Bahçeli'nin kapatma tepkisi

Grup toplantısında konuşan MHP lideri Bahçeli, AK Parti'ye kapatma davası ile ilgili açıklama yaptı. Bahçeli endişesini açıklarken, teklif önerdi, AK Parti'ye sert ifadelerle yüklendi.

Bahçeli'nin kapatma tepkisi
Bahçeli'nin kapatma tepkisi
GİRİŞ 18.03.2008 10:50 GÜNCELLEME 18.03.2008 10:50

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "hukuki bakımdan Anayasaya uygun olsa bile AK Parti'ye açılan kapatma davasının siyasi bakımdan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 'demokrasi mücahidi' olduğunu söyleyerek mağduriyet edebiyatı yapmak için yeni bir istismar malzemesi verdiğini" iddia ederek, "Başbakan olmasında yargı süreçlerinin ve siyaset dışı müdahalelerin önemli payı olan Sayın Erdoğan, şimdi de bu yolla 'demokrasi kahramanı' olma hevesi peşinde" dedi.


Partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasına, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 93. yıldönümü dolayısıyla bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan Bahçeli, Türk milletinin, vatanı, devleti, inancı ve hürriyeti uğruna canını feda edebilecek müstesna evlatları bağrında yetiştirdiğini, asırlardan beri süregelen varlığını ve kudretini bu fedakarlıklarla ayakta tutabildiğini söyledi.


Yıldönümü nedeniyle Çanakkale'de yapılan anma törenine partisinden 9 milletvekilinin yanı sıra çok sayıda dava arkadaşının da hazır bulunduğunu ve milletin haklı gururunu paylaştığını ifade eden Bahçeli, tarihe ibretle bakarak, Türk milletini ayakta tutan manevi dinamikleri öğrenmenin, bundan sonra karşılarına çıkacak tehlikeleri tanımaya ışık tutacağını bildirdi.


On binlerce Mehmetçiğin canı pahasına sonuçlanmış ve Şehitler Günü'ne haklı olarak adını vermiş Çanakkale Savaşının öneminin, Cumhuriyet coğrafyamızı müjdelemesi ve bugün yaşananların anlaşılması bakımından çok büyük olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:


"Çanakkale, bizim için bir coğrafi bölgenin adından önce, her karış toprağına bir yiğidin uzandığı dünyanın en büyük şehitliğidir. Çanakkale, aklın izanın durduğu, bir ilahi duyuş ile kendinden geçmiş binlerce isimsiz kahramanın, can vermek için birbiri ile yarıştığı bir imtihan alanıdır. Çanakkale, barutun; inanç, çeliğin; itaat, donanmanın; cesaret ve silahın millet karşısındaki çaresizliğinin ateşle ilanıdır. Çanakkale, Anadolu ve Rumeli Türklüğünün topyekun bir direnişi ve kanlı gömleğiyle kara toprağa giren on binlerce kınalı şehidin, siperden sipere taşınan muhteşem destanıdır."


MHP Lideri Bahçeli, Çanakkale dirilişinin, Türk milletinin muazzam gücünü imtihan etmeye kalkışan bugünkü ihanet odakların,kendilerini nasıl bir sonucun beklediğini anlamaları açısından tarihi bir ibret ve ihtar belgesi olduğunu ifade etti.


-AK PARTİ'YE AÇILAN KAPATMA DAVASI-


Devlet Bahçeli, konuşmasında AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davaya değindi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın "laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde açtığı davanın, siyasi gündemi temelden sarstığını ve değiştirdiğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:


"Demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, Anayasada çizilen sınırlar içinde faaliyet göstermeleri, demokratik meşruiyetin bir gereğidir. Bu alanda Anayasanın vaaz ettiği ilkeler bütün siyasi partiler için bağlayıcı ve emredici temel normlardır. Bunlara uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımlar Anayasada belirlenmiş, siyasi partilerin hangi hallerde temelli kapatılacağı ve bunun şartları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu konuda bir değerlendirme yapmış ve buna dayalı olarak Anayasa Mahkemesinde hukuki bir süreç başlatmıştır. Dava süreci şimdi kendi mecrasında yürüyecektir. Bu aşamadan sonra Yüce Mahkemenin vereceği karar beklenecektir. Konunun hukuki yönleri ve herkesi bağlayan hukuki çerçeve budur. Bu bakımdan açılan davanın içeriği ve iddianamede yer alan tespit ve suçlamalar hakkında yorum ve değerlendirme yapmak, bu noktadan sonra siyaset kurumunun değil, Yüce Mahkeme yargıçlarının görev ve yetkisine giren bir husustur. Yargıya intikal eden bu konu hakkında dışardan hukuki fetvalar vermek, bu yolla Anayasa Mahkemesini yönlendirme ve etkileme çabalan içine girmek, hukuka saygısızlığın açık bir göstergesi olacaktır."


-"DERİN SİYASİ ETKİLERİ OLACAK"-


Bahçeli, iktidar partisinin kapatılması için açılan davanın sonuçları ve yansımalarının, hukuki alanla sınırlı kalmayacağını, bu sürecin çok derin siyasi etkilerinin olacağını belirterek, "Kapatma davası, hukuki bir süreç olmakla birlikte, bunun çok ciddi siyasi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. MHP, konuyu bütün yönleri ve boyutlarıyla geniş bir perspektiften değerlendirmiş, ilke ve tutumunu bütün açıklığıyla ortaya koymuştur" dedi.


Davanın açılmasının ardından yaptığı yazılı açıklamaya değinen Bahçeli, bu açıklamada somut önerilerde bulunduğunu söyledi. "Siyasi gündemi etkileyen konularda soyut değerlendirmelerin ötesine geçilerek, kriz ve gerginliklerin ortak akıl ve çabalarla aşılması süreçlerinin önünü açmak ve bunun için yol göstermek, MHP'nin sorumlu siyaset ve muhalefet anlayışının dayandığı temel ilkedir" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:


"22 Temmuz 2007 seçimlerinden bu yana geçen süre içinde, bunun rehberliğinde hareket eden MHP, Türkiye'nin çıkarına olduğuna inandığı bu anlayışa bundan sonra da sürdürmeye kararlıdır. İktidar partisinin kapatılması konusundaki tavrımız da bu anlayışa uygun olarak çok açık bir biçimde ortaya konulmuştur. Bu konudaki siyasi duruşumuz; Türkiye'nin geleceğini her düşüncenin üstünde tutan milliyetçilik ülkümüzün, demokrasi ve milli irade anlayışımızın ve siyasi kaosun önüne geçilmesi hassasiyetimizin doğal bir icabı ve sonucudur. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kapatılması için başlatılan hukuki süreç siyasi gündemi altüst etmekle kalmamış, bu konuya kilitlenen Türkiye, çalkantılı bir döneme girmiştir. Bu yüksek gerilim ve tedirginlik, ne kadar zaman alacağı kestirilemeyen mahkeme süreci boyunca, devlet ve toptum hayatımızı derinden etkileyecektir. Hukuki süreçle eş zamanlı gelişecek ve ağır tahribatı olacak bir siyasi kriz dönemi yaşanabilecektir. Türkiye'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında esasen çok ağır sorunlarla yüklü gündeminin böylesine bir ilave siyasi kriz tehlikesine açık hale gelmesi, sonuçları kontrol edilemeyecek bir kaos ortamını karşımıza çıkarabilecektir."


-MHP'NİN TAVRI-


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin bugün milli devlet niteliğini, üniter siyasi yapısını ve toprak bütünlüğünü hedef alan çok ciddi iç ve dış güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.


Kanlı terör ve etnik bölücülüğün vahim boyutlara taşındığını, milli birliği ateşe atacak siyasi çözüm dayatmalarının had safhaya ulaştığını vurgulayan Bahçeli, "AKP'nin kapatılması davasının kısa ve orta vadedeki siyasi sonuçlarının, bu karanlık Türkiye tablosundan soyutlanarak değerlendirilemeyeceği bir gerçektir. MHP'nin bu konudaki endişeleri, bu açıdan ele alınmalı ve çok iyi anlaşılmalıdır" diye konuştu.


Böyle bir ortamda iktidar partisinin kapatılması istemiyle hukuki bir süreç başlatılmasının doğuracağı siyasi sonuçlara da değinen Bahçeli, şunları söyledi:


"Cumhuriyetin temel yapı taşlarından biri olan laikliği yıkmayı amaçlayan eylemlerin odak noktası olmakla suçlanan siyasi parti büyük bir Meclis çoğunluğuyla tek başına iktidardadır. Referandumla Anayasa değişikliği yapacak bir sayısal güce sahip olan bu siyasi parti, dava süreci boyunca Anayasal sınırlar içinde bütün hükümet yetkilerini kullanacak, TBMM'de yasama tasarrufunda bulunacak ve Türkiye'nin kaderini ilgilendiren konularda kararlar alacak ve bunları uygulayacaktır. Bir ateş çemberinden geçen ve yakın tarihinin en ağır sorunları ve tehditleriyle karşı karşıya bulunan Türkiye'yi bu güç ve tehlikeli dönemde, laikliğe aykırı fiillerin odağı olmak ve Cumhuriyeti yıkmakla suçlanan siyasi kadrolar yönetecektir. Bunun normal ve olağan bir durum olmadığı gün gibi açıktır. Böyle bir ortamda, bu siyasi partinin hükümet ve Meclis tasarruflarının tümü tartışmalı hale gelecek ve şaibeyle gölgelenecektir."


-"SORUMLU AKP VE BAŞBAKANDIR"-


Devlet Bahçeli, Türkiye'nin; siyasi güvenlik, ekonomik ve sosyal alanlarda ve politikada bugün geldiği karanlık noktanın başlıca sorumlusunun AK Parti ve Başbakan Erdoğan olduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Sayın Erdoğan, bugüne kadar Türk milletine hesap vermekten kaçmış, hayali başarı senaryolarıyla bu sorumluluktan kurtulmaya çalışmış ve herkesi suçlayarak kendisini temize çıkarmak amacıyla beyhude bir çırpınış içine girmiştir. 14 Mart 2008 tarihi, bu anlamda da Sayın Başbakan için bir dönüm noktası olmuş ve önüne hiç beklemediği geniş bir istismar ve manevra alanı çıkarmıştır. Siyasi gündemin bu şekilde sapması, siyasi hesabın ertelenmesi konusunda AKP'ye ümit vermiştir. Hukuki bakımdan Anayasaya uygun olsa da açılan kapatma davası, siyasi bakımdan Sayın Başbakana demokrasi mücahidi olduğunu söyleyerek mağduriyet edebiyatı yapmak için yeni bir istismar malzemesi vermiştir. Başbakan olmasında yargı süreçlerinin ve siyaset dışı müdahalelerin önemli payı olan Sayın Erdoğan, şimdi de bu yolla 'demokrasi kahramanı' olma hevesi peşindedir. Sayın Erdoğan, Yargıtay Başsavcısının iddianamesini Türk milleti nezdinde bir 'ibranameye' dönüştürmek ve mağdur ve mazlum edebiyatıyla Türk milletinin merhamet duygularına sığınarak siyasi sorumluluğunu unutturmak hesabı yapmaktadır. Açılan kapatma davasının AKP'ye bu yönde siyasi doping etkisi yapması, hazin bir tecelli olarak kabul edilmelidir."


-"SİYASİ PARTİLERİ, SİYASETEN TASFİYE EDECEK OLAN YEGANE GÜÇ TÜRK MİLLETİDİR. BU HESABIN GÖRÜLECEĞİ YER DE SEÇİM SANDIĞIDIR"


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi partileri, siyaseten tasfiye edecek olan yegane güç Türk milletidir. Bu hesabın görüleceği yer de seçim sandığıdır" dedi.


Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin siyasi parti kapatma konusundaki talihsiz tecrübeleri bulunduğunu belirterek, AK Parti'nin Türk milletinin vicdanında mahkum olacağını, er ya da geç milli irade yoluyla siyaset sahnesinden silineceğini öne sürdü.


MHP'nin parti kapatma ile ilgili somut bir düşünce geliştirdiğini ve bunu kamuoyunda tartışmak amacıyla başta AK Parti ve CHP olmak üzere siyasi partilerin değerlendirmesine sunduğunu anımsatan Bahçeli, "Siyasi Partilerin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde faaliyet göstermeleri ve tüzük veya programları ile eylemlerinin devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine ve Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan diğer esaslara aykırı olmayacağı temel bir normdur.Tüzük ve programları Anayasamıza aykırı olan partilerin kapatılması da tartışılmayacak bir husustur. MHP'nin yaklaşımı, münhasıran siyasi partilerin 68. maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerden ötürü kapatılmasıyla ilgili düzenlemenin gözden geçirilmesini öngörmektedir" diye konuştu.


-...BİR SİYASİ PARTİNİN KAPATILMASI"-


MHP Genel Başkanı Bahçeli, mevcut hükme göre bir siyasi partinin bu nedenle kapatılması için, bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi gerektiğine işaret ederek, "Odak haline gelmenin şartları ve kriterleri de 69. maddede ayrıntılı olarak tanımlanmış ve düzenlenmiştir. Bu çerçevede, bu nitelikteki fiilin parti üyelerince yoğun biçimde işlenmesi ve bu durumun parti yönetimi ve organları tarafından benimsenmesi veya bu fiillerin doğrudan bu organlarca işlenmesi şartı getirilmiştir. MHP, bu hükmün gözden geçirilerek, bu filleri işleyen parti üyeleri, yöneticileri ve milletvekillerinin bireysel olarak doğrudan sorumlu tutulacağı bir düzenlemenin mümkün ve yerinde olup olmayacağının ortaya konulmasını amaçlamaktadır" ifadesini kullandı.


"Bu yaklaşımın uygun ve uygulanabilir görülmesi halinde, bu gibi durumlarda partinin hükmi şahsiyet olarak kapatılması yerine, bu fiillerin sorumluları hakkında cezai soruşturma ve yaptırım uygulanmasını, milletvekili dokunulmazlığının da buna göre yeniden düzenlenmesini öngören yeni bir Anayasal çerçeve oluşturulabilecektir" diyen Bahçeli, terörü destekleyen ve bunu bölücü amaçları için bir araç olarak gören siyasi partilerin özel durumunun, bu kapsamda ayrı bir değerlendirme konusu olabileceğine işaret etti.


MHP lideri Bahçeli, şöyle devam etti:


"Tartışmaya açtığımız bireysel sorumluluk yönteminin, bir siyasi partinin temelli kapatılması için dava açılmasından önce, ihtar ve ikaz amaçlı bir ara aşama olarak öngörülmesi de mümkündür. Kamuoyunda yapılacak tartışmalarda konunun tüm yönleri ele alınabilecek ve ortak akılla, geniş tabanlı bir mutabakat zemininde en makul yol bulunulabilecektir. MHP'nin tartışmaya açılmasında yarar olduğunu düşündüğü kavramsal yaklaşımın özü ve esası budur, çerçevesi de bunlarla sınırlıdır.


Bugün gelinen noktada, Anayasa'nın ilgili hükümlerinin gözden geçirilerek yeni bir düzenleme yapılması imkanının değerlendirilmesinde en doğru hareket noktası, bireysel sorumluluk odaklı bu yaklaşım olmalıdır. Bunun dışında; yargıyı etkisizleştirmek, yasamanın denetimi ve vesayeti altına almak, Anayasa Mahkemesinin yetkilerini sınırlandırmak, üye oluşumuyla ve karar yeter sayısıyla oynamak, bireysel sorumluluğu ve müeyyideleri ortadan kaldırarak veya benzer yollarla Anayasa'nın 69. maddesini işlersiz kılmak gibi yöntemler, haklı ve meşru görülemeyecektir.


Bu zorlamalara başvurulması, ateşin üzerine benzinle gitmek olacak ve çok daha ağır bir siyasi ve Anayasal krize yol açacaktır. Herkes bunun bilinci içinde olmalı ve rejimi tehlikeye atabilecek çok vahim bunalımlara davetiye çıkarma gafletine düşmemelidir."


-"AKP SAĞDUYUSUNU KAYBETTİ"-


Bahçeli, açılan davanın kamuoyuna duyurulmasının ardından son birkaç gün içinde AK Parti yetkililerinin yaptıkları açıklamalarıyla, muhatap oldukları konunun ciddiyetini anlamamış olduklarını savundu.


AK Parti yetkililerinin, açılan dava ve mahkemenin vereceği karar ile milletten aldıkları oy desteği arasında yanlış bir illiyet bağı kurduğunu iddia eden Devlet Bahçeli, "AKP yetkilileri bir yanılgı içine girmişler ve anlaşıldığı kadarıyla sağduyularını kaybetmişlerdir. 'Ben milleti temsil ediyorum' gibi gerekçelere ya da 'Benim önümde yargı duramaz' anlamına gelecek beyanlara sığınmak, bu parti hakkındaki kuşkuları artırmaktan başka bir anlam taşımayacaktır. Bugüne kadarki icraatları AKP'nin kuvvetler ayrılığı prensibini önemsemediğini ortaya koymuştur. İki dönemdir iktidarda olan bu partinin bir muhalefet partisi gibi devlet erki ve yargı ile çatışarak bugünlere geldiği herkesin bildiği gerçeklerdir. Bu açıdan bugünkü noktada, AKP kendi geçmişindeki çatışma ve gerilimlerle dolu yol haritasına da bakmalı ve nerelerde hata yaptığının özeleştirisini de derinliğine tahlil etmelidir" dedi.


-"HASSAS KONULARDAKİ SİYASAL TARTIŞMALAR..."-


Bahçeli, beş yılı aşan iktidarı ile AK Parti'nin iktidar olarak hükümet etme görevi ile devleti yönetme arasındaki ince farkı ortadan kaldırmaya yönelik anlayış kusurunu defalarca sergilediğini ileri sürerek, şöyle devam etti:


"Özellikle seçimden önce 'Finale yaklaşıyoruz' diyen Başbakan'ın merkezinde bulunduğu planlı bir gerilim ve baskı politikasıyla, o dönemde ülkemizde her şeyin çivisinin çıkmış olduğu ve bütün ölçü ve ayarların kaçtığı malumunuzdur. Türk devletinin dinamiklerinin ve kurumsal ilişkilerinin yıprandığı, toplumsal dokumuza, kardeşliğimize ziyadesiyle zarar verildiği, devletin bütün kurumlarıyla ve toplumun bütün kesimleriyle çekişildiği, Türkiye'nin milli ve manevi değerleri üzerinden siyaset yapıldığı ortadadır.


İktidar mensuplarının, o dönemlerde sıkça tekrarladığı vuruşarak çekilme, mahpushane edebiyatı ve beraber yürüme nakaratları da henüz hafızalardadır. Bu ortamda gidilen genel seçim ile oluşan yeni meclis aritmetiğinin hükümet etmekte olan AKP'ye bir ders ve sonuç çıkarması için vesile olması beklenirken, durum tam tersi olmuş başta Sayın Başbakan olmak üzere AKP, hassas konularda siyasal tartışmaları alevlendirmeyi tercih etmiştir.


İktidar zihniyetinin ilkel bir yönetim anlayışının, 'Bizden olsun' inadı ve 'Ele geçirme' saplantısı, maalesef ülkemizi gerilimlerle dolu hassas bir noktaya, kendisini de siyaseten tasfiye etme aşamasına getirmiş bulunmaktadır. Yaşanan son gelişmeler karşısında, rasyonel düşünceden uzaklaşan AKP'nin kendinde güç vehmederek oynadığı tehlikeli oyundan vazgeçmesi ve yargı sürecini saygıyla beklemesi yerinde olacaktır.


Üstelik küresel ekonomik kriz karşısında almadıkları tedbirlerin acı faturasını, yaşanan bu hadiselere bağlamak da hükümet açısından artık inandırıcı olmayacaktır. Siyasi partiler, demokratik rejimin vazgeçilmez, hatta olmazsa olmaz kurumları ve büyük millet iradesinin demokratik yansımalarıdır. Bu nedenle bir siyasi partinin siyasal hayatına kendi iradesi dışında son verilmesi arzu edilen bir netice değildir. Bu açıdan Sayın Başbakan'ın, muhalefeti zil takıp oynayacaklar anlamına gelen suçlamaları talihsiz beyanatlardır."


MHP Genel Başkanı Bahçeli, MHP'nin, başka partilerin siyasetten men edilmesi için sandık dışındaki bir yöntemi asla benimsemediğini, rekabet ve yarışı demokrasinin kuralları içinde yapmayı kabullendiğini belirterek, "Temennimiz, yaşanan gelişmelerden herkesin kendisine düşen dersi çıkarması, demokrasimiz daha fazla tahrip olmadan atlatılmasıdır. Bu konuda yüce yargının vereceği kararı saygı ile beklemek en doğru yol olacaktır" diye konuştu.


-NEVRUZDA "BÖLÜCÜ TAHRİK" UYARISI-


Konuşmasında terör olayları ve Nevruz kutlamalarına da değinen Bahçeli, yaklaşan Nevruz vesilesiyle bölücü tahriklerin artacağı uyarısında bulundu.


"Sayın Başbakan ne kadar sessiz kalırsa kalsın, ne kadar inkar ederse etsin, terör ve etnik bölücülük sorununa siyasi çözüm bulunması Türkiye'nin gündemine zorla sokulmuştur" diyen Bahçeli, "Sayın Başbakan ve hükümeti, bu konuyu ABD ile görüşmüş ve siyasi çözümü adım adım hayata geçirme sözü vermiştir. Bu konuda aşamalı olarak somut adımlar atılması sadece bir zaman ve müsait ortam yakalama meselesidir" dedi.


Siyasi çözüme angaje olan Başbakan ve AK Parti Hükümeti'nin, zamanı gelince ve ortam olgunlaşınca pazara sürülmek üzere "Büyük turpları" şimdilik heybede sakladığını ileri süren Bahçeli, "Bu süreçte söz sahibi olmak için yeni arayışlara yönelen PKK güdümündeki siyasi parti, bu amaçla Sayın Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı ile görüşmüştür. Bir nevi arabuluculuk girişimi sayılabilecek bu temaslarda bu siyasi parti; PKK'nın bölünme projelerini savunmuş, teröristler için aşamalı bir af planı hazırlanmasını istemiş, tek dil ve tek millet anlayışını reddetmiş ve çok milletli yeni bir Anayasa ile özerk bölge esasına dayalı bir siyasi yapının yegane çözüm olacağını ortaya koymuştur.


Siyasi çözüm için her tahriki yapan PKK maşaları, Kürt sorunu olarak tanımladıkları sorunun çözümü taleplerini İspanya iç savaşıyla özdeşleşmiş, "Yeter Artık" sloganıyla dile getirme kararı almış ve bunu Nevruz afişi haline dönüştürmüştür" diye konuştu.


"Sayın Başbakan, ihanet projelerini devlet katında pazarlama turuna çıkan bu mihraklara karşı, ancak ilkesizlik ve tutarsızlık örneği olarak görülecek bir tavır benimsemiştir" diyen Bahçeli şunları ifade etti:


"Bu parti PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmedikçe bunlarla görüşmeyeceğini söyleyen Başbakan, bir taraftan kamuoyunu aldatmayı amaçlayan ucuz kahramanlık yaparken, öte yandan bu mihraklarla özel temas kanalları kurmuştur. Başbakan Yardımcısını ve AKP Grup Başkanvekilini, PKK talepleri konusunda bunlarla görüşmek üzere görevlendiren Başbakan, bu tutarsızlıktan hiçbir rahatsızlık duymamıştır.


Kendisinin bu parti ile görüşmemesini bu konuda hassasiyeti olmasıyla izah eden Sayın Başbakan, aracı olarak kullandığı en yakın çalışma arkadaşlarını aynı hassasiyeti taşımayan insanlar konumuna sokmuştur. Bu hassasiyet terazisinin iki kefesinde bulunanlar, bundan da hicap duymamışlardır."


-"DEVLETE MEYDAN OKUMA..."-


Bölücü tahrik ve taleplerin yoğunlaştığı ve hız kazandığı böyle bir ortamda yaklaşan Nevruzu bir direniş günü olarak gören PKK terör örgütü ve sivil uzantılarının, sözde bayram kutlamalarını, yoğunluk merkezi 21-23 Mart olmak üzere, bir haftaya yayma kararı aldığına dikkati çeken MHP lideri Bahçeli, Nevruz bayramını bölücü emelleri için kullanan terör güdümündeki bölücü mihrakların; organize kitlesel şiddet eylemleri ve devlet otoritesine karşı ayaklanma provalarıyla yine sokaklara çıkacaklarının geçmiş tecrübelerle sabit olduğunu söyledi.


Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:


"Devlete meydan okuma ve PKK ile İmralı canisine sahiplenme gösterilerine dönüşecek bu eylemlerin büyük şehirlere de yayılması beklenmektedir. Bölge halkı bu amaçla tahrik edilecek ve izinsiz sokak gösterileri ve şiddet eylemleriyle gerginlik ve çatışma ortamına zemin hazırlanmasına çalışılacaktır.


Bu ihanet gösterilerinde PKK'nın maşası olan malum siyasi parti ile terör merkezi olarak faaliyet gösteren Belediyeler yine baş rolde olacaktır. Bölücü emellerin yeşermesi ve cesaret kazanmasında büyük katkısı olan AKP hükümetinin, Nevruz bahanesiyle sahnelenecek şiddet eylemleri ve ihanet provaları karşısında, devlet otoritesini korumak için nasıl bir tutum alacağı yaşanarak görülecektir."


-ÜLKÜCÜLERE "OLAYLARA KARIŞMAYIN" UYARISI-


Nevruz döneminde estirilecek bölücü tahrik fırtınaları karşısında Türk toplumunun sağduyusunu ve sükunetini korumasının büyük önem taşıyacağına işaret eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:


"Bu vesileyle özellikle Türk milliyetçiliği ülküsüne gönül verenlere ve ülkücü gençliğe seslenmek istiyorum; Türkiye'yi bir gerginlik ve çatışma ortamına sürüklemek için bir kez daha sahneye konulacak bir ihanet oyunu ile karşı karşıya bulunduğumuzu hiçbir zaman unutmayacaksınız.


Bu oyuna gelmemek ve etnik tuzakları boşa çıkarmak için azami derecede uyanık bulunacaksınız. Devletin otoritesini korumak ve gücünü göstermek güvenlik güçlerimizin görevidir.


Hiçbir şart altında sokak çatışmalarının tarafı olmayacaksınız. Tahrikler ne kadar ağır olursa olsun sükunetinizi ve vakur duruşunuzu koruyacaksınız.'













YORUMLAR 59
  • oku yorum 18 yıl önce Şikayet Et
    biz ne dedik!. bahçeli manevra yaptı akp uyanık ol şimdi sırası değil işinize bakın dedik ama noldu ne yazık ki mhp ip iyle kuyuya inmeye kalktı akp ve şimdi kuyuda bıraktılar yüz üstü hiç şaşırmadım hiçççç yazık oluyor bu güzel memlekete... bunun hesabını nasıl vereceksiniz??
    Cevapla
  • emre altıparmak 18 yıl önce Şikayet Et
    demokrasi nedir osman yola. osman yola sen bunun bir cevabını bul ondan sonra neyin demoktarik neyim antidemokratik olduğuna karar ver ve öyle olur olmaz konuşma
    Cevapla
  • oğuz tuna 18 yıl önce Şikayet Et
    Desteğiniz Bir Tuzak İdiyse Sizi Allah\'a Havale Ediyorum, Ama Yazıklar Olsun Diyerek. Bir arkadaşımız Bahçeli\'ye\'\'türban konusunda onayınızın nasıl bir oyuna gebe olduğunu halk olarak aramızda hala anlamaya çalışıyoruz.\'\' demiş. Evet,ben de Bahçeli\'nin bugün yaptığı \'\'Hükümet laiklik karşıtı fiillerin odağı olmakla suçlanmış ve şaibeli hale gelmiştir\'\'açıklamasından sonra baya şüphelenmeye başladım. Başörtüsü düzenlemesine verdikleri destek bir oyun muydu, bir kumpasa düşürme tuzağı mıydı acaba diye çok merak ediyorum. Hemen akabinde kapatma davası şüphelendiriyor bizi.
    Cevapla
  • Lütfü Bayraktar 18 yıl önce Şikayet Et
    bu halk neyin doğru olduğunu sizden iyi biliyor. sayın bahçeli sokaklar öyle demiyor.belliki gareziniz geçmemiş.bir mağduriyetliği çevirip aykırı bir manevrayla tersine çevirmeye çalışıyorsunuz.hukuktan ne anladığınız belli sezer uzantısı bi hukuk anlayışı nedir toplum biliyor. asıl bir aradan faydalanıp meclise girebilmiş olmanız sorgulanmalı.şu an seçim olsa halktan nasıl bir cevap alacağınız belli.chp halka hakaret ederken sesiniz çıkmıyodu.türban konusunda onayınızın nasıl bir oyuna gebe olduğunu halk olarak aramızda hala anlamaya çalışıyoruz.
    Cevapla
  • mimiga mimiga 18 yıl önce Şikayet Et
    . Başörütüsü sorununu çözeriz oyları alırız. Babayı alırsın. Avucunu yalamayı da ihmal etme. Sen bu söyleymlerinle değil başörtüsü sorununu çözmek ancak başörtüsünü ÇÖZ(dür)MEYE katkı sağlarsın.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
"İmamoğlu'nun milletvekilleriyle görüşmesi yasaklandı" iddiasına soruşturma
Türk uçakları Yunan bakanı taciz etti mi? Resmi açıklama geldi