Edebiyatımızın hüzün tabloları

Edebiyat eleştirmeni yazar Mehmet Nuri Yardım, Edebiyatımızda Hüzün isimli kitabıyla Türk edebiyatının hüzün coğrafyasına yelken açıyor.

Edebiyatımızın hüzün tabloları
Edebiyatımızın hüzün tabloları
GİRİŞ 13.07.2009 13:09 GÜNCELLEME 13.07.2009 13:09

 "Hüzün, insanî bir duygudur ve bize aittir. Üzüntü, keder, gariplik, burukluk karşılamıyor bu sözü. Melâl diye ifade edildi, ama tutmadı. Hüznü bize çok yakıştıran şairler, mısralarında bu duyguyu en ince ve zarif şekilde kaleme alıp yüreklere hitap ettiler. Kültürümüzde hüzün, çok geniş bir şekilde işlendi. Ninnilerimizde, manilerimizde, türkülerimizde ve şarkılarımızda hüzün hâkimdir. Edebiyatımızda da hüzün en yaygın temalardandır. Ayrılık, gurbet ve ölüm konuları işlenirken hüznümüz anlatılmıştır. Edebiyatımızda Hüzün Türk edebiyatının son 200 yıllık geçmişindeki hüzün manzarasını ortaya koyuyor. Erken ölen şair ve yazarlar, çocuklarını ve yakınlarını kaybeden edebiyatçılar, türlü hastalık ve çeşitli sıkıntılarla mücadele eden yazı erbabı, bu kitapta önümüze çıkıyor." diyor yazar Mehmet Nuri Yardım.

Yazar Mehmet Nuri Yardım,  üstat Sezai Karakoç'a ithaf ettiği Yağmur Yayınevi'nden neşredilen Edebiyatımızda Hüzün adlı kitabında, "Sürgünde bir gömür geçiren Falih Rıfkı Atay'ın, 26 yaşında öldürülen Ahmem Samim'in, 34 yaşında veremden ölen İsmail Safa' nın, Türkiye'nin ilk materyalist ismi Beşir Fuat'ın ölümünün, Üç evlat acısı yaşayan Recaizade Muhmut Ekrem'in, Alnına saplanan kurşun ile can veren Ziya Gökalp'in, Sınırda kör kurşunla katledilen Sabahattin Ali'nin, oğlu ile başı dertten kurtulmayan Cemal Süreya'nın evlat acısının doğurduğu hüzünler gibi yüzlerce anektodu bir araya getirmiş.

Edebiyat araştırmalarıyla tanınan Mehmet Nuri Yardım, bu eserinde melankolik ruhlu, serâzat kişilerin yanı sıra, yaşadığı acılara rağmen direnç göstererek ayakta durabilen, ümidini ve coşkusunu hiçbir zaman kaybetmeyen kalem ustalarına da dikkat çekiyor. Bir edebiyatçının, aydının sorumluluk hissi taşıması gerektiğini vurguluyor.  

Hayatını erken kaybedenler, intihara teşebbüs edenler ve ölümü seçenler, türlü hastalıklarla mücadele edenler, evlatlarını, eşlerini erken kaybedenler, bir çok kederi yaşayanlar... Kitapta 19 ve 20. yüzyılda büyük acılar çekerek ömrünü tamamlamış 154 Türk edebiyatçısının ibret dolu ve ilgi çekici hayat parçacıklarını okumak  isteyenlere tasiye olunur:

(Haber 7)

YORUMLAR 2
  • roman presthnick 16 yıl önce Şikayet Et
    müslüman hüzünlenir. Tasavvuf müslümanlığın sanatıdır..İlahi aşkı,sevgiyi temsil eder..Hüzün vicdanı temsil eder..Müslüman hüzünlü olmak zorundadır.. mevlana şems için derki; Şems deyince, Mevlana geçiyordu kendinden Yalan olsun istersen, haber ver sevdiğimden Ne var ise al götür, al götür beni benden Usandım ey sevgili, can olmayan bedenden İşte hüznün anlatıldığı en güzel dörtlüklerden birisi..Ve peygamber efendimiz(s.a.v.) için nice sözler söylenmiştir..
    Cevapla
  • modern müslüman 16 yıl önce Şikayet Et
    müslüman hüzünlenmez. herşeyi Allah'ın kaderde en güzeliyle yarattığını bilir müslüman. Allah'ın verdiği her imtihanı neşe ile karşılar, şükreder. Hüzün edebiyatı müslümanlara yakışmaz.
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Hürmüz'den sonra sıra Kızıldeniz'de mi? Husilerin hamlesi piyasaları alarma geçirdi!
Kılıçdaroğlu çiftini "Daltonlar" örgütü adıyla tehdit etmişti: Barış Karakaş tutuklandı!