik içinde oldukları anlaşılan terör unsurları, destekçileri olan ABD ve Rusya ile Şam yönetimi arasında bazan tehdit, bazan yardım dileyen bir dil kullandıkları dikkat çekmektedir.

Ancak emperyalist ülkelerin önceliği kendi çıkarlarıdır. O çıkarlar yönünde örgütleri kullanır işi bittiğinde veya örgütlerin menfaatlerine hizmet edemez duruma düşmeleri halinde onları kendilerinden uzak tutarlar gerekirse kendileri yok ederler. 

Kısacası zaman ve şartlara göre hareket ederler. PKK öncülüğündeki terör örgütleri benzer bir hezimetle karşı karşıya kalacakları günler ise yakındır.

Şimdi, 13 Kasım’da İstiklal Caddesi’nde düzenlenen terör saldırısının PYD/YPG tarafından koordine edildiğinin anlaşılması üzerine TSK tarafından Suriye ve Irak’ın kuzeyine yönelik düzenlenen hava saldırılarının devamında başlayacak kara harekatının ne zaman başlayacağı merak ediliyor.

Şunu herkes bilsin ki; ne zaman, nerede, ne yapmak gerekiyorsa, neyi gerektiriyorsa yeri ve zamanı gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri bugüne kadar olduğu gibi gereğini yaptı, bundan sonra da yapmaya devam edecektir.

YENİ AKİT GAZETESİ

yazının devamını okuyun