Kekeç'ten Özkök'e: Gidişin olsun da

Ahmet Kekeç, 'uzun bir tatil için bavul hazırlamaya koyulan' Ertuğrul Özkök'e verdi veriştirdi. Kekeç, Özkök'ü herşeyi birbirine karıştırıp kaçmakla ve kurnazlıkla suçladı.

Kekeç'ten Özkök'e: Gidişin olsun da
Kekeç'ten Özkök'e: Gidişin olsun da
GİRİŞ 14.04.2008 08:49 GÜNCELLEME 14.04.2008 08:49

Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç'in Ertuğrul Özkök'e sert bir üslupla yüklendiği yazısı...


Gidişin olsun da...


Ertuğrul Özkök, ‘Ekim ayına kadar bana eyvallah’ dedi ve gitti. Bunun nasıl bir gidiş olduğunu bilmiyorum.

Bu nedenle, ‘gidişin olsun da, dönüşün olmasın’ diyemiyorum.

Demem de zaten...

Hem, yerine ikame olunacak şahsın, ‘gelen gideni aratır’ düsturunca, daha kıvrak, manevra kabiliyeti daha yüksek, hatta daha ‘acımasız’ biri çıkmayacağını nerden biliyoruz?

Kim ne derse desin, olanca hoyratlığına ve kıyıcılığına rağmen, Özkök’te törpülenmemiş bir ‘insan’ yan vardı ve ikili ilişkilerdeki nezaketiyle örnek olmuştu.

Fakat, bu ‘iyi’ ve ‘nazik’ insan çok kurnazdı...

Her şeyi birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz hale getirdiği için, doğal olarak kaçıyor, kaçışına ‘uzun tatil’ süsü veriyor ve biz de yemiş gibi yapıyoruz ama, kaçarken bile ‘kurnazlığı’ elden bırakmıyor.

Kurnazlık bahsine geçmeden önce, ‘Allah mı söyletiyor?’ dedirtecek itiraflarıyla ilgili bir çift söz söylemek istiyorum.

Mesela, ‘Memleketi gerçek sahiplerine bırakıyorum’ diyor ki, ironik bir gönderme değilse, bilerek ya da bilmeyerek bir gerçeği faş etmiş oluyor.

İşte ‘Allah söyletiyor’ dediğim bu; çünkü hiçbir zaman ‘yerli’ biri gibi davranmadı; insanlara (daha doğrusu kendisine benzemeyene) hep bir ‘müstevli mantığı’yla yaklaştı; iyinin, doğrunun, ‘olması gereken’in ne olduğuna onlar adına karar verdi.

Biz ‘yaygaracı’, ‘despot’ ve ‘azgın azınlık tahakkümünü savunan’ kimseler olduğumuz için, 12 Eylül’ün ne kadar da güzel ve yerinde bir darbe olduğunu, Kenan Evren’in bir lokantada tek başına tıkınacak kadar yalnız, umarsız ve tonton bir ihtiyar olduğunu fehmedemedik.

Bir de, her şeyi hukuktan ibaret sandık.

Oysa, ‘her şey hukuktan ibaret değildi’; gerçi hukuka dayanarak darbe yapılabilirdi (işte Pakistan Yüksek Mahkemesi’nin kararı, işte 28 Şubat), hukuka dayanarak parti kapatılabilirdi, hukuka dayanarak bazı özgürlükler ketmedilebilirdi, ama hukuka dayanarak POAŞ’a vergi cezası kesilemezdi, bazı medya patronlarının ‘kartelleşmesi’ engellenemezdi, hele Hilton arazilerine imar yasağı hiç getirilemezdi.

Neyse, gidiyor...

Ekim ayına kadar kimseleri meşgul edemeyecek.

Fakat böyle palas pandıras nereye gidiyor?

Şu ‘andıç’ ayıbını temizlemeden, ‘sivil andıç’ meselesine izahat getirmeden nereye gidiyor?

Mesela, darbeciliği tescillenmiş Özden Örnek için, ‘Ciddi basının büyük bölümü darbe günlüklerine itibar etmedi. Adı geçen komutan (Örnek) ısrarla ‘bunlar benim günlüklerim değil’ dediği halde günlük hakkındaki yayınlar var gücüyle devam ediyor. Bu da bir ‘sivil andıç’ değil midir?’ demişti ki, ‘sivil andıç’ iddiasının geçerli olmadığı mahkemece kanıtlandığı halde hiç oralı olmadı, tatil için bavul hazırlamaya koyuldu.

Ergenekon çetesiyle ilgili de bir cümlesini hatırlamıyorum...

Danıştay suikastini kim tertiplemişti?

Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar nerden gelmişti?

Şener Eruygur kimdi?

Hadi gidiyorsun, yanına çiçekli bermudanı, Abercrombie tişörtünü, parmak arası terliğini (ne ayıp!), muhtemelen hiçbirini okumayacağın kitaplarını alıyorsun, iyi ediyorsun da, ‘Gideceğim yerde eşimin başının bağlı olması zarureti hiç yok’ demek de ne oluyor?

Böyle bir zorunlulukla karşı karşıya kaldığın için mi, İzmir’e kaçıp ‘bahar ütopyasına çivileme’ dalacaksın?

Hem İzmir, bu (muhayyel) ‘zorunluluk’tan ari bir ülkenin sınırları içinde mi?

Ne demek istiyorsun?

Diyorum ya, adamımız kurnaz.

Giderayak öyle bir şey söyleyecek ki, bilmeyen de, terk etmek zorunda kaldığın topraklarda ‘baş açma’ değil, bilakis ‘baş örtme’ zorunluluğu olduğunu düşünsün...


İLİŞKİLİ HABER


Ertuğrul Özkök 'Allah' deyip gitti

YORUMLAR 13
  • Suphi UÇAK 18 yıl önce Şikayet Et
    NAMUSLU OLMAK O KADAR ZOR MU. Bazıları namussuz olmayı itiyat haline getirrmişlerdir.Ağızlarından,kalemlerinden asla hayırlı iş,lügatlarında asla hayırli sözcuk bulunmaz.Bunlar felaket tellallığı yaparak geçimlerini sağlarlar.hem de ne geçim.Başkaları kayb ederken onlar hep kazanırlar.Kazançları kan,nifak ve namussuzluk üzerinedir.Onlar için Namuslu olamk çok zor hatta yok olmakla eşdeğerdir.İşte böyle dostlar
    Cevapla
  • Mehmet ARSLAN 18 yıl önce Şikayet Et
    Sıkmayın canınızı !. Adalet ve Kalkınma Partisi kapatılınca döner.
    Cevapla
  • hasanşahın kılıç 18 yıl önce Şikayet Et
    erken oldu biraz ama bizi şaşırtmadı. hani hep deriz ya ülke de bir savaş çık sa ilk bunlar kaçar diye.saolsun lar bizi halksız çıkarmadılar.yanlız merak ettiğim acaba gittiği yerde kaç kişi olacak bunlar ,nede olsa biri değil hepsi aynı çürümüş kafada.hem daha savaş falan da yok erken kalkan erken yol alır demi özkök.hem savaş çıkarsa kaçamayacak çünkü o ara hapis de olacak.
    Cevapla
  • serkan tekin 18 yıl önce Şikayet Et
    . bu gidiş değil, kaçış aslında bunu kendisi de söylüyor bunun iki sebebi olabilir 1-Ergenekon bağlantıları ortaya çıkmış olabilir(savcılar göreve) 2-Patrondan tekmeyi yemiş olabilir(plase bir vuruş imajı veriyor olabilirler)
    Cevapla
  • AGLAYIN SU YÜKSELSIN 18 yıl önce Şikayet Et
    Kaçış... Sakın bu kaçışın başka bir anlamı olmasın!?
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Özel'i kızdıracak hamle: Kılıçdaroğlu'nun genel merkezdeki konuşmasına 17 vekil katıldı!
Türkiye ve Suudi Arabistan imzaları attı: Demiryolu bağlantısı kuruluyor