“Darbe yaparsanız ...” diye başlayan uyarı, suç değildir!

.

  • GİRİŞ15.05.2020 11:37
  • GÜNCELLEME15.05.2020 12:06

Son günlerin moda tartışması, “Darbe” tehdidleri ile başladı..

 

 

Sonrasında, “Darbe olursa, neler yaşanır” üzerinden devam ediyor..

Tartışmayı başlatanlar “darbe” imasında bulunanlar..

 

 

Tayyip Erdoğan’ın, seçimle veya seçim dışı bir şekilde (nasıl olacak ise) devrileceğini öne sürenler..

Ama dayak atılmaya çalışılanlar, “Darbe olursa, biz neler yaparız” diyenler..

Darbe tehdidi yapanlar gözlerden kaçırılıp.

Darbe yapılırsa, neler yapacağını açıklayanlar hedefe oturtuluyor..

Oysa niyetimiz halis ise.

Ülke için karanlık planlarımız yok ise.

“Bir daha deneseler.. Başka türlü Tayyip Erdoğan’ı devirme ihtimalimiz yok” düşüncesinde değillerse..

Tartışmayı bir çırpıda bitirmek basit:

“Darbe yapılmasını isteyen alçaktır.. Darbe yapılmaya kalkışılırsa, o darbecilere ölümüne karşı koymayan da alçaktır.. Dolayısı ile.. Darbe yapılmaması noktasında hemfikir isek. Darbe olursa bunu yaparım, bunu yaparım diyenlerin sözleri de abestir!”

Bu denilmiyorsa..

Ben de soruyorum:

“Sizin darbe yapmaya niyetiniz mi var? Niyetiniz mi var ki, ‘darbe olursa’ diye başlayan cümleler sonrasında gelen hatırlatmalar için, tartışmaya giriyorsunuz?”

Darbe yapmazsanız.

Darbecilere destek vermezseniz..

Kimsenin de, doğru veya yanlış.. Size yönelik bir cümlesi olmayacak demektir..

Ama siz şunu düşünüyorsanız..

“Biz alttan alta.. Darbe söylemini gündeme getirelim. Ortamı hazırlayalım. Seçim dışı bir usulle de, iktidarın gitme ihtimalini dillendirelim.. Sonra yavaş yavaş.. ‘Genç subaylar rahatsız’ manşetlerini attıralım.. Sonrasında, bir adım geri atıyormuş gibi yapıp, ‘Bu sefer silahsız kuvvetler halletsin’ söylemi ile seçimle işbaşına gelenlere son fırsatları verdiğimiz tehdidini yapalım..  İnsanlar gölgelerinden korkar haline gelince.. Varsa ‘Darbe olursa, sokağa çıkarız’ diyebilecek aslan.. Hesabını görürüz..” 

Bunu düşünüyorsanız..

Kusura bakmayın..

Bu uyanıklığa, hukuk da izin vermez.. Vicdanlar da izin vermez.. Bu ülkenin dürüst ve vatanperver insanları da izin vermez..

Hukuk izin vermez diyorum..

Kendi görüşümü açıklamıyorum..

Yargıtay içtihadı ile misallendireyim..

Bizim önümüzdeki örnekte darbe yapma alışkanlığı var..

Yargıtay içtihadında hakaret etme alışkanlığı.

Biri diğerine hakaret etmiş..

Hakarete uğrayan da..

Yani bizim tartıştığımız konuda..

İradesi engellenmiş, seçtiği insanlar sürekli yönetimden indirilmiş vatandaşlardan birisi de..

Hakaret edene..

Yani darbe yapmak isteyenlere..

Şu tehdidi (halk dilinde tehdit. Hukuki anlamda tehdit değil) yapmış:

“Bir daha bana küfür edersen, adam nasıl öldürülür sana göstereceğim.”

Olaydan sıyrılarak düşünelim.

Bir kişinin, bir başkasını, “Sana adam nasıl öldürülür, göstereceğim” demesi kabul edilebilir mi?

Edilemez.

Ama bu tartışmanın başında..

Muhatabınız size hakaret etti ise.. Küfür etti ise..

Tehdidi de kendisi davet etmiş olur.

Bunu ben söylemiyorum.

Yargıtay söylüyor..

Yagıtay 4. Ceza Dairesi, onlarca kararı var da.. İşkembeden sallıyor denilmemesi için.

Bir tanesinin sayısını da vereyim:

2013/25090 esas ve 2015/36518 karar sayılı kararında tam olarak şöyle diyor:

“1-Sanığın katılana gönderdiği mesaj içeriğinde yer aldığı kabul edilen ‘bana bir daha küfür edersen, adam nasıl öldürülür sana göstereceğim’ şeklindeki sözlerin, tehditin şarta bağlanması ve kendisine hakaret edilmemesini sağlama düşüncesiyle TCK’nın 25/1 maddesinde öngörülen hakka karşı saldırıyı defetme mahiyetinde olduğu ve anılan Kanunun 106/1. maddesinde öngörülen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, hükümlülük kararı verilmesi, (...) kanuna aykırı ..”

Demek ki ne imiş?

Yargıtay içtihadlarında “şartlı tehdit” olarak nitelendirilen, muhatabınızın suç niteliğindeki bir eylemi gerçekleştirmemesi için yapılan tehditler, suç değilmiş..

Hukuk da bunu öngörüyor.

Mantık da bunu öngörüyor.

Vicdan da bunu öngörüyor..

Dolayısı ile..

Kimse ezikliğe kapılmadan.

Yüksek sesle..

“Darbe yapmaya kalkarsanız, sokağa ineriz, tankları engelleriz” demelidir.. Diyebilmelidir..

Hatta “tanklardaki darbecileri başka türlü engelleme imkanı yok ise, onları etkisiz hale getiririz” diyebilmelidir..

Bu suç değildir..

Suç olan, halkın iradesine ipotek koyulmasına kalkışılmasıdır..

Suç olan, 1960’da yapılan darbedir. 1980’de yapılan darbedir. 28 Şubat 1997’de yapılan darbedir. 27 Nisan 2007’de yapılmak istenilen darbe girişimidir..

“Biz usul usul darbeyi dillendirelim.. Darbe olursa sokağa çıkarız diyenleri de susturalım. Sonra meydan bize kalsın” diye düşünenler, Türkiye’de artık eski numaraların sökmeyeceğini akıllarına kazımaları gerekir..

27 Mayıs’ta bunu yapmışlar.

İsmet İnönü, Menderes’e bakın ne demiş:

“Seni ben bile kurtaramam!”

Bunu söylediği gün, İnönü’nün yakasına yapışılıp, “Sen bu ülkenin seçilmiş Başbakan’ını darbe ile mi tehdit ediyorsun” denilmiş olsaydı..

Belki ne 1960 darbesini. Ne sonrakileri yaşamazdık..

Ama o gün İsmet İnönü’nün yakasına yapışılmadığı içindir ki..

O tehditleri yapanlar, artık bunu olağanlaştırmışlar..

Önce halkı darbe ihtimaline hazırlamışlar.. Günlük hayatta tekrarlamışlar.. Yemek içmek gibi, darbe yapmanın olabilirliğini konuşmuşlar..

Sonra asker sokağa çıkıp, darbeyi yaptığında da..

Kimse karşı çıkamamış..

Bu ülkede, kimse, kimsenin ne canına, ne ailesine bir zarar veremez..

Herkesin canı da, ailesi de, devlete emanettir..

Ama..

Siz, darbe yapmaya kalkarsanız..

Halkın seçtiklerini yönetimden indirme hakkını kendinizde görürseniz..

Birilerinin size karşı direneceğini de, önceden bilmeniz gerekir..

Sonra olur ya: “Direneceğinizi bilseydik, yapmazdık, niye önceden söylediniz ki” dersiniz.. 

Onun içindir ki.. Darbe sonrasında yaşanılacaklar hakkındaki tehditleri tartışmadan önce..

“Darbe”yi gündemimizden çıkarmamız lâzım.. 

Yeniakit

Yorumlar1

  • A. Abdullah 1 ay önce Şikayet Et
    Çok güzel yazı. Delilli, ıspatlı.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat