Terörle mücadelede elde edilen başarılar muhalefetin gündemine neden hiç girmiyor? Yoksa?

Mehmet Acet
Mehmet Acet

4,5 sene kadar önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yurt dışı seyahatlerinden birinde, birkaç meslektaş, MİT Başkanı Hakan Fidan’la ayaküstü bir sohbetimiz olmuştu. Fidan, o sohbette, Suriye ve Irak’ta yürütülen sınır ötesi operasyonlara atıfla şöyle bir cümle kurmuştu:

“Bütün çabamız şeytanları dışarıda tutmak için”

O dönem, içinden geçtiğimiz şartlarda, duyunca ne anlama geldiğini kolayca anlayabileceğimiz bir cümle idi bu.

Şeytanlar derken, kast edilenin PKK ve diğer terör örgütleri olduğu açıktı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı, terörle ‘kaynağında mücadele’ konsepti devreye girmiş, kararlı ve etkin bir süreç ilerliyordu.

Bu yeni konsept ve sınır ötesinde yürütülen operasyonların kıymeti, sınır içindeki terör dalgasının büyük ölçüde sona ermesiyle daha iyi anlaşılmıştı.

Niçin böyle diyoruz?

Çünkü içerideki saldırıların bitmesinin, dışarıda, yani terörün kaynağında yürütülen o operasyonlar sayesinde olduğu çok net bir biçimde fark edilmişti.

Hatırlayalım.

2015 ve 2016’da, sadece Suriye sınırına yakın bölgelerde değil, İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde bile bir ara haftalık aralıklarla patlayan bombalar nedeniyle nasıl bir dönemden geçtiğimizi.

“NEREYE KAÇARLARSA KAÇSINLAR PEŞLERİNDEYİZ”

Birkaç gün önce Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, seri üretim hattından çıkan ilk milli Atmaca güdümlü füzesinin test atışının yapıldığı programda, Türk Silahlı Kuvvetleri ve bünyesindeki Kara Kuvvetleri tarafından 5 yıl içinde 13 büyük çaplı harekât yapıldığını dile getirdikten sonra bir rakam verdi, “24 Temmuz 2015’ten itibaren 18 bin 196 terörist etkisiz hale getirildi. Mehmetçiğin nefesi teröristlerin ensesinde. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, peşlerindeyiz” dedi.

Sınır ötesinde, bir böyle kapsamlı askeri harekâtlarla yürütülen faaliyetler var, bir de MİT’in örgütün tepe noktasına kâbus yaşatan nokta operasyonları.

Sadece sınırın Türkiye topraklarına yakın bölgelerinde değil, çok daha derinlerde de bu operasyonlar yapılabiliyor.

Dün gelen haberde olduğu gibi.

KIRMIZI BÜLTENLE ARANAN PKK’LI, GÜVENDE OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜ YERDE…

PKK’ya yaşam alanı sağlama konusunda cömert bir tutumun sergilendiği Süleymaniye kentine bağlı Kaladize ilçesinde, Türkiye’de pek çok kanlı eylemin sorumlusu olan ve İNTERPOL tarafından kırmızı bültenle aranan, aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’nın Kırmızı kategorisinde yer alan Ulaş Dersim Kod adlı Ulaş Doğan, MİT tarafından düzenlenen operasyonla etkisiz hale getirildi.

Daha önce Türkiye’de pek çok kanlı eylemde imzası olan PKK’lı teröristin, Irak’ın kuzeyinde yaşayan Türklere yönelik sansasyonel eylem arayışı içerisinde olduğu bilgisi var.

Ayrıca, aynı kişinin Irak’ın kuzeyindeki şehirlerde, sivil halkı Türkiye aleyhine örgütlemeye çalıştığı, MİT’in son dönemde Irak ve Suriye’de örgüt yöneticilerine yönelik başarılı operasyonlarına karşılık vermek için bölgedeki Türk vatandaşları hakkında bilgi toplama faaliyetlerine giriştiği belirtiliyor.

Bunun yanısıra, gerçekleştirilen operasyonla, örgüte sadece Kandil’de değil, Süleymaniye’de de rahat hareket etme alanı tanınmayacağı, bölgedeki örgüt işbirlikçilerine de “PKK ile işbirliğinin kesilmesi” yönünde net bir mesaj verilmiş oldu.

Bu son operasyon, birkaç yönden daha üzerinde durmayı hak ediyor.

Birincisi, son dönemde bu türden nokta vuruşları, MİT’in saha hakimiyetinin ne kadar güçlü hale geldiğinde dair işaretler sunuyor.

Suriye sahası gibi Irak sahasında da, istihbarat teşkilatının deyim yerindeyse ‘uçan kuştan haberdar olduğu’ izlenimi veriyor.

Elektronik istihbaratın yanında, olmazsa olmaz olarak nitelendirilen insani istihbaratın güçlü katkısıyla, bu türden etkili operasyonlar yapılabiliyor.

Tabii, teknolojik alanda kaydedilen gelişmeleri, yerli ve milli yapım SİHA’larla yapılan gözlem ve vuruşları da buna eklemeliyiz.

Bunların dışında terörle mücadele alanında görev yapan güvenlik makamlarının birbirleriyle uyumlu ve moralli bir şekilde işlerine yoğunlaşmış olmalarını da, bu başarının arkasındaki temel bir faktör olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.

Başlıktaki soruyu hatırlatmadan yazıyı bitirmiş olmayalım:

Terörle mücadelede elde edilen başarılar muhalefetin gündemine neden hiç girmiyor?

Bu konuya eğilmeleri halinde iktidarı övmüş olmaktan korkuyorlarsa eğer, kendileri iktidara gelmeleri halinde ne yapacaklarını söyleyebilirler.

Neden derseniz, sergilemekte oldukları sessizlik tutumu, bugünkü kararlılığın öyle bir durumda devam etmeyeceğine dair çok fazla kuşku uyandırıyor.

YENİŞAFAK

yazının devamını okuyun