Yargıtay'ın bildirisine Kırmızı kart!

Yargıtay bildirisine gelen tepkiler bitmek bilmiyor... Siyasi çevreler kadar yazarlardan da sert eleştiri alan bildiriyi yorumlayan Hasan Cemal cebinden Kırmızı kartını çıkardı...

Yargıtay'ın bildirisine Kırmızı kart!
Yargıtay'ın bildirisine Kırmızı kart!
GİRİŞ 23.05.2008 15:45 GÜNCELLEME 23.05.2008 15:45

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun yayınladığı bildiriyi yorumlayan Milliyet Yazarı Hasan Cemal sert tepki gösterdi. Bildiriyi içine sindiremediğini belirten Cemal, Yargıtay'ın bazı yakınmalarında haklı olabileceğine dikkat çekerken yine de yayınlanan bildirideki tepkinin makul ölçüleri aştığını ifade etti.

'... Yayınlamış oldukları bildiri bu çerçevenin ya da makul olanın dışına taşmıştır.' diyen Hasan Cemal, Yargıtay'ın bu bildiri ile AK Parti'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne sunulan kapatma iddianamesine sahip çıktığını bu şekilde de tarafsazlığını yitirdiğini ifade etti.

Yargıtay için, 'Tarafsızlığın anayasal bir ilke olduğunu unuttu mu?..' diyen Cemal, 'demokrasi dersinden' kırık not verdiği Yargıtay'ın bildirisine Yargıtay bildirisine neden Kırmızı kart gösterdiğini geçmişten verdiği örneklerle açıkladı...

İşte Hasan Cemal'in yazısı:

Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun bildirisini birçok bakımdan içime sindirebilmiş değilim.
Yargıya dönük olarak içte ve dışta yapılan bazı eleştirilerden rahatsızlık duyabilirler. Bazı yakınmalarında da haklılık payı olabilir.
Hepsi mümkün.
Tepki göstermek de haklarıdır.
Ancak, geçen gün yayınlamış oldukları bildiri bu çerçevenin ya da makul olanın dışına taşmıştır.
Hem de fazlasıyla...
Yargıtay Başkanlar Kurulu, hukuki değil siyasi bir tutum almıştır. Taraf olmaması gereken bir konuda taraf olmuştur.
Bir başka deyişle:
AKP’nin kapatılmasına ilişkin iddianameye sahip çıkmıştır. Ve burada tarafsızlık sona ermiştir.
Anayasa’nın 138. maddesini okuyun. ‘Mahkemelerin bağımsızlığı’yla ilgili başlığın altında, “tavsiye ve telkinde” bulunmanın anayasaya aykırılığı açıkça belirtilir.
Yargıtay Başkanlar Kurulu, muhtıra benzeri böyle bir açıklamayı yaparken Anayasa’nın 138. maddesini görmezlikten mi geldi?..
Tarafsızlığın anayasal bir ilke olduğunu unuttu mu?..
Siyasi değil hukuki tavır almaları gerektiğini kendilerine hatırlatan Sayın Yargıçlar yok muydu aralarında?..
Bilemiyorum.
Ama şunda hiçbir kuşkum yok:
(1) Yargıtay Başkanlar Kurulu bu bildirisiyle demokrasi dersinden kırık not almıştır.
(2) Bu bildiriye demokrasi ve hukuk devleti adına kırmızı kart gösterilmesi gerekir.
Eğer söz konusu olan demokratik hukuk devleti ise, böyle bir bildiri bunun çerçevesine oturmaz.
Ne kadar uğraşsanız bu olmaz.
Demokrasiye sığmaz bu bildiri.
Böyle bir bildiriye ancak yargıçlar devleti veya yargı oligarşisi diye tarif edilen devlet düzenlerinde rastlanır.
Oysa, demokrasilerde yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı esastır.
Ama yargı, Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisindeki gibi hukukun ve anayasanın gerektirdiği tarafsızlığı bir yana bırakabiliyorsa...
Ama yargı, hukuki değil siyasi tutum alabiliyorsa...
Ama yargı, 2003-2004 örneğindeki darbe tertipleri karşısında sessiz kalabiliyorsa...
Ama yargı, hakkında darbe iddiaları olan emekli askerlere dokunamıyorsa...
Ama yargı, ‘asker muhtıraları’ konusunda boynu bükük davranıyorsa...
Ama yargı, hem bağımsızlıktan söz edip hem Şemdinli davası örneğindeki gibi bir üyesini meslekten ihraç edip avukatlık bile yapamaz hale getirebiliyorsa...
Ama yargı, askeri darbelerin idamlarını savunabilen üyeleri hakkında ses bile veremiyorsa...
O zaman o yargı, lütfen söyler misiniz, ne kadar tarafsızdır, ne kadar bağımsızdır?
O yargı ne kadar yargıdır?
O hukuk ne kadar hukuktur?
Lütfen bir şey söyleyin.
Türkiye’de 2002 yılı sonundan beri yaşanmakta olan kavganın özünde demokrasi yatıyor.
Bunu yazın bir tarafa.
Ve hiç unutmayın.
AKP’yi kapatmak bu zincirin halkalarından biridir. Bu ülkede demokrasinin ikinci sınıflığa, üçüncü sınıflığa mahkum edilmesi ve Türkiye’yi AB yolundan saptırılmasıdır gündemde olan.
Bu açıdan 2002 sonundan beri birçok duraktan geçildi. 2003-2004 darbe tertipleri, siyasal cinayetler, bombalar, Cumhuriyet mitingleri, 367, 27 Nisan Muhtırası, şimdi de kapatma davası...
Bu süreç, -adına isterseniz darbe süreci de diyebilirsiniz- kendi içinde bütünlüğü olan bir süreçtir.
Tuzak demokrasiye kuruluyor.
AKP’yi sevmeyebilirsiniz.
Politikalarına karşı çıkabilirsiniz.
Türbanıyla, başörtüsüyle, muhafazakar yaşam tarzına dönük anlayışıyla, demokrasi ve laikliğe bakışıyla yüzde yüz hem fikir olmayabilirsiniz.
Kaygı duyabilirsiniz.
Bütün bu konularda benim de eleştirilerim, farklı bakış açılarım, çekince ve şikayetlerim var.
Ama şunu yine not edin:
AKP’ye karşı mücadelenin kapatma davalarıyla değil, demokrasi dışı müdahalelerle değil, demokrasi içinde kalarak, son tahlilde halkın hakemliğiyle, milletin oyuna başvurularak yapılması gerektiğine inanıyorum.
İktidara seçimle gelinir, seçimle gidilir demokrasilerde
Tersi, maceradır.
Tersi, Türkiye’yi krize sürükler.

SON DAKİKA:

Yukarıdaki yazıyı noktaladıktan sonra, dün akşamüstü bu kez Danıştay bildirisi geldi. Bu konuya yarın değineceğim.

YORUMLAR 45
  • baykoca 18 yıl önce Şikayet Et
    Hasan Cemal. türkiyenin gerçek anlamda solcusu sizsiniz. Çünkü siz vatanınızı seviyorsunuz. Hakl ile birlikte siniz. Halkın Karşısına beton gibi çıkmıyorsunuz. Hislerimize tercüman olmanızdan dolayı teşekkür ederiz. Keşke sizin gibi düşünen bir sol partimiz olsa alternatifimiz olurdu Halk ile birlikte olan emeğe saygı duyun oligarşik egemenliği tanımayan dine saygılı bir solumuz olsa Türkiyede iktidar olamamaları için hiz bir sebep kalmaz.
    Cevapla
  • Ali Kemal İkiz 18 yıl önce Şikayet Et
    tebrikler. sayın Cemal sizin bu tutumunuzdan dolayı tebrik eder bu şekilde devam etmenizi en içten dileklerle temmenni ediyorum.bu vatan sizin gibi aydınlara çok muhtaç.Allah sizin gibi hakiki manada demakratik hayatı hakkıyla özümsemiş insanları artırsın.
    Cevapla
  • Kaan Asrer 18 yıl önce Şikayet Et
    Bence. İyi geceler arkadaşlar.Bence r.t.e değişiklik yapmak istiyor.Ama bu kadar sessiz kaldığına göre bidurum var.Benim burnuma kötü kokular geliyo.Yani birileri artık onun bu sözde hukuki kapatma davasıyla gitmesi grektiğini söylüyorlar.Ve o kadar etkili söylüyorlar ki r.t.e sessizce bekliyor kapatmayı. Yani ülke yine bi anayasa kitabı fırlatmayla 40yıl geriye gidecek bir kötü duruma dogru sürüklenek diye düşünüyorum.Sonumuz hayrola :(
    Cevapla
  • suha yıldız 18 yıl önce Şikayet Et
    DEMOKRASİ İLE CUNTA. Ülkede özellikle 28 Şubattan sonra bir savaş var.Bürokratik Cumhuriyet iktidarının devamını isteyen bürokrasi ile demokrasi taraftarları arasında.Her iki tarafa da samimi olmayan grupların sızmaları oldu.Yine hukuk kurumları içinde hukukçulardan ziyade siyasi düşüncesi ağır basan sözde hukukçular daha fazla.Son 10 yıldır hiçbir hukuk kurumunun,siyasi konularda doğru karar vermediği milletin malumudur.Eskiden vicdan ile cüzdan arasında kalan adalet şimdi demokrasi ile cunta arasında kaldı.
    Cevapla
  • ilhan özdemir 18 yıl önce Şikayet Et
    İyikki.... Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi\'den terkim.Okumayı çok istiyordum ama bazı özel durumlarımdan dolayı olmadı.Çok üzülmüştüm.Şimdi ise okuyamadığıma çok seviniyorum.Çünkü koca koca hukukçular miilletin gözünün içine bakarak yalan söylüyorlar.Millet iradesini ayaklar altına almaya çalışıyorlar. Evet Hukukun simgesi o kapalı gözlü elinde kılıç vede terazi olan kadının artık bir gözü açılmış,terazisinin ipresi derin güçlerin tarafına kaymış,kılıca gelince oda millet iradesine karşı kınından çıkmış.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Tarihimizde ilk! Milli Takım Dünya Şampiyonası'nda
Küresel harekete büyük destek: Sıfır Atık Festivali 1 milyondan fazla kişiyi ağırladı!