Şehit bacısına küfürden sonra, şimdi de o el hareketi!

A. İhsan Karahasanoğlu
A. İhsan Karahasanoğlu

Lafa gelince, medyalarının verdiği gaz ile, uçuyorlar..

“Cumhur İttifakı’nı geçtik. Cumhurbaşkanı seçtirecek çoğunluğa ulaştık” diyorlar..

“Referandumda evet oyu çıkarsa, bir daha anket işi yapmam, şirketi kapatırım” diyen yüzsüzlerin, verdikleri sözleri çiğneyerek açık tuttukları anket şirketlerinin açıkladıkları palavra anket sonuçlarına bakıp, “Geliyor, gelmekte olan” diyorlar..

HDP’nin tam destek verdiği Mersin Mitingi’nde, dolduracaklarını taahhüt ettikleri alanın boşluklarını görmezden gelip, “Erdoğan’ın toplayamadığı kalabalığı biz topladık” diyorlar..

Ama, tavırlarına bakıyorsunuz..

Konuşmalarına bakıyorsunuz..

Sözlerine bakıyorsunuz..

Tam bir panik havasını görüyorsunuz..

Tam bir “Kaybediyoruz, imdaaat” diye bağırışa şahit oluyorsunuz..

Dün TBMM’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma..

Tam bir tükenmişliğin ispatı idi.

İktidara yürüyen bir isim..

En azından kendisi, öyle inanıyorsa..

Bu kadar sinirli, bu kadar gergin olabilir mi?

Hele hele..

TBMM’de kadın milletvekillerinin de bulunduğu bir ortamda..

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diye sabah akşam söylem geliştirdikleri bir süreçte..

O “el-kol hareketi”nin anlamı da ne idi, kim izah edebilir?

Kemal Bey kendisini öyle kaptırmış ki..

Sinirlerinin harap olduğu o kadar açık ki..

“Özür dile” çağrılarını bile duymuyor.

Konuşmasına devam ediyor.

İyi Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, şehit bacısına sinkaflı küfür ile daha gündemden düşmeden..

Şimdi de CHP Genel Başkanı, benzer bir küfürü, el kol hareketleri ile yapıyor..

Hani siz iktidara yürüyordunuz? Hani Cumhur İttifakı’nı anket sonuçlarında geçmiştiniz?

Cumhur İttifakı, Millet İttifakı’nın gerisine düşmüştü, hani?

Bu söylediklerinize gerçekten inanıyorsanız..

Niye kafanıza kurşun sıkıp, bir çuval inciri berbat ediyorsunuz?

Niçin, sinkaflı küfürlerle..

El kol hareketleri ile..

Kendinizi rezil ediyorsunuz?

Aylardır yazdık..

Hatırlattık..

“CHP+İP+HDP ittifakını, milletin gözünden kaçıramazsınız, halk uyumuyor” dedik..

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki kirli ittifaklarının, millet tarafından çakılmadığını..

Birbirine en ağır küfürleri eden iki siyasi partinin, sırf AK Parti’ye seçim kaybettirmek için aynı adaya oy vermede buluştuklarının, seçmen tarafından farkına varılamadığını sandılar..

Seçmen farkına vardı varmasına da..

İyi Parti içinden bazı milletvekilleri de, teşkilatın bazı mensupları da, “Nereye gidiyoruz” sorgulaması yapmaya başladı..

İstifalar geldi..

Ardından İyi Partili vekillerin, sinirli hareketleri gündeme taşındı..

CHP içinden farklı sebeplerle kopuşlar oldu ama..

Yüksek sesle, HDP ittifakını eleştiren ciddi açıklamalar gelmemesini fırsat bilen Kemal Bey..

“Geliyor, gelmekte olan” söylemine, kendisini inandırmaya çalıştı..

Şimdi..

Kendi adamlarına yaptırdığı anket çalışmalarında bile..

“Ekonomi kötü.. Ama çözerse yine AK Prati çözer” sonuçlarının geldiğini görünce..

“Eğer ‘Ekonomi kötü’ diyorsanız, kim bu sorunu çözebilir?” sorusuna verilen “AK Parti çözer” cevabının “CHP çözer” cevabını katladığını görünce..

Sinir katsayısı arttı..

Bağırıp çağırmalar zirve yaptı..

Ve sıra..

El kol hareketlerine geldi..

Partisine mensup milletvekilleri, ilk defa gördükleri kadınlarla bir eve gidip gayrı ahlaki ilişkileri yaşıyorlar..

Bir değil, iki değil, üç değil..

Şimdi sıra, milletin huzurunda, el kol hareketleri ile, olayları tasvire dönüştü..

Sırtında yumurta küfesi olan Tayyip Erdoğan’dan, siz benzer bir hareket hiç gördünüz mü?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesaisinin 10 katı çalışan Tayyip Erdoğan’dan, sinirlenip de benzer bir harekette bulunduğunu hiç gördünüz mü?

Söyleyeceğiniz, çiftçi rolünde yanına yaklaşan bir çatlağın münasebetsiz sözlerine karşı, “Ananı da al git”ten ibarettir, Erdoğan’a isnat edebileceğiniz, sinirli söz..

Kemal Bey, el kol hareketinden sonra, hani içi dolu bir konuşma yapar..

“Bak, onu sinirlendiren konular nelermiş” der, eleştirimizi biraz daha dar kapsamlı yaparız.

Ama bakıyoruz Kemal Bey’in konuşmasına..

Fındık kabuğunu doldurmayan, kendi içinde çelişkilerle dolu sözler.

 “Dolarla borçlandılarsa ABD’deki enflasyonu, euro ise Avrupa Birliği’ndeki enflasyonu da sırtımızı yüklediler.  Bu millet ABD’deki enflasyonu neden çeksin” diyor, Kemal Bey.

Hani dediği doğru değil ama..

Dünyada enflasyon var ise..

Ne yapılmasını öneriyor, Kemal Bey?

“Biz doların enflasyonunu kabul etmeksizin dolarla borçlanacağız” önerisi mi getiriyor?

“Euro ile borçlanırız. Ama euronun enflasyon farkını çıkartarak, borcumuzu ödemek isteriz” mi diyor?

Var mı böyle bir uygulama, gösterebilir mi Kemal Bey?

Bir tarihte de, “Dolarla geliyorlar, TL’ye çevirip, % 25 faize yatırıp, sonra giderken tekrar dolara dönüp, kat kat kazanıyorlar” demişti..

Doları bozdurup TL’ye dönen kişinin “dolardaki artış kadar kaybedip, faiz kadar kazandığı”nı bilemeyecek kadar bilgisiz hesap uzmanımız..

Şimdi de başka dahice sözler sarfederek, muhalefet yaptığını sanıyor.

O kadar sinirli, o kadar tedirgin, o kadar korku içinde ki..

Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olup olmayacağı sorulunca..

“Adayım” veya “Değilim” cevaplarından birini vermek yerine..

“Benim adaylığım seni neden bu kadar ilgilendiriyor?” cevabı veriyor..

Ülkeyi yönetmeye soyunmuşsun..

CHP’nin başına da, bunun için geçmişsin..

Ama aday olmuyorsun..

Olamıyorsun..

Sorana da, “Seni ne ilgilendiriyor” diyorsun.

Tam bir Mazhar Osman’lık vaka..

“Milletvekillerinin soruları var. Zaten Meclis’te bir şey bırakmadınız. Ne itibarı var Allah aşkına.  27. dönem bitmeden 27 bin 323 soruya bakanlar cevap vermedi” diye sözlerini tamamlıyor, Kemal Bey..

Bırakın milletvekillerinin sorularını cevaplamak..

Bu ülkede AK Parti iktidarı döneminde çıkarılan Bilgi Edinme Yasası sayesinde, vatandaş bile soru soruyor, cevabını alıyor..

Ama yasadan habersiz Kemal Bey ise, “el-kol hareketleri” ile..

TBMM’nin itibarını beş paralık etmeye kalkıyor..

Sonra da..

“Meclis’te itibar bırakmadınız” diyor..

Yeni Akit

yazının devamını okuyun