Başörtüsü için son söz Erdoğan'ın
Sapanca'da kampa giren AK Parti Anayasa Komisyonu ile Bilim Kurulu üyeleri, anayasa taslağına son şekli verdi. Eğitim dili ve başörtüsü serbestliğinde son söz Erdoğan'ın.
AK Parti'nin sivil anayasa çalışmalarını yürüten akademisyen ve siyasilerden oluşan karma komisyon, Sapanca Gölü kenarındaki Anayasa Kampı'nı tamamlayarak Ankara'ya döndü. Komisyon anayasa taslağı üzerindeki alternatifleri en aza indirirken eğitimin dili ve türban konusunda son kararı Başbakan Tayyip Erdoğan'a bıraktı.
Anayasa hukukçuları ve AK Parti'nin kurmayları tarafından yapılan çalışmalarda alternatifli seçeneklerin tartışılarak, tek maddeye indirildiği, sadece eğitim ve başörtüsü konusundaki kararın Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak MYK'da netleştirileceği öğrenildi.
Taslak metin kamuoyunda iki buçuk ay süre ile tartışıldıktan sonra Anayasa hukukçuları ve partide 10 kişiden oluşan komisyon yeniden biraraya gelerek anayasa değişikliğine son şeklini verecek. Muhtemelen 2008 yılının ilk aylarında anayasa değişikliği TBMM'ye sunulacak.
KÜRTÇE TARTIŞMASI
Eğitim dili ile ilgili düzenleme taslak metinde, “Eğitim ve öğretim dili Türkçe'dir. Türkçe'den başka dillerde eğitim ve öğretim yapılması ile ilgili esaslar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kanunla düzenlenir” şeklinde ler aldı. Üyeler arasında “Kürtçe” nedeniyle tartışmaya neden olan bu konu, Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak Merkez Yürütme Kurulu'na bırakıldı.
'EN ZOR MADDE'
Komisyon taslak metinde eğitim dili ile ilgili olarak getirilen öneri dışında yeni bir metin kalema alma gereği duymadı.
Komisyonun en çok tartışığı konuların başında Yüksek Öğrenim'de kılık kıyafet konusu geldi. Taslağın eğitim ve öğrenim hakkını ele alan 45. maddesindeki alternatifli “kılık kıyafetinden dolayı hiç kimse yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz” önerisi ile “Yüksek öğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir” hükmü, tartışmalara yol açtı. Bazı üyeler böyle bir hükmün Anayasa'da yer almasına gerek olmadığını ileri sürerken, üyelerin önemli bir kısmı ise yüksek öğrenimdeki kılık kıyafet konusunun muğlaklığa yer bırakılmadan netleştirilmesi gerektiği görüşünü savundular.
Anayasa taslağında “en zor madde” olarak tanımlanan 45. madde üzerindeki nihai karar görüş birliğinin oluşmaması nedeniyle Başbakan Erdoğan'a kaldı.
Vatandaşlık'ta 1924 Anayasası'na dönülüyor: Vatandaşlığın tanımı konusunda görüş birliğine varılırken, 1924 Anayasası'nda yer alan “Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese din ve ırk farkı gözetilmeksizin Türk denir” ifadesi benimsendi.
JANDARMA MGK'DA YOK
Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili düzenlemede Jandarma Genel Komutanlığı, MGK üyeliğinden çıkarıldı. İçişleri Bakanı'nın MGK'nın doğal üyesi olmasının yanısıra Emniyet Genel Müdürlüğü ile aynı statüde olduğu için “Jandarma Genel Komutanlığı'nın, ayrıca temsil edilmesine gerek yoktur” görüşü benimsendi.
'Egemenlik' maddesinde değişiklik yapılarak 'yetkili organlar' kavramı Anayasa'dan çıkartılıyor. Madde “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, Anayasa'da belirtilen yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır” hükmü getiriliyor.
Yüce Divan'a yeni düzenleme
Cumhurbaşkanı: Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl olarak düzenlenirken, ilk okul mezunlarının da cumhurbaşkanı olabileceği önerisi kabul edilmedi. Cumhurbaşkanı üniversite mezunu olacak.
Milletvekili dokunulmazlığı: Milletvekili dokunulmazlığında rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık gibi mali suçlar dokunulmazlık dışı bırakılırken, milletvekilinin kürsü masuniyeti korunuyor.
Yüce Divan: Mevcut Anayasa'da Anayasa Mahkemesi aynı zamanda Yüce Divan olarak görev yaparken taslakta Yüce Divan, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Genel Kurulu üyeleri arasında seçilecek 10 kişiden oluşacak. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Genel Kurulu'ndan seçilecek 5'er üyeden oluşacak Yüce Divan'ın başkanlığını ise Yargıtay Başkanı yapacak.
Meclis Başkanı ve Genelkurmay Başkanı da Yüce Divan'da yargılanacak: Yüce Divan'ın yetki kapsamı da genişletilirken mevcut düzenlemede Genelkurmay Başkanı ve TBMM Başkanı'nın yargılanması konusundaki belirsizlik de gideriliyor. Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu üyeleri, TBMM Başkanı, Genel Kurmay Başkanı da Yüce Divan'da yargılanabilecek.
YÖK, YKK oluyor: YÖK, kaldırılırken yerine Yüksek Öğrenim Üniversiteler arası Koordinasyon Kurulu(YKK) oluşturuluyor.
Anayasa Mahkemesi seçim şekli değişiyor: Anayasa Mahkemesi ile ilgili düzenlemede Meclis'in de üye seçmesine imkan getiriliyor. Anayasa Mahkemesi 17 üyeden oluşurken, bunların 8'i TBMM, 9'u ise Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay üyeleri arasından seçilecek.
-
cttezcan 18 yıl önce Şikayet Et. allah şahidim olsunki eğer olaki olumsuz bir karar çıkarsa ben hakkımı helal etmem ve bu halkta bidahaki seçime onları biradaha hiç gelmemek üzere getirdiği gibi götürür...Beğen
-
Veysel Aliş 18 yıl önce Şikayet EtMillet Çözüm üretir!.... Başörtüsü milletimizin onur mücadelesidir. Milletin onuruyla oynamak isteyenlere, hakettiği cevabı her zaman vermiş, vermeye de devam edecektir. Aldatanlar aslında kendilerini altatmışlardır. Tarihin sifonuna terkedilen kenarda köşede bu molozlardan çok var. Herkes hissesine düşen ibreti almalı, aşıklar usandırılmamalıdır. Müreffeh bir TÜRKİYE için, mutlu ve mesut topluluklar gereklidir. Yönetenler milletimizin mutluluğu için çalışırsa, Millet onları başına TAÇ yapar.Beğen
-
kadir akal 18 yıl önce Şikayet Etdemokrasiyse demokrasi. Bu ülkede herkez hürce istediğini yapabiliyosa başını örtende örtmeyende aynı sitatüde tutulur çok demokratik bi ülkeyiz ya herkez eşit ya ondan milletin baş örtüsüyle hala oyalanıyoruz buğün baş örtüsü meselesiyle bizi oyalayanlar yarın başka bişey çıkartır önümüze yeterki biz başımızı kumdan çıkarıp ne oluyor demeyelimBeğen
-
a. kızmaz 18 yıl önce Şikayet Etİki Alternatif Birleştirilmeli. \"Yüksek öğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir. Kılık kıyafetinden dolayı hiç kimse yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.\" şeklinde İki alternatif birleştirilmeli. Bir tanesi de maksadı ifade ediyor ama bu bir vurgudur ve meselenin çözümü açısından oldukça önemlidir.Beğen
-
muhammet berke 18 yıl önce Şikayet EtSon söz halkın. Sayın Erdoğan;bugüne kadar halkın güven duygusunu kazanmış biri oldu ve her seçimde son sözü halkın söyleyeceğini bildi ve halkına güvenen bir lider portresi çizdi.O son sözü söyleme yetkisini halkından aldı bu sebeplede sözün asıl sahibi halktır,Sayın Erdoğanın kendisi değildir.Biz kendisine sonuna kadar güvenmekle birlikte olaki Yanlış bir kararın altına imza atar bu bir hayal kırıklığına sebep olursa bu halka onuda seçim sandığına gömer ve kendine yeni Erdoğanlar bulur.Heveslilerin kursakları boş kalır.Beğen