CHP’nin vizyonu: Sürekli darbe rejimi

Gaffar Yakınca
Gaffar Yakınca

Efendim yabancı danışman tutmanın neresi yanlışmış, Avrupa’da Amerika’da iyi bir şey varsa gidip onu örnek almak gerekirmiş. Böyle konuşuyor CHP’li “uzman”. Hemen arkasından da ekliyor “Atatürk bizim kırmızı çizgimizdir”. Atatürk’ün gerçekten tebeşirle çizilen bir çizgi olduğunu zannediyor zahar! CHP okulunun en iyi olduğu ders Atatürk tüccarlığı, en kötüsü ise tam bağımsızlık.

İşte beri yanda Kılıçdaroğlu, bu 70 adama danışman demiyor. “Siyaset üstü güç birliği” diyor. Her biri küreselcilerin sağlam koçbaşı olan bu isimler ne zaman siyasetin üstüne çıkmışlar onu kimse bilmiyor. Bildiğimiz şey Kemal Bey’in bu insanları hem partisinden hem de Türkiye siyasetinden daha yukarıda bir yere koymuş olduğu.

14. KAT MODELİ

Tıpkı 14. Kattaki gizemli “danışmanlar” gibi. Biliyorsunuz, Kılıçdaroğlu bir kaset darbesinin ardından ele geçirdiği CHP’yi üyelerin ve delegelerin seçtiği siyasi temsilcilerden ziyade kendi seçimi olan danışmanlarla yönetiyor. Kimselerin kolay kolay randevu alamadığı Başkan, sabah akşam bu danışmanlarla teşrikimesai ediyor. Danışmanların ikamet ettiği partinin 14. Katı bir gizemli komuta merkezi gibi çalışıyor.

Tıpkı 14. Kata kimselerin giremediği gibi bu 70 kişilik ekip de gizemler içinde sihirli formüller üretiyor. Yunan’ın uydurma Olimpos Tanrıları gibi uzaklarda erişilmez bir yerde yaşıyor, bizim yerimize düşünüyor, bizim için iyi olana karar veriyor ve canları istediğinde video konferans yolu ile bağlanıp gerekli talimatları iletiyor.

Kılıçdaroğlu, CHP üzerinde kurduğu vesayetin bir benzerini şimdi Türkiye üzerinde kuracağını söylüyor ve üstelik bunu da bir büyük buluş, bir kurtuluş reçetesi gibi sunuyor. Kimdir bu 70 kişi de danışmandan çok daha ileride bir yetki ile donatılıyor, siyaset üstü bir pozisyona atanıyor, Türkiye’nin geleceği bunlar tarafından çiziliyor? Bu adamlar CHP delegesi midir? Parti üyesi midir? Vekil adayı mıdır? Bu sistem demokrasinin hangi yasal ve meşru kurumu içine girmektedir?

Ne yasalarda, ne Anayasamızda ne de CHP tüzüğünde böylesi bir “üst heyet” yok. Ama zaten Kılıçdaroğlu, niyetini açıkça beyan ediyor: “Yeni bir sistem kuruyorum” diyor. Bahsettiği sistem, halk iradesinin bazı yabancı isimlere devredildiği bir vesayet modelinden ibaret.

DANIŞMAN DEĞİL, VESAYET HEYETİ

Konu danışman tutmaksa eğer, bu çok daha alt seviyede bir iştir. Bakanlıklar veya devletin diğer kurumları, yasalar çerçevesinde istedikleri gibi danışman tutabilirler. Bu danışmanlar yabancı uyruklu da olabilir. Ama devletin stratejisini “siyaset üstü” bir pozisyona yerleştirilen yabancılara teslim ederseniz bu, demokrasiyi baştan sakatlamak olur. Tıpkı Avrupa’daki gibi, devletin bir avuç küreselci seçkine teslim edilmesi, liberal akademik ezberlerin halk iradesinin önüne konulması anlamına gelir. Kılıçdaroğlu’nun hayal ettiği sistem, işte böylesi bir “sürekli darbe rejimidir”.

Bunun en somut örneğini Rusya-Ukrayna savaşı sebebi ile Avrupa’da görüyoruz. Avrupa halkları artan enerji ve gıda fiyatları sebebi ile muzdarip. Rusya’dan gaz almamanın bedelini ödüyorlar. Ancak seslerini Brüksel’deki bürokratlara duyuramıyorlar. “Demokrat” Avrupa, savaştaki Amerikancı tavrını eleştiren her sesi en sert şekilde bastırıyor.  Çünkü AB politikalarını seçilmiş siyasetçiler değil, Brüksel’deki memurlar belirliyor ve siyasetçiler o memurların sözünden çıkmıyor.

CUMHURİYET’E SABOTAJ

Sürekli darbe rejiminin çalışabilmesi için sadece halk iradesinin sakatlanması yetmiyor. Rejime direnç gösterecek devlet aygıtının da “çözülmesi” gerekiyor. Belli ki Kılıçdaroğlu bunu da düşünmüş. “Bu siyaset üstü güç, 24 saat çalışacak, dünyanın her yerine dağıldıkları için biri uyurken diğeri uyanık olacak” diyor. Türkiye’nin kaderini ilgilendiren kararların artık Ankara’dan değil mekanı ve zamanı belli olmayan bir yerlerden verileceğini söylüyor!

CHP’nin vizyon belgesi üzerinden keşke o belgenin içeriğine dair eksiklikleri veya bu yetmiş kişinin kimler olduğunu da konuşabilseydik. Ama olayın kendisi bir bütün olarak öylesine büyük bir komploya işaret ediyor ki bunlara sıra gelmiyor. CHP’nin “ikinci yüzyıla dair” vizyonu Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e yönelik bir sabotaj planı gibi duruyor.

AYDINLIK GAZETESİ

yazının devamını okuyun