Yaşar Nuri Öztürk'ün 'küçük kafası'

İlahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk, yazısında kendisini eleştirenlere yönelik öyle bir ifade kullandı ki Turgut Özal'ın 'Küçük Turgut'una rahmet okutur.

Yaşar Nuri Öztürk'ün 'küçük kafası'
Yaşar Nuri Öztürk'ün 'küçük kafası'
GİRİŞ 28.08.2008 13:59 GÜNCELLEME 28.08.2008 13:59

Yazısında 'son kale' edebiyatı yapan ve vatanın bütün kalelerine girildiği günlerde kendisinin aşk maceralarıyla uğraşılmasına kızdığını açıkça belli eden Yaşar Nuri Öztürk, "Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor." ifadesini kullandı.

Yazının tamamı ise şöyle:

 Yaşar Nuri Öztürk'ün bugünkü köşe yazısı

Bir tereddüdün romanı

Romandan filan söz edecek değilim.

Sözünü ettiğim tereddüt, Millî Mücadele sürüp giderken gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nde hayatının en uzun konuşmasını yapan Atatürk’e dinleyiciler arasından gelen müthiş bir sorunun yarattığı ve bugün kahırlı acılara dönüşen bir tereddüttür.

Benim tespitlerime göre, Atatürk’ün hayatında yaptığı en uzun süreli konuşma, 2 Şubat 1923’te İzmir Kordon’da, İzmir İktisat Kongresi toplantılarından birinde yaptığı konuşmadır. O tarih yaratan ve kendisi de bir tarih olan konuşma, halkın da dinlediği, canlı sorular sorduğu ve cevaplar aldığı destanî bir konuşmadır. 2 Şubat 1923 günü birkaç oturumda tamamlanmış, saatlerce sürmüştür.
 
Halk, konuşmaya zaman zaman tezahürat cümleleriyle, bazen de Gazi’ye sorduğu ve cevabını anında aldığı canlı sorularla katılıyordu.
 
O konuşma bu yönüyle de eşsizdir, örnektir, tarihtir.
 
İşte, zabıtlarda ‘hazır olanlardan biri’ diye geçen bir yurttaşın uzun sorusundan ibret verici, keramet gibi cümleler. Parantez içi sözler bizim açıklamalarımızdır. Uzun sorunun özeti şu:
 
“İslam’ın kurtarıcısı! Müsaade-i devletleri olursa bendeleri de memleketimin ve devletin mukadderatıyla alakadar bir noktadaki müşkülümün hallini zatı devletlerinden rica ediyorum. (Şu vakara, şu ciddiyet ve nezakete, şu öngörüye bakın). Köylüleri karşısına alıp büyük bir tevazu ile her türlü ihtiyaçlarını ve yaralarını dinlemek için lütfen teşrif buyuran yüce Gazi’den bütün köylü rica ve istirham eder ki, bu millî hâkimiyetin ebediyen bekasını temin edecek yollar ve bunlara ait hususlar tespit olunsun.”
 
“Paşa Hazretleri! Devletlilerince de malumdur ki, halkımız eğitimsizdir ve masumdur. Bu cehalet ve masumiyetin neticesidir ki, (şimdi şu bilince, şu idrake bakın) memlekete dün mebus sıfatıyla o millet kürsüsünden hitap eden Mustafa Sabri (Damat Ferit ve İngilizlerle Bağımsızlık Savaşı aleyhine işbirliği yapan ve halkı Allah ile aldatan hain şeyhülislam) ve emsali bugün büyük felaketler getirmiştir. Yarını kim temin edecek ki, Mustafa Sabri veyahut o mayadaki adamlar memlekete girmesin. Gençlik bunda bütün ruhuyla, bütün mevcudiyetiyle tereddüttedir…” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 15/52)
 
Şimdi de, aynı oturumdaki bir bürokratın sorusunu yine özetleyerek verelim. Maarif Müdürü Vasıf Bey soruyor:
 
“Paşa Hazretleri! Çöken imparatorluğu teşkil eden saray ve o sarayın etrafındaki menfaatperestler zümresi ve o zümrenin menfaatini temin etmek için dini araç kabul eden zümre tamamen yıkıldı mı?”
 
“Osmanlı İmparatorluğu yaşarken herkeste genel bir kanaat vardı: Padişaha karşı değil silah atmak, padişah konuşurken titrememek bile günahtır. Fakat görüyorsunuz ki, Anadolu halkı ve köylüsü üç yıldan beri padişahın hilafet ordusu diye gönderdiği kuvvetlere silahla karşı koydu. (Örtülü bir putperestlik olan bir anlayışın yıkılışına ilişkin ibret verici şu cümleye çok dikkat) Ruhlarda ve fikirlerde husule gelen bu değişikliğin sebebi nedir?” (Adı geçen eser, aynı yer)
 
Türkiye seksen yıldır bu tereddüdün romanını yaşamaktadır. Kahırlanarak söyleyelim ki bu roman, bu tereddüdü duyan o büyük ruhlu dedelerimizin kaygılarını haklı çıkarmış, Allah ile aldatmanın Haçlı ile işbirliği yapan tezgâhı, onlarca Damat Ferit ve Mustafa Sabri üretip ülkenin subaşlarına oturtarak aydınlanmanın mirasını çürütmüştür.
 
ABD’si, AB’si, yeni Damat Ferit ve Mustafa Sabrilerle işbirliği halinde o mirastan intikam alıyor.
 
Son olarak, Atatürk’ün büyük eserlerinden biri olan Montrö sözleşmesini de deldiler.
 
Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor.
 
Ne için?
 
Velinimetlerine ihanet etmiş iki üç ağır ruh hastasıyla, aydınlık aleyhine kiralanmış politika bezirgânı birkaç namussuzun işbirliğinden doğan iğrenç çıkar değirmenine su taşımak için…
 
Bu hale getirilmiş bir ülkenin akıbeti nasıl olabilir? Cevabı vicdanlarınız versin, sevgili okuyucularım!
(Hürriyet) 
YORUMLAR 87
  • Bengü civelek 17 yıl önce Şikayet Et
    ASLINDA ÖNEMLİ OLAN. Esasen her büyük kafanın varlık sebebi bir küçük kafadır. Burada aslolan küçük kafanaın kime ait olduğunun yani asaletinin belli olup olmadığıdır.
    Cevapla
  • hüseyin öztürk 17 yıl önce Şikayet Et
    Okumadım. Okumadında niye yorum yazıyorsun demeyin.Başlığına gördükten sonra böyle düşünen ve düşündüklerini böyle tarifleyen bir insan okunmazda yorumlanmazda
    Cevapla
  • Ahmet Fidancı 17 yıl önce Şikayet Et
    Sözde Profesör. İlahiyat demek nedir herkes bilir. hele hele o dalın profesörü olmak her yiğitin harcı değildir. İşte çıkmış meydana birisi, sözde profesör diyor ki: "YARATMIŞLAR"... Sen Sayın prof. o diplomanı götür çöpe at üstüne de sen atla. YARATMAK sadece Allah'u Te-ala'ya mahsustur. Profesörü olduğun bir konuda bu denli densiz konuşma yaparsan sana soğan profesörü derler bunu bilesin.
    Cevapla
  • Murat Kahraman 17 yıl önce Şikayet Et
    YAŞAR HOCA'ya önrim!.... Yanlış işler yaptın, hatalı ictihatlar ettin, deniz baykal denen kişinin bile yalakalığını geçici olarak da olsa yaptın, gerçekten de insanları yıllarca Allah ile aldattın, şimdi ise Canan Hanımı aldattığından söz ediyorlar (gözümle görmedim, medyadan okudum, seyrettim, gerçeğini sen daha iyi bilirsin), halkın gözünden iyice düştün, ilmine itibar eden bile kalmadı, zaten siyasal olarak da şansın zannederim 1/72 milyondur... Hocam, gel bu dükkanı kapat, git bir Ramazan Umresi yap, dönüşte de
    Cevapla
  • Miray BAYRAK 17 yıl önce Şikayet Et
    Eyvallah davut kardeşim. Karalıyoruz işte birşeyler..Her ne kadar yorum benim tasarladığımdan bayağı farklı çıkmış olsa da teşekkürler. Klavyemi değiştirdim değiştireli bir tuhaf yazmaya başladım nedense. Şu istemden de olsa bahsini ettiğimiz adama en büyük düşmanlığım İslam adına yaydığı sapık görüşlerden dolayıdır.İslama en büyük düşmanlığı edenlerle kolkola onların saçmalarını dillendiren bir İslam alimi(!) çok sırıtıyor.Pabucumun alimi! RABBİMİN onu rezil edeceğini biliyordum da bu kadar çabuk beklemiyordum. Selam ve sevgiler
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Konya'daki yangından acı haber: 1 itfaiye personeli şehit oldu!
CHP'li Çiğli belediyesinin işten çıkardığı üç çocuk babasının intiharının perde arkası