'Hattırı zıttırı. Ne diyon lan?'

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk

CHP’nin son kurultayına giderken dişe dokunur genel başkan adaylarından biri olarak ismi öne çıkması beklenen Muharrem İnce çoktan havlu atmıştı. Havlu atmış olması yeterli görülmemiş olmalı ki İnce’nin partisinden ayrılması için bardağı taşıracak bir hamle daha gerekliydi. O hamle de kurultay gününde “tuvalet önü” hamlesiyle geldi.

 

 

Ve İnce’nin CHP’den kopuş süreci hızlandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu her kurultayda kadroları yeniledi. Her kurultayda eski CHP’nin bir yönünü törpüledi, eksiltti. Nihayet son kurultayda hiç olmadığı kadar yeni CHP’yi inşa etti.

 

 

CHP’nin bundan sonraki siyaset yapma biçimini takip etmekte yarar var. Zira eski CHP kalıntıları da tasfiye edildi, ediliyor.

İnce ismi o yüzden çok önemli. Muharrem İnce “Atatürkçü, cumhuriyetçi” olarak bilinen kanadın son temsilcisi gibi. Onun CHP’den kopması ya da koparılması yeni CHP’nin inşası açısından kritik.

Ve kurultaydan neredeyse bir yıl kadar önce başlayan süreçte Muharrem İnce’nin tasfiyesi adım adım işletildi. Kimi zaman itibar suikastı ile kimi zaman doğrudan milletin gözü önünde tehdit edilerek.

BEŞTEPE’YE GİDEN CHP’Lİ İLE BAŞLAYIP “SEN KİMSİN LAN”A UZANAN İTİBAR SUİKASTI

Hatırlarsanız, 2019’un Kasım ayında “Beştepe’ye giden CHP’li kim” diye başlayan tartışmada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu doğrudan topa girmişti. FoxTv’de katıldığı canlı yayında Beştepe’ye giden CHP’liyi “Bildiğini” söylemişti. İşaret edilen isim CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’den başkası değildi. İnce bütün bu ima ve işaretlerden sonra memleketi Yalova’da basın toplantısı düzenlemiş ve “Bu dedikoduların hepsi CHP Genel Merkezi’nde üretilmiştir. Bunu dışarıdaki benim rakiplerim değil partideki bir küçük grup üretmiştir. Bugün partiyi yönetenler benim ciğerimi dağlıyor” demişti.

Tam da o günlerde HalkTv yayınında konuşan, sonradan CHP’li olma Yaşar Okuyan tuhaf bir üslup ile İnce’yi ekrandan tehdit etmişti.

Okuyan aynen şu ifadeleri kullanmıştı:

“Çete var CHP’nin içinde, genel merkezde… Bunlar bana yapılmıştır, hattırı zırttırı. Ne diyon lan? Asarım keserim. İşte beni engellemek istiyorlar. Sen kimsin ya? CHP’ye ihanet ediyorsun. Nokta. CHP’ye ihanet etmek Türkiye’nin geleceğine ihanet etmektir. Nokta. Bak Muharrem İnce beni iyi dinle! Sen beni tanırsın ben de seni tanırım, bu kadar. Nokta koyuyorum. Bundan sonra susma hakkımı kullanıyorum. Anlıyorsun sen beni. Anlıyorsun değil mi? He anla! Sus..!”

O günden bugüne Muharrem İnce’yi CHP seçmeni gözünde “işbirlikçi”, “uzlaşmacı” gibi göstermek için her türlü numara yapıldı. İnce’nin Ayasofya-i Kebir Camii’nin açılışında cuma namazı kılması bile eleştirildi.

Çünkü İnce, potansiyel CHP Genel Başkan adaylarından biriydi. Ve nihayet bardak doldu ve taştı. İnce’nin sinirleriyle oynadılar. Başardılar. İnce artık yol ayrımında. Yeni parti kurma yolunda.

Süreci ben de sizin gibi medyadan takip ediyorum. İşin nereye varacağını da açıkçası tam kestiremiyorum.

Ne var ki Yaşar Okuyan’ın HalkTv ekranından İnce’yi tehdit etmesini hiç unutamıyorum. Son günlerde Okuyan’ın yeniden İnce’ye saldırmasını da ilginç buluyorum.

“AKP’nin Ayasofya’da dini pazarlamasına kendini alet etti. Parti kuracağına turşu kur” dedi Okuyan. Ve bu kez “Sus” denen İnce susmadı. Hatta bir ileri adım daha attı. İş mahkemeye taşındı.

İnce, “Elbise değiştirir gibi parti değiştiren siyasi mevta Yaşar Okuyan’ın hakkımda söylediği yalan ve iftiralarla ilgili dava açacağım. Her partide yaşama özelliği bulunan bu Yaşar’a yalan ve iftiralarını mahkemede ispat etme hakkı veriyorum” dedi.

CHP’nin son kurultayında genel başkan aday adaylarından biri yaklaşık 3 yıl önce karşılaştığımız bir ortamda “Daha akıllısını bulduğumuz gün genel başkanı değiştireceğiz” demişti. Kendisini Kılıçdaroğlu’ndan daha akıllı görmüş olmalı ki onun koltuğuna talip oldu ama esamisi bile okunmadı.

Çünkü Kılıçdaroğlu, CHP’yi “dostları” ile birlikte yeniden inşa etti, ediyor. İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve teşkilattan sorumlu Oğuz Kaan Salıcı’nın yeni CHP’nin inşasındaki rolü ise tartışılmaz. Zaten “dostlar” kavramının içini de onlar dolduruyor.

Sonuçta CHP’nin Atatürkçülük ve Kemalizm ile arasına koyduğu mesafe bugün çok daha büyüdü. Atatürkçüler ve Kemalistler artık yeni CHP’de olmayacak.

Muharrem İnce parti kurar ya da kurmaz bunu bilemem ama gerçek şu: “CHP artık başka bir parti.”

Artık, CHP ile HDP’nin “şeffaf ittifak” için daha gayretli olacağını göreceğiz. Millet İttifakı’nın diğer paydaşı İyi Parti’nin ise fıtratı gereği o şeffaf ittifaka karşı olacağını söylemek de kehanet olmasa gerek.

Bu yıl bitmeden muhalefetin yeniden şekilleneceğini, yeni ittifakların oluşacağını söyleyerek bitirelim.

Hasan Öztürk / Yeni Şafak Gazetesi

yazının devamını okuyun