Macron’un Türkçe mesajı Ankara’da nasıl yorumlandı?

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un önceki gün sabah saatlerinde attığı Türkçe tweeti görünce, hemen herkesin yaşadığı şaşkınlığın bir benzerini ben de yaşadım.

 

 

Bizim ‘Küçük Napolyon’ acaba ne yapmaya çalışıyordu?

Durup dururken içine bir ilham mı doğmuştu?

 

 

Aylardır, adım attığı her yerde Türkiye’nin yolunu kesmeye çalışırken birdenbire ne olmuştu bu adama böyle?

Teşbihte hata olmasın rezervimi koyarak bir cümle daha kurayım:

Sanki gece gündüz kafayı çeken bir adamın bir anda tövbe edip caminin yolunu tutması gibi bir şeyi andırıyordu Fransa Cumhurbaşkanı’nın yaptığı.

Farkındayım, biraz daha böyle cümleler kurmaya devam edersem konu magazinleşecek.

Halbuki önemli bir konuda kalem sallıyoruz ve benim de hemen ciddiyetimi takınmam gerekiyor.

Ne demişti Macron o tweetinde önce onu hatırlayalım:

“Ajaccio’da, Türkiye’ye net bir mesaj gönderdik: İyi niyetli, naiflik olmaksızın sorumlu bir diyaloğu yeniden açalım. Bu çağrı bundan böyle Avrupa Parlamentosu’nun da çağrısı. Görünüşe göre de işitilmiş. İlerleyelim.”

Macron bu paylaşımı Cumartesi sabah saatlerinde yaptı.

Aynı günün akşamında, aynı mecrada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, kimi çevrelerde Macron’un çağrısına cevap olarak yorumlanan bir paylaşımı oldu.

Şu şekilde:

“Biz, samimi her çağrıya kulak vererek diplomasiye olabildiğince alan kazandırmak, sorunları diyalog yoluyla herkesin kazanabileceği bir çözüme kavuşturmak niyetindeyiz. Ülkemizin bir damla suyunu da bir karış toprağını da bu vizyonla savunmayı sonuna kadar sürdüreceğiz.”

Evet belki bu Macron’a bir cevap olabilir ama aynı zamanda, Erdoğan’ın, diplomasinin bütün kanallarını işletmeye hazır olmakla birlikte haklarını korumaktan vazgeçmeye de niyeti olmayan ‘irade beyanın’ bir tekrarı olarak da okunabilir bu tweet.

“İLERLE, BEKLEME YAPMA!”

Dün sosyal medyada Macron’un Türkçe tweetiyle ilgili tepkileri izlerken Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi Ali Onaner’in paylaşımını görünce durdum ve içimden “İşte bu” diye bağırarak kahkaha atmak geldi:

Şöyle diyordu Büyükelçi Onarer:

“Okul arkadaşım Macron’a dostça bir tavsiye: İlerle, bekleme yapma, devam et!”

Sosyal medyada biraz daha ilerleyince, Fransa Cumhurbaşkanı’nın Cumartesi sabahı Türkçe olarak attığı tweetin kısa bir versiyonunu, Fransızca olarak 10 Eylül’de attığını öğrendim.

Macron, o zamanki paylaşımında da Korsika’da yapılan Med7 toplantısına göndermede bulunarak şöyle demiş:

“Türkiye ile sorumlu, naiflik olmaksızın iyi niyet çerçevesinde yeniden diyalog kurmak istiyoruz.”

Bu bilgi bize ne anlatıyor?

Şöyle düşünmekte bir beis olmasa gerek:

Demek ki Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye konusunda birden bire aklına estiği için değil, belli bir strateji ya da taktik ile hareket ediyor.

Başka bir deyişle, Macron, evet, Türkçe tweet atarak Ankara’nın dikkatini daha fazla çekmeye çalışıyor diye düşünebiliriz ama bu bir taktik ya da strateji ise, yeni bir durumla karşı karşıya değiliz anlamına geliyor.

“AB İÇİNDE YALNIZ KALDIĞI İÇİN ‘ROL ÇALIYOR”

Yazıya başlamadan önce bu tutumun, Macron’un attığı Türkçe tweetin Ankara’da nasıl karşılandığını araştırdım.

Yönetim kademesinde pozisyon sahibi olan isimleri yokladım.

Bu konularda mesai harcayan üst düzey bir yetkili, Macron’un Türkçe tweetiyle ilgili değerlendirmesini sorduğumda “Kişisel görüş” rezervini koyarak şöyle bir yorum yaptı:

“AB içinde yalnız kalıp Türkiye’nin diplomatik manevralarıyla köşeye sıkışınca rol çalmak”

Bu bir cümlelik değerlendirmeyi kendi cümlelerimiz üzerinden biraz açalım:

Macron’un Avrupa Birliği ülkelerini peşine takarak Türkiye’ye karşı ortak bir cephe oluşturma çabalarında bugüne kadar başarılı olduğu söylenemez.

Akdeniz’e kıyısı olan Avrupa ülkeleri evet, Macron’un çağrısıyla Korsika’da bulunmayı kabul ettiler ama Macron’un o zirveden (Med7 Zirvesi) Türkiye’ye karşı sert bir ültimatom çıkarma çabası bir işe yaramadı.

‘Rol çalma’ ifadesi burada yerli yerine oturabilir.

Sonuç kendi istediği gibi olmayınca, bu defa yanına çekmeye çalıştıklarının durduğu yerde pozisyon alarak ‘rol çalma’ çabası olabilir bu.

Malum, Macron’un Fransa’nın askeri gücünü öne atarak Avrupa’nın yeni lideri olma arayışlarından aşırı derecede rahatsız olan bir ülke var.

Almanya.

Almanlar, Macron’un bu ana hedef için Türkiye’yi ve Doğu Akdeniz meselesini araçsallaştırma niyetinin farkındalar ve işin diplomasi yoluyla çözülmesini tam da bu nedenle istiyorlar.

Bu durumda, bizim Küçük Napolyon’un sadece İtalya, İspanya gibi Akdeniz’e kıyısı olan diğer AB ülkelerinden değil, bu aşamada örgütün ekonomik devi olarak lokomotif ülkesi olan Almanya’dan da ‘rol çalma’ güdüsüyle hareket ettiği düşünülebilir.

Öyleyse eğer, Macron’un “İlerleyelim” diye biten tweetine “İlerle, bekleme yapma” diye cevap vermek tam isabet olabilir.

Mehmet Acet / Yeni Şafak Gazetesi

yazının devamını okuyun