Yunanistan'a Ankara'dan güçlü bir uyarı mesajı daha: Oldubittiye izin vermeyiz

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Atina'nın toplam 24 adet temin etmesi planlanan Rafale tipi Fransız savaş uçaklarının ilk 6'sı, geçtiğimiz günlerde Atina'nın kuzeyindeki Tanagra Hava Üssü'ne iniş yaptı.

Malum Yunanistan, ekonomik krizin etkilerini henüz atlatamayan, yüksek kamu borcu olan bir ülke.

Buna rağmen, son dönemde savunma harcamalarını yeniden artırarak, yeni savaş uçakları ve savaş gemileri için milyarlarca avroluk yeni taahhütler içine girdi.

Bu silahlanma yarışı kime karşı yapılıyor?

Bu sorunun net bir cevabı var:

Bu silahlanma yarışı Türkiye’ye karşı yapılıyor.

Peki, bu gelişme Ankara’da nasıl karşılandı?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Milliyet Gazetesi’nden Tunga Bengin’e verdiği mülâkatta kullandığı ifadeler sorunun cevabını veriyor:

“Bu kullanılmış 6 adet uçağı almakla kendilerine bir şeyler kazandırdıklarını sanıyorlar. Aldıkları silahlar normal savunma için çok fazla, Türkiye için çok az. Kendilerince boylarını aşan iddialar üzerinde yürümeye devam ediyorlar. Olan Yunan halkının refahına oluyor.”

Yunanistan, bir taraftan kovid-19 salgının ürettiği ciddi problemlerle karşı karşıya.

10,7 milyon nüfuslu bir ülkede 22 binden fazla insanın kovid nedeniyle hayatını kaybetmiş olması (Takriben her 400 kişiden biri anlamına geliyor bu) Yunanistan’ın sağlık sistemindeki yetersizlikleri de ortaya koydu.

Geçtiğimiz günlerde Atina’da sağlık sisteminin zayıflığını protesto etmek amacıyla bir gösteri yapıldı.

Soğuk havaya rağmen bir araya gelen yüzlerce kişi, sloganlar atarak pankartlarla yürüdü.

Sonuçta silahlanma için milyarlar harcandığında, başka yerlerden feragat etmek zorunda kalırsınız.

Sağlık sisteminin halkın ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmesi de bunun bir sonucu.

Dış politika ve savunmada bütün enerjisini Türkiye’ye karşı pozisyonlanmak için kullanan Yunanistan için son dönemde kötü haberler de geldi.

Bu haberlerden biri de, ABD’nin geçtiğimiz hafta Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail tarafından imzalanan EastMed doğalgaz boru hattı projesine yönelik desteğini çektiğini açıklamasıydı.  

Diğer yandan, Milli Savunma Bakanı Akar’ın Yunanistan’ın tarihten günümüze nasıl bir yayılmacı anlayışla hareket ettiğine dair kullandığı ifadeler de hayli dikkat çekiciydi.

Aktaralım:

“Yunanistan 1832'den beri üç kat büyüdü. Şu anda adalar Türkiye'ye ses mesafesinde, Peki, soralım kim yayılmacı? Bütün anlaşmalara, en başta da Lozan'a aykırı davranmış, anlaşmaya aykırı olarak adaları silahlandırmışlar. Şimdi de 12 mil diyorlar? Bu kabul edilebilir mi? TBMM 1995’te hükümete askeri dâhil her türlü tedbiri alma yetkisi verdi.”

Bilindiği üzere, Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye karşı agresif bir tutumla hareket etmesinin arka planında özellikle Fransa’nın yaptığı kışkırtmalar var.

“Sen yürü, arkanda biz varız” diyorlar.

Bu kışkırtmanın farkında olan Ankara, Yunanistan’a sürekli bir şekilde diyalog çağrısında bulunuyor.

Ancak, bu çağrının yapılmasının ‘zafiyet’ olarak yorumlanmaması gerektiği de özel vurgularla dile getiriliyor.

Milli Savunma Bakanı Akar’ın şu sözleri, tam da bu bağlama oturacak şekilde, hem bir kararlılık mesajı, hem de Atina’ya yönelik net bir uyarı mesajı niteliğinde:

“Bizim hak ve hukukumuzdan vazgeçmemiz, herhangi bir oldubittiye göz yummamız, buna izin vermemiz asla söz konusu değil. Haklarımızı çiğnetmeyiz, bu konuda azimli ve kararlıyız. 84 milyonluk Türkiye'nin hak ve hukukunu yok sayarak bir yere varacaklarını düşünüyorlarsa bu bir hayal, bu bir rüya. Sonu kâbus, sonu hüsran olan bir rüya."

yazının devamını okuyun