“Allah insanı iddiasından vurur”, daha bunu anlamadın mı

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk

“Allah insanı iddiasından vurur” demiş büyük şair İsmet Özel. İsmet Bey aslında ilahi bir kaideyi veciz olarak söylemiş. Zira bizim inancımıza göre, Allah dünyada kullarını en iddialı oldukları konularda sınar. Ve ne hikmetse insan “benliğini, egosunu yenemediği müddetçe” çoğunlukla kaybeder.

Tıpkı Bülent Arınç’ın kaybettiği gibi..!

“BENİM ÖZGÜL AĞIRLIĞIM VAR”

“Benim özgül ağırlığım var. Ben sadece bir siyasetçi değilim” diye başlayan cümlelerle, yol arkadaşı Erdoğan’a ta Belgrad’daki Kale Meydan’dan ayar vermeye kalktığında “iddiasından sınandığı günlerdi” Arınç’ın ve kaybetmişti.

***

Meclis Başkanı olduğu dönemde Hanımefendi ile birlikte Deniz Feneri Derneği’ne aynî ve nakdî yardımda bulunmuştu. Programlarına katılmıştı. Ama sonra aynı derneğe Erdoğan’ı yıkmak için “FETÖ’nün kurduğu ilk kumpasa” (Benim ifadem değil, önceki Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın ifadesi) sorgusuz sualsiz inanmıştı. Çıkıp ileri geri konuşmuştu. Sınavı yine kaybetmişti.

AB İLE AYNI DİLİ TERTCİH ETTİ: “MUHATAP HÜKÜMETTİR”

2015 yılında Avrupa Birliği temsilcisinin “Bizim muhatabımız hükümettir” dediği günlerde… Yani “Erdoğan’ın Beştepe’ye hapsedilmek istendiği” dönemde. Kameraların karşısına geçip, “Çözüm sürecinde muhatap hükümettir” cümlesini kuran da Arınç’tı. Ve yine sınavı kaybetmişti.

“AVUKATLIK CÜBBEMİ GİYMEK İSTİYORUM”

15 Temmuz 2016’daki FETÖ’cü darbe ve iç işgal girişimine kadar “paralel yapı” mevzusunda hiç oralı olmadı. 15 Temmuz’dan sonra “görememişiz” diye yuvarlak bir laf söyledi.

Sonrasında Kanun Hükmündeki Kararnamelerle (KHK) devletten uzaklaştırılan FETÖ’cülerle ilgili çıkıp, “KHK’lıları gördükçe içim sızlıyor. Avukatlık cübbemi giymek istiyorum” diyerek sınavı yine kaybetti.

KOZMİK ODA’NIN ANAHTARI ARINÇ’IN KAPISINDA BULUNMUŞTU YA HANİ

Sayın Arınç’ın kaybettiği sınavlardan birine bizzat şahit olmuşluğum da var.

Hani şu meşhur “Kozmik Oda”ya giden yolda, “Arınç’a suikast iddiası”nın ortaya atıldığı dönemden söz ediyorum.

Bir gün haber merkezlerine ajanslardan şöyle bir haber düştü: “Arınç’ın evinin önünde bazı askerler yakalandı. Askerlerden birinin üstünde Arınç’ın evinin krokisi bulundu. Hatta o asker krokinin çizili olduğu kâğıdı tam yutmak üzereyken bir kahraman polis buna engel oldu. Kâğıdı askerin boğazından çıkarttı.”

Bu haberin geldiği günün akşamında ÜLKE TV canlı yayınında “Yeşilçam filmlerinde bile olmayacak senaryo. Bu kadar da olmaz ki.. Bizim buna inanmamızı beklemesinler” dedim. Yayın bitti hemen ardından Arınç daha sona “trol” diye itham ettiği bir arkadaşımı arayıp, “O beyaz saçlı arkadaşa (beni kastediyor) söyle suikast meselesini bilmiyor. Gerçek bu” dedi. Dedi diyorum zira telefon konuşması sırasında arkadaşın yanındaydım.

Ardından Ankara’daki görüşmemizde de “Sen bu mevzuyu bilmiyorsun” diyerek bana hafiften çıkışmıştı da…

Peki, ne oldu?

Devletin kozmik odasının kapısını açmak için “Arınç’a suikast iddiası” uydurulmuştu, ortaya çıktı. Arınç’ın kendisi de bunu kabul etti.

Yani yine iddiasından vuruldu ve sınavı kaybetti.

“BEN DAHA KRAL ÇIPLAK DEMEDİM Kİ”

“Nerden baksan tutarsızlık” diyor ya şair.

Bülent Arınç, 2015’te yine Erdoğan ile ters düştüğü bir konuda çıkıp, “Ben daha kral çıplak demedim ki” diyerek aleni olarak tehdit dili kullanmıştı.

Hatta daha da ileri giderek “Kral çıplak denecek günler gelecek” diye de ilave etmişti. Kendisini “kral çıplak” diyecek “çocuk masumiyetinde” gören Arınç’a o gün “O zaman ilk taşı günahsız olanınız atsın, atabiliyorsa” demiştik.

Arınç, “Cumhurbaşkanı üçümüzden biri olmalı” diyendir. Yine Davutoğlu’nun başbakanlığına giden yolda kendisinin başbakanlığı için de bastıran bir siyasetçidir.

Yani sakin, mütevazı görüntüsüyle birlikte “iktidar hırsı” olan bir figürdür.

İhtirası her seferinde sınanmıştır ve o, ihtirasına hep yenik düşmüştür.

“Allah insanı iddiasından vurur” diyor ya hani İsmet Bey… Arınç’ı iddiasından onlarca kez vurmuştur ve yaşı kemale ermiş olan Arınç yine iddiasından vurulmuştur.

Başından bu yana karşı olduğu “Cumhur İttifakı”na her vesile ile ateş eden Arınç bu kez hukuk reformunu eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile Kızıl Soros Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına indirgemiştir.

Ne Yasin Börü’yü, ne binlerce şehidi, ne binlerce masum Kürt’ü görüştür. 2015’te kendisinin de içinde bulunduğu çevrelerce bu millete “cici çocuk” olarak lanse edilen Demirtaş’ı “kitabı” üzerinden görmüştür. Kavala ile ilgili iddiaların tamamını çöpe atarak tutukluluğunu ve yargılanmasını boşa çıkarmıştır. Bunu da bize göre sırf Cumhur İttifakı’nda bir çatlak oluşturabilmek için yapmıştır.

Muhatabına not: Yazıda konu edilen hususlar 2015’ten bu yana defalarca bu sütunda dile getirilmiştir.

YENİŞAFAK

yazının devamını okuyun