Dündar’ın cenazesini kaldırmak bize mi kaldı?

Zekeriya Say
Zekeriya Say

İsmail Uğur Dündar, meslekte 50 yılı geride bıraktı.

“Türkiye’de güven denilince akla gelen ilk isim” şeklinde reklamı yapılsa da Sözcü’de kaleme aldığı bir yazısında Binali Yıldırım’a “hakaret” ettiği gerekçesiyle 5 ay 25 gün süreyle haftada en az 2 saat olmak kaydıyla  “şerefe karşı suçlar” ile ilgili makale ve kitap okuma cezasına çarptırıldı. Bu ceza aslında Dündar’ın gazeteciliğinin özetiydi.

Zira Dündar’ın geçmişi “şerefe karşı işlenen suçlar”la doluydu.

 “Türkiye’de gizli kamera ile özel hayata müdahale” geleneğini o başlattı.

100 yaşındaki Sivaslı Bekir Pehlivan’a “gizli çekim”le komplo kurup, “müritlerine edep yerlerini öptürüyor” şeklinde alçak bir iftira attı… 

“Büyücü Hoca” diye yaftaladığı Şerafettin Yardımedici ise şakağına sıktığı tek kurşunla canına kıydı. 

“Konu mankeni” olarak kullandığı Ramazan Bayraktar, kendisine vaat edilen parayı alamadığı için kendisini yakarak hayatına son verirken, Dündar’ın çarpıtma haberleri yüzünden yetiştirme yurdundan atılan 8 genç de üzerlerinden çıkardıkları giysileri yakarak tepki gösterdi.

İslam âlimlerine yönelik operasyonel haberlere imza atan..

Sanık avukatlarının bile göremediği ifade tutanaklarını canlı yayında açıklayan..

Hasta Hakları Yönetmeliği’ne rağmen hastalara ait sağlık raporlarını yayınlayan..

Namaz kılan öğrencileri, suç işliyorlarmışçasına günlerce ekranlara taşıyan..

“İslâmcılar Cezayir’i yakıyor” haberi yapmak için Lübnan’a ait görüntüler kullanan..

Aktütünlü çocuklara, ‘Köyümüzde öğretmen yok’ demeye ikna edip 50’şer lira dağıtan.. 

Sırf “Van Gölü Canavarını görüntüledim” diyebilmek için kiraladığı mandaları gölün soğuk sularına sokan  Uğur Dündar, her ne kadar “usta gazeteci” olarak tanınsa da aslında “usta tahrikçi”ydi..

28 Şubat’ta onun hedef göstermesi sonucu otobüslere doluşan bir grup CHP’li, Refah Partisi Gaziantep İl Teşkilatı’na baskın düzenledi.

“Tesettür faciası” olarak gündeme getirdiği ve Ertuğrul Özkök’ün bile “özür” dilemek zorunda kaldığı, “Konya Numune Hastanesi’nde görevli bayan doktorun 15 yaşındaki bir çocuğun testis röntgenini çekmediği” iftirasını içeren haberlerin altında onun imzası vardı. 

2008’de Büyükada’da tecavüze uğrayan dizi oyuncusu A.A. adlı kızı canlı yayına bağlayarak, oyuncunun oynadığı dizileri ekrana getirerek kimliğini deşifre etti.

Dündar’ın ismi “Emek hırsızlığı”na da karıştı.

Mehmet Ali Birand’ın, dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile yaptığı söyleşisini izin verilmemesine rağmen çalıştığı TV’nin ekranına taşıdı.

Hatta, “Çocuklarıma bırakacağım en değerli miras” diye nitelediği ünlü “Rüşvetin belgesi” haberinin de, esasında Arena’nın istihbarat şefi Ulvi Yanardağ’a ait olduğu ileri sürüldü.

İSKİ’yi dolandıran Halil Bezmen’in hizmetlisini, Amerika’daki evinde tokatladığı için yandaşları tarafından hâlâ “kahraman” muamelesi görse de, Dündar’ın ismi karanlık isimlerle yaptığı görüşmelerle de anıldı..

Tefeci Nesim Malki cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Erol Evcil’le Paris’te görüştüğü, bazı pazarlıklar yaptığı iddia edildi. 

Susurlukçu Sami Hoştan ile yaptığı telefon görüşmeleri iddianamelere girdi.

Alaattin Çakıcı, TBMM Çete Soruşturma Komisyonu’na verdiği ifadede, Fransa’da tutuklu bulunduğu sırada “arabulucuk yapmak” için kendisini ziyaret eden Dündar’ı kovduğunu söyledi...

Dündar tüm bu hayatı süresince çok paralar kazandı.

“Görünen maaşım, aldığım paranın yanında devede kulak kalır” sözü kendisinindi.

Astronomik paralarla Uzan’ın Star’ına transfer olurken, “Dürüst ve ilkeli araştırmacı gazeteciliğimi bundan böyle Star’da sürdüreceğim” dese de..

Maliye Bakanlığı Vergi Denetmenleri Bürosu Başkanlığı tarafından kazancını tam yansıtmadığı için “vergi peçecisi” ilan edildi.

1995, 1996 ve 1997 yıllarında da gelir beyannamesinde göstermediği milyarlarca liralık kazançlar dolayısıyla hakkında vergi kaçakçılığı cezaları kesildi.

Bir döneme damgasını vuran ünlü “dolandırıcı” Selçuk Parsadan’dan bile “Abi-kardeş gibiydik” dediği Dündar için “sözünde durmayan bir adamdır” ifadelerini kullandı.

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu kendisini dinlediğinde, komisyona FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in kendisine gönderdiği ve teşekkür içeren bir mektubu okudu. 

Yıllarca hedef aldığı merhum Necmettin Erbakan adına düzenlenen ödül törenine katılmaktan çekinmedi. 

Tüm bunları yapan kendisi değilmiş gibi, TRT’de hayat hikâyesini anlatırken, “Meslekte eski bir abim, bir gün bana, ‘Uğur, bırak da, cenazeni kaldıracak dört tane adam kalsın’ nasihatinde bulundu. Bunu unutamıyorum” ifadelerini kullandı.

Star TV’de yaptığı Söz Hakkı programında ise, “Gazetecinin görevi elde ettiği bilgileri kamuya duyurmaktır. Gazeteci elindeki bilgiyi haber yapmazsa, günü gelir, o gazetecinin mezar taşına tükürürler” dedi.

Şimdi o Uğur Dündar!.. 

Kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Artı1 TV’nin, SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz tarafından finanse edilerek kurdurulduğunu ima ettiği için “kardeşim” dediği Sözcü’nün küfürleri ile tanınan yazarı Yılmaz Özdil’e, “benim cenazeme gelmesin” dedi.

*

Özetle:

Dündar’ın cenazesini kaldırmak da, 50 yıldır aralıksız küfrettiği bizlere kaldı!

Zekeriya Say / Yeni Akit Gazetesi

yazının devamını okuyun