Finans sektörüne rakamlarla cevap

Başbakan Erdoğan, YASED toplantısında krediyi geri çağıran bankalara yüklendi ve 2007 yılı ile 2008 yılı kâr rakamlarını vererek BBDK'ya seslendi.

Finans sektörüne rakamlarla cevap
Finans sektörüne rakamlarla cevap
GİRİŞ 19.11.2008 19:52 GÜNCELLEME 19.11.2008 19:52

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonomik krize ilişkin hükümetten sihirli reçete beklemenin ya da süreci tribünden izlemenin doğru olmayacağını söyledi.

Kimsenin bu krizi kendisi için fırsata dönüştürme yaklaşımı içerisinde olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, ''Kriz fırsatçılarına açık söylüyorum; kim olursa olsun izin vermeyeceğiz,gereği neyse onu yapacağız, çünkü aynı gemide yol alıyoruz. Biz bu geminin batırılmasına müsaade etmeyeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara Palas'ta düzenlenen, Uluslararası Yatırımcılar Derneği'nin (YASED) Geleneksel Ankara Resepsiyonu'ndaki konuşmasında, geçen hafta G-20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere beraberindeki bir heyetle ABD'ye gittiğini anımsattı.

New York ve Washington'da çok verimli temasları olduğunu, düşünce kuruluşları ve basın kuruluşlarıyla bir araya geldiğini, verimli görüşmeler yaptığını anlatan Erdoğan, küresel krize karşı uluslararası camiada uzun süredir çözüm arayışlarının devam ettiğini söyledi.

G-20 Liderler Zirvesi'nin de bu gündem maddesiyle toplandığını hatırlatan Erdoğan, zirvenin, bu toplantıya kadar daha çok hazineyle ilgili bakanlar arasında yapıldığını ilk defa devlet başkanları ve hükümet başkanlarının katıldığını ifade etti.

G-20'nin küresel ekonomik ve finans sisteminde önemli ağırlığı olan ülkelerin uluslararası karar alma sürecine daha fazla katılımını sağlamak amacıyla 1999 yılında oluşturulduğunu anlatan Erdoğan, platformun üyelerinin dünya gayri safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 80, dünya nüfusunu da yüzde 70'ini temsil ettiğini belirtti.

Türkiye'nin de kuruluşundan bu yana platformun etkin bir üyesi olduğunu belirten Erdoğan, Washington'daki zirvede devam eden ekonomik kriz noktasında önemli kararlar alındığını vurguladı.

''Çıta zaten yükselmiş, dünyanın beklentisi çok çok fazla. Acaba, bu zirveden ne gibi kararlar çıkacak bu bekleniyor'' diyen Erdoğan, G-20 liderleri olarak bundan sonra yapacakları konusunda ortak hareket etmeyi ve gelecek dönemde liderler düzeyinde toplantılara devam edilmesinin kararlaştırıldığını ifade etti.

Erdoğan, mevcut ekonomik koşullar çerçevesinde son yıllarda küresel büyümenin ana motoru olan yükselen piyasa ekonomileri ve gelişmekte olan ülkeleri desteklemek, bu ülkeleri hızlı ekonomik büyüme sürecinin devamını sağlamak için kapsamlı bir siyasi irade ortaya konulmasını özellikle vurguladıklarını belirtti.

Bu süreçte, uluslararası mali kuruluşlara da gelişmekte olan ekonomilere gerekli desteği verme çağrısında bulunduklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''IMF ve dünya bankasının geniş ve esnek araçlarla donatılmasını da gündeme getirdik. Hatta IMF'nin sermaye noktasında desteklenmesi konusu da gündeme geldi. Tabii tüm bunlar görüşülürken şüphesiz ülkemizden de farklı sesler çıkabiliyor. Yani bir taraftan 'hadi likit, hadi döviz kredisi' vesaire söylenirken, 'buna ihtiyacımız var' denilirken, 'öbür taraftan sakın ha IMF ile şöyle yapmayın, böyle yapmayın gibi yaklaşımlar var' ve 'işte Başbakan dayanamadı, Başbakan, şöyle oldu, böyle oldu.' Ben aynı şeyi söyledim. Karşılıklı çıkar hesabına dayalı olarak biz oturur konuyu konuşur, anlaşırsak IMF ile biz imzayı atarız. Bütün mesele, ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır. Biz IMF'ye ortak bir ülkeyiz. Dikkat edin. Biz dışarıda bir ülke değiliz. IMF'nin ortağıyız. Ortak olmanın yanında bizim bir başka özelliğimiz daha var. 'IMF nasıl bir kuruluştur' diye sorulduğunda, herhalde bu karşı çıkanlar, IMF'nin ne iş gördüğünü de bilmiyorlar gibi geliyor bana. IMF bir akreditasyon kuruluşudur. Yani o sizi akredite ederse sizin dünya piyasalarındaki konumunuz, yeriniz de çok daha farklı hale gelir. Eğer böyle bir durum söz konusu değilse, o zaman kusura bakma kimseyi kolay kolay buraya çekemezsiniz. Yani küresel sermaye o zaman Türkiye'nin semtine uğramaz. Niye? Akredite edilen bir ülke değilsiniz onun için. Bunları bir defa iyi bilmemiz lazım. Eğer, bunu iyi anlarsak, iyi yakalarsak inanıyorum ki o zaman buradan acaba alınan kredi hangi şartlarda alınıyor, bunu iyi görür, masaya iyi oturursak, bunun faydalı olduğunu da anlarsınız diye düşünüyorum.''

Başbakan Erdoğan, tüm gelişmiş ülkelerde alınan önlemlerin haksız rekabete yol açmaması konusunda da gerekli hassasiyetin gösterilmesi hususunu, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin orada altını çizerek vurguladığını anlattı.

-KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI-

Zirvede, ihtiyaç duyulabilecek her türlü tedbirin alınması konusunda ciddi bir kararlılık olduğunu da bizzat müşahede ettiğini anlatan Erdoğan, bu kararlılığın zaten toplantı sonrasında ifade edildiğini anımsattı.

Zirvenin sonunda oluşturulan deklarasyonun, bir mutabakat neticesinde hazırlandığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Alınacak tedbirler şu ilkeler çerçevesinde oluşturuldu; mali piyasalarda şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin artırılması, düzenleyici rejimleri güçlendirmek için gerekli mekanizmaların geliştirilmesi, hiçbir finans kuruluşu ve finans ürünün düzenleme ve denetleme dışı bırakılmaması, yatırımcıların ve mudilerin korunmasını sağlamak amacıyla dünya finans piyasalarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi, mali piyasaların tüm alanlarında uluslararası işbirliğinin ve eş güdümün güçlendirilmesi, uluslararası finans kuruluşlarının reforma tabi tutulması. Şuranın altını çiziyorum, geçenlerde bir açıklama yaptık, bazıları hemen, 'bu ters tepti' filan gibi bir şeyler söylediler. Kredi derecelendirme kuruluşlarının yöntemlerinin gözden geçirilmesi ve şeffaf hale getirilmesi. Öyle kalkıp ülkelere göre notlar vermek, notları indirmek bunların bir çoğunun dürüst olmadığı, samimi olmadığı çok açık, net bu deklarasyonda ortaya çıkıyor. Çünkü tüm ülkelerde aynı dert söz konusu. Bu ilkelerin gerçekleştirilmesi sırasında serbest piyasa ekonomisinden taviz verilmemesi ve korumacı politikalara yönelinmemesi konusunda da görüş birliği oluşmuştur. Bu ilkelerin hızla hayata geçirilmesi için G-20 ülkeleri, yetkili bakanları görevlendirmek suretiyle geleceğe yönelik ön hazırlık çalışmalarını başlatmaları ve 5 ilke çerçevesinde acil ve orta dönemde alınacak tedbirleri içeren detaylı bir eylem planını da orada yayınladı.''

Bu planda yer alan acil tedbirlerin, önümüzdeki yıl Mart ayı sonuna kadar hayata geçirilmesinin ön görüldüğünü belirten Erdoğan, bu amaçla zirvede alınan kararların ve ilkelerin uygulamasının gözden geçirilmesi amacıyla 30 Nisan 2009 tarihinden önce yeniden bir araya gelineceğini söyledi.

''Şurası çok açık, devam eden küresel krizle ülkelerin tek tek mücadele ederek başa çıkabilmesi mümkün değil. Uluslararası bir dayanışma, bir ortak hareket kaçınılmaz görünüyor'' diye konuşan Erdoğan, zirveyle bu noktada önemli bir adım atıldığını ifade etti. Erdoğan, ''Umuyorum ve inanıyorum ki burada alınan kararlar krizin dünya genelinde çok fazla hasara yol açmadan atlatılmasına önemli katkılar sağlayacaktır'' dedi.

-''BUNA MUSAADE EDEMEYİZ, ETMEMELİYİZ''-

Küresel mali krizin Türkiye'ye muhtemel etkilerini değerlendirmek ve sınırlandırmak üzere farklı kesimlerle, sosyal taraflarla ve finans çevreleriyle toplantılar yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Süreci hep beraber değerlendirmek ve hep beraber ortak bir hareket stratejisiyle yol alınması durumundayız. Hükümetten sihirli reçete beklemek ya da süreci tribünden izlemek doğru olmaz. Finans sektöründe geçen yıl kriz yok, ama geçen yılın karı 11,7 milyar dolardı, toplamı söylüyorum. Bu yıl nedir şu anda? 11 milyar dolar... Bu yıl kriz var, 11 milyar dolar finans sektörü karda. Peki finans sektörü niçin kriz çağırmaya başladı? Neden buraya gidiyor? Niçin faiz oranlarıyla oynamaya başladılar? Peki bu adil mi, bu dürüstlük mü? Böyle bir uluslararası krizi acaba kendisi için ranta, fırsata dönüştürmek değil mi? Ben de diyorum ki, eğer elimde bir imkan, fırsat varsa ben onu değerlendiririm. Kim için? Halkım, KOBİ'lerim, girişimci, bilişimci için. Aynı şekilde inanıyorum ki Türkiye'nin denetleme ve düzenleme kurulu da bunu yakın takibe alacak ve bunu yapacaktır. Çünkü BDDK bunun için kuruldu. Ülkemizi kalkındıracaksak hep beraber kalkındıracağız. Hep beraber güçlü olacağız. Sen finans kuruluşusun. Senden kredi alanlar olduğu sürece sen varsın. Senin reel sektörü ihtiyacın var, senin de reel sektörün de sana ihtiyacı var. Etle tırnak gibisiniz. Kalkıp da sen reel sektörü yok farz edemezsin. Tabii o da seni yok farz edemez, ama sen onu burada görüyorsun ki kıvranıyor, bir tekme de sen atıyorsun. Yok böyle bir şey. Bunu da müsaade edemeyiz, etmemeliyiz. Bu rakamlar bile finans sektörümüzün ne kadar güçlü bir yapıya ulaştığını göstermektedir.''

-''FARKLI İMKANLAR BULMAK ADINA''-

Bundan sonraki sürece müşterek atılması gereken adımlar bulunduğunu belirten Erdoğan, çalışmaların yapıldığını ve gerekli adımların atılacağını söyledi.

Farklı imkanlar bulmak adına kendisinin ve arkadaşlarının dolaştığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer bugün buralara geldiysek durup dururken gelmedik. Şahsım, bakan arkadaşlarım fellik fellik dünyayı iş adamlarımızla birlikte dolaştık. Buralara yatırımcıyı getirdik, dış ticareti güçlendirdik bunların adımlarını atıyoruz. Yarın öğleden sonra Hindistan'a gidiyoruz. Turistik seyahate değil, bu işler için gidiyoruz. Dönüp geleceğiz, Körfez'e gideceğiz. Körfez'i dolaşacağız. Buralarda neler yapabiliriz bunun adımlarını atıyoruz. Aynı şekilde Kafkasya'da bunun adımlarını atıyoruz. Ne yapabiliriz diye çok daha fazlasıyla uğraşmak durumundayız.''

-''AÇIK SÖYLÜYORUM''-

''Kimse bu krizi kendisi için fırsata dönüştürme yaklaşımı içerisinde olmamalıdır'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kriz fırsatçılarına açık söylüyorum; kim olursa olsun izin vermeyeceğiz. Gereği neyse onu yapacağız. Çünkü aynı gemide yol alıyoruz. Biz bu geminin batırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu krizi için birileri için değil, hepimiz için fırsata dönüştürmeliyiz. Gerek reel sektör, gerek finans sektörü sermayesine sermaye enjekte etmek durumunda. Buyrun kanunu çıkardık, nerede neyin varsa getir enjekte et. İşte dışarıdaysa yüzde 2, içerideyse yüzde 5... Bakın, bir şey söylüyorum kızıyorlar. 'Var diyorum yastık altında bir şeyler.' Getirin, girin bunları sermayeye, bu konuda da yasal olarak sizlere verdik. Dünya bunun örnekleriyle dolu. Buyrun, atın adımlarınızı ve güçlenin, ülke de güçlensin. Çıkardığımız Varlık Barışı Yasası buna yönelik. İş alemimiz bir an önce bu yasadan yararlanmak için harekete geçmelidir. Bu süreci el birliğiyle yönetmek durumundayız.

Ekonomik alanda son 6 yıl içinde önemli başarılar elde edildi. Hem ulusal bazda hem de küresel bazda Türkiye'nin konumunun hızla değiştiği görülüyor. Milletçe daha büyük hedefler için umudumuz da artıyor. Bu iyileşmede kuşkusuz uluslararası doğrudan yatırımların olumlu etkisi oldu. Bu olumlu etkiyi artırmak, kalıcı kılmak için çabalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Tabii ki yatırım ortamını iyileştirmenin uzun soluklu bir süreç olduğunu biliyoruz. Bunu sürekli olarak kendileriyle görüştüğümüz girişimci dostlarımız da çok açık, net vurguluyor. Biz bunu aksatmayacağız. Yine bu süreçte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da YASED gibi sivil toplum örgütlerimizle ortak hareket etmeye, diyalog içinde olmaya azami özen göstereceğiz.''

KAYNAK: AA
YORUMLAR 10
  • serkan zorlu 17 yıl önce Şikayet Et
    başbakanım. sayın başbakanım sen varken bize korku yoktur buna bütün kalbimizle inanıyoruz senin gerektiği yerde gerekeni yapacağından hiç bir şüphemiz yoktur
    Cevapla
  • bayram karatepe 17 yıl önce Şikayet Et
    1 tabunun yıkılışı. unutmayalım ana yasa kitapcığını birileri fırlatmasıyla TÜRKİYE,de yerinden fırladı şimdi ise dünya çapında bir kıriz var ama yinede bizim ekonomimiz sağlam bence neden derseniz şu 2 sene içinde olanlara bakalım sözde cumhuriyet mitinklrri cumhur başkanı seçimi başörtüsü genel seçim artı kapatma davası daha neler sizce yorum yaparken bunları düşünüyormusunuz yorumunu sizlere bırakıyorum saygılar
    Cevapla
  • cenk yıldırım 17 yıl önce Şikayet Et
    Suçlu aramak... Birileri suçlu arıyor ve hemen de bulmuşlar.. Bağırıyorlar suçlu hükümet başbakan..El insaf kriz yurtdışı kaynaklı. bunu herkes biliyor. Türkiye de avrupaya mal satan ve avr.dan mal alan bir ülke olarak mutlaka etkilenecek. Kriz tellalığı yapanlar ve bazı siyasi çıkar sağlamaya çalışanlar bankaları, işadamlarını, medyayı kriz çıkarmaları için görevlendirmişler. Onlarda abilerinin dediğini yapıp öldük bittik aman devlet bizim kasamızı doldursun diyorlar. Suçlu kim?
    Cevapla
  • selehattin İNOĞLU 17 yıl önce Şikayet Et
    KAHRAMAN BAŞBAKANIM. SN Başbakanım Sizi Yüce Rabbim Başımızdan Eksik Etmesin.Türkiyede Bu uzun Kuyruklar,karaborsalar,rüşvetler nasıl yok oldu ise Hiçkorkma ekonomide düzelir sakın yiyicilere inanma Aynen yoluna devam et.ALLAHIM YARDIMCIN OLSUN.
    Cevapla
  • M/Y 17 yıl önce Şikayet Et
    Olağan üstü hâl. Yorumcuların bence biraz insaflı olarak yorum yapması gerekiyor, çünkü bu kriz yurt içinden değil yurt dışındaki şartların değişmesi ile ortaya çıkmış bir kriz, eğer hükümeti suçlamakla iş düzelcekse birlikte suçlayalım ama adil olmak gerekirse, bunlar giderse alternatif varmı ? bence yok Tayyip erdoğan yarın çıkarda ben yerel seçimleri ve genel seçimleri beraber yapıyorum derse o zaman bu ülke hapı yuttu.olması gereken bu ülkenin insanı olarak biz neler yapabiliriz ona bakmamız lazım.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İmamoğlu ve Özel, DSP ile görüşüyor! "Partiyi bize devredin..." Kavala ve Demirtaş detayı!
Türk uçakları Yunan bakanı taciz etti mi? Resmi açıklama geldi