TMSF avukatı banka hortumunun kitabını yazdı

Romanın yazarı Salim Köse, 2000’lerin başında Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu avukatı olarak 20 bankanın tasfiyesine katıldı. Devletin el koyduğu 46 televizyon, radyo ve şirketi yönetti.

TMSF avukatı banka hortumunun kitabını yazdı
TMSF avukatı banka hortumunun kitabını yazdı
GİRİŞ 18.04.2008 17:46 GÜNCELLEME 18.04.2008 17:46

'Timsah gözlü doğmamışım belki ama sihrine kapıldığım hayat, timsah gözlü yapmış beni. Gerçek bu!' Bu günlerde yeni piyasaya çıkan ve büyük ilgi gören bir ekonomik kriz romanının kahramanı işte böyle konuşuyor.


Romanın yazarı Salim Köse, 2000’lerin başında Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu avukatı olarak 20 bankanın tasfiyesine katıldı. Devletin el koyduğu 46 televizyon, radyo ve şirketi yönetti. İlk romanı 'Kirli Saadet' TMSF’de görevliyken yayınlandı. Şimdi büyük bir bankanın baş hukuk müşaviri olarak çalışıyor. İkinci romanı 'Timsahın Gözleri' için 'Daha cesur yazdım' diyor. Roman, ülkeye 50 milyar dolara mal olan hortumun kitabı.

Salim Köse’nin avukat olarak çalıştığı bankalar artık yok. İlk işyeri Emlakbank, ikincisi ise 1998’de geçtiği Etibank oldu. 'Etibank’ta iki yıl çalıştım' diyor. 'Sonra banka aniden TMSF’ye devredildi. Çok haberdar değildim olup bitenlerden. Ben bankanın dava dosyalarını takip ediyordum. TMSF’nin müdahalesi sürpriz oldu.' Bankaya el konulması, Salim Köse’nin de sonraki kariyerini belirledi. Çünkü TMSF yetkilileri Etibank’a gelerek orada çalışan personele işbirliği yapmaları gerektiğini söylediler. 'Ya TMSF ile çalışacaktık ya da işimizden olacaktık. Ben de TMSF’de çalışmaya başladım' diyor Salim Köse.

O günlerde devlet 20 bankaya el koydu. Salim Köse, TMSF’nin avukatlarından biri olarak devlet adına bütün bu bankaların patronlarıyla, yöneticileriyle tanıştı, hepsiyle pazarlık masasına oturdu. Bunların arasında kendi eski patronu Dinç Bilgin de vardı. 'Yıllarca karşılıklı masalarda pazarlık yaptık, kavga ettik. Onu sorguladık zaman zaman. Ama benim eskiden Etibank’ta onun personeli olarak çalıştığımı, ancak ilk kitabım çıktıktan sonra öğrendi. Bu sırrı özenle gizledim kendisinden.'

SAYDIM, 11 BANKANIN İZİ VAR ROMANDA

Bankalara el konulduğu, sahipleriyle borçlarını ödemek için pazarlık edildiği bu dönem, o kadar canlı geçti ki, Salim Köse bunun tam bir roman konusu olabileceğini düşündü. Sadece roman yazmayı sevdiği için değildi bu yöntemi seçme nedeni. Hukuken de, hayali roman kahramanlarıyla çok daha rahat ifade edebiliyordu anlatmak istediklerini. Örneğin, romanda batık banka sahiplerini hortumlama nedeniyle ağır hapis cezalarına çarptıran, sonra da batık bankacılar lobisinin ısrarlarıyla aniden görevden alınan bir yargıç, gerçek hayattaki 8. Ağır Ceza Mahkemesi Reisi Mustafa Akın’a çok benziyor.

Zaten kendisi de romanının gerçekle bağlantısını reddetmiyor: '11 bankadan izler buldum kitabımı geriye dönüp yeniden incelediğimde. Belki 12 çıkaran da olur.' Öyleyse neden bir anı kitabı yazmadınız diye sorulduğunda 'Hukuki gerekçelerle böyle bir yol seçtim. Belki 15 yıl sonra anılarımı da yazarım' diyor.

TÜRKİYE TİMSAHLARIYLA NİL NEHRİ’NE BENZİYOR

Neden Timsahın Gözleri peki? 'Timsah figürü ile hırsın, gücün ve gösteriş merakının insani değerleri bir anda yok edebildiğini, insanı her türlü yolsuzluğa, rüşvete, vurguna, haksızlığa ve suiistimale açık, dayanıksız hale getirdiğini anlatmak istedim. Bu değişimin göstergesi olarak, insanların gözlerinin timsah gözlerine dönüşmesinden söz ettim romanda. Ülkemiz bu konuda şanssız. Nil Nehri’ne benziyor. Dört yanımız timsah kaynıyor. Timsahları sadece televizyonda, belgesellerde görmeyi tercih ederim.'

Köse, 'Bu kitabı yazarken çok rahatsız oldum. Geçici değil, kalıcı bir rahatsızlık bu. Bir travma yarattı bende, belki mezara kadar taşıyacağım bunu' diyor. 'Tarih içinde hortum şekilleri değişiyor. 1980’lerde hayali ihracat vardı, öncesinde kaçakçılık. Gelecekte de olacak bu. Ülkenin kaderi galiba...'

Romanda, satış sürecindeki skandallarla hükümet düşüren Türkbank, ikili kayıt sistemiyle bankacılık tarihine geçen İmar Bankası, Etibank, Yurtbank, Sümerbank, Pamukbank, Demirbank, Kentbank ve İktisat Bankası’nın maceraları izleniyor. Kamu zararını kısa sürede kapatan Yaşarbank ile Esbank ise romanda olumlu ifadelerle anlatılıyor.

“İSTERSEK İKTİDARDAKİ PARTİYİ BİLE KAPATACAĞIMIZI SÖYLERLER”

Kitap hayli ilginç olaylar ve diyaloglarla dolu. Günümüze pek çok ışık tutacak konuşmalar da yer alıyor. Aşağıda vereceğimiz konuşma oldukça düşündürücü:

“Söyler misiniz, kimden aldınız bu bilgileri?”
“Her yerde adamlarımız var bizim. Devletin en ince noktalarında iş görecek çevreye sahibiz.”
“Gözüme çok karanlık görünüyorsunuz. Niçin sizinle iş yapayım?”
“Birincisi, karanlık değiliz... En azından göründüğümüz kadar karanlık değiliz. İkincisi, bize muhtaçsınız. Ya da nasıl söyleyeyim... Ya bize, ya da bizim gibi birilerine! Ben, bizi tercih etmenizi öneririm. Çünkü benzerlerimize göre daha medeni yöntemler uyguluyoruz.”
“Biraz kendinizden bahseder misiniz? Necisiniz? ”
“Vallahi beyefendiciğim, bize yahudi sermayesi de diyorlar, tefeci de... Daha terbiyesiz olanlar kara para akladığımızı da söylüyor. İstersek iktidardaki partiyi kapatacağımızı bile söylerler… Nasıl olsa öğreneceğiniz için rahatlıkla söylüyorum bunları. Ama bana göre biz, paramıza para kazandırmaya çalışıyoruz sadece. Yurt içinde de yurtdışında da bol miktarda kaynağımız var.”
“Mafyayla mı çözümlersiniz işinizi?!”
“Sizin bildiğiniz mafya pek bize benzemez. Onların oyunları bize ‘seksek oyunu’ gibi gelir.”
“Devletle bir bağlantınız var mı?”
Soruyu duyunca kahkahalarla gülmeye başlıyor. Uzunca bir süre devam ediyor buna. Sonra birden ciddileşiyor: “Şimdi var desem olmaz, yok desem hiç olmaz!”


Kitapla ilgili teknik detaylar ve internet üzerinden sipariş şartları

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Muharrem İnce sessizliğini bozdu! Tarafını açıkladı! Kılıçdaroğlu ve Özel'e sürpriz çağrı
CHP'nin resmi hesabında dikkat çeken değişim! Özel ve İmamoğlu takipten çıkarıldı