“Yunanistan kalpten gidecek”

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Başlığa taşıdığım ifade, Ankara’nın yaklaşık on yıldır sıkıntı yaşadığı Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme girişimleri üzerine sohbet ettiğimiz üst düzey bir Türk yetkiliye ait.

Cümlenin devamı da var.

Şu şekilde:

“Bizim bu sıkıntıdan çıkışımız, Yunanistan’ın kâbusu olacak.”

Bu sürecin içinde mesai harcadığı için arka planına da ilk elden vakıf olan bu isme göre, Birleşik Arap Emirlikleri’nden sonra, yakında Mısır ve Suudi Arabistan’la ilişkilerin normalleşmesi yönünde de yeni gelişmeler karşımıza çıkabilir.

(Özellikle BAE özelinde, o kadar düşmanlık ettikten sonra bu kadar yakınlaşmanın ne kadar doğru olduğu sorusuna aynı isim, Fransa ve Almanya’nın tarihleri boyunca yaşadıkları büyük savaşlardan sonra nasıl barıştıklarını anlatan örneklerle cevap verdi.)

Bu yazıda, Türkiye’nin Arap ülkelerinin bir kısmıyla yaşadığı sorunları çözüm yoluna koyma sürecine Yunanistan başlığını dâhil ederek yaklaşmamız boşuna değil.

Neden derseniz, Ankara açısından böyle bir arayışın ortaya çıkmasının ‘tetikleyici’ unsuru, Atina’nın o alanda ortaya çıkan boşluğu doldurmak için yaptığı ciddi hamleler.

YUNANİSTAN FAKTÖRÜNDEN ÖNCE ERDOĞAN SÖZ ETMİŞTİ

Türkiye’nin bu ülkelerle arasının bozulmasını ilk yıllarda sessizlikle karşılayan Atina yönetimi, özellikle son iki yılda atağa geçti.

Suudi Arabistan’la, Mısır’la, Birleşik Arap Emirlikleri’yle ‘sıkı fıkı’ oldular.

Karşılıklı ziyaretler oldu, ortak tatbikatlar yapıldı, askeri işbirliği anlaşmaları imzalandı.

Mart ayında, Girit Adası’nda Yunan savaş uçaklarıyla Suudi Arabistan ordusuna ait F-15 uçaklarının aynı tatbikatta boy gösterdiği günlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Mısır’la ilişkilere dair sorulan bir soruya Suudi Arabistan’ı da dâhil ederek, Yunanistan üzerinden verdiği cevabı hatırlayalım:

“Mısır halkını Yunanistan’ın yanına yerleştirmek söz konusu değil. Olması gereken yerde görmek isteriz. Suudi Arabistan’ın Yunanistan ile ortak tatbikata girmesi de bizi üzmüştür. Biz Suudi Arabistan’ı da böyle bir kararda görmek istemezdik. Bunu da görüşeceğiz, bu böyle olmamalıydı diye düşünüyoruz.”

Erdoğan’ın bu sözleri, söz konusu Arap ülkelerinin Yunanistan ile yakınlaşmasının Ankara’da ürettiği rahatsızlığı yansıtıyordu.

Bu durum aynı zamanda, bu ülkelerle ilişkileri yeniden rayına oturtma arayışlarına yönelmenin de temel bir gerekçesini oluşturuyordu.

YUNANİSTAN İÇİN TÜRKİYE’NİN MISIR, BAE VE SUUDİ ARABİSTAN’LA ARASININ KÖTÜ OLMASI ÇOK ÖNEMLİYDİ

Yunanistan, ‘Türkiye fobisini’ dengelemek için daha başka angajmanlar içine de girdi.

Fransa ile, ABD ile güvenlik anlaşmaları yaptılar.

Yine Erdoğan’ın tabiriyle kendi ülkelerini ABD üssü haline getirdiler.

2009’da yaşadıkları ekonomik krizin derin etkileri devam ettiği halde, Fransa’dan milyarlarca dolarlık yeni uçak ve savaş gemisi alımı için imza attılar.

Gelinen nokta itibarıyla, Türkiye’nin Mısır’la ve Körfez ülkeleriyle arasının bozulmasını kendi lehine fırsata dönüştürme çabası, bu son gelişmeler nedeniyle ‘teklemiş’ görünüyor.

Türkiye’nin BAE, Suudi Arabistan ve Mısır’la ilişkilerini gerilimsiz bir alana taşıması, Yunanistan için gerçekten çok kötü bir haber anlamına geliyor.

Kendi aralarında geliştirdikleri ikili ilişkilerin kısa vadede tersine dönmesi beklenmemeli tabii.

Ancak Yunanistan açısından, bu Arap ülkeleri ile iyi ilişkiler içinde olmanın ikinci bir hedefi, bu ülkelerin Türkiye ile ilişkilerinin kötü halde kalmasını sağlamak idi.

İşte bunu sağlayamadılar.

O nedenle, zaten tutucu, ortodoks bir dış politika izleyen, Türkiye’ye karşı yaklaşımı rasyonaliteden uzak olan Atina yönetiminin içinde bulunduğu psikolojiyi anlatmak adına, en başta sözlerine atıf yaptığım Türk yetkilinin “Kalpten gidecekler” yakıştırması, yerini bulmuş oluyor.

Başka bir teşbih yapılacak olsa, “Kesin tırnaklarını yiyorlardır” da denebilir.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

yazının devamını okuyun