Erdoğan/Biden görüşmesi ve NATO Zirvesi öncesi Libya’ya yapılan çıkarmanın perde arkası

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Bugün gözler, Brüksel’de yapılacak NATO zirvesi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı görüşmeye çevrilmiş durumda.

Biden’ın kasım ayında Demokratların adayı olarak girdiği seçimlerde ipi göğüslemesinden bu yana, “Yeni dönemde Türk/Amerikan ilişkilerinin seyri ve atmosferi nasıl olacak” sorusu kısmen ‘öngörülebilir’ hale gelmiş olsa da, bu soru geçerliliğini tümden yitirmiş değil.

Malum, yeni dönemde bu ilk yüz yüze görüşme olacak.

Bugüne gelene kadar, Biden’ın başkan adaylığı döneminde yaptığı ‘münasebetsizce’ açıklamalar ve 23 Nisan’da Erdoğan’ı Ermeni soykırımını tanıyacağım demek için aramış olması, akıllarda yer tutmuş durumda.

Dün Erdoğan’ın Brüksel ziyareti öncesi yaptığı basın açıklamasında, “23 Nisan’ı unutturacak bir görüşme olması” yönündeki temennisini dile getirmesi dikkat çekiciydi.

Geçen hafta yaptığı açıklamalarda, bu görüşmede ‘Tavize açık olmayacağına’ dair işaretler veren Erdoğan’ın Biden’la görüşmeye giderken ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduğu görülüyor.

Bu görüşme öncesi Batı basınında yapılan analizlerde, Erdoğan’ın Türkiye’nin önceliklerini kollayan güvenlik ve dış politika yaklaşımı nedeniyle Biden’ı zorlayacağına dair yorumların öne çıktığını vurgulayalım.

NATO ZİRVESİNİN HEMEN ÖNCESİNDE LİBYA’YA YAPILAN ‘DEVLET’ ÇIKARMASININ ANLAMI

Brüksel’de gerçekleşecek NATO Zirvesi ve Erdoğan/Biden görüşmesinin sonuçlarının beklendiği bir günde, eş zamanlı olarak dikkatlerinizi Türkiye adına Libya’ya yapılan ‘Devlet’ zirvesine çevirmek isterim.

Neden derseniz, perde arkasına dair edindiğim bazı bilgiler, bu ziyaretin tam da Brüksel’deki gündem öncesi yapılmış olmasının özel bir anlamı olduğuna işaret ediyor.

Trablus çıkarmasına katılan isimleri saydığımızda, buna neden bir ‘devlet ziyareti’ dediğimiz de anlaşılacaktır.

Dışişleri Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki heyette Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler hazır bulundu.

Heyette ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

Heyet, Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe tarafından kabul edildi.

Çavuşoğlu görüşme sonrası Twitterdan yaptığı paylaşımda, “Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile görüştük. 2’nci Berlin Konferansı öncesi Milli Birlik Hükümeti’ne desteğimizi vurguladık” mesajını paylaştı, “Güvenli, istikrarlı ve müreffeh Libya için işbirliğimiz sürecek” ifadelerine yer verdi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, Libya’nın başkenti Trablus’ta Libya Görev Grup Komutanlığını ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, bu ziyaretin mahiyetine değinen ifadeler kullandı.

“Türkiye, 500 yıllık tarihî kardeşlik bağı bulunan Libyalı kardeşlerinin yanında olmaya devam edecek. Türkiye Libya’da yabancı güç değildir. Türkiye, Libya’nın kendi kendine yetebilecek bir seviyede olması için gayret ediyor.”

Bakan Akar’ın bu sözlerinde geçen “Türkiye Libya’da yabancı güç değildir” ifadesine özellikle dikkat çekelim.

Bu Libya çıkarmasının NATO Zirvesi ve Erdoğan/Biden görüşmesinin hemen öncesine denk gelmesi, acaba birbirleriyle ilişkili mi sorusunu akıllara getirdi.

Öğrendiğime göre gerçekten de ilişkiliymiş.

ÜST DÜZEY TÜRK YETKİLİ: LİBYA’DAN ÇIKMAMIZ İÇİN BASKI YAPIYORLAR

Brüksel’deki randevuların hemen öncesinde Trablus’a çıkarma yapılmasına dair üst düzey bir yetkiliye, “NATO zirvesi öncesi Libya çıkarması ne anlama geliyor acaba? Oradan çıkmamız için baskı mı yapıyorlar?” şeklindeki soruma gelen cevap, bunun böyle olduğuna işaret ediyor.

İlgili ismin soruma verdiği cevap şu şekilde oldu:

“Evet, ‘Tüm yabancı güçler çıksın’ diye baskı yapıyorlar. Libya’ya iki ülke arasındaki anlaşmayla giden, savaşın seyrini değiştiren ve Trablus’u Hafter işgalinden kurtaran Türk askerini, Wagner’le, Çad ve Sudanlı paralı askerlerle aynı kefeye koyamazsınız dedik, diyoruz. Libyalılar da bu konuda bizimle hemfikir.”

Bu sözlerden anlaşıldığı üzere, Brüksel’de Libya üzerinden sıkıştırılacağını fark eden Ankara, Trablus’a yaptığı çıkarma ile ön almak istiyor, ilgili tüm taraflara, “Bu konuda üzerimize gelmeyin” mesajını önden iletmiş oluyor.

Libyalıların çektiği acılar, sıkıntılar sırasında gıklarını çıkarmayanların, denge ve ‘suhuletin’ sağlandığı bir ortama en ciddi katkıyı veren Türkiye’ye karşı sergiledikleri çifte standartlarla dolu bu tutumlarını hiçbir zaman akıldan çıkarmamak lazım.

Yenişafak

yazının devamını okuyun