Anlamıyorum, anlayamıyorum..

A. İhsan Karahasanoğlu
A. İhsan Karahasanoğlu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, tarihte görülmemiş şekilde; PKK’ya, hatta ABD ile ilişkisi çok net ortada olan YPG vesaireye karşı en ciddi mücadeleyi veren TSK’nın bağlı bulunduğu bakan olarak destanlar yazarken, “Hah hah ha.. Türk askerine çuval geçiren adamdan madalya almıştı” diye suçlama yapmak isteyenlerin gerçek amaçlarını anlamıyorum, anlayamıyorum..

28 Şubatçı Çevik Bir’lerin, Çetin Doğan’ların aynı ABD’den aldığı madalyalara sessiz kalanların dertleri ABD’yle samimi şekilde iş tutanları görmezden gelip, ABD’ye had bildirenleri itibarsızlaştırmak isterken esas amaç ne?

ABD başımıza çuval geçirirken, şimdi onun başına çuval geçiriliyor, birileri de bundan rahatsız oluyor, açıkça olayı böyle tanımlamıyor da.. TSK’da belli rütbeye gelmiş herkese verilen madalyayı gerekçe gösterip, ABD’ye boyun eğmeyenleri itibarsızlaştırmak istiyorsa..

Bu kadar net bir algı operasyonunu, bu milletin yutacağını mı sanıyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum.

Başörtünün yasal güvenceye sağlanmasını isteyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin samimi şekilde, “Hay hay. Hatta, anayasal güvenceye kavuşturalım” karşı teklifi üzerine, nakavt olmuş boksör benzeri yıldızları sayarken, Ahmet Davutoğlu’nun imdada yetişip, “Başörtü hakkını referanduma götürmek yanlıştır” demesi, bir hukuki ilkeyi hatırlatma amacına matuf görüntü altında, başörtü yasakçısı CHP’yi kurtarma amacına matuf olduğunu, bizim tahmin edemediğimizi mi düşünüyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum..

Başörtü hakkının anayasaya konulmak istenmesinin yanlış olduğunu iddia eden CHP’nin, şimdi altılı masaya “hayvan haklarını anayasaya koyalım” teklifini götürüp, kabul ettirmesinin, çelişkiler yumağının zirvesi olduğunu görmediğimizi mi sanıyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum..

“Faizi indirirseniz, yatırımcı parasını dövize yatırır. Faizi yükseltirseniz, dövizden çeker faize yatırır. Bu öylesine matematiksel bir ilişki ki, bunun küçücük bir istisnası bile yoktur. Aksini söyleyenlerin ekonominin e’sinden haberleri yoktur” diyenlerden, CHP’lilerden tutun ekonomi uzmanlarına kadar, profesörlerine, hatta “Müslümanım” diye ortaklıkta dolaşan AK Parti eskileri ve Milli Görüş davasını savunduğunu iddia eden siyasetçilere kadar hepsi..

Faiz hakkında perşembe günü, % 10.5’tan % 9’a indirme kararı alındı..

Bu çok bilmiş uzmanların, ekonomistlerin tezleri doğru ise.. İtikadi açıdan kendilerini sakata düşürmeyi göze alıp, faizi düşürmek isteyen Tayyip Erdoğan’ı, “Nas mı?” diye alaya almaya kalkanların iddialarının aksine..

Sözcü’nün Murat Muratoğlu bile, şimdi yazısına “kimsenin takmadığı faiz kararı” başlığı atmış..

Çünkü faiz % 10.5’tan % 9’a indiği halde, dövizde bir kıpırdanma olmamış. Haydi tam söyleyelim, 18,61 TL olan dolar, sadece ve sadece 1 kuruş artmış, 18,62 TL’ye çıkmış.. 

Hani faiz inince, insanlar akın akın, döviz almaya gideceklerdi? 

Bunun istisnası yoktu..

Bu, matematiksel bir gerçeklik idi. Bunun tartışması bile olmazdı..

Aksini söyleyenler, hiçbir şeyden haberi olmayan, çağdışı insanlardı..

Bu kadar kesin konuşanlar, insanlara bu kadar tepeden bakanlar, yalanlarının yatsı vakti gelince ortaya çıkacağını tahmin edemiyorlar mı, anlamıyorum, anlayamıyorum..

Millet İttifakının, HDP olmaksızın oyunun % 40’ı geçtiğine dair hiçbir anket olmadığı halde, % 50’den de çok daha fazla oy almaları gerekir ki, anayasa değişikliği yapabilsinler gerçeğine rağmen, oturup parlamenter sisteme dönüş hülyaları kurmalarını, anlamıyorum, anlayamıyorum..

Ak Parti’nin 2018 oyu % 42 ve milletvekili sayısı 300 bile değil.. Tek başına bir anayasa değişikliği yapmak istese, onun TBMM’de 400 oyla kabul edilmesini bir kenara bırakın, referanduma bile götüremez..

Millet İttifakı, nasıl oluyor da, % 40 oy ile, 400 milletvekili çıkarabileceğini sanıyor, anlamıyorum, anlayamıyorum.  

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tam da TOGG üretimi başlayacağı günlerde “AK Parti olarak yaptığınız bir tane fabrika gösterin, bir tane” demesini, anlamıyorum, anlayamıyorum..

Kılıçdaroğlu, fabrika deyince, “bez fabrikası’ mı aklına geliyor? TOGG koca bir fabrika değil mi? 

Hem de Kılıçdaroğlu’nun çok övündüğü tek parti dönemindeki devletin kurduğu tüm fabrikaların hepsinin belki de ürettiğinin tamamını tek başına üretecek koca bir fabrika değil mi?

Anlamıyorum, anlayamıyorum..

CHP’lilerden hiç kimsenin, “bir tane fabrika gösterin” söylemine itiraz etmemesini, anlamıyorum, anlayamıyorum.. Hele hele İlhan Kesici gibi, “doğruya doğru, yanlışa yanlış” demesini beklediğimiz, “Merkez Bankası rezervleri buharlaşmaz, tüm rakamlar resmi kayıtlarda görünür, okumak isteyen orda görür” diyerek de bunu ispatlayan isimler, bu partide nasıl kalabiliyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum..

“Telekom cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğudur” diyen CHP’lilerle, “Telekom en planlı ve hesaplı özelleştirmedir” diyen Ali Babacan, nasıl aynı ittifak içinde yer alabiliyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum.. Bu sözler eski tarihlerde söylenmiş, şimdi ikisi de bu söylemi terk etmiş olsa, biraz anlayacağım da.. CHP de, Babacan da, aynı söylemi bugün dahi tekrarladıkları halde, nasıl ittifak yapabiliyorlar, anlamıyorum, anlayamıyorum..

Darbe yapan Sisi hakkında, kendileri iktidarda olsaydı ne yapacaklarını net olarak söyleyemeyenlerin, Erdoğan küsse de, tokalaşsa da, ikisine de itiraz etmelerini anlayamıyorum..

Sisi darbe yaptığında, Kılıçdaroğlu başbakan olsaydı, ne yapardı?

Hemen ertesi sabah “Hayırlı olsun, tebrik ederim” der miydi?

Meral Akşener, o tarihte başbakan olsaydı, “Tebrik ederim.. Devlet başkanlığınızı kutlarım, çok memnun oldum” der miydi?

Eğer cevapları “Evet böyle olurdu” şeklinde ise..

Kılıçdaroğlu seçildiği takdirde, kendisine darbe yapıldığında, darbe yapanın tebrik edilmesine de itiraz etmemesi gerekir. Akşener seçilirse, kendisine darbe yapılırsa, darbecinin kutlanmasına itiraz etmemesi gerekir..

Filozofluğa gerek yok. Entel-dantel söylemlerin arkasında, konuları gargaraya getirmeye gerek yok..

Mısır’da darbe yapan Sisi ile ilişkilerin kesilmesi doğrudur..

Türkiye’ye yakışan bir tavırdır..

Ama bu yanar dönerleri anlamıyorum.. Anlayamıyorum.

Kadın hakları diye ter ter tepinen Kılıçdaroğlu ve Akşener..

Esma’nın şehid edilmesi sonrasında, herhangi bir toplantıda Sisi ile görüştürülmek istendiklerinde, daha birinci yılında, ikinci yılında, ellerini uzatırlar mıydı?

Uzatırlarsa, “kadın hakları” söylemi, vicdanlarında yangınlara sebep; olmaz mıydı?

“Hayır, biz de Erdoğan’ın yaptığı gibi, 9 yıl direnirdik, hatta 9 yılın sonunda da tokalaşmazdık” diyorlarsa..

Buyursunlar açıklasınlar..

Biz de “Erdoğan’dan daha dik duruş sergileyeceğini iddia eden siyasetçilerimiz varmış” diyerek, kendilerini tebrik edelim..

Ama hepimiz biliyoruz ki..

Erdoğan’ın darbecilere yönelik sert tepkisini, CHP de İP de, “İhvan destekçiliği” olarak yorumladılar..

Esma’nın, bir genç kızın hunharca katledilmesine tepki göstermediler..

Esma’yı, meydanda taranarak şehit edilen 4 bin insanın kanını gizlemek için, “İhvan savunuculuğu” uydurması ile Erdoğan’a saldırdılar..

Anlamıyorum, anlayamıyorum..

İkircikli siyasetçilerin hangi mantıkla hareket ettiklerini, anlayamıyorum..

YENİ AKİT

yazının devamını okuyun