Altın Portakal Şiir Ödülü Keskin'in
Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın bu yıl 10.'sunu verdiği Altın Portakal Şiir Ödülü'nün yeni sahibi 'Ba' adlı kitabıyla Birhan Keskin oldu. Keskin'in son kitabı 'Y'ol', nisanda okurlarıyla buluşacak
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle, Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 10'uncusu Altın Portakal Şiir Ödülü'nün yeni sahibi Birhan Keskin oldu. Mehmet H. Doğan (Eleştirmen) Yücel Kayıran (9. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair), Haydar Ergülen (2. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair), Hüseyin Ferhad (5. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair) ve Cevat Çapan (Şair)'dan oluşan seçici kurulun oylarıyla ödül bu yıl, "BA" isimli kitabıyla Birhan Keskin'e verildi. Gülten Akın'dan sonra Altın Portakal Şiir Ödülü'nü alan ikinci kadın şair olan Birhan Keskin'in, "Doğayı ve insan doğasını bütün açmazları, sorunları, çatışmalarıyla, tıpkı 'insanın halleri'ni, 'yeryüzünün halleri'yle birleştirmede gösterdiği gözalıcı başarı gibi, ürpertici bir şiir diline dönüştürmenin yetkin bir örneğini oluşturduğu" için, ödüle değer görüldüğü bildirildi. Birhan Keskin ödülünü, 21 Mart Dünya Şiir Günü'nde gerçekleştirilecek ödül töreninde alacak. | |||||
Filiz Aygündüz'ün Milliyet'te sanatçı ile yaptığı söyleşi haber:
Ba'yı Mart 2005'te yayımladı Birhan Keskin. 'Dilimde yarım bir hece gibi kalan babamın güzel hatırası için...' ithafıyla başlayan kitap, 'Monopoz', 'Monogam' ve 'Monolog' adlı üç bölümden oluşuyordu. 30'lu yaşların sonunda gelen erken menapoz sırasında Keskin'in yaşadığı 'gövdenin kendisiyle ve o gövdedeki değişimlerle başa çıkma, baş etme' sürecinin vardığı 'kesif bir monotonluk dönemi'nin şiirleriydi bunlar.
'Ba', yayımlanmasından 1 yıl sonra, önceki gün, Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın bu yıl onuncusunu verdiği Altın Portakal Şiir Ödülü'yle taçlandırıldı.
Cevat Çapan, Mehmet H. Doğan, Yücel Kayıran, Haydar Ergülen ve Hüseyin Ferhad'dan oluşan seçici kurul, 'Doğayı ve insan doğasını bütün açmazları, sorunları, çatışmalarıyla, tıpkı 'insan halleri'ni 'yeryüzünün halleri'yle birleştirmede gösterdiği göz alıcı başarı gibi, ürpertici bir şiir diline dönüştürmenin yetkin bir örneğini oluşturduğu için' 10. Altın Portakal Şiir Ödülü'ne 'Ba' isimli kitabıyla Keskin'i değer gördü.
21 Mart Dünya Şiir Günü'nde gerçekleştirilecek törenle ödülünü alacak olan Birhan Keskin, sorularımızı yanıtladı.
'Ne mutlu bana derim'
Altın Portakal'ı kazandığınızı öğrenince neler hissettiniz?
Bugüne kadar hiçbir ödüle katılmadım. Hatta hafif bir karşı duruşum vardı ödül mekanizmasına. Sadece bu kadar da değil. Hiçbir imza gününe de katılmadım, kitaplarımla ilgili yapılabilecek birtakım 'event'lere de... Duruşu böyle olan birine ödül vermeleri önemli benim için. Bir de bugüne dek Altın Portakal'ın verildiği hemen hemen bütün şairler, Türk şiiri içinde önemli birer adı olduğunu düşündüğüm insanlar. Onlarla bu ödül nedeniyle yan yana durmak, sevinç verici.
Jüri, ödülün size verilmesine gerekçe olarak 'ürpertici şiir dili' ifadesini kullandı.
Ürpertici bir dil olarak görmeleri, beni açıkçası mutlu etti. Şiirdeki ürperticilik başka bir gerçeklik. Şiir zaten bir gerçekliğin üstüne çıkıp orada başka bir üst gerçeklik yaratmakla ilgili. Dolayısıyla bunu yapabilmişsem ne mutlu bana derim.
Siz de şiire dönüştürdüğünüz doğa ve insan doğası için, diğer anlamıyla 'ürpertici' sıfatını kullanıyor musunuz?
Dünyada olma ve insanın dünyada bulunma hali ürpertici bir duygu, çünkü insan bilince sahip tek yaratık. Ve bu bilinçle iyi yaşamak azap verici, ürpertici. Bunu şiire ne kadar taşıdım, ne derecede başarılı oldum bilmiyorum ama o üpertici bilginin ışığında yazdım bütün şiirlerimi.
Lirik ve ironik ödül
'Ba' acılı bir sürecin şiirlerinden oluşuyor. Bir dönem yaşadığınız acıların dizelere geldiği şiirlerin bir yıl sonra ödüllendirilmesi ilk şiirleriniz kadar ironik, son şiirleriniz kadar da lirik...
Hayat; keder, sevinç, keder, sevinç.. diye gidiyor. Bu ikisi arasında salınan bir şey ömür dediğimiz, hayatın bütünü bu. Ya savaş ve barış ya da kah acı ve huzur hali... Zıtlıklarla varolan bir şey hayat dediğimiz. Evet zor bir dönemdi, o dönem bir kitap oldu... Acılı ve zahmetli bir dönemi yazıp ödül almak da ironik bir şey tabii.
Sanki son dönemlerde şiirde olumlu kıpırdanmalar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şiir, son 20 yıldır aşağı doğru bir ivmeyle gidiyordu. Romanın ön plana çıktığı 3 - 5 yıldır, öykünün de atağa geçtiği bir süreç var. Ama şiir hep sabit bir çizgi izledi. Bu kıpırdanış olmak zorunda. Çünkü bu işin kaynağı, suyun başı burası; şiir denilen şey. O kıpırdanmazsa, yeterince ivme kazanmazsa romanın da öykünün de gidilebileceği noktalar ne yazık ki hep güdük kalır.
Yeni şiir kitabınız 'Y'ol' nisanda çıkacak. Bu kez nasıl şiirlerle karşılaşacağız?
'Y'ol' iki bölümlü bir kitap aslında: İlk bölüm, 43 parçadan oluşan tek bir şiir. 'Eski Dünya' adlı diğer bölümde ise 14 bağımsız şiir var. Bu kitap, şu ana kadar geldiğim yolda bir sıçrama anı. Bir fırlama rampası gibi.
Hangi anlamda?
Her anlamda. Çünkü 'Taş Parçaları' adını verdiğim 43 parçalık büyük şiir, 55 günde yazıldı. Teknik anlamda şiir işçiliğinden uzak durarak, bilinç akışıyla yazdım.
Ağırlıklı bir teması var mı?
Bir ayrılığı, o ayrılıktan sonraki şiddetli ruh halini anlatıyor. Bir sürü şeyden ayrılık hali olarak okunabilir. 'Eski Dünya'daki şiirler ise 'Ba'da yer alan iki bölümün devamı niteliğinde. Ama iki parçanın da buluştuğu bir omurga var: Adalet ve zalimlik.
Kitabın ismi 'yol' ve 'ol'un karışımı...
Hayatın kendisi sürekli 'ol'makla iştigal ettiğimiz, kendimizi oldurmaya çalıştığımız bir yol aslında...
Penguen 2
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Hüzzam
Bütün suyunu dışarıda terleyen
Kuru ota döndürdün beni
Kırkına ermeden, neden?
Kış odasında camda buğu şimdi nefesim
Bozkırda erguvan rüzgardı eskiden.
'Ba' adlı kitabından
Evin Halleri
Sen evden de benden de gidersin bazen
Yol seni bekler, yola koyulursun üşenmeden.
Susar derinden ev, ıssız halidir.
Ben sana, ev bana, sen eve, ev sana
Kara kara bakar ya bazen
Ah kıyamaz hani kimse kimseye.
Evin içerlek halidir, boynu eğilir.
Mutfakta çayın sesi demlenir
Sabah, benim sesimden sonbahar
Senin sesinde bir çocuk
Ev mutludur halinden, pötikarelenir.
Ben sana, sen bana soyunursun bazı geceler;
sen kendinden sarkarsın, ben kendimden.
Benlerimi saysın sabah Şerif Teyze
Evin dağınık halidir.
PORTRE Birhan Keskin
22 Aralık 1963'te Kırklareli'nde doğdu. 1986'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. İlk şiirini 1984'te yayımladı. 1995 - 1998 arasında arkadaşlarıyla Göçebe dergisini çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. 1991 ile 2002 arasında sırasıyla; 'Delilirikler', 'Bakarsın Üzgün Dönerim' 'Cinayet Kışı + İki Mektup', '20 Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu' ve 'Yeryüzü Halleri' adlı şiir kitapları yayımlandı. Şairin külliyatı, 2005 yılında tek ciltte toplanarak 'Kim Bağışlayacak Beni' adıyla Metis Yayınları'ndan çıktı. Bu ciltle eşzamanlı olarak yeni kitabı 'Ba' da okurla buluştu.
-
mustafa can 18 yıl önce Şikayet Ettarih neden gizleniyor . türk gençliğine tarih kitaplarında bu dostlarımızdan neden bilgi aktarılmıyor dostumuzu düşmanımızı bilmez bir haldeyiz tarih çarpıtılarak veriliyor bu gerçekler ilköğretim çağında verilmeliBeğen
-
Murat Öztürk 18 yıl önce Şikayet EtIbrahim Sözüpak kardesim özetlemis... Hristiyanlik Papalik makamini sürdüredursun, bizim yerli u$aklar Hilafetin anlamini idrak edemesinler. Müslümanlarin üzerine - islama aykiri olmamak sartiyla - Halifenin buyruguna uymak FARZ\'dir. Bu ne demektir? Bu halki müslüman tüm ülkelerin otomatikmen halifenin buyruguna girmesidir. Kötülerin kabusudur bu! Hilafet bu yüzden yiktirilmistir. Hilafet Türkiye Cumhuriyetinin yikilmasi degil GÜCLENMESI ve ETKI ALANINI KATLAMASI anlamina gelir. Iste bunu iyide idrak edebilmis yeni nesillere ihtiyacimiz var!Beğen
-
ibrahim sözüpak 18 yıl önce Şikayet Etrealitya.. AĞZI OLAN KONUŞUYOR BİLMESİ ÖNEMLİ DEYİL. Ağzı varya insanın beyninin ne önemi var dimi yaaa hilafetin anlamını bilmesede olur önemli olan ağzının olması,halifelik makamı neyi temsieder ne önemi var ezan okunuyorya,cemaatin ne önemi var camiler varya,akılın ne önemi var insanın kalıbı varya,ne saçmalıyorsun diyenlere ben saçmalamıyorum,saçmalıyanlar var,hilafet peygamberi makam itaat ve icraat olmazsa bu günkü gibi,parçalanmış halkı müslüman devletcikler çıkar işte böyle ortaya anlamak için kafaya balyoz yemek gerekmez ırak gibi,vesselamBeğen
-
ibrahim sözüpak 18 yıl önce Şikayet Etikenderlere :))))))))))))))))))))))))))))))))))))). bu ırkcı kafalara hala hayret ediyorum yaaa allah akıl versin diyorum ama 40 yıldır dualarım kabul olmadı :) sığ insanların sığ düşünceleri, bu tip insanlarda kalıtım galiba bu düşünceler bu bahsedilen olay hint li bir müslüman hanımın yaptığı ince ruhluluk anca müslümanlarda olabilecek bişi,buradaki faziletin türklükte olmadığı ancak müslümanda olabileceği,sadece hintlide değil.benim gibi kütahyalı olupta çocuk yaştaki kocaman insanlarda olacağını idrak edecek kapasiteye ne zaman ulaşacak bu kafalar acabaBeğen
-
İlkin Cihat YANIKÖZ 18 yıl önce Şikayet EtRuslara ne hissedeceğiz o zaman. Pakistan daha doğrusu Hindistan müslümanları bahsedilen 300 000 altın lirayı vermişlerdir ama bunun yanında 1 milyon (kimi kaynaklarda 5 milyon) rus altınını da hatıramak gerek. Şimdi bu parayı aldık diye rulara da kardeşlik ve minnet duygusu beslememiz lazım galiba. Mustafa Kemal gelen parayı çeşitli miktarlarda bölerek cephelere dağıtmıştır. İlgilenenler miktarları mustafa Armağanın araştırmalarından da öğrenebilirler. Yalnız savaş sonrası Maliye Bakanlığının Atatürk\'e verdiği parayı bu yardım parasının iBeğen