Amerika “demokrasi” derse bize “cin görmüş katır” gibi ayaklarımızı sabit kılıp dikkat kesilmek düşer

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk

Türkiye’de Millet İttifakı ve bileşenleri “demokrasi şöleni” adı altında bir araya geldi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan İyi Parti lideri Akşener’e kadar hepsinin ağzında aynı sorunlu cümle, vardı: “Seçim demokrasi isteyenlerle, diktatörlük isteyenler arasında olacak!”

İlginçtir bir süre önce Eski HDP Eş Başkanı Demirtaş da “demokrasi” soslu bir ittifaktan söz etmişti de öneriye Kılıçdaroğlu da “Gelinecek nokta orasıdır” diyerek balıklama atlamıştı.

Bu sefer bir şey daha oldu.

Aynı günlerde Amerika’nın başkenti Washington’da “Türk Demokrasi Projesi” adlı bir dernek kuruldu.

Derneğin, kurucuları dikkat çekici!

Trump döneminde bir süre Ulusal Güvenlik Danışmanı olan ve Türkiye ziyaretinden sonra kapı önüne konan John Bolton da derneğin kurucusu, eski ABD Başkanı Bush’un kardeşi eski Florida Valisi Jep Bush da… Bitmedi. Firari FETÖ’cü Ayhan Erdemir de…

John Bolton’u, Amerika’nın “Irak’a demokrasi götürmek” için işgal ettiği dönemden de hatırlıyoruz. Bolton “demokrasi” soslu işgal ile Irak’ta dökülen 1 milyon sivil insanın kanından da sorumlu Irak’ın parçalanmasından da…

Bugünse, “Türkiye’ye de demokrasi getirmek” üzere dernek kuruyor… İlginç!

Derneğin internet sitesinde şu ifadeler var:

“Türk Demokrasi Projesi, Türkiye’nin son zamanlarda demokrasiden uzaklaşmasına ve otoriterliğe dönüşmesine yanıt olarak oluşturulmuş, kâr amacı gütmeyen, partizan olmayan, uluslararası bir politika örgütüdür.”

Vay be..! Türkiye’nin demokrasisini güçlendirmek için bilâ bedel proje geliştirecekmiş arkadaşlar..! Tabii yerseniz!

Derneğin kuruluş amacı, acaba Türkiye’nin iç politikasına yönelik 2019’da henüz başkan olmadan önce Biden’in söylediği sözlerle de örtüşmüyor mu? Ne demişti Biden, “Bu sefer darbe ile değil… Erdoğan’ı devirmek için muhalefet ile işbirliği yapacağız…”

Zaten Kasım 2020’de CHP’li Ünal Çeviköz, “Biden’den beklentimiz Türkiye’de demokrasi vurgusu” dememiş miydi?

Peki, muhalefet dedikleri yani Millet İttifakı ve bileşenleri son dönemde “demokrasi” diye başlayan afili cümleler kurmuyor mu?

Acaba Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Dostlarımızla iktidar olacağız” cümlesi, Washington’da kurulan derneği de kapsıyor mu?

AMERİKA “DEMOKRASİ” DERSE ORADAN SESSİZCE UZAKLAŞIN…

Amerika’dan birileri, “Türkiye’de demokratik güçleri destekleyeceğiz” diye bir ifade kullandığında gece karanlığında cin görmüş katır gibi ayaklarımızı sabit kılıp dikkat kesilmezsek, sonumuzun Irak gibi, Libya gibi, Afganistan gibi olacağını bilmeliyiz.

Çünkü bütün bu coğrafyayı işgal ederken “demokrasi” ihracını bahane etti.

Bugüne kadar işgal ettiği ülkelerde Amerika sadece talancılık yaptı!

Milyonlarca sivilin ölümüne, ülkelerin parça parça edilmesine, devlet mekanizmalarının çözülmesine neden oldu!

Afganistan’dan çekiliyor ama şu anda orada devlet otoritesi can çekişiyor. Irak’tan çekilecek ama işgal ettiği günden bu yana Irak diye bir ülke kalmadı. Parça parça edildi. Ölen sivillerin sayısı bir milyonu aştı. Terör grupları sadece Irak’ı değil, Türkiye’yi, Suriye’yi, İran’ı tehdit edecek boyutlara ulaştı.

AB SURİYE’Yİ İMAR ETMEZ. ETSE ETSE PKK TERÖR KORİDORUNU İMAR EDER. ORAYA DA KİMSE DÖNEMEZ.

Bakın, Amerika, NATO zirvesiyle yeniden Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyelerine “sahaya dönüyorum” sinyali verdi.

Aynı günlerde, Türkiye’ye de demokrasi kisvesiyle müdahale sinyali veriyor.

Tam da böyle bir dönemde, CHP lideri Kılıçdaroğlu, Gaziantep ziyareti dönüşü çok çok dikkat çeken ifadeler kullandı.

“Suriye’nin yolları, köprüleri, hastaneleri yapılmalı. Bunu yapacak AB’dir, ondan sonra buradaki Suriyelilere ‘kardeşim eviniz, yolunuz, okulunuz, hastaneniz var, buyurun kendi ülkenize gidin’ dememiz lazım. Bunu AB yapar mı, yetkililerin bize söyledikleri, ‘elimizden gelen her türlü katkıyı yaparız’ diyorlar. Biz de bu çerçevede politika izliyoruz” dedi.

Anlaşılan AB’den birileri Kılıçdaroğlu’na, “Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen PKK terör devletinin imarında rol alacaklarını” anlatırken…

Sayın Kılıçdaroğlu, bunu bütün Suriye olarak algılamış ya da bize öyle yutturuyor.

Ve Suriyeli geçici koruma altındaki insanların AB’nin inşa edeceği PKK bölgesine elini kolunu sallaya sallaya döneceğini vehmediyor!

Birincisi, şu anki Suriye’den doğrudan sorumlu olan ülkelerin başında Amerika ve AB var. Ve Türkiye’nin “biriket evler” projesine bile bir Euro katkı vermeyen AB’dir.

İkincisi, Suriye’yi bölüp PKK terör devletini kurmak isteyen yegâne güç Amerika ve partneri AB.

Üçüncüsü, AB’nin Suriyeli geçici koruma altındaki insanlarla ilgili “entegrasyon” projelerinin tamamı uzun vadede büyük sorunlar doğuracak projeler. Dahası, AB kendi içinde uyumu ve birliği savunurken bize ve bölgemize sürekli etnisite, coğrafya ve milliyetler üzerinden ayrışmayı öneren bir düşünceye sahip.

Dördüncüsü, Suriye’den kaçanlar sadece Esad’dan kaçmadı. Amerika’nın kara gücüm dediği PKK terör örgütünden… Trump’ın tanımıyla, “Anası Hillary, babası Obama olan” DEAŞ terör örgütünden…

AB ülkelerinden bölgeye gelen ismini sayamadığımız birçok teröristten kaçtı.

Ama nedense, Sayın Kılıçdaroğlu, AB’nin Suriye’yi imar edeceğini ve bu imar işinden sonra da iktidara geldiklerinde Suriyelileri evlerine geri göndereceğini söylüyor. “Bize söz verdiler” de demeyi ihmal etmiyor..!

***

Türkiye’yi “yumuşak güç” ile vuruyorlar, haberiniz olsun.

Yeni Şafak Gazetesi

yazının devamını okuyun