“Türk ordusu satıldı” diyen; Karabağ’da Ermeni, Libya’da Hafter, Ege’de Yunan, Suriye’de PKK’dır.

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül

“Türk ordusu satıldı” diyen adam, PKK ağzıyla konuşuyor. DHKP-C ağzıyla konuşuyor. “Türkiye Ekseni”ne karşı kimler cepheler açıyorsa, Türkiye’ye kimler saldırıyorsa onların ağzıyla konuşuyor. Darbe geleneğinin bir uzantısı olarak konuşuyor.

“Türk ordusu satıldı” diyen adam, askeri vesayet ağzıyla konuşuyor. ABD vesayeti ağzıyla konuşuyor. Avrupa ağzıyla konuşuyor. Batı’nın sömürgeci aklı, geleneği, milletlere yaşattığı vahşetin sözcüsü olarak konuşuyor.

“Türk ordusu satıldı” diyen adam; terörün bitmesini, ardı ardına gelen zaferleri içine sindiremez.

“Türk ordusu satıldı” diyen adam, asla bu ülkenin hamurundan değil. Asla bu milletin genetiğinden değil. Asla bu milletin siyasi tarihinin parçası değil. Asla Anadolu irfanından, duygusundan, ideallerinden nasiplenmemiş.

“Türk ordusu satıldı” diyen adam, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında. Suriye’nin kuzeyinde, Afrin’de, El Bab’da verilen mücadelede, Irak’taki güvenlik operasyonlarında, güney sınırlarımızı güvenli hale getirmek için verilen mücadelede Türkiye’nin karşısında.

“Türk ordusu satıldı” diyen adam, Karabağ zaferini içine sindiremez, Karadeniz’de doğalgaz bulmayı kabullenemez, şehirlerimizde sivil katliamlar yapan terörün kökünün kazınmasını kaldıramaz. Doğu Akdeniz’de bütün Batı dünyasına karşı verilen mücadeleden gurur duyamaz, Türkiye için sevinemez.

Karabağ’da Ermeni, Libya’da Hafter, Suriye’de PKK, Ege’de Yunan olurlar.

Bu türler; Karabağ’da Ermeni, Ege’de Yunan, Akdeniz’de Fransız, Orta Doğu’da ABD, Filistin’de İsrail, Libya’da Hafter, Suriye’de YPG, Irak’ta PKK’dır.

Bu türler; bir süredir muhalefet kimliğinden “iç işgalci” kimliğine geçmiş olan “Cephe”nin tetikçileridir. Yeniden vesayet düzeni kurmaya çalışan ABD, Avrupa aparatlarıdır.

Batı’nın 21. yüzyıla dönük en büyük projelerinden biri olan “Türkiye’yi durdurma” planının içerideki uzantısıdır. Bu yüzden terörle mücadeleye, Suriye’deki operasyonlara, Libya müdahalesine, Karabağ’ın kurtuluş mücadelesine hep karşı durmuşlardır. Bu cephelerin her birinde Türkiye’nin karşısında kim varsa onların safında yer almışlardır.

Açık açık dış müdahale çağrısı yapmaya utanmazlar!

İnanıyorum; Akdeniz’de Libya’ya giden Türk gemisine baskın yapan Almanya’ya gizli gizli alkış tutmuşlardır. AB’nin “Türkiye’ye ambargo” kararını hararetle, umutla bekliyorlardır.

ABD’ye ve AB’ye açıktan “Türkiye’ye müdahale et” çağrıları yapanlar, bütün umutlarını dış müdahaleye bağlayan, “Gerekirse Türkiye parçalansın ama müdahale edilsin” diyebilen alçakça bir beklenti içine girmişlerdir.

Onlar hiçbir zaman Türkiye olmamıştır. Anadolu olmamıştır. Selçuklu, Osmanlı olmamıştır. Yüzyıllardır coğrafyayı dizayn eden o siyasi genetikten olmamıştır.

Onlar, Türkiye’nin yüz yıl sonra yeniden ayağa kalkmasını içeride durdurmaya çalışanlardır. ABD-Avrupa ekseni, İsrail ve birkaç Arap ülkesini de yanına alarak Güney’den ve Batı’dan kuşatırken onlar da içeriden kuşatma için görevlendirilmişlerdir.

Satılmışları 15 Temmuz’da gördük. Siz yine onları çağırıyorsunuz, belli.

“Türk ordusu satılmış” diyen adam, tek kişi değil. Bu söz bir kişinin aptallığı, patavatsızlığı, cahilliği değil. Bu, yeni bir siyasi akım, örgütlenme, ittifak ve çok tehlikeli bir hareketin örgütlenmesidir.

Onlar; milletiyle omuz omuza veren, güç birliği yapan, Türkiye için cepheden cepheye koşan milletin ordusunu değil, ABD adına darbe yapan, İsrail adına 28 Şubat yapan, milleti ile kavga eden ordu istiyorlar.

Onlar, 15 Temmuz’da olduğu gibi milleti kurşunlayan, Meclis’i bombalayan, ABD ve İsrail için Türkiye’ye saldıran ordu istiyor. Böyle bir ordu üzerinden Türkiye’yi yeniden Atlantik eksenine teslim etmek, Türkiye’ye bir kez daha diz çöktürmek istiyorlar. Onlar, Batı’nın Türkiye’yi birkaç parçaya bölmesine ramak kala o projenin paramparça olmasından deliye döndüler.

Kore’ye giderken ‘satılmış’ demediniz.

Türk ordusu Kore’ye giderken satılmış demediler. NATO adı altında Avrupa güvenliğini korurken satılmış demediler. Bütün bölgede İsrail güvenliğini sağlarken satılmış demediler. İsrail’le tank anlaşmaları, silah anlaşmaları yaparken satılmış demediler.

Ama o ordu kendi havzasına döndü, Türkiye’yi yükseltmek için büyük bir mücadele başlattı, hemen “satılmış ordu” demeye başladılar. 2023 öncesi son büyük milli mücadeleden nefret eder cümleler sarf etmeye başladılar.

Türkiye Katar’ın işgalini önledi.

Şimdi “Katar’a satılmış” öyle mi! O gün, o gece ne oldu zerre bilgileri yok. 5 Haziran 2017’de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Katar Emiri’ni devirip yerine Londra’daki yeğenini getirmek istedi. İki ülkenin askerleri sınırdan Katar topraklarına girdi bile. Türkiye, sarayı korumaya aldı, Emir’i ve yönetimini korudu. BAE-Suud darbesi boşa çıktı. Aslında bir ülkenin işgali önlendi.

Ama onlar için bunun hiçbir önemi yok. Onlar Türkiye ile savaşıyor. Onlar için, her şey bu amaçla kullanılır. Çünkü hesaplaşmaları bu ülke ile. Dünyada kim kimi işgal etmiş, Türkiye ne kadar etkili olmuş, neleri önlemiş, ne tür eski sorunları çözmüş, Türkiye’ye yönelik hangi saldırıları durdurmuş, umurlarında bile değil.

FETÖ sonrası oluşum: Muhalefet hareketi değil, müdahale oluşumudur.

FETÖ üzerinden yapılan son büyük saldırıdan sonra içeride kurulan ittifak, başarısız olan bir işgali, müdahaleyi yeniden yapmak için dizayn edildi. Son günlerde bu yapıya alabildiğine güç veriliyor. Siyasi örgütlenme, medya örgütlenmesi, toplumsal belleğin zehirlenmesi, müthiş bir çalışma yürütülüyor.

Tekrar edeyim; bu bir muhalefet hareketi değil. Müdahale oluşumudur. “Türk ordusu satıldı” diyen adam da işte bu müdahale oluşumunun sözlerini tekrarlıyor.

CHP dış müdahalenin içerideki odağı, terör için bir sığınak oldu.

Türkiye’nin kurucu partisi CHP bütün bu oluşumların ana çatısı haline getirildi. Türkiye ekseninden çıkarılıp, bu müdahale cephesinin ana üssüne dönüştürüldü. Terör örgütleri için bile bir sığınak, bir odak haline getirildi. Bu haliyle CHP, Türkiye için öncelikli “milli güvenlik sorunu”dur.

Ama “Türkiye Ekseni” kuruldu bir kere. Her geçen gün daha da güçleniyor, güçlenecek. Bu Eksen’i ABD durduramadı, Avrupa durduramadı, İsrail durduramadı. Bütün terör örgütlerini seferber ettiler yine durduramadılar.

Siz de durduramayacaksınız.

Yenişafak

yazının devamını okuyun