Erdoğan da AK Parti’den istifa etse, Cumhurbaşkanı adayınız olur mu?

A. İhsan Karahasanoğlu
A. İhsan Karahasanoğlu

Abdüllatif Şener, AK Parti’den istifa etti..

Bağımsız aday oldu, parti kurdu. 

Tek başına iktidar olacaktı..

Hiçbir şey olmadı..

CHP’ye girdi..

Solcular, Şener’i kıymete bindirdiler..

El üstünde tutuyorlar..

Halk TV’ye çıkarıp, Erdoğan’a saldırtıyorlar..

“Ay sen ne büyük adammışsın da, bizim haberimiz yokmuş” deyip, Erdoğan aleyhinde konuşturuyorlar..

Hani kendisinde birazcık kapasite görseler..

Cumhurbaşkanı adayı yapacaklar..

CHP’liler öyle..

Ya Saadet Partililer?

“Milli Görüş’ü terk etti diyerek, AK Parti kurucularının tamamını hain diye ilan etmişler iken..

AK Parti’den ayrılan..

Ama Saadet Partisi’ne de girmeyen Abdüllatif Şener’i yıkayıp yağlıyorlar..

Televizyonlarına çıkarıyorlar..

“Ne güzel bir adamsın” modunda, yağlamalar yapıyorlar.

Ben de merak ediyorum, “Keramet Abdüllatif Şener’in kendisinde mi? Yoksa AK Parti’den isitfa etmesinde mi?”

Merak ediyorum, AK Parti’de iken solcuların, SP’lilerin sövüp saydıkları kişiler..

Gerçekten sövülüp sayılacak insanlar ise, AK Parti’den istifa eder etmez, pir-ü pak insanlar haline mi geliyorlar..

Bir başka isim..

Abdullah Gül.

AK Parti’de iken, Cumhurbaşkanılğı adaylığını kabul etmemişlerdi..

“Eşi başörtülü” demişler..

“Asla Çankaya’ya çıkamaz” demişler, “Seçilse bile, Çankaya’ya giderken, arabanın lastiği patlar” diyerek..

Darbe tehdidinde bile bulunmuşlardı..

Sadece siyasetteki uzantıları değil.

Yüksek mahkemedekiler de “367 kararı” ile Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olamayacağını açıkça ilan ettiler..

CHP kafalı gazeteciler, CHP kafalı yüksek mahkeme üyeleri tavırlarını net olarak ortaya koyarlar da..

CHP kafalı o tarihteki Genelkurmay geri durur mu?

Genelkurmay da, 27 Nisan muhtırası ile “Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nı kabul etmeyeceği”ni, dolaylı cümlelerle deklare etmişti. 

Kimsenin bilmediği, tartışmalı bilgileri aktarmıyorum.

Sağır sultanın bile bildiği.

Herkesin gözü önünde yapılan açıklamaları, hatırlatıyorum..

Sonuç olarak, Abdüllatif Şener gibi..

Abdullah Gül de AK Parti’de iken kötü idi..

Sabahtan akşama kadar hakaret edilmeye layık birisi idi.

Hatta parti ile ilişkisini kanun gereği kestiği ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğu dönemde bile..

“Noter” denildi.. “Erdoğan ile aynı kafada” denildi.. “Eşi sıkmabaşlı” denildi..

Hep hakaret edildi..

Cumhurbaşkanlığı görev süresi bitince, beklendi ki AK Parti’ye üye olsun.

Olmadı..

AK Parti’ye tekrar üye olmayınca. Abdullah Gül de sol çevrede ve Saadet Partililer nezdinde, birden bire “Büyük adam” oluverdi..

Öyle ki.. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, az kalsın Tayyip Erdoğan’ın karşısına, CHP’nin, SP’nin ortak adayı olarak çıkacaktı ki..

Kılpayı bir zamanlama ile bu gerçekleşmedi..

Ahmet Davutoğlu, AK Parti’de iken, “Hayal dünyasının Osmanlıcısı” denildi..

Bizzat CHP’nin o günkü ve bugünkü Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Çapsızlığı bilinen bir Dışişleri Bakanıyla yola çıkılırsa olacağı budur. Bunun bilmek için engin bilgiye gerek yok. Bunu ancak ileri derecede gerizekalı biri yapar!” dediği kişi, Ahmet Davutoğlu’ndan başkası değildi..

Saadet Partililer de, Ahmet Davutoğlu’nu benzer cümlelerle suçluyorlardı..

Ne zamanki Ahmet Davutoğlu AK Parti’den ayrıldı..

Onun da pisliğinde mavi boncuk bulmuşcasına..

“Sen ne büyük bir adamsın” moduna girildi..

CHP’lilerde aynı yüzsüzlük.

SP’lilerde aynı ilkesiz menfaatçi bakış açısı..

Bir tane isim vermiyorum. İki tane vermiyorum.. Üç tane verdim.

Biri AK Parti’nin Başbakan Yardımcısı.. Biri AK Parti’nin ilk Başbakanı ve seçtiği Cumhurbaşkanı.. Üçüncüsü AK Parti’nin Erdoğan’dan sonraki ilk Başbakanı..

Bitti mi? Bitmedi.

AK Parti’nin ilk yıllarında ekonominin teslim edildiği. Sonrasında Dışişleri Bakanlığı’nın verildiği Ali Babacan da..

Düne kadar, sol kesimin hedefinde idi.

“Türkiye’yi sattı. Yabancı yatırımcı gelecek diye, ülkenin tüm imkanları peşkeş çekildi. Babacan da, bu işin organizatörü” deniliyordu..

SP’liler hakeza..

Ağızlarını açtıkları an..

“Londra’ya bağlı Ali Babacan” diyorlardı..

Babacan da AK Parti’den ayrılınca.

Kıymete bindi.

Ekonominin bitmişliğinin mimarı olmaktan çıktı..

Şimdi, Türkiye’nin ekonomisini tek başına kurtaracak büyük ekonomist olarak bize tanıtılmaya başlandı..

Daha başka isimler de var..

Ama bu kadarı yeter..

Şimdi benim kafama takılan soru şu:

AK Parti içinde iken, CHP’lilerin ve SP’lilerin sabah akşam küfür ettikleri, çapsız gördükleri, hainlikle suçladıkları bu isimler..

Kendi görüşlerinden hiçbir şekilde vazgeçtiklerine dair bir açıklama yapmadıkları halde..

Hatta. Tam aksine..

“Biz AK Parti’de iken yaptığımız her şey doğru idi. Biz AK Parti’den ayrıldıktan sonra o parti bozuldu” dedikleri halde..

Yani, CHP’nin eleştirdiği Abdüllatif Şener, 2007’ye kadarki AK Parti’nin.

CHP’nin eleştirdiği Abdullah Gül 2010’lu yıllara kadar..

Ahmet Davutoğlu 2016’ya kadar.

Ali Babacan, 2017’ye kadar..

AK Parti’nin çok doğru işler yaptığını..

2007’den sonra, 2010’lardan sonra, 2016 ve 2017’den sonra AK Parti’nin bozulduğunu söylemelerine rağmen..

CHP ve SP’liler..

“Siz AK Parti’nin 2007’ye kadarki peşkeşlerini 2010’lardaki, 2016’lara kadarki hukuksuzluklarını savunuyorsunuz. bizim sizinle işimiz olmaz” demeleri gerekir iken..

Gayet güzel, kanka olmuşlar, yol arkadaşlığı yapıyorlar..

Benim de aklıma şu soru geliyor..

Acaba bir kişiyi çapsız, hain, peşkeşçi, yolsuzluk yapan adam olarak görmek için, AK Parti’ye üye olması mı gerekiyor.

AK Parti’ye üye iken, yolsuz, çapsız, hain, rüşvetçi.. İstifa edince evliya mı oluyor?

Ve şöyle bir teklif..

Tayyip Erdoğan da..

AK Parti’den istifa etse..

Acaba, CHP ve SP’nin ortak adayı olur mu?

Olursa, AK Parti tabanından da alacağı oy ile ittifakla Cumhurbaşkanı olur..

Biliyorum, kıs kıs gülüyorsunuz..

“Laikçi azgınlık ile ‘ben niye olamadım’ diyen muhterislerin hepsinin derdi, AK Parti değil, Tayyip Erdoğan’ın bizzat kendisi..” diyorsunuz..

Ben de size, “El Hak, doğru” diyorum..

Başörtü yasağını kaldıran.. Meslek liselerinin katsayı zulmünü bitiren.. Ayasofya’yı açan.. Taksim’e camiyi yapan Erdoğan’ın bizzat kendisi, bunların hepsinin tek hedefi..

YENİ AKİT GAZETESİ

yazının devamını okuyun