Ahmet Arsan'ı Ayşe Arman da kurtaramaz

Nursel Tozkoparan, bu kez Ahmet Arsan'ın ipliğini pazara çıkaran, "Bizim Mahalle" yazarı Melek Kanatlı ile röportaj yaptı. Melek Kanatlı, "Ahmet Arsan'ı Ayşe Arman'ın bile...

Ahmet Arsan'ı Ayşe Arman da kurtaramaz
Ahmet Arsan'ı Ayşe Arman da kurtaramaz
GİRİŞ 17.06.2009 09:50 GÜNCELLEME 17.06.2009 09:50

Nursel TOZKOPARAN'ın röportajı
nursel@haber7.com

Günlerden Cuma. Haftanın yorgunluğunu hisseder gibiydim. Sabah kahvemi söyledim. Sağ olsun Şehri Bey;  bol telveli, mis gibi kahve getirdi. Bir yandan kahvemi yudumlarken bir yandan da e-postalarıma göz attım.

Melek Kanatlı’dan gelen e-mail gözüme çarptı. “Allah Allah” dedim kendi kendime. Bocaladım, şaşırdım. Ahmet Arsan yetmiyormuş gibi bir de Melek Kanatlı çıktı karşımıza.

Herkes “Melek Kanatlı kim?”  diye birbirine sorarken bana attığı posta beni hepten şaşırttı. Merakla açtım. Sıcak, sevgi dolu tek bir cümle yazmıştı; “Sevgili Nursel Tozkoparan ister misiniz benimle de röportaj yapmayı?”

Kahvemden son bir yudum aldım “Acaba ne desem?” diye düşündüm. Bir an kararsız kaldım ama bu teklifi reddetmek de doğru olmazdı. Yüz yüze görüşmeyi teklif ettim. Tüm ısrarlarıma rağmen kabul etmedi.

Sonunda MSN'e razı oldum. “Elbette isterim ama sohbet tadında ve tüm sorularıma açıkça cevap vermeniz kaydıyla” diye cevap yazdım. Randevulaştık ve bir gün sonra bu güzel sohbeti MSN'den de olsa yaptık. Karşımda kim olduğunu ben de bilmiyorum. Bildiğim tek şey, Melek Kanatlı'nın çok tanınan, okunan bir yazar olduğu.

Bu arada siz bu röportajı okurken ben umrede olacağım. Hepinizden helallik istiyorum. Ben de sizler için dua edeceğim. Sevgiler….. 

AHMET ARSAN-MELEK KANATLI ARASINDA OYNANAN SATRANÇ OYUNU

- İnsanlar Ahmet Arsanın kim olduğunu bıraktılar, Melek Kanatlıyı merak ediyorlar. Öyleyse siz kim değilsiniz?
kullan- Kim olmadığımı anlatınca benim kim olduğumu merak edenler nasıl meraklarını giderecek bunu anlamadım. Ama şunu söyleyeyim.

Ahmet Arsan'ı karşı mahalleye taşınan ve öç alma hevesiyle müstear isim kullanarak bizim mahalleyi aşırılıklara kışkırtan bir "şeytan" gibi düşünürsek beni de mahalleliyi eski iyi ve güzel günlere davet eden bir "melek" gibi hayal edebilirsiniz. Sloganım, "Güzel şeyleri çoğaltın ben de bunları anlatayım"
 
- Neden Melek Kanatlı? Bu takma adın bir anlamı mı var?
- Türk filmlerinde sıkça duyduğumuz hatta Yeşilçam klasikleri denildiği zaman dillere pelesenk olan  "senin annen bir melekti yavrum" repliği vardır. Bu repliklerle büyümüş biri için "melek" adına bir yakınlık duymuş olabilir miyim, bilmiyorum. Hem melek olmuşken kanatlısı makbuldur değil mi? Bu yüzden de kanat taktım galiba. Kanatlı melek tablosu gözüme bayağı şirin göründü hem mahalleler arasında gidip gelmem de laf aramızda kanatlar sayesinde kolay oluyor.

- Melek Kanatlı tek mi, kollektif mi?
- Tek bir kişi ya da pek çok kişi. Bunun bilinmesinin ne gibi bir faydası olabilir. Üzümünü yiyin bağını sormayın. Sonuçta üzümler güzel bağdan geliyorsa ve o bağa gitmeye ulaşmaya imkanınız yoksa yediğiniz üzümlerin keyfini çıkartın derim ben size.

Arka planda kimin olduğunu kimin yazdığını öğrenmeye çalışmak yerine "melek kanatlı" ne yapmaya çalışıyor bunu anlamak üzerine yoğunlaşmanızı tavsiye ederim. Bu Ahmet Arsan ve Melek Kanatlı arasında oynanan bir satranç oyunu. Şah mat mevzusu. Sonucu tahmin etmeye çalışın ya da oyunun nasıl oynandığını izleyin. Bazen oyunu seyretmek de oyunun içinde olmak kadar zevklidir.

BU MAHALLEDE BİRİMİZ KALACAK BİRİMİZ GİDECEK

- Neden kimliğinizi saklıyorsunuz? Kendi adınızla neden yazmıyorsunuz?
- Bunun bir oyun olduğunu söyledim. Yani "asıllar/ kişiler" "piyonlarını/müstearlarını" çarpıştırıyorlar. Ama perde arkasında "asıl kimlikler" var. Müstearıyla ortaya çıkan birisine karşı "asıl kişi" çıkmaz oyunda sahneye. Sonuçta en az Ahmet Hakan kadar tanınan birisiyim mahallemde. Bu mahallede birimiz kalacak birimiz gidecek. Kalemiyle mahalleyi satanı biz de satılığa çıkarıyoruz hepsi bu.

- Biraz kendinizden, özelliklerinizden bahseder misiniz? Mesela nerelisiniz, fiziksel özellikleriniz, eğitimiz ne?
- Lise yıllarındayken Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname adlı kitabı elime geçmişti. Fiziki özelliklere göre orada  insanların kişilik ve karakter tahlilili yapılıyor; işte burnu uzun olan şöyle, kaşı  çatık olan böyle diye bilgiler veriyordu. Hepsinin sonunda da en makbul olanı 'orta olanı'dır  gibi bir ifade kullanıyordu. Ben de hepsinde "orta olanı" çıkıyordum: Boyu ne uzun ne kısa, kaşı ne kalın ne ince, teni ne açık ne koyu... Ayıptır söylemesi Marifetname'den fiziksel özelliklerimden dolayı "aferin" alan biriyim yani.

- Yazarlık geçmişiniz var mı?
- Valla bizim mahallede geçmişinde yazıp çizmeyeni bulmak zordur. Ben o zor bulunanların içinden değilim. Herkes gibi kalemle aramı iyi tuttum. Okunan, takip edilen biriyim.

MELEK KANATLI BİR PROJE AMA BİRİSİNİ BİTİRME PROJESİ DEĞİL

- Çok gezip tozduğunuza göre bekar birisine benziyorsunuz. Yanılıyor muyum?
- Bekar olup olmamamın ne önemi var. Ama gezip tozmama asıl kolaylık sağlayan mesleğim. Bu kadarını söyleyeyim.

kullan- Nasıl giyiniyorsunuz? Başörtülü müsünüz?
- Bu sorunuzla kadın ya da erkek olduğumu bulmaya çalışıyorsunuz. Her şey olabilir. Başörtülü bir kadın ya da takkesiz bir erkek.

- O zaman cinsiyetiniz de belli değil. Peki Melek Kanatlı, Ahmet Arsanı bitirme projesi midir?
- Melek Kanatlı bir proje evet ama birisini bitirme projesi değil. Yani oyunun kazananı ya da kaybedeni vardır. Bir oyun varsa biri kazanır diğeri kaybeder. Bu kaybetmek birisini bitirmek değildir.

- Haber7'de yazmaya nasıl başladınız? Size teklif mi geldi yoksa siz mi teklif ettiniz?
- Karşılıklı teklifleştik. Bu yazıların formatını zaten ilk haftadan itibaren takip edenler anlamışlardır. Ahmet Arsan Pazar günleri yazdığında pazartesi Melek Kanatlı yazıyor. Bir anlamda Ahmet Arsan'ın bizim mahalle ile ilgili yazdığı yazıları turnusol kağıdı gibi suya batırıp gerçek rengini ortaya koyuyorum. Bunu yaparken onun yüzü de turnusol kağıdı gibi değişiyor ama akıllanıyor mu derseniz hiç sanmıyorum. Tıpkı yenilen pehlivanın yarışa doymaması gibi yazıyor da yazıyor.

KULAK ÇEKME İŞİNİ ADABIYLA YAPMAYA ÇALIŞIYORUM

- Yazılarınızla ne yapmaya çalışıyorsunuz?
- Tabii sadece Ahmet Arsan'ın yazılarını alıp her pazartesi turnusol kağıdı gibi suya batırıp gerçekleri ortaya çıkarmak derdiyle yazmıyorum. Sonuçta alan araştırmaları yapan bilimsel bir kimliğim de var. Son çalışmam mahalleler arasındaki diyaloglar üzerine.

Bu diyaloglar eskiden "kılık değiştirilerek" kurulurdu. Mesela bir akademisyen bir tarikatları incelemek için çarşaf giyer sonra makalesini yazardı. O dönemlerde gazeteciler de gizli gizli gördüklerini kameralara kaydederlerdi.  2000'li yıllarda mahalle turlarına çıkan bizim taraftan "itirafçılar" çıktı. Başını açan, barlara takılan, cemaatten ayrılan karşı mahalleye koşar, yaşadıklarını anlatırdı.

Çakan flaşlar, kamera ışıkları bir anda "itirafçı"yı (itirafçılar aynı zamanda biraz da iftiracıdırlar bunu da bir yere kaydedelim) öyle cezbederdi ki hikayelerim hiç bitmesin, ışıklar hiç sönmesin psikolojisiyle konuşurdu da konuşurdu. Bu mahalle hergelelerinin kulağını birinin çekmesi gerekiyordu. Ben de bu kulak çekme işini adabıyla yapmaya çalışıyorum.

İNSAN ZAYIF MAHLUKTUR

- Hakikaten merak ettim Ahmet Arsan’la tanışıyor musunuz?
- Evet tanışıyoruz. Hatta ilk Kanal 7'de  kendisinden öğlen haberleri sunması istendiğinde "Ya arkadaşlar yapabilir kullanmiyim" diye bizden destek istediği o günlerden beri tanırım. Yaparsın, edersin diye ikna edip ekranın önüne çıkardık ama ışıkları görünce kendini bu kadar kaybedeceğini doğrusu hiçbirimiz tahmin edememiştik. Neyse "insan zayıf mahluktur" deyip şimdi dedikoduya dalmayalım.

- Ahmet Arsan'ın köşesi size verilirse yazar mısınız?
- "Gel mahallene buradan söv ama estetik kaygı da gözet küfürlerinde" mantığıyla açılmış bir köşede niye yazayım ki. Ben burada gayet rahatım. Hem zaten Ahmet Arsan müstear adla yazmayı da beceremedi, eline yüzüne bulaştırdı, tez zamanda deşifre oldu. Artık onu ne Nuray Mert kurtarabilir ne de Ayşe Arman'ın röportajları. Hatta arta sayfada yıldız yaptığı isimler bile gece gündüz o köşede kalem kuşanıp yazsalar giden itibar geri gelmez. Ama ben öyle miyim? Yerim iyi, müstearım sağlam. Anlayacağınız keyfim yerinde. Bu köşeden başka bir köşeye taşınmaya hiç niyetim yok.

- Ahmet Arsan köşesini bırakırsa siz de bırakacak mısınız?
- Ahmet Arsan'ın mat olduğu gün dudaklarımdaki alaylı kelimeleri ve elimdeki sivri uçlu kalemimi bir süreliğine bırakıp güzel bir tatile çıkayım diyorum. O tatilin keyfi bir başka olacaktır eminim.

- Biri çıkıp “Melek Kanatlı benim” derse ne yaparsınız?
- Mailimin şifresini de kırmış mı diye koşar mailime bakarım. Şaka bir yana bilmem biri çıksın desin bakalım ne olacak ben de merak ettim şimdi.

AHMET ARSAN’DAN ÇOK DAHA OKUNUP ÇOK DAHA İLGİ GÖRÜYORUM

- Mahalleyi Ahmet Arsan'dan daha fazla tedirgin ettiğinizin farkında mısınız?
- Tabii ki farkındayım. Çünkü Ahmet Arsan'dan çok daha okunup çok daha ilgi görüyorum. Böyle olunca da insanlar yazdığım isimlere, temizlediğim mayınlı bölgelere daha bir dikkatli bakıyor. Bir de Ahmet Arsan'ın kim olduğu, nerede oturduğu, kimle temas içinde olduğu ortada. Ama ben şu an kimim bilen yok, belki de benden saklanan en önemli bilginin yanı başındayım.

Melek Kanatlı'nın tartışıldığı ortamlarda keyifli keyifli nargilemi içip dumanını hiçbir şey olmamış gibi havaya üflediğim çok oldu. Çünkü benim hakkımda insanların bu kadar açık fikirlerini söylediği bir ortamı ömür boyu arasam bulamam. O zaman izin verin de bunun keyfini çıkarayım. Bu bilinmezlik çok çekici, cezbedici. Bazen kendimi filmin sonuna kadar asla şüphe çekmeyen katile benzetiyorum. Bu gizem hoşuma gidiyor.

BİZİM MAHALLE MELEKTEN DEĞİL ŞEYTANDAN KORKAR

- İslamcı burjuva sizden korkmalı mı?
- Bizim mahalle melekten değil şeytandan korkar. Melekler koruyucudur çünkü. Güzel ve iyiliği çağrıştırır. Ben bu mahallenin  sevap defterini tutan sağ omuzdaki meleğim. Benden kimse korkmasın.

- Bu mahalleye iki kişi fazla değil mi, diğer mahalleyi kim yazacak?
- İki kişi mi? Bence bu mahallede sadece ben varım. Camide abdesti kaçmış biri namaza devam etse de namazı sahih olur mu? Ahmet Arsan'ın yazıp çizdikleri bence böyle. Abdesti yoksa hocanın arkasında durmakla cemaatten sayılmaz. Önce tövbe edip abdest tazelemesi lazım.

Dolayısıyla camide şu an cemaatle namaza devam eden ben varım sadece. Diğer mahalleyi yazıp çizme meselesine gelince, orayı yazıp çizmeyen kaldı mı Allah aşkına? Ekranlarda, dergilerde, gazetelerde ne yapıp ne ettiklerini zaten her gün okuyoruz. Kim kiminle her şey göz önünde yaşanıyor. Ama karşı mahalle ile ilgili yazılmayan tek bir şey var. O da karşı mahallenin bizim mahalle ile kurduğu ilişkiler. Bunları da zaten yazılarımda anlatıyorum. Sabah karşı mahalleden namaza gelenler, kafelerimize gizlice şarap sokmaya çalıştıkları için kovulanları söylüyorum.

En azından insanların günahlarını değil sevaplarını ortaya koyuyorum. Ya da günah işlemek isterken bizim mahalle tarafından nasıl uyarıldıklarını okuyucuyla paylaşıyorum. Bizim mahallenin insanına da bu yakışır. Ayıpları, günahları değil iyi ve güzel şeyleri görüp yazmak ve duyurmak. Ahmet Arsan ise bir şeytan gibi sürekli karşı mahallenin mekanlarını, markalarını sayıp bunları kullananları deşifre ediyor. Diğerlerini de günaha ortak olmaları için kışkırtıyor. Yani melek şeytan çekişmesi bizim aramızdaki. Bilirsiniz her zaman iyilik kazanır.

- Kızlarınızı neden diğer mahalleye göndermiyorsunuz?
- Karşı mahallede merak edeceğimiz ne var ki göndereyim. Açın gazetelerin eklerini ya da dedikodu yazarlarını. Neredeyse her gazetenin bir dedikoducu yazarı var. Cinsel hayat yazarları, ilişki uzmanları, evini köşesine açan yazarları ne ararsan var. Gazeteler Ali Babanın çiftliği gibi. Neyi merak ediyorsanız köşecileri tezgah açmış pazarcılar gibi tezgahlarına okur çağırıyor "buraya gel, buraya gel, en güzeli burada" diye. Asılları varken ve gayet güzel anlatıyorken hala "o mahallede merak edilen" ne olabilir. Eğer bir gün anlatılmayan bir şeyler olduğunu düşünürsem rotayı oraya da çeviririm. Oradaydım der yazarım.

- Mahallenin haberlerini, yine aynı mahallenin medyasında yazıyorsunuz. Diğer mahalleye geçmek için bu mahalle medyasını basamak olarak mı kullanıyorsunuz?
- Ben tok satıcıyım. Merak eden varsa buraya buyursun. Hem karşı mahalleye geçmek gibi bir niyet Ahmet Hakan'ın durumuyla eş olacağından kendimle çelişmez miyim? Ben çelişkileri olan, huzursuzlukları olan birisi değilim. Antidepresanlarla ayakta durmuyorum.  Ben buradayım ve burada yazıyorum. Karşı mahalle ile ilgili yazdıklarımı da merak edenler buraya  gelip okusun ben niye gideyim ki.

BİZİM MAHALLEDEKİLER ÇOK FAZLA İRONİDEN HOŞLANMAZLAR

- Mahalleden size tepki var mı?
kullan- Var tabi ki. Bizim mahalledekiler ciddiyeti sever,  çok fazla ironiden  hoşlanmazlar. Hele bunu bir de bir kadın kimliğiyle yapıyorsa çok daha fazla rahatsız olurlar. Ayrıca Ahmet Arsan ve Ahmet Hakan üzerine bu kadar çok yazı yazmam kişisel bir olay gibi algılanıyor. Yani sanki bir kişi ile hesaplaşıyormuşum gibi algılayanlar var.

Oysa mesele başka, satır aralarını ve niyeti okuyucunun iyi okuması lazım. Ama tabi bunlar azınlık. "Bizim Mahalleli" olmaktan gurur duyan çok kişi de var. Bu yazılar sayesinde güzel dostluk kurduğumuz okuyucularımız oldu. Mahallelinin arkamda olduğunu bilmek beni çok sevindiriyor.

BİZİM MAHALLENİN  KARŞI MAHALLEDEN AYIRAN EN ÖNEMLİ FARKI MAHREMİYETİDİR

- Siz de Ahmet Arsan gibi mahallenin yatak odasına girecek misiniz?
- Bizim mahallenin karşı mahalleden ayıran en önemli farkı mahremiyetidir. Sevgi, aşk, evlilik, ilişkiler biz de iki kişi arasında mahremiyet sınırlarında yaşanır. En fazla sokakta el ele dolaşırsın daha fazlası hoş karşılanmaz. Şimdi bu ahlak üzerine yetiştirilmiş biri olarak insanların yatak odalarına ne ben yazar olarak girmek isterim ne de okuyucuyu sokmaya çalışırım.

- Melek Kanatlı mahallenin çapkınlarını da yazacak mı?
- Baştan da dediğim gibi benim derdim mahallenin kirli çamaşırlarını ortaya döküp bunlardan dedikodu malzemesi çıkarmak değil. Ama iş Hüseyin Üzmez, Fadime Şahin, Ali Kalkancı gibi din istismarcılığına girerse elbette yazılması gerekiyor.  Çünkü bize zarar veren bu tür insanların maskelerini düşürüp tüm çıplaklığıyla ortaya koymak görevimiz. Bu şekilde ne yapıp ettiklerini yakından takip ettiğim isimler var. Hepiniz çok şaşıracaksınız onları yazdığımda. 

- Mahallede herkesi tanıyor musunuz?
- Bizim mahalle zaten küçük bir mahalle. Herkes herkesi tanır ve doğal olarak ben de tanıyorum. Bir çoğuyla mesleğim icabı tanışıyorum, bir kısmıyla ortak arkadaşlarımız var, bir kısmı da arkadaşlarım. Mahalleden kim diye merak ettiğim yani kimse yok.

Sizi bile tanıyorum. Kimliğimi açıklasam hemen "aaaa" diye çığlık atacaksınız. Cep telefonum bile eminim cebinizde kayıtlı. Yani çoğu kişiyle böyle bir ilişkim var, gerisini anla.

NİŞANTAŞINDA MODA OLAN BİR KIYAFET ANCAK BİR YIL SONRA FATİH’E, BAŞAKŞEHİR’E GELİYOR

- Siz kimliğinizi sakladıkça ben de merak etmiyorum. Peki Nişantaşı'na takılıyor musunuz?
- Nişantaşı'na  özellikle takılmak için gitmem ama orada oturan arkadaşlarımla görüşüyorum ve zaman zaman Nişantaşı mekanları buluşma adresimiz olabiliyor. Öğrencilik yıllarında iki yıl arkadaşlarımla Nişantaşı'nda oturdum. Akullanynı işyerinde çalıştıklarım oldu. Ama orası benim mekanım değil. Kadınlara özel bir ayrıntı verebilirim, Nişantaşı'nda moda olan bir kıyafet ancak bir yıl sonra Fatih'e, Başakşehir'e geliyor. Bir sezon beklemek istemeyenler soluğu Nişantaş'ında alabilirler ya da alıyorlar.

EĞLENMEK DERDİNDE OLANLAR CANI SIKKIN OLANLARDIR

- Siz  nasıl eğleniyorsunuz?
- Eğlenmek derdinde olanlar canı sıkkın olanlardır.  Eğlence kültürüne böyle baktığım için ne lunaparkta bir gondolun tepesinde ne de bilmem hangi mekanda buluşarak eğlenenen biri hiç olmadım. Zaten beni tanıyanlar bilir yeterince eğlenceli biriyim dışardan eğlence dozumu artıracak şeylere ihtiyacım yok. Ama İstanbul'u içime çekeceğim güzel mekanlarda buluşmayı severim. Beylerbeyi, Nakkaştepe, Yeniköy, Rumeli Feneri, Galatakulesi, Piyeryoti bu anlamda favori mekanlarım. 

KAYNAK: (HABER 7)
YORUMLAR 20
  • cenk cenk 16 yıl önce Şikayet Et
    islamcı burjuvazi mi ?!??. soruda kullanılan bu ifade, nursel tozkoparan'ın çok da sağlıklı olmayan bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor ve cevaplayan şahıstan da bu ifadeye bi itiraz yok, çok yazık..
    Cevapla
  • Avustralya'dan Simsek 16 yıl önce Şikayet Et
    Uc dakika arayla gucellersiniz de, bu yaziyi. ...kac ay sonra kaldiracaksiniz? Millete bunu da soyleyin bari...
    Cevapla
  • Aydın Erkmen 16 yıl önce Şikayet Et
    sayın editörler. merhaba sayın editorler.. afedersiniz ama bu söyleşi günlerdir burada.. ne zaman yeni söyleşi görebileeğiz acaba? neredeyse 1 ay olacak.
    Cevapla
  • rümeysa hacer 16 yıl önce Şikayet Et
    saçmaa. kendini çok beğenmiş biri olduğu belli.macera arıyo bu melek kanatlıı.hoşuna gidiyomuş kendisinden bahsedildiği ortamlarda bulunmak.işte elalem malı götürürken biz böle magazinle,gizemlilerimzle oyalatılıyoruz.....
    Cevapla
  • doğrucuderya 16 yıl önce Şikayet Et
    kanatlı melek arkandayız. bu yorumları okuyunca şaşakalıyorum. Burada Melek Kanatlı'nın gerçekte ne yapmak istediğini anlamayanlara sesleniyorum: Mahallenin onurunu korumak yine melek gibi bir kıza kaldı. Erkekler Ahmet Hakan/Arsan hayranı gibiler. Sanki plazaların köşelerinden bu mahalleyle alay etmek herkesin pek bir hoşuna gidiyor. Cık cık cık... Neyse kanatlı melek seni anlayanlar da var unutma. Durmak yok yola devam:)))
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Dünya Kupası ev sahibi ABD'den Senegal'e kötü muamele
Rus İHA'sı otobüs durağına düştü! 2 ölü 15 yaralı