Yüzsüz çemkirgenin İngiliz büyükelçisi ile gittiği balıkçıdaki fotoğrafını kim servis etti

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk

Yüzsüzlük yapıyor… Arsızlaşıyor. Sorgulayan, soru soran, eleştiren kim varsa üstenci bir bakışla çemkiriyor.

“Tatil bana çok yakışıyor” diyen de, “Alışacaksınız” diyen de, “İngiliz sefiriyle balık yemek, karla mücadele kadar önemli” diyen de… Bunları derken, etrafına çemkiren de aynı isim.

Yağmur yağar, gök çatlar alt geçitlerde kimsesizler sel sularında can verir… Beyimiz Bodrum’da tatildedir. Eleştirilince “Tatil bana çok yakışıyor” diyerek pişkin pişkin etrafına çemkirir.

Elazığ’da depremzedeler henüz enkaz altındadır, orada verdiği görüntüden bir gün sonra Palandöken’de kayak yaparken fotoğrafı çıkar, “Alışacaksınız kardeşim” diye efelenerek çemkirir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde kayaklı fotoğrafı eleştirilmek istenir… Kayak sözcüğü üzerinden küfür ederek çemkirir. (Burada bizim imalı bile ifade edemeyeceğimiz bayağılıkta bir galiz küfür)

500’den fazla belediye aracının kabak lastikleri, ehliyetsiz ve liyakatsiz sürücüleri ve iş bilmez yönetimi yüzünden yolları tıkanır… Binlerce İstanbullu 15 saati aşkın yollarda mahsur kalır… Beyimiz o saatlerde herkesten gizlice İngiliz Büyükelçisi ile balıkçıda yemektedir.

Yemek fotoğrafını, onu Beylikdüzü’den iyi tanıyan yerel bir gazeteci paylaşır… Ama o umursamaz.

Parayla bağladığı trolleri, fotoğrafı ve yemeği yalanlama yarışına girer… Kendisi sessizliğe bürünür… Saatlerce bekler. Sonunda balıkçı çıkar açık açık “Geldiler. Yemek yediler. Gittiler” der… Beyimiz iki gün sonra çıkıp pişkin pişkin etrafa çemkire çemkire, “Evet gittim yemek yedim. İngiliz Büyükelçiyle yedim. Karla mücadele kadar önemli bir görüşme yaptım” der.

İlginçtir içeride çekilen fotoğraflardan hiç söz etmeden, dışarıdaki kamera kayıtlarının peşine düşeceğini söyler.

Hem, iş bilmez, hem arsız, hem çemkirgen, hem yüzsüz.

***

İstanbullularla dalga geçiyor. Bizlerle alay ediyor. “Alışacaksınız” demedim mi diyor. Alıştığımızı sanıyor.

Ona oy verenlerin de vermeyenlerin de burnundan fitil fitil getiriyor. “İstanbul nimet nimet” diye oy istedi, “İstanbul külfet külfet” diye gün geçiriyor. Herkesle alay ediyor, insanlara çemkiriyor.

O önünden giden kar küreme aracı sayesinde güvenle balıkçıda, İngiliz sefiriyle yemek yerken, binlercemiz araçlarımızı terk edip 7-8 saat yürüyerek evimize ulaşabildik.

Binlercemiz AVM’lere, camilere sığındık. Binlercemiz aracımızda sabahladık.

Beyimiz o anlarda balık yiyor, keyif çatıyordu. Elemanı da İsviçre’deki kayak tesisinden, İstanbul’daki vahameti eleştirenlere “trol” diyerek laf yetiştiriyordu.

İstanbul’a yağan kar gerçekti. Gerçek elbette, yalanı ve üstü örtüleni açığa çıkarandı. İstanbul’daki illüzyon “kar” ile yerle bir oldu. Yüzsüzce çemkirenin gerçek yüzü ortaya çıktı. Ona oy verenler bile dökülen makyajın altından çıkan çemkirgen yüzü gördü.

Balıkçıdaki fotoğrafların kaynağı CHP Genel Merkezi olabilir mi?

Şimdi gelelim o önce inkâr sonra kabullenilen balıkçı fotoğraflarının kaynağına.

Balıkçı fotoğrafını, dedim ya Beylikdüzü’nden bu yana bir şekilde hukuku olan bir yerel gazeteci sosyal medya hesabından paylaştı. Paylaşırken de “Sakın inkâr etmeye kalkışmayın” dedi. Ama ne fayda.

Koca koca siyasetçiler, tanınmış gazeteciler, uluslararası sanatçılar bile “Fotoğraf yeni değil” diye kampanya yaptı.

Peki, o fotoğrafı kim çekti? O yerel gazeteciye kim ulaştırdı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu balıkçıdaki yemek fotoğrafı skandalından sonra neden “Siz halk belediyeciliği yapın” diyen sosyal medya paylaşımında bulundu?

Yoksa CHP içindeki cumhurbaşkanlığı adaylığı yarışında kozlar böyle mi paylaşılıyor?

Balıkçıdaki fotoğraflar, genel başkanına rağmen cumhurbaşkanlığına aday olmayı kafasına koymuş İstanbul’un belediye başkanının ipinin çekilmesi için kullanılmış olabilir mi?

Kemal Bey, “Çağırdım konuştum. Ekranlardan söyledim. Ama anlamadı. O zaman haddini bildirin” demiş olabilir mi?

O fotoğraflar CHP Genel Merkezi kaynaklı olabilir mi?

Bilmiyoruz. Ama bu soruları sormamıza neden olacak önemli bir ayrıntı var.

Dikkat ettiyseniz, yüzsüzce etrafa çemkiren isim, balıkçıda çekilen fotoğrafları “Kim çekti? Kim servis etti” diye peşine düşmedi.

Peşine düştüğü şey, araçlarının balıkçının sokağına girdiğini gösteren güvenlik kamerası görüntüleri. Ve o görüntülerin kim tarafından servis edildiği.

Oysa ilk başta içerideki fotoğrafları çeken ve servis edenin peşine düşmek gerekmez mi?

Millet caddelerde mahsurken sizin İngiliz Büyükelçi ile aynı karede boy boy fotoğraflarınız çekiliyor, onun peşine düşmüyorsunuz, güvenlik kamerası görüntülerinin peşine düşüyorsunuz.

Burada bir gariplik yok mu?

Sahi söyleyin hele Sayın Kılıçdaroğlu bu yaşananlardan sonra sizi arayıp “Geçmiş olsun” dedi mi?

Alnında rabbiyessir görünen İstanbul’un ikinci fatihi, bütün itibarını, bütün cilasını balıkçının birinde İngiliz Büyükelçisinin huzurunda sobanın içinde yaktı.

Ve Kemal Bey o gece derin bir iç huzuruyla uyudu.

Yanılıyor muyum?

Hasan Öztürk / Yeni Şafak Gazetesi

yazının devamını okuyun